Bursa
Çok Bulutlu
12.4°
Lifebursa.com - Bursa ve Türkiye'den son dakika haberleri

Algoritmik büyü bozumu(!)

Gündem , 11 Ağustos 2020 Salı, 09:36

Algoritmik büyü bozumu(!)
Son günlerde Facebook’ta bir metin dolaşıp duruyor. Ne zaman açsam karşımda. Telefonu ne zaman elime alsam, “pat!” bir tane daha… Son birkaç gündür hiç ummadığım kişiler bile bu metni paylaşıp, Facebook’un algoritma büyüsünü bozduğuna inanıyor. Allah Allah!..

Geçmişine, kişiliğine, insanlığına, mesleğine, yaşına, başına saygı duyduğum arkadaşlarım bile bu metni paylaşıp medet umuyor. Sanırsınız ki Facebook’un algoritması değil, bizim beynimizin algoritması değişmiş, artık düşünme eylemini yapmıyor, kesip yapıştırıyor.

Metni de görmüşsünüzdür ama yine de gözümüzün önünde bulunsun diye aktarıyorum.

“Tevekkeli sürekli aynı kişilerin paylaşımını görüp duruyorum. Emin değilim ama şansımı denedim. Çünkü ben de rahatsızım bu konuda!.. İşe yarıyor! Sanki yepyeni bir profilim var. Artık önceden görmediğim insanların paylaşımlarını görüyorum. Facebook'un yeni algoritması paylaşımlarınızı görecek aynı kişileri seçiyor -25 civarında-. Siz de bu engeli aşmak istersiniz herhalde. Parmağınızı bu yazının üzerinde tutun ve ‘kopyala’ya tıklayın. Sayfanızdaki ‘ne düşünüyorsun?’ kısmına gidin. Boş alanda parmağınızla bir yere dokunun, tıklayıp bu yazıyı yapıştırın. Sistemi bozacak bu.

Merhaba yeni ve eski arkadaşlar!
Bir merhaba yazmayı unutmayın, teşekkürler.”


 

Şimdi gelin bu konuyu birkaç başlık altında ele alalım.

Öncelikle “algoritma” denen şeyin ne olduğuna bir bakalım. Bunu matematikçiler, bilgisayarcılar biliyor zaten de bizim için yeni bir terim.

Bir sorunu çözmek veya belirlenmiş bir amaca ulaşmak için tasarlanan yola, takip edilen işlem basamaklarına “algoritma” deniyormuş.

Bir amaca ulaşmak için kullanılan yol yordam gibi bir şey işte…

Farz edelim ki Facebook, paylaşımlarımızın haber kaynağında görünme algoritmasını değiştirdi ve bizim paylaşımlarımızı 25 kişi ancak görebiliyor.

Paylaşımlarımızı 25 kişiden fazlası görmezse bizi işten mi atarlar, emekli maaşımızı mı yatırmazlar, sokakta görünce ayıplarlar mı, market kapılarından içeri mi sokmazlar, üniversite sınavına mı almazlar, devlet memuru mu yapmazlar, ilk seçimde oy mu kullandırmazlar?..

Bu çok kıymetli paylaşımlarımızı 100 kişi daha okusa, iktidar mı değişecek, muhalefete karizmatik bir lider mi bulunacak?

Diyelim 25 değil 25 bin kişi okudu paylaşımımızı… Kadın cinayetleri mi duracak? Çocuklar tecavüzden mi kurtulacak? Türkiye’nin altını üstüne getiren yerli ve yabancı maden şirketleri bu işten mi vaz geçecek? Dün söylediğinin tam tersini söyleyen pişkinler, onları rezil eden video paylaşımlarımızı görünce özür dileyip siyaset sahnesinden mi çekilecek?

Farz edelim 100 milyon kişi okudu, yorum yaptı, küresel ısınma mı durdurulacak?

Kopyala, yapıştır bugüne kadar ne işe yaramış da, şimdi bize ”yepyeni bir profil” sunacak? Biz bugüne kadar hayatın içinde yoğrulup doğru düzgün bir profil oluşturamadıysak kendimize, Facebook bizim profilimizi nasıl yenileyebilir?

Bu metni kopyalayıp, “ne düşünüyorsun?” kısmına yapıştıracakmışız. Yani düşüncelerimizi yazacakmışız. Yukarıdaki metin bizim düşüncemiz mi? Başkasının basmakalıp, uyduruk bir yazısını düşünüp, sorgulamadan paylaşıyoruz. Neymiş, “sistemi bozacakmış”… Yahu, “kopyala, yapıştır”la sistemler bozulsaydı, biz bugün bu ülkede uçurumun dibini görür müydük?

