Bursa
Çok Bulutlu
13.7°
Lifebursa.com - Bursa ve Türkiye'den son dakika haberleri

Arılar olmadan asla !

Gündem , 13 Kasım 2020 Cuma, 11:39

Arılar olmadan asla !
"Gerçekleştirilen yeni bir çalışmada, 100 milyon yıl önceden kalma bir arı fosili incelendi." haberleri oldukça heyecan vericiydi.

Yunan Mitolojisi'nde; Zeus, bebekliğinde balarıları tarafından beslenmiş ve baş tanrı Zeus'un sıfatlarından bir "Arılar Kralı" olmuş.
Hipokrat'ın reçetelerinde, yüksek ateş, yaralanma, ödem ve iltihaplanmalara karşı tedavilerde, bal başı çekiyor.
Romalılarda, arıcılık bilgisi genel kültür olarak görülürmüş.
Germen Mitolojisinde, arılar güneşi sembolize etmekteymiş.
İspanya'nın Valencia kentinde bulunan M.Ö. 8000'e tarihlenen, Cova de l' Aranya Mağarası duvarlarında bir kovuktan bal alan bir kadın resmi tasviri bulunmuştu. Geçtiğimiz yıllarda Mısır piramitlerinde bir kabın içinde hala yenebilir özellikte bal ele geçmişti. (National Geographic, 2015)
Ayrıca, kovan içindeki peteklerdeki yapısallık, ünlü mimar Le Corbusier'e göre insanlık tarihinden de önceki dönemlere ait köy yerleşimlerindeki rustik arı kovanı ile kulübeler arasındaki mimari yapıya da örnek olmuş ve günümüze kadar petek mimarisi, modern mimarinin özgün çalışmalarına kaynak teşkil etmiştir.



Arılar Neden Önemli?

Yediğimiz her üç öğünden biri arılar sayesinde diyor araştırmalar.
Yani arılar ekosistemin olmazsa olmazları.
Çeşitlilik için arılar mihenk taşı!
Arıların fonksiyonu bal yapmanın çok ötesinde!
Bu, üzerinde pek düşünmediğimiz ancak büyük bir mesele.
Polen, propolis, arı sütü gibi diğer arı ürünleri ise en az bal kadar hayatımızda.
Hele de bağışıklık sistemimizi güçlendirmemiz gereken şu günlerde, daha yoğun gündeme geldi bu ürünler.
Son günlerde ise çok sık karşımıza çıkıyor, "arıların azaldığı" haberleri.

Peki arılar neden azalıyor?

Geçtiğimiz aylarda, arıcılık yapan bir aileyle görüştüm. Kovanlarını ziyaret ettim.
Bir arının doğumunu izledim.
Kovan önlerindeki avuç avuç ölü arıları görünce gözlerime inanamadım.
Zira, geçtiğimiz yıllarda Bursa'da meydana gelen arı ölümlerini hepimiz biliyoruz.
Tarım ilacı kullanımı, arı bitleri, iklim değişikliği, dengesiz şehirleşme, yangınlar, seller, doğa katliamları arılarla birlikte pek çok tozlayıcının ölümüne sebep oluyor.
Çukurova'da, tohumla birlikte toprağa karışan bir ilaç sebebiyle; arılar ve hatta kuşların birer birer toprağa düştüğü anlatılır.

Arılar yok olursa ne olur?

Einstein'ın;
"Eğer arılar yeryüzünden kaybolursa insanlar ölür / sadece 4 yıl ömürleri kalır."
sözü paylaşılır sürekli.
Pek çok ülke, topluluk, çevre koruma gönüllüleri arıların azalmasının bir tehlike olduğunu söylüyor ve yapılması gerekenler konusunda ilgilileri uyarıyor.
Çok basit bir hesapla, her üç öğünden biri arılar sayesinde deniliyorsa; arıların yok oluşa doğru gittiği bir dünyayı varın siz hesaplayın...

Arıları Yaşatmak İçin Ne Yapmalı?

Arıcılık için ehliyet veriliyor evet ama belli ki bazı yetersizlikler var.
Almanya ve Amerika'dan örnekler var bu konuda.
Bir yıl boyunca ayda bir gün, bir arıcının yanında eğitim alarak bu işe hazırlandıkları,
Ve devletin her arıcıya, bir kişiyi eğitmesi için maddi destek sağlaması,
Ya da zararlı bitki ve böcekleri ilaçla değil de yakarak yok etmeleri gibi.
Çiftçilerin ilaçlama dönemlerinde arıcıların bilgilendirilmesi,
Akşam üzeri ilaçlama yapılarak zararı azaltma gibi önlemler, arıcılardan duyduğum tavsiyelerden bazıları.
Çiçek döneminde yasak olmasına rağmen uzun süre etkili ilaç kullanıldığının söylenmesi ise beni çok üzdü.
Üstelik ihracat ürünlerinde yasak olup, Türkiye'de serbest olan ilaçlar...
Çiçek döneminde ilaç kullanımı için numune alınır ve ceza uygulanırsa belki bunun önüne geçilir diye de eklediler.
Tarım ilaçlarının ne yazık ki ağacın özsuyuna ve meyveye geçtiği gerçeği,
Yeni doğan arıların taze polenle beslenmesi, polen ilaçlı olduğunda ise sakatlık ve ölüme sebebiyet vermesi can sıkıcı gerçekler.

Oysa,
Zehirsiz sofralar hepimizin hakkı!

Gün ağarır ağarmaz, dışarıya ağaçtan yapılmış büyük bir sofra çıkardı,
Akikten fincanı balla, lâcivert taşından fincanı tereyağıyla doldurdu.
Gılgamış Destanı, VIII. Tablet (Babil, MÖ 2500)

Arılar, evrende insanoğlundan çok daha önceleri vardı.
Şimdi insan eliyle yok olmaları hiç adil değil!

Arıları yaşatalım ki,
Gelecekte akikten fincanlar bal dolabilsin,
Ondan öte karnımız doyabilsin!