Bursa
Parçalı Bulutlu
9.9°
Lifebursa.com - Bursa ve Türkiye'den son dakika haberleri

82. Yılında Atatürk’ümüz, Kemalizm ve Atatürkçülük

Gündem , 11 Kasım 2020 Çarşamba, 13:13

82. Yılında Atatürk’ümüz, Kemalizm ve Atatürkçülük
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün sonsuzluğa uğurlanışının 82. yılındayız. Son yıllarda her geçen gün artarak devam eden  bu sevgi seli dünyanın hiçbir ülkesinde görülmemiştir.

Son 15 yıldır Atatürkçülük artık resmi ideoloji olmaktan çıkınca onca engellemelere rağmen halk daha bir coşku ile Kemalizm’e sarılmaya başladığını gözlemliyoruz; milli günler anma günleri halka daha çok mal olmaya başladı

1960'lar da ancak açılan  Anıtkabri ziyaret edenlerin sayısı 460 milyonu geçmiştir! Bu bir lider için dünya rekorudur. Halkın giderek artan bu ilgisi Türkiye’de son birkaç yıldır ona en karşı olanların bile değişmesine neden olmuştur. Herkes lafını sözünü artık tartarak konuşmak durumuna gelmiştir.

O tüm dünyada birbirine zıt rejimlere sahip onlarca ülkesinde anıtları yapılmış çoğunluk başkentlerin meydanlarına, parklarına onun adı verilmiş, adına pullar basılmıştır.

Kitabı Nutuk dünya kütüphanelerine girmiş Çin'den Yunanistan’a onlarca dünya üniversitelerinde ders kitabı olarak okutulmaktadır.

Hayatı savaşlarda geçmiş, girdiği tüm savaşları kazanmış buna rağmen “mecbur kalmadıkça savaş bir cinayettir yurtta barış dünyada barış” diyerek savaşı değil barışı yüceltmiş bu amaçla birçok barış antlaşmaları yapmış ve dünya barışı için çaba sarf etmiştir.

Savaş dehası olduğu kadar o bir barış dehasıdır. Bu nedenle dünyada  Nobel barış ödülüne aday gösterilen tek askerdir.

Biz onu daha yakından tanımak adına Kemalizm’i ve tartışmalara neden olan Atatürkçülüğü konu edineceğiz.

Soru: Kemalizm’in tanımlayan temel ilkeleri nedir?

1-Emperyalizme karşı, tam bağımsızlık

2-Geri kalmışlığa karşı, akıl, bilim ve uygarlık

3-Saltanata Sultana karşı, milli egemenlik

4-Yırtta barış, cihanda barıştır

Özetle, tam bağımsız, laik, demokratik ve çağdaş bir ülke hedefi için aklı bilimi rehber edinen savaşa sömürüye karşı barıştan yana olmanın adı Kemalizm’dir.

Kemalizm’i tanımlayan bu kavramlar aklı bilimi rehber edindiğinden onun ilkeleri dogmatik değildir; donmuş kalmış kalıplar değildir, çerçevesi çizilmiş değişmez öğretiler yerine evrenseldir.

Hayatın her alanında savaşta barışta TC'yi kurmada devrim yasalarını yapmada “Türk Mucizesi” diye tanımlanan eğitim sağlık üretim alanında her zaman Kemalizm’in ilkesi olan aklı bilimi rehber edinmesi onun ölümsüzleştirmiştir.

Atatürk’ü ölümsüz kılan, aklın ve bilimin rehber edinilmesidir.

Bu dört temel evrensel ilkenin hiçbirisi küresel güçler ve etnikçi mezhepçi işbirlikçileri tarafından benimsenmesi asla mümkün değildir

Emperyalizmin anti tezi, Kemalizm’dir.

Kemalizm kavramı, Atatürk hayatta iken kullanılmaya başlanmış ve Atatürk’ün hedefini ortaya koyan kavramlardır.

”Kemalizm” ve “Kemalist” kavramı ilk ne zaman ve kimler tarafından kullanılmıştır?

Yıl 1919, Mustafa Kemal Paşanın Anadolu’ya çıkması ile Amasya’dan başlayarak devam eden kongreler ve milli mücadeleyi halka mal etme, bilinçlendirme, motive etmeye, halkın azmi ve kararlılığını ete kemiğe büründürme çabalarını Amerikalı, İngiliz ve Fransız ajanlar çoğunlukla gazeteci vb sıfatıyla adım adım takip ederler.

Onlar yazışmalarında Mustafa Kemal Paşanın yanında yer alan silah arkadaşları ve işgalcilere karşı kutsal Anadolu isyanını başlatarak vatan ve namusları için savaşanları örgütlemek ile görevlendirilmiş subaylarında yer aldığı sivil milisler olan, Kuvay-ı Milliyeciler için “Kemalistler”, onların hareketine  “Kemalist hareket” ve düşünceleri içinde “Kemalizm” olarak ifade ederler.

Kemalizm ya da Kemalist sözcükleri o dönem tüm dünya ülkelerinde aynı anlamda kullanılır.

İstiklal marşı yazarımız Mehmet Akif Ersoy, Ankara müftüsü Rıfat Börekçi hoca ve zamanla Anadolu’da birçok müftü ve din adamı, esnaf, çiftçi muallim İstanbul’dan Anadolu’ya geçen doktorlar, subaylar muallimler vekiller hepsi de Kemalistler arasında yer alırlar. Ankara’da Mustafa Kemal Paşayı karşılayan Bektaşi lideri Celalettin Çelebi de Kemalistlere katılır.

Ve en önemlisi de yüzlerce yıldır baskılanmış, Çanakkale’den beri hep canla başla hastanede cephede görev alan kadınlarımız ki onlar yerine göre silah kuşanarak takım komutanı olan ve cepheye kağnılarla malzeme taşıyan kadınlarımız hepsinin de adı Kemalist idi.

Özetle milli mücadelede Mustafa Kemal Paşanın etrafında vatanı ve namusu için işgalcilere karşı toplanan herkese Kemalist denilmesinin belgeleri tüm dünya ülkelerinin arşivlerine girmiştir.

*1935’te CHP parti programında yer alan ilkeler için “Kemalizm’in Prensipleri” ifadesi kullanılır. Atatürk’ün sağlığında “Kemalizm” kavramı mecliste Özellikle Celal Bayar ve diğer vekillerce her fırsatta dile gelmiştir.

Atatürk’ün sağlığında hiçbir zaman dile gelmeyen “Atatürkçülük” nedir?

“Atatürkçülük” kavramı bir Kemalizm kavramı gibi hiçbir zaman tam olarak net bir tanımı yapılamaz haldedir.  Birbirine zıt ideolojik yapıların çoğunluğu Atatürkçü olduklarını ifade ederler. Kendilerini solcu, devrimci, ülkücüyüm milliyetçiyim, milli görüşçüyüm, liberalim demokratım vb diyenlerin yanında bir de “ben Atatürkçüyüm ama Kemalist değilim” diyen ya da tam tersi olanlar var.

Ünlü Atatürkçüler Kimlerdi?

'ABDci 'darbeci vesayetçi General K. Evren o Atatürkçülüğü dilinden hiç düşürmedi ancak Atatürk’ün en değer verdiği Türk Dil Kurumunu ve Türk Tarih Kurumunu kapattı!

K. Evren, CIA projesi “Türk-İslam sentezinin” ve “Batıcılığın” Atatürkçülük olarak bilinmesine gayret ederken Türkiye’nin eyaletlere bölünerek federatif devlet olmasını açıkça savunmuştur(Bkz Cengiz Özakıncı “12 Eylül’ün derin Misyonu, Federasyon”)

*Atatürk’ün bir jakoben yani tepeden inmeci, kendisini halktan soyutlamış, dayatmacı, seçkin azınlık devrimcisi, gerekirse kan döken bir diktatör olarak tanınmasında Kenan Evren ve benzeri vesayetçi dikta rejim heveslisi  “Atatürkçüler” neden olmuşlardır.  

Antiemperyalist bir lider olan Atatürk, emperyalizme hizmet eden General Kenan Evren’in dilinden hiç düşmedi! Bu durum eşyanın tabiatına aykırıdır.

İslam’a en büyük zararı kripto siyasal İslamcılar  vermiş ise Kemalizm’e ya da gerçek Atatürkçülüğe en büyük zararı da binbir çeşit  Atatürk maskeli fırsatçılar, kripto yapılar vermiştir.

*1935'te Kemalizm’in ilkelerini benimseyen CHP, 1954 10. Büyük kurultayında “Atatürk Yolundan” bahseder.

Çünkü Nato’ ya girmiş bir Türkiye, artık Mustafa Kemal’in Türkiye’sinden uzaklaşmaya başlarken yoluna “Atatürk Yolu” diyerek devam etmişlerdir.   Emperyal ülkelerin güdümünde bir ülke için tam bağımsızlıktan bahsedemeyiz.

 Atatürk bir Diktatör müdür?

Hiçbir diktatör çağdaş demokratik bir rejime giden yolu, saltanata karşı milletin iradesini hakim kılmayı en temel hedef yapmaz. Anadolu’ya ayak bastığından itibaren izlediği yol, yaptığı kongreler ve kurduğu TBMM ile o dönem halkın seçtiği vekillerle milli mücadele sürecini yönetir.

Milli iradeyi en temel değer yapan TBMM'de saltanata ve halifeliğe saygı duyan vekillerin yanında, tüm görüşten vekiller vardır. Milli Mücadeleyi yöneten, yasa çıkartan ve cumhuriyeti kuran ve devrim yasalarını yapan bir meclis, yönettiği milli mücadelenin dünyanın en demokratik savaşı olmasını sağlamıştır. Kaldı ki milli mücadele emperyalizme ve onun işbirlikçisi saltanat rejimine karşı yapılmış ve savaş sonrası kurulmuş cumhuriyet rejiminin en temel hedefi laik demokratik çağdaş cumhuriyettir. O Nutukta “biz Anadolu’ya geçtiğimiz zaman tam bağımsız ve milli iradeye dayalı bir devlet kurmak istiyoruz” diyor.

Bir de asla unutmamamız gereken bir konu vardır ki, tarihsel olayları değerlendirirken en temel koşul, olayları dönemin koşulları ile birlikte ele almaktır

Siz bugünün gözlüğü ile “Fatih Sultan Mehmet neden demokratik bir cumhuriyet kurmamıştır diyebilir misiniz?”

1923 ve sonrası Avrupa ülkeleri Fransa, İngiltere ve Türkiye haricinde diğer ülkelerin hepsinde onlarca yıl devam edecek dikta rejimlerinin varlığı dönemsel koşulları dikkate almamız gerekir.

Laik, Demokratik ve Çağdaş Cumhuriyet hedefine giden yolda demokratik bir rejim tam olarak inşa edilebildi mi?

15 yy şartlarında yaşayan henüz aydınlanma ve sanayileşme sürecini yaşayamadığından ne işçi sınıfı ne de burjuvazisi oluşabilmiş, yokluklar hastalıklar ve devralınan Osmanlı borçlarına* rağmen “neden demokratik burjuva devrimleri benzeri devrimler hemen yapılamadı?” derseniz tarihsel koşulları göz ardı edersiniz.  Avrupa 1789      öncesi 200 yıl sürecek  feodalizmi tasfiye sürecinde 500 milyon insan hayatını kaybeder. Avrupa cumhuriyetin bedelini oldukça ağır ödemiştir.

Ancak her şeye rağmen 1923-1945 arası 22 yıl süren aydınlığa çıkma çabasının yanında ne yazık ki 1945 ten sonra tam 75 yıl süren kesintili süreç bu amacından sapmıştır.

Cumhuriyetimizin yaşı 97 değil ancak 22 yıldır. Şu an o 22 yılın sağladığı ruh bile Cumhuriyet fikri temellerinin atılmasını sağlamıştır. O temel tüm askeri-sivil darbelere ve vesayetçi yapılara rağmen sapasağlam güçlenerek devam etmektedir. İktidara gelmek için demokrasiyi araç olarak kullanan işbirlikçi yapılar otokrasiyi inşa etmeye çalışırlarken TC'nin ilk yılları için demokrasiyi sorgulamaları trajikomik bir durumdur.

Demokratik bir ülke için önce bir vatanınız olacak, siyasi ekonomik kültürel askeri mali bağımsızlığınız olacak, hedefe giden yolda bunlar başarıldı.

 Ancak fakirlikten çıkmış gelir, adaletli gelir dağılımı sağlanmış ve bilinçli nesillerin yetişerek toplumu sürükleyecek oranı bulması için zamana ihtiyaç vardı.

O, devraldığı 15 yy şartlarında yetişmiş toplumu demokratik hayata dönüştürebilecek çağdaş bilince sahip yeni neslin yetişebilmesi için gerekli zamana sahip olamadı. Belki en azından on beş yirmi yıla daha ihtiyaç vardı. Avrupa’nın 200 yılda aştığı yolu 22 yılda en fazla ne kadar aşılabilirse o kadar aşabilmiştir.

Bu anlamda demokratik hayatı belirleyen koşullar oluşmadıkça çok partili bir hayata geçiş mümkün olmadığının bilincinde olan Atatürk,   “Türkiye  bir gün gerçek demokrasiyi kuracaktır” diyerek geleceğe ilişkin düşüncelerini ifade etmiştir.

Konu Başlığına dönersek özet olarak ne söyleyebiliriz?

“Ben bir Atatürkçü olarak Kemalizm’in ilkelerini benimsiyorum” diyen bir kişinin hiçbir çelişkisi yoktur.   Çünkü Kemalist olmak ve Atatürkçü olmak, aynı kişiyi örnek almaktır.

Hem birbiri ile ve hem de Kemalizm ile zıt bir Atatürkçülükten bahsedersek o zaman  ya oportünistlik, ya cahillik yada işbirlikçilik akla gelir.

Atatürkçülüğe derken ne anlam yüklediğimiz çok önemlidir.

Gerçek Atatürkçü, Kemalizm ilkelerini benimseyendir; nokta.

* Not: Osmanlı’dan devralınan  borç tutarı145 milyon Osmanlı Altınıdır.  Bkz Mafi Eğilmez “devralınan Osmanlı borçlarımız” https://www.mahfiegilmez.com/2011/12/osmanlidan-devraldigimiz-borclar.html