Lifebursa.com - Bursa ve Türkiye'den son dakika haberleri

Bursa’yı ikinci kez kurtaracak (!) stratejik belge

Bursa , 01 Eylül 2020 Salı, 15:43

Bursa’yı ikinci kez kurtaracak (!) stratejik belge
Bursa Büyükşehir Belediyesi geçen hafta içinde bir basın bülteni göndermiş e-postama. Sadece bana değil tabii ki, Bursa’daki gazetecilere de… Bültenin başlığı ise “Bursa’nın şehir stratejisi hazır!”

Demek ki dedim kendi kendime, “Bursa’nın bugüne kadar şehir strateji belgesi yokmuş.”

İkinci kez kurtulmuş resmen Bursamız…

İlki 11 Eylül 1922’de düşman işgalinden kurtulmuş.

İkincisi de şehir strateji belgesi hazırlayarak kendimizden kurtarmışız Bursa’yı, 25 Ağustos 2020’de…

Öyle ya artık dış düşman yok, sen, ben, o var.

Bir şehir stratejisi belirleyememiş bugüne kadar öngörüsüz yöneticiler! Bu yüzden Bursa Bursa olmaktan çıkmış meğer.

Koskoca Osmanlı İmparatorluğunun nüvesini oluşturan, her bir mabedinin tek bir penceresi bile bir Ayasofya eden bu kentte vizyon sahibi bir yönetici çıkıp da şehir için bir strateji belgesi oluşturamamış ki, anıtsal yapılarda gerçekleştirilen restorasyonlar restorasyona benzemiyor, Sultan  II. Abdülhamit’in tahta çıkışı şerefine yapılan Tophane’deki saat kulesinin tepesine pvc kaplanıyor, sivil mimarlık örneği binaların üstüne binadan büyük çirkin eklemeler yapılıyor, şehrin göbeğine yırtık dondan fırlamış gibi TOKİ binaları dikiliyor, şehrin tarihi surları tarihe ihanet abidesi gibi onarılıyor, iki yetmez üç tane olsun diyerek otomobil fabrikaları yapılıyor, Uludağ’dan yüzbinlerce ton kömür taşımayı göze alarak Ova’nın ortasına termik santral yapma girişiminde bulunulabiliyor,  fabrikalardan atılan kirli sulardan dolayı balıklar ölüyor, Terminal’den şehir merkezine Hafif Raylı Sistem ya da ilerisi düşünülerek metro yapmak varken yolun üstünden giden tramvay hattı döşenebiliyor…

Daha ne diyeyim, hangi örnekleri vereyim?..

İlçelere ise hiç girmesem daha iyi…

Keles Kozağacı’nda kiraz üreten köylüler direndi de Termik Santral yapımını ancak engelledi, Yenişehir Kirazlıyayla’da da Meyra Madencilik Şirketi, kurşun, çinko, bakır zenginleştirme tesisi ve atık barajı yapmaya çalışırken yöre halkının direnişiyle karşılaştı da ancak durdurulabildi.

Bu madencilerin kiraza karşı bir alerjisi var galiba.

Nerde kiraz adı geçiyorsa orayı talan etmeye çalışıyorlar. Keles’te öyle, Yenişehir’de öyle… Kazdağları’nda bile maden şirketi Kirazlı denen bölge için izin almış. Yöre halkı ve çevreciler nöbet tutuyor da şimdilik bir şey yapamıyorlar Allah’tan…

Şehir Strateji Belgesi’ni bir toplantıyla kamuoyuna açıklayan Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, “Aylarca kapı kapı dolaşılarak, vatandaş, STK’lar ve kurumların problem, beklenti ve talepleri alınarak hazırlanan belgenin ‘Bursa’yı bir bütün olarak geleceğe taşımak noktasında’ herkesin faydalanabileceği önemli bir kaynak olacağını” söylemiş.

Diyor ki…

“Bursa Şehir Strateji Belgesi’nin şehrimiz ve geleceğimiz için yeni ufuklar açmasını temenni ediyorum. Bütün değerleri ve nice güzellikleriyle emanet olarak gördüğümüz Bursamız, gelenekten geleceğe olan yolculuğunda hedeflerine kararlılıkla yürüyecek, şahsiyetini koruyacak, birlik ve beraberlik ile bolluğun sembolü olacaktır. Göreve geldiğimizde ilk gündemimiz, ‘kadim şehrimizi geliştirecek’ Bursa Tasavvuru’nun ana hatlarını