Lifebursa.com - Bursa ve Türkiye'den son dakika haberleri

Artık yeter! Kadınlar öldürülmesin!

Gündem , 24 Temmuz 2020 Cuma, 11:05

Bitmiyor işte, bitmiyor bir türlü!

Artık yeter! Kadınlar öldürülmesin!
Pınar’ı da öldürdüler diye üzülürken Bahar’ın haberi geliyor. Bahar’ın daha cenazesi toprağa verilmeden Mücella’nın haberi… Mücella’nın bedeni soğumadan bir başkası…

Bugün sırada kim var bilemiyoruz!

Bitmiyor bir türlü bitmiyor!

Her gün bir cinayet!

Münever, Özgecan, Zekiye, Sema, Ceren, Fatma, Seher

Kimisi kocası tarafından, kimisi sevgilisi tarafından, kimisi oğlu veya akrabası tarafından, kimisi de hiç tanımadığı erkekler tarafından öldürülüyor.

Bir ülkede her gün bir kadın öldürülürse ve öldürmelerin sonu gelmiyorsa o ülkenin yöneticileri nasıl rahat uyuyor, yiyip içebiliyor, gezip eğlenebiliyor anlamak mümkün değil.

Hukuk devletiyiz diye övünüyorlar ama kadınlar öldürülüyor her Allah’ın günü…

O hukuk bir işe yaramıyor.

Cinayetleri durduracak kadar kapsamlı mı? Cinayetler devam ettiğine göre değil?

İstenirse bir gecede ne kanunlar çıkarılabildiğini görüyoruz, eksiği varsa giderin o zaman, bu cinayetleri durdurun!

Yoksa öldürülen kadın olduğu için ataerkil sistem erkeği mi kolluyor?

Kadın adamdan boşanmış, adam bunu hazmedemiyor.

Kadını ısrarla takip ediyor.

Kadın balkona çıkıyor eski kocasını görüyor. Markete gidiyor eski kocasını görüyor. Belli ki bu ısrarlı takibin sonu kötü olacak.

Kadın şikâyet ediyor, ama ortada henüz bir suç olmadığı için dikkate alınmıyor.

Çünkü bir adamın bir kadını ısrarla takip etmesi suç sayılmıyor.

Savcılar derinlemesine bir soruşturma yapmadan, takipsizlik kararı veriyor.

Karakolun ön kapısından girip arka kapısından elini kolunu sallaya sallaya çıkıyor.

Adamın cinayeti işlemesi bekleniyor göz göre göre…

Yaşananlar bir değil, üç değil, beş değil…

Yüzlerce kadın gitti, yapıverin bir düzenleme…

Bir kadın şantaj, tehdit alıyorsa istemediği bir şeyi yapmaya zorlanıyorsa, bugüne kadar gördüklerimizden belli ki kadının sonu kötü olacak.

Kanunlar niye korumuyor bu kadınları?

Polise, savcıya, hâkime niye güvenemiyor bu kadınlar?

Bu ülke nüfusunun yarıdan fazlasını kadınlar oluşturuyor.

Eğitimli, eğitimsiz, ev kadını, sokak kadını hiç fark etmiyor, hepsi tehdit altında.

Öfkeli bir erkek, gözünü kırpmadan öldürüyor kadınları.

“Beni tahrik etti” deyince, ceket giyip kravat takınca ceza indirimi veriliyor.

İlk defa suç işliyorsa, cezası erteleniyor.

Nasıl olsa paçayı kurtaracaklarını bildikleri için de kadınların kâbusu haline geliyorlar.

Çaresiz ve umutsuz kalmış kadınların imdat çığlığı sosyal medyadan duyuluyor artık.

“Öldürecek beni!” diye bas bas bağırıyor kadınlar!

Adam eski sevgilisini sokak ortasında 33 bıçak darbesiyle yaralıyor, 2 yıl hapis yatıp çıkıyor.

Kadın diyor ki, “Çıktığı anda ilk yapacağı iş beni öldürmek!”

Ölüm göz göre göre geliyor!

Ölüm geliyor da siz hâlâ, altına imza atıp kabul ettiğiniz “İstanbul Sözleşmesi”nin uygulanıp uygulanmayacağını tartışıyorsunuz.

İstanbul Sözleşmesi’ni herkesten önce imzalayan Türkiye, şimdi niye tereddüt ediyor?

Kadına yönelik şiddet ve ev içi şiddet konularında belli standartlar getirdiği ve devletlere bu konuda sorumluluk verdiği için mi?

Kadına yönelik şiddeti insan hakkı ihlali ve ayrımcılık olarak görmesi kimin işine gelmiyor da uygulamakta tereddüt ediyorsunuz?

Lütfen, öldürülen her kadının ardından üzülmeyin artık, bir şeyler yapın!.. Artık yeter!