Bursa
Parçalı Bulutlu
7.9°
Lifebursa.com - Bursa ve Türkiye'den son dakika haberleri

Aile Danışmanı Günlüğünden...

Yaşam , 10 Ekim 2020 Cumartesi, 13:47

İyiydiler, Evlendiler ve Boşandılar!

Aile Danışmanı Günlüğünden...
 

Hasan ve kız arkadaşı Yasemin yedi yıldır birlikte yaşıyorlardı. Birbirlerini çok seviyor ve oldukça mutlu görünüyorlardı. Eş dost akraba ve arkadaşlarının da önerileriyle(baskısı ile) evlendiler.

Ne olduysa ondan sonra oldu bir şeyler eskisi gibi gitmiyordu. Evlenmeden önce gülüp geçebildikleri çabucak tatlıya bağladıkları ufak tefek konular şimdilerde yönetemedikleri çatışmaya dönüşüyordu.

Çoğu zaman kırıcı olmaya başlamışlardı. Hemen her gün yıkıcı tartışmaların içinde buluyorlardı kendilerini. Ne olmuştu onlara böyle. Sevgi, aşk ve bağlılık sermayeleri çabuk tükenmişti. Ayrılık kararı alarak boşandılar. Evlilik öncesi yıllarca yolunda giden birliktelikleri neden böyle boşanmayla sonuçlandı. Evlenmemiş olsalardı ilişkileri eskisi gibi gideceğinden emindiler. "Ayrılmış olsak da yaşanmış güzel günlerimizin hatırına bu konuyu bir uzmana danışalım" diyebildiler.

Aile danışmanı ile yaptıkları birkaç seanslık görüşmeden sonra anladılar ki; evlilik öncesi birlikte mutlu olabildikleri yedi yıl boyunca iki taraf da birbirlerinin beklenti, ihtiyaç ve isteklerine odaklanmışlardı. Halden anlamaya odaklanmışlar birbirlerinin uzmanı olmuşlardı.

Oldukça empatik bir süreç yaşanmıştı. Yani o dönemlerde iki taraf da birbirlerine sevgi, saygı ve anlayışlı olmak için ellerinden geleni yapmışlardı. Evlenmenin hemen sonrasında ise ne olduysa tam tersi oldu.
Kendi beklenti ihtiyaç ve isteklerini ön plana çıkarmaya başlayan taraflar anlamaya çalışmaktan çok, anlaşılmak istemeye başlamışlardı.

İlgi gösteren, sevgi gösterenden ilgi ve sevgi bekleyen hale gelmişlerdi. Tersine dönen yapıdan iki taraf da rahatsız olmuşlardı.

Yaşanmışlıklardan çıkarttıkları dersin bedeli boşanma olmuştu.

Anlamışlardı ki evlilik öncesi, nişanlılık dönemi hayat arkadaşına ilişkilerine nasıl yatırım yapılıyor ilgi gösteriliyor, sevgi ve muhabbetle yaklaşılıyorsa evlilik döneminde devam ettirilmesi gereği vardı.

2-Sen, Eski Sen Değilsin!

Evleneli bir yıl olmuştu ve çok seviyorlardı birbirlerini. Ahmet, eşi Özlem de anlam vermekte zorlandığı isteksizlikler görmeye başlamıştı. Yüreği burkuluyordu. Karısının coşkulu heyecanlı ve istekli hali azalmıştı nedendi bir türlü bulamıyordu Ahmet'in ağzından dökülüveren "Sen eski sen değilsin" sözü adeta ortalığa saçılmış cin şişeden çıkmıştı. O anın sarsıcı etkisi ikisini de bozmuştu. Özlem için gerçek yüreğini ta derinden burkmuştu bu isteksizliğin bu sönüklüğün neydi nedeni. O gece sabaha kadar uyuyamamış eşinin sözleri kafasının içinde çalkalanıyordu. "Sen eski sen değilsin sözü" kafasının içinde sürekli yankılanmıştı. Kıvranıyordu bulamıyordu.

Bir el kendisini geriye itiyordu. Bir ara yorgun düşen bedenine inat, beyninde çakan kıvılcım sonuca ulaştırmıştı onu. Cevap belliydi bir yıldır yaşanan tüm ayrıntılar içerisinde alıp biriktirdikleri hep kötü hissettiren yaşanmışlıklardı.
Unutamadıkları kötü anıları kabı doldurmuştu.

Ahmet'in kendisine karşı gösterdiği davranışlarında belki de farkında olmadan sergilediği halleri kapta birikmişti. Arada gözle görünmeyen bir kap sürekli dolmuştu. Kapta birikenler; Olumsuz hisler yaratan kötü yaşanmışlıklardı.
Resim netleştikçe kafalarında çaresi de, çözümü de kolaylaşıyordu. Aslında çok kolaydı; kapta bir yol açılacak ve içine dolanlar akıp gidecekti. O yolun adı “anlatmak ve anlaşılmak sayesinde unutmaktı, affetmekti ve güçlendirilmiş iletişim becerileri sayesinde farklılıkların çatışma konularının ustaca çözülebilmesini sağlamaktı "
Not: Bu iki öykü gerçek yaşamdandır ancak isimler değiştirilmiştir.

Aşk Hali, Doğanın Bir Tuzağıdır, Türün Devamı İçin Gereklidir.

Bir de şu vardı ki aşk hali, ruhsal bedensel ve zihinsel yönden oldukça yıpratıcı olan bir haldir. İlişki başlatan ve türün devamını sağlayan aşk halinde salgılanan dopamin hormonu, beynimizin planlayan öngören tedbirli davranan mantık üreten ön frontal bölgesinin baskılanmasını sağlar.

Zihinsel, bedensel, ruhsal ve duygusal yönden zarar veren aşk halinden bir an önce çıkmaya çalışarak sağlıklı yapıya dönüşmeye programlanmış yapımız, sönümlenen aşkın yerine sevgi alması ile ilişkinin sağlıklı devam etmesi sağlanır.

Oldukça kaba bir anlatımla ifade ederek, tabiat, aşk sayesinde sizin akıl eden düşünen tedbirli davranan utandıran yönünüzü baskılayarak bir araya gelmenizi ve üremenizi sağlama gibi bir görevi vardır.

Sonrasında ise tabiat artık tekrar işinize gücünüze daha sağlıklı bir yapıya dönerek azalmış olan üretken ve verimli halinizin düzelmesini ister. Çünkü dünyaya getirdiğinizi yaşatmak, doyurmak için aklınızı başınıza almak ve birbirinizi daha az esir alarak işinize daha çok zaman ayırmak odaklanabilmek zorundasınız.

Bazen de evliler ilk dönemlerinde o oldukça yoğun romantik yönlerinin azalmasını “beni artık eskisi kadar sevmiyor” diye düşünmesine de neden olabilir. Bilinmesi gereken ise aşk halinin sevgiye dönüştürebilmektir.

Ayrıca sağlıksız aile ortamında yetişmiş bireylerin sevgi, ilgi , önemsenme, değerli bulunma insan yerine konulmaması varoluş sorunları yaşamasına neden olabilmektedir.

Bitmemiş işler olarak kalan yönler onları daha çok kırılgan alıngan ego sorunlu, zihinsel, ruhsal ve sosyal sorunlu yapabilmektedir. Bana neden bağırıyorsun, beni neden önemsemiyorsun, beni artık sevmiyorsun, ben bu evde neyim ki ben bu evin hamalı mıyım, ben bu evin hizmetçisi miyim, sen zaten beni hiç takmıyorsun… vb sözler hiç eksik olmaz.