Yaşı müsait olanlar hatırlayacaktır. Parçalanıp lime lime edilmeden önce PTT’nin (Posta, Telefon, Telgraf) sabit telefonları için bir söylenti çıkmıştı. “Konuşma bittikten sonra, (*#2#*)tuşlayın ve telefonu kapatın, konuşmayı sıfırlamış ve ücretlendirmeden kurtulmuş olursunuz” diye… Bu bile şu algoritma büyüsünü bozduğu iddia edilen metinden daha algoritmik… Bir şifre var, bir kod var en azından.

Facebook’un algoritmalarının nasıl çalıştığını bulan bu “metin yazarı”na tavsiyem, algoritma büyüsünü “kes, yapıştır”la bozma hayalinden vazgeçsin, bizim “elemtere fiş kem gözlere şiş” bile daha geçerli bir yöntem.

Zaten paylaşanlar da metnin işe yarayacağından “emin değil” ama “şansını deniyor”… Ya tutarsa?

Algoritma değişikliği söylentisinin aslı astarı olup olmadığını merak edip internette şöyle bir dolaştım. Dünya kadar haber ve bilgi var.

Facebook, yapılan bazı sorumsuz paylaşımların kullanıcıları depresyona sürüklediğine ve intihar olaylarını arttırdığına ilişkin bilimsel bulguların ardından yaklaşık üç yıl önce algoritmasını yenilemiş, Zuckerberg de bunu açıklamış.

Bu değişiklikteki amaç ise arkadaşların gönderilerini kısıtlamak değil; tam tersine daha çok kişinin görmesini sağlayıp etkileşimi artırmakmış. Bir başka deyişle Facebook,  insanların arkadaşlarıyla paylaşmak isteyebileceği gönderileri tahmin edip bunların haber kaynağında daha üst sıralarda görünmesini sağlayacakmış.

Sınırlanan şey ise, işletme ve yayıncılar tarafından oluşturulan reklam ve video içerikleriymiş.

Adamlar zaten sahte haberlere, uygunsuz içeriklere yeterli müdahaleyi yapmadıkları için itibar ve kullanıcı kaybetmişler, niye arkadaşların birbirleriyle paylaşımlarını az kişinin görmesini istesinler ki?

Bakın Facebook’un Haber Kaynağı Müdürü Adam Mosseri, o algoritma güncellemesinin ardından ne demiş?

“Facebook, insanları birbirine yakınlaştırmak ve ilişkiler inşa etmek üzere kurulmuştu. Bunu gerçekleştirmenin yollarından birisi insanları kendi haber kaynaklarında, arkadaşları ve ailelerinden gelen anlamlı paylaşımlarla buluşturmak. İnsanlara önemsedikleri kişilerle daha fazla etkileşim fırsatı sunabilmek için haber kaynağı sıralamasında değişiklikler yapıyoruz.”

Yani diyor ki, aile ve arkadaşlar arasında “anlamlı” paylaşımlarda bulunursanız, anlamlı konuşmalar yaparsanız, içeriklerinizin daha çok kişiye ulaşmasını sağlayacağım. Adam diyor ki, yerim dar, bir sıralama, bir tercih yapmak zorundayım.

Bu durumda, örneğin canlı videolar, diğer videolardan altı kat daha fazla etkileşim ürettiği için haber kaynağında en üstte görünecekmiş. Herhangi bir konuda tavsiye isteyenlerin paylaşımlarıyla, haber, makale ve video gibi karşılıklı yorum yapmaya ve tepki vermeye teşvik eden paylaşımlar da öyle…

Ayrıca, takip ettiğimiz bir sayfayı “başta gör”me seçeneğimiz her zaman için geçerli. İlgi duyduğumuz sayfaları, kişileri haber kaynağımızda en üstte görebiliyoruz.

Sevgili arkadaşlar, böyle basmakalıp gönderiler geldiğinde bir zahmet Google Amcaya bir sorun, bu işin aslı astarı var mı diye…

İki tane anahtar kelimeyi girmeye bakar bu iş.

“Bu duayı 40 kişiye gönderin, onlar da 40’ar kişiye gönderirse, bütün dilekleriniz yerine gelecek” türünden paylaşımlardan medet ummak gibi bir şey bu “kes-yapıştır” paylaşımı…

Hadi gelin hep beraber beynimizin çalışma algoritmasını değiştirelim…