Bursa
Çok Bulutlu
10.4°
Lifebursa.com - Bursa ve Türkiye'den son dakika haberleri

Ayhan Sicimoğlu ile yolda olmak

Gündem , 18 Kasım 2020 Çarşamba, 14:27

Hüseyin Sami Büyükgezici

Ayhan Sicimoğlu ile yolda olmak
Renkler programından tanıdığımız; müzisyen, gezgin, radyocu, TV programcısı Ayhan Sicimoğlu'nun yol arkadaşı, kameramanı Hüseyin Sami Büyükgezici ile yolda olmayı konuştuk.

 

B.E: Büyükgezici! İnsan soyadını bu kadar mı yaşar? Sami Bey, ne zamandır gezersiniz? Hayatınızı biraz anlatır mısınız?

S.B: Soyadımın hakkını verdiğimi sanıyorum. Baba mesleği olan kameramanlığa çok küçük yaşlarda başladım. Profesyonel olarak 1996'da asistan olarak başladığım mesleğime 1998'de KanalE (CNBC-e) de devam ettim. O yıllardan beri mesleğimi icra ediyorum. Ben çocukken babam da seyahat ederdi. Mesleki olarak 1998'den beri seyahat etmekteyim. Türkiye’nin hemen hemen tüm şehirlerine gittim. Yurtdışında 45’in üzerinde ülke ve sayısını bilemediğim şehir gezdim. Farklı projelerde çalıştığım için takvim ayarlamaları yapıldıktan sonra ortalama ayın yirmi gününü evimden uzakta geçirmekteyim.



 

B.E: Pek çok projenin içinde yer alıyorsunuz ama biz sizi daha çok Ayhan Sicimoğlu ile Renkler programından tanıyoruz. Nasıl kesişti yollarınız Ayhan Bey ile?

S.B: Ben mesleğe freelance başladım ve 24 senedir öyle çalışmaktayım. Ayhan Beyle de ilk tanışmamız, kendisinin ilk TV yapımlarını yapan Su Prodüksiyon firmasında oldu. Onlarla da çalışmaktaydım ve Ayhan Bey ile de 2006 gibi 2 bölüm çalıştık. Daha sonra yolları ayrıldı firmayla. Ayhan Bey, kendisi TV yapımlarına devam etti. 2011 yılının Aralık ayında kendisi beni aradı ve Fransa Nice şehrine çekim için beni çağırdı. Benim de hazırda vizem olduğu için kendisiyle çalışmaya başladık. O gün bu gündür 3 ayrı kanalda 3 ayrı programda beraber çalışmaktayız.



 

B.E: Ayhan Sicimoğlu bambaşka bir karakter, çok yönlü bir entelektüel. Ayhan Sicimoğlu ile yolda olmak nasıl bir deneyim?

S.B: Tabi ki Ayhan bey ile çalışıyor olmak kişisel gelişimime büyük fayda sağladı. Özellikle yolda olmak ve onunla beraber seyahat etmek bana pek çok tecrübe kazandırdı. Her sorunuza cevap almak ve öğrenmek çok keyifli. Ayhan bey anlatmaktan ve bildiğini öğretmekten ve paylaşmaktan asla sıkılmaz ve imtina etmez. Beraber kırk beşin üzerinde ülke gezdik.

 

B.E: Biz ekran başında izlerken; "hastasıyız" elbette ama işin mutfağını bilen biri olarak, zorluklarını da tahmin ediyorum işinizin. Bazen saatlerce havaalanlarında bekliyorsunuz. Biraz da o yönlerini konuşalım mı?

S.B: Evet izlediğiniz 25 ile 45 dk arasındaki programlar maalesef kolay hazırlanmıyor. Seyahat etmek başlı başına bir uğraşken bir de belgelemek gerçekten zor olabiliyor. Gittiğimiz ülkeleri ve kültürleri daha önceden araştırıp ona göre hazırlık yapıyoruz. Ayhan Bey, dersine ayrı çalışıyor ve her fırsatını araştırmak için kullanıyor. Kendi aramızda planlar yapıyoruz ama maalesef bu planlar her zaman yolunda gitmiyor. O zaman da geçmiş tecrübelerimiz devreye giriyor ve pratik çözümlerle anlık kararlarla işimizi yapıyoruz. Genelde de şansımız yaver gider ve ortaya güzel şeyler çıkar. Ayhan Bey'in şansına inanıyorum.



 

B.E: Resmen hayata vizörden bakan bir ömür sizin hayatınız. Vizörden baktığınız hayatlardan çok şeyler öğrendiniz mutlaka. Gezmenin insana kattıkları paha biçilemez. Neler öğretti size bunca yolda olma hali?

S.B: Tabi bir anda böyle bir soruya cevap vermek çok zor. Hepimiz yaş aldıkça mesafe katediyoruz ve bu süreçte bizi biz yapan özellikler kazanıyoruz. Öğrendiğim sayısız şey var. Bunlardan en önemlisi sabır, tahammül ve de çözüm odaklı olmak. Problemler ve sorunlar hayatımızın her anında karşımıza çıkıyor ve çıkacak. Sakin olup çözüm bulmak bizi sonuca götürecektir. Bunlar mesleki kazanımlar. İnsan olarak refleksleriniz gelişiyor. Kime güvenilir, hangi yol doğru, her zaman bir B planı, dikkatli olmak ve malzeme güvenliği gibi algılarınız gelişiyor. Çok cesur olmanın veya çok da rahat olmanın doğru olmadığını öğreniyorsunuz. Kültürleri tanıyor kendiniz için kazanımlar çıkarıyorsunuz. Mesela benim yemek kültürüm değişti ve gelişti. Yemek yapmak benim için büyük bir zevk.

 

B.E: Çok gezmek, çok yemek değildir belki ama illa ki çok tatmaktır. Ayhan Bey'in size ikramlarını görüyoruz hep, boğazından geçmiyor siz yemeden :) Favori lezzetleriniz neler oldu bu gezilerde? Ya da tam tersi sizi pişman eden lezzetler oldu mu?

S.B: Ayhan Bey iş bitmeden durmaz. Bizim için iş önceliklidir. Çalışırken ne tadarsa muhakkak bize de tattırır. İş bittikten sonra zaten soframız kurulur ne istersek yeriz. Yeri geliyor su içmeden günü tamamlıyoruz. Aklımıza gelince su molası veriyoruz. Yeter ki iş güzel çıksın. İş güzel olduğunda, içimize sindiğinde o zaman keyifle oturur yer içeriz. Genelde sokak lezzetlerini severim. Gittiğiniz yerin kültürünü en iyi öyle anlarsınız. Favori lezzetim çok var. Ben burgerciyim ama iyi yapılmış bir risottoya asla hayır demem. Malesef Thai yemeklerini sevemedim ve yiyemiyorum. 4-5 çeşit zencefil, lemon grass denen bir baharat ve kişniş çok kullanıyorlar. Bana göre değil yani.



 

B.E: Siz yemek yapmayı da seviyorsunuz bilhassa da kızınızla. Belem Turtası (Pasteisde Nata (Portekiz Tatlısı) yaptınız geçen gün. Benim çok sevdiğim bir tatlı. Hikayesi efsane. Bursa'da tek bir yerde yapılıyor. Altın bulmuş gibi oldum orası açılınca :)

S.B: Açıkçası Nata'yı, Lizbon gezimizde eşim çok sevmişti. Ben de tarifine rastladım ve yaptım. Aslında senelerdir yemek programı çekmekten bir refleks oluştu bende ve teknikleri birbirlerine karıştırarak doğaçlama bir şeyler yapıyorum. Tarife sadık kalmaya çalışıyorum ama bana göre iyi olabilecek şeyleri ekleyip tarifi tamamlıyorum.

B.E: İstikamet Ege programınızı çok seviyorum. Mesela "Çöplerden arındırılan Tüllüce'nin bilinmeyen yönlerini keşfettiğiniz" Ege'de başka hangi konuları ele aldınız?

S.B: İstikamet Ege’de ilk yola çıkışımız; kirlenen denizlerimiz başta olmak üzere doğaya verdiğimiz zararları görüp göstermekti. Denizlerimizi koruyarak  sürdürülebilir bir balıkçılığın mümkün olup olamayacağını görmek istedik. Sürmekte olan tüketim, doğanın bu şekilde katledilmesi ve hoyratça yapılan balıkçılık yüzünden gelecek nesiller maalesef bir çok balık çeşidini göremeyecek, bilemeyecek. Bu sadece bizim kıyılarımız için söz konusu değil. Yunan komşularımızda da bize benzer sorunlar var ve ileri bölümlerde izleyeceksiniz. Yapılan güzel şeyleri de elbette gösterdik. İhtiyacımız olan, denizden hayatını kazanan her kesimden insanın görüşünü almak ve onları dinlemek. Daha ileri bölümlerde güzel Egemizin toprak konusunu da işleyeceğiz. Onları da göreceksiniz. Zaten Ege dediğiniz zaman deniz, tarım, zeytin, emek, sanat ve üretim hepsi iç içe. Hepsini harmanladık ve TV programı haline getirdik. Umarım insanların dikkatini çeker az da olsa toplumun bilinçlenmesinde bizim de katkımız olur.

 

B.E: Ülkemizde ve dünyada en güzel denizi nerede gördünüz? Özel şehirleriniz ve ülkeler nereler mesela?

S.B: Ülkemizin her köşesi tartışmasız ayrı güzel. Deniz olarak Gökova Körfezi ve Akyaka favorim. Dünya dediğimiz zaman birden fazla yer var elbette. Bize yakın olarak Bari de Polignano a mare sahilleri favorim. Tabi Karayipler'i ayrı tutuyorum. Gerçi bizler denizi çok sıcak sevmeyiz. Karayipler biraz sıcak gelebilir. Maldivler görsel olarak çok güzel ama denizi bana pek cazip gelmedi. 100-150m. diz hizasında gidip bir anda derinleşen denizler bana göre değil, oldukça yorucu.

 

B.E: Su altı fotoğrafçılığı benim için yapılacaklar listesinde. Nasıl bir his? Su altında nereleri çektiniz?

S.B: Su altı farklı bir alem. Önce kendinizin ve bodynizin emniyeti daha sonra çekim veya keyif geliyor. Disiplinli ve dikkatli bir şekilde yapıldığı sürece çok keyifli bir iş. Hem sportif hem de çekim için sayısız dalış yaptım. Yoğun iş tempomdan dolayı maalesef keyif dalışlarıma zaman bulamıyorum. Son zamanlarda dalışlarımın hepsi iş içindi. Ayhan Bey de profesyonel dalgıç olduğu için gittiğimiz yerlerde dalış planlayabiliyoruz. Su altı sanayi dalgıçlarıyla İstanbul’da daldım. Kocaeli Belediyesi İtfayiyesi ile de eğitim dalışlarını çekmek için daldım. Mısır'da, Maldivler'de, Kaş'ta İstikamet Ege içinde daldım. Nerede bize görev düşerse her zaman hazırız. Dalışın bana verdiği his özgürlük. Ekip olarak da dalsan, suyun altına inince sadece kendinle baş başa kalır, kendinle konuşursun. Ben o sessizliği ve huzuru seviyorum. Su altında kendimi iyi hissediyorum. İstikamet Ege’nin ileriki bölümlerinde Milli Rekortmenimiz Şahika Ercümen ile de Kaş’ta bir bölüm çekmiştik. Benim için çok keyifli bir iş olmuştu. Aynı zamanlarda su altı Fotoğrafçılığı yapan Ayşegül Dinçkök’ü de konuk olarak almıştık. Onunla da güzel dalışlar yaptık, güzel iş çıkarttık.

 

B.E: Yani şimdi tam da böyle zor günlerimizde Yunanistan'da hayatını dinlediğiniz balıkçı sıcaklığı lazım bizlere. Büyük kazanım değil mi böyle insanları tanımış olmak, hayat hikayelerine ortak olmak...

S.B: Evet başta da dediğim gibi yaş alırken gelişiyoruz, geliştikçe değişiyoruz. 42 yaşıma geldim ve çok iyi biliyorum ki 20 yaşımdaki ben çok farklıydı. Her dinlediğim hikaye, her şahit olduğum yaşam tecrübesi bana muhakkak bir şeyler katıyor. Herkesin bir hikayesi var ve bizim onlara dokunmamızı bekliyor.



 

B.E: Antik kentleri ve müzeleri de çekiyorsunuz haliyle. Ben öyle heyecanlanıyorum ki izlerken. Hele ki gittiğim yerleri sizin çekimlerinizle, Ayhan Bey'in anlatımıyla izlemek... Siz Peru'da Machu Picchu'yu da gördünüz, Burdur'da Sagalassos'u da... Gittiğiniz yerler ve ülkemizde gördüğünüz ve "bence en iyilerden" dediğiniz antik kent ve müzeleri ve sizi etkileyen yanlarını sormak isterim.

S.B: Evet kesinlikle Machu Picchu benim bugüne kadar gördüğüm en muazzam antik kent. Türkiye’de antik tarihi kentler olarak çok zengin. Hatta dünyanın en zengin ülkesi. Ben Knidos’u çok severim. Antik kentleri gezdikçe öğreniyorum ve öğrendikçe daha da heyecanlanıyorum. Özellikle Roma ve Helen yapıları, şehirciliği beni çok etkiliyor.

 

B.E: Doğayı ve kamp hayatını seviyorsunuz değil mi? Bunda doğup büyüdüğünüz yerlerin etkisi var mı? Evlere kapandığımız şu günlerde hepimiz yeniden doğayla kavuşmanın hayalini kuruyoruz. Nerelere kaçarsanız İstanbul ve çevresinde genelde? Tabi İstanbul'da kalmaya vaktiniz oluyorsa :)

S.B: Ben doğma büyüme Üsküdarlıyım. Çocukken sokakta oynardık. Doğa ile tek bağımız komşularımızın bahçelerinde meyvelere dalmak, asmadan üzüm yemekti. Askerden geldikten sonra doğada vakit geçirmek bana iyi geldi. Dalış arkadaşlarımızla kamplar yapmaya başladık. Şimdi fırsat buldukça baharda, kışta kampa kaçıyoruz. İstanbul etrafında en yakın İznik’e veya Bolu Yedigöller'e gidiyoruz. Benim favorim kamp için Assos Kayalar Köyü.