Bursa
Çok Bulutlu
12.4°
Lifebursa.com - Bursa ve Türkiye'den son dakika haberleri

Benim canım ülkemde güzel şeyler de oluyor…

Sağlık , 27 Ekim 2020 Salı, 21:13

Bir gazetecinin yaptığı en kolay şey eleştirmektir ama devamındaki duruşu onun fıtratını gösterir. 

Benim canım ülkemde güzel şeyler de oluyor…
Bizim gibi zamanında planı değil pilavı seçen ülkelerde iş yapılan her yerde ve her  şeyde eksiklerin olması doğaldır.

Hiçbir kusur bulamazsan bana göre olmamış der yine eleştirirsin.

Fitne fücur tipler bu yöntemi gelir kapısı olarak görerek yazdıktan sonra muhataba geleceğe ait bir reklamın tahsilat makbuzu eşliğinde yazının linkini atarlar.

Kimisi yazarken ölçüyü şaşırır ve haz almanın dayanılmaz cazibesi ile basın savcılığının müdavimi olur.

Hakkı verilen bir eleştirinin muhatabı bile geri dönüş yaparak konuyu ve niyetini saygı ile anlatır ve durumu açıklar.

Köşe yazarlarını en çok zorlayan şey ise övmektir.

Bir bülten üzerinden övenler, soru sormadan önce uzuuuun süre methiyeler dizenler bu alemde nefes almaya devam ediyorlar.

İçinize sinen bir icraatı anlatsanız, bir yatırımı övseniz,  memleket hayrına bir işe helal olsun demek zor iştir.

Karşınıza bir suni kalıp dikilir.

Gazetecinin görevi eleştirmektir makamlara methiyeler düzmek değil!

O nedenle itina ile siyaseten ikiye bölünen toplumda bir şeyi överseniz yazdıklarınıza beğeni ile eleştiri yarı yarıya ve at başı gider.

CORONAVİRÜS ile ilgili ondan fazla yazı yazdım.

Tehlikeyi ilk sezenlerden birisi olarak;

Sağlık Bakanlığını eleştirdim…

Bilim Kurulunu eleştirdim…

Bursa İl Sağlık Müdürünü eleştirdim…

Konuyu ciddiye almayan iş adamlarını eleştirdim…

Gıda Tarım İl Müdürlüğünü eleştirdim…

65+ lılara yapılan uygulamaları eleştirdim…

Kendimizi eleştirdim.

Gururla övdüklerim de var…

Başta sağlık ordusu olmak üzere market çalışanlarını ve kuryeleri hep överek saygı ve takdirlerimi sundum.

Bu konuda yazdıklarımın az bile olduğunu gerçek bir öykü ile anlatacağım.

OTTO Medya olarak bir parçası olduğumuz OTTOMAN GRUP müşterilerinden olan Türkiye tekstil dünyasının tanınmış, saygın ve duayen iş adamlarından Güngör Cerit’in oğlu Osman Cerit İstanbul’da yaşayan genç bir iş adamıdır.

Kendisi ile geçtiğimiz ay OTTOMAN ziyaretinde tanıştık ve kestane şekeri eşliğinde sohbet ettik.

Bugün PANDEMİ konusunda Bursa halkı olarak duyarsızlığımızı ve COVİD 19 ile çok tehlikeli dans ettiğimizi anlatan yazımdan sonra Vedat Kantar bana “ Ali Osman Cerit’in testi pozitif çıkmış mutlaka ara ve dinle anlattıklarına inanamayacaksın” dedi.

İçimden daha altı saat önce PANDEMİ yazdım, yine benzer şeyler duyacağım diye geçirerek aradım.

Geçmiş olsun diyerek neler yaşadığını anlatmasını istedim.

Pazar günü ateşlenerek özel bir hastaneye gidiyor.

Muayene, tetkikler ve tahliller yapılınca COVİD 19 virüs testinin pozitif çıktığını öğreniyor.

Hastane görev icabı durumu Sağlık Bakanlığının ilgili departmanına bildiriyor bilgiler anında “ e nabız “ a yükleniyor.

Ve gerçek öykü başlıyor…

Ali Osman Cerit anında Sağlık Bakanlığından aranarak durumu hakkında bilgilendiriliyor ve hemen eve giderek kendisini izole etmesi istenirken evde kendisi ile birlikte yaşayanlar dahil kimse ile temas etmemesi söyleniyor.

Eve gittiğinde Kadıköy İlçe Sağlık Müdürlüğünden aranarak evde yaşayanlar teyit ediliyor ve durumları HES Koduna işleniyor.

Evde yapılan kısa bir istişare sonucunda 15 günün evde zor geçeceği düşünülüyor ve Bodrum’daki evlerinde kimse ile görüşmeden sonbahar tatili yapmaya karar veriliyor.

Sabah yolculuk için hazırlanmaya fırsat bulamadan saat 08:00 de telefon çalıyor ve geceyi nasıl geçirdiği soruluyor. Bunun “evde misin bakalım” kontrolü olduğunu sadece beş dakika sonra çalan kapı zilinden anlıyor.

Güvenlikli sitenin girişindeki görevliler kendisi ile temas etmemeleri konusunda uyarıldıktan sonra direkt kata çıkan astronot kıyafetli iki sağlık personeli eve misafir oluyor.

Doktor geçmiş olsun diledikten sonra “e nabız” dan aldıkları bilgiler doğrultusunda 3'ncü derece karaciğer yağlanması olduğunu  ve geçen yıl yaptırdığı “Check up” sonuçlarına göre normalde COVİD 19 tedavisinde kullanılan ilaçların  onu zorlayacağını düşünerek farklı ilaçlarla  tedavi uygulayacaklarını söylüyorlar ve 7x24 hizmet veriyoruz diye ekliyorlar.

Ali Osman Cerit ve ailesi büyülenmiş gibi süreci izliyor ama öykü devam ediyor.

HES koduna durumunuzu ve ikametgahınızı burası olarak işledik.  Bu ikametgahı terk ederseniz suç işlemiş olacağınız gibi PANDEMİ ile mücadeleye ve emeklerimize zarar verirsiniz diyorlar.

Ali Osman Cerit, yasağı delip Bodrum’a gitmenin idamının ona hiç dokunmayacak para cezası olduğunu bilmesine rağmen o anda Bodrum’u kafasından siliyor.

İki sağlık görevlisi ilaçları ve destek ürünlerini teslim ettikten sonra evden ayrılıyorlar.

Ve öykü devam ediyor...

Bir süre sonra Kadıköy Kaymakamlığı ev telefonundan arıyor ve “maddi - manevi “ her müşkülde yanınızdayız ve size bir telefon kadar yakınız diyorlar.

Ve sonunda belki de o güne kadar hiç uğramadıkları aile hekiminin asistanı olan hemşire arıyor ve en ufak bir sıkıntıda kendisini 7 x 24  arayabileceklerini söylüyor.

Özel hastane COVİD 19 testi dışındaki bütün bu öykü ve ilaçlar için tek kuruş para talep edilmiyor.

Bütün dünyayı gezdiğini bildiğim Ali Osman Cerit telefonda duygusallıktan titreyen sesi ile bana bunları anlatırken ülkesi adına gururlandığını hissettim.

Benim mahzun ve yalnız ülkemde her şeyin yolunda gittiğini söylemek doğru olmaz ama böyle güzellikler hem insanın içini ısıtıyor hem de geleceğe olan inancını canlı tutuyor.

Teşekkürler SAĞLIK PERSONELİ siz her güzel şeye layıksınız derken onlara yardım etmenin yolunun çok basit olduğunu aklımızdan çıkarmayalım.

Maske – Mesafe - Temizlik