Lifebursa.com - Bursa ve Türkiye'den son dakika haberleri

Babalar gününde baba öğütler!..

Siyaset , 22 Haziran 2020 Pazartesi, 10:20

Bazen bir fotoğraf veya karikatür tuğla kalınlığındaki kitapta yazılanları özetler.

Babalar gününde baba öğütler!..
HDP Diyarbakır İl Başkanlığı önünde, dört gün önce çekilen iki fotoğraf da böyledir.
Birinde evladını PKK’nın elinden kurtarmak için 290 gündür nöbet tutan Kürt kökenli bir anne, diğerinde, bu annenin çocuğunu kaçırıp ABD’ye asker edenlere destek veren Kürt kökenli anneler var.

Aldatılmanın, kullanılmanın en acımasızı bu iki fotoğrafla belgelenmiştir…

60’lı yıllarda “eşit işe eşit ücret”, “tam bağımsız ve demokratik Türkiye” vb. gibi göz kamaştırıcı sloganlarla siyasi mücadeleye atılan Kürt kökenli gençlerin, 2020 yılına geldikleri nokta gerçekten umut kırıcı, hüzünlü ve ibret vericidir…

Bir diğer iç acıtıcı nokta ise, emperyalizmin tutsak edilip kara gücü yaptığı PKK’ya, destek vererek iktidara gelinebileceğini hayal eden insanların var olması; bunca olup bitene rağmen, bu inançlarını hala koruyabilir olmalarıdır…

Sosyalist fikirlerin cazibesine kapılarak, her türlü sömürüye ve zulme karşı mücadele etmek amacıyla yola çıkanların, 60 yılın sonunda emperyalizmin askeri olmaları ne korkunç bir düşkünlüktür!..
*
Aldatılarak Trump’a asker yapılan Kürt çocuklarının, bir gün terhis olma şansları asla bulunmamaktadır!
Ya Conilerin yerine ölecekler ya da bir fırsatını bulup bu canilerin elinden kaçıp kurtulacaklardır.
Başka seçenekleri yoktur!
Yaşadığımız gerçekler böyle söylemektedir.
Dağa gitmeye heveslenenlere, öncelikle bu gerçeklerin anlatılması gerekir.
CIA’nın ürettiği ve PKK’lıların yıllardır anlattığı yalanların etkisinden Kürt kökenli çocuklar mutlaka kurtarılmalıdır…
*
Siz:
Nöbet çadırı önünde halay ve zılgıt çeken kadınlar!
“Soframızdaki yeri, öküzümüzden sonra gelen/ bizim olan bizim kadınlarımız…”
Biraz empati yapınız!
O çadırın içerisinde, başını elleri arasına alıp kara kara düşünen annenin yerine geçin bir günde…
Çocuğunuzun dağa kaçırılıp Amerika’ya asker yapılmasına razı olur muydunuz?
Böyle bir felaket başınıza geldiğinde, komşularınızın kapınızın önünde toplanıp, zılgıtlar eşliğinde halay çekmesi halinde ne hissederdiniz?!..
Bunu düşünün işte…
*
Yıllardır aynı konuları tartışıyoruz sizlerle.
Sanki doğru fikirde birleşmek ayıpmış gibi, herkes yerli yerinde duruyor nedense.
Özellikle de Kürtlerin siyasi varlığını kendi fikirlerine artı olarak yazan Türk siyaset adamları, yerlerine çakılı gibidir.
Yemin mi etmişler ne!
PKK’nın siyasi uzantısının yaratacağı sinerji ile veya Kürtlerle yapacakları ittifakla iktidara geleceklermiş!..
İnandınız mı bilmem…
*
Toprak bütünlüğümüzü tehdit eden, emperyalizme kara gücü olmayı kabul eden silahlı bir hareketin temsilcileri ile açık veya örtülü ittifaklarla Türkiye’de iktidara gelinmesine izin verilir mi?
Bu devlet nasıl kuruldu onu da mı unuttunuz bre gafiller!
Y-CHP yöneticileri bu kafa ile giderlerse, terör örgütüne yardım ve yataklık yapmaktan bir gün tutuklanabilirler.
Bu tür iğrenç ilişkiler yoğunlaşırsa, gün gelir Atatürk’ün partisi yasak eylemlerin odağı olmakla suçlanabilir.
Bugünün yöneticileri CHP’nin kapatılmasına sebebiyet bile verebilirler…
Benden söylemesi…
*
Bugünlerde terör eylemlerinin odağı olan PKK’nın Meclisteki siyasi uzantısı olan HDP’nin kapatılması tartışılıyor.
PKK’nın kuyruğuna takılı olan “Türk solu” bu konuyu tartışmaya yanaşmıyor bile.
Siyasi iktidarı değiştirmek için, şeytanla iş birliği yapmayı mubah görüyorlar nedense.
Özellikle de bu konuyu neden tartışmak istiyoruz, merak da mı etmiyorlar, anlamak mümkün değil!
Tartışmadaki amacımız doğru fikirlerde birleşmek değil mi?
Birimiz diğerini ikna edemeyecekse eğer, böyle bir tartışmanın ne anlamı olabilir?..
*
Vaktiyle bizden farklı düşünen biri, bir süre sonra tartışmaya ve ikna edilmeye mahal bırakmadan, kendiliğinden bizim fikrimizi savunmaya başlarsa, ona bir süre önce eski fikrini savunduğu için hesap sorabilir miyiz?
Bu saçma fikir savunulabilir mi hiç?
Böyle bir durum yaşandığında; doğru yerde duran kişiye, fikir değiştirene nazaran bir üstünlük payesi de vermek elbette gerekmez.
Fikir değiştirerek, en doğru fikri savunmaya başlayanı, önceki fikrinden dolayı aşağılamak, küçük görmek aslı kabul edilemez?...
*
Bu ve benzer sorulara dürüstçe yanıtlar veren insan, kendisiyle aynı düşüncede olmayan insanların tartışma sonucu veya kendiliğinden, doğru fikirleri savunmaya başlamasına sevinmesi gerekir.
Zira doğru fikri savunan bir kişi iken iki olmuştur artık.
Giderek üç, dört… olacağız, belki de geometrik dizi şeklinde artıp, kısa sürede doğru fikri milyonlarla savunmaya başlayacağız.
Bundan daha güzel ne olabilir ki?..
*
Buna karşılık, hatalı fikirlerini savunmakta ısrar edenler, kısır tartışmaları anlamsız şekilde sürdürürler.
Böyleler için eskilerimiz “Benim oğlum bina okur, döner döner yine okur” derlerdi…
Bana göre, hatalı fikirlerini savunmada ısrarlı olanların varlığından hoşnut olanlar da sorunlu insanlardır…
Sorunları nedir onun adını diyemem.
Onlar için bir teşhisini koyamam, ama normal bir durum içinde olmadıklarını rahatlıkla söyleyebilirim…
*
Bir sorum daha var:
Siyasi rakibinin bütün politikalarına karşı çıkan biri, inandırıcı olabilir mi?
Bence doğru politikalarına karşı çıktığınız birinin, yanlış politikalarına karşı çıktığınızda ilk tutumunuz öne çıkar ve inandırıcılığınızı yitirirsiniz…
Doğruya yanlış diyen birinin, yanlışa yanlış demesini kimse ciddiye almaz!...