Ayaklar omuz hizasında, kollar bir kartal kanatları gibi açık.

Sol bas

sağ bas

sol bas

yürü yürü yürü

sol bas

sağ bas

sol bas

bekle bekle bekle

sağ diz yere vurur

sol diz yere vurur

sağ diz yere vurur

yavaş yavaş kollar aşağıya iner

‘Sarı Zeybek’ biter.

Fazlaca türü olan, ağır ağır hareket ederek bu halk oyunun adı Zeybek’tir.

Yöreden yöreye müzik farklılaşabilir, figürler biraz değişebilir.

Zeybeğin kelime kökeni de tıpkı kendi oynayış biçimi gibi kimi tarihçilere göre farklılık gösterir.

Bir tarihçi, Divan ı Lügati’t-Türk'te sağlamlık anlamına gelen “Bekneg” kelimesinin zamanla adının zeybeğe geldiğini,

bir diğer tarihçi Eski Türkçe’de koruyucu anlamına “Say” ile, sağlam anlamına gelen “Bek” kelimesinin birleşip, “Saybek” kavramının ortaya çıktığını, zamanla ise zeybek haline geldiğini,

Bir diğer tarihçi ise Anadolu’ya gelen ilk Türk askerlerine “" denildiğini, “Sübek” kelimesinin subay anlamına geldiğini zamanla s harfinin z harfine dönüştüğünü “Zübek" kelimesinin zeybek kelimesine evrildiğini,

bir diğer  tarihçiye göre ise Mısır’da oluşturulan Türk askeri birliklerin Bursa yöresinden geldiğini, bu askerlerin topluca hareket ederken çok atak olmaları nedeni ile “Cıva gibi” anlamına gelen kelime “Zeybeki” kelimesinden türediğini ve zamanla zeybek adını almış olabileceğini söyler.

Kelimenin kökeninin, hangi dilden bize geçtiğine dair yine kesin olarak net bir bilgi olmaması ile beraber, zeybek kelimesinin anlamı hemen hemen tüm tarihçelerde aynıdır.

Yiğitlik, mertlik, koruyuculuk, cesaret anlamı taşıdığı konusunda tüm tarihçiler hem fikirdir.

Ege yöresine ait olan bu oyun türü, doğada var olan yırtıcı hayvanların avlanma sırasında yapmış olduğu taklitlerin birer yansıması ile oluşmuştur.

Türkiye’ ye ilk defa, 1925 yıllarında gelmiş, Kadıköy İttihad-ı Stadı’nda, Atatürk ‘ünde katılımı ile halka açık şekilde oynanmıştır.

Bu dansı Türkiye’ye getiren kişi ise çok yönlü olan ancak sporcu ve siyasetçi kişiliği ile öne çıkan Selim Sırrı Tarcan’dır.

Tercan, Harmandalı ve Aydın yöresinde oynanan zeybeğin figürlerini derleyip, ortaya sarı zeybeği çıkartmıştır.

Zeybeği çok beğenen Atatürk, Tarcan'dan bu oyunu yaymasını ve insanlara öğretmesi gerektiğini söylemiştir.

Sadece erkeklerin oynadığı bu oyunu, Atatürk ‘ün ideolojisinde kadının yerinin ne denli önemli olduğunu bilen Tarcan, bu dansa kadını da ortak etmiş, Türkiye’nin her yerinde dansın yayılmasını sağlamıştır.

zeybek

Atatürk ‘ün bu dansı bu kadar sevmesinin nedeni ise, dansın hikayesini beğenmesi, bu dansı; Türk milletinin, Türkiye’nin kaderi ile bağdaştırmış olmasıdır.

O kadar çok sevmiştir ki, kendi de oynamaya başlamıştır.

Hatta, son zeybeğini de Bursa'da oynamıştır.

Bursa Belediyesi’nde verilen baloda, gece sonunda Sarı Zeybek ‘in çalınmasını istemiş, yakınları pek tedirgin olsada, o dimdik ayağa kalkmıştır.

Çünkü, Atatürk ve yakınlarının çok iyi bildiği bir şey vardı o gece.

9 gün önce hastalığını öğrenmişti Paşa. Ama dimdik ayaktaydı, kartal gibi açık kolları, müziğin çalmasını bekliyordu.

Ölümü bile selamla karşılayan adama, hastalık haberi etki eder miydi?

Sarı Zeybek çaldı.

Dizlerini yere vurarak oynadı Paşa, son kez Bursa'da.

ata

Her 10 Kasım’da saygı ve minnetle anıyoruz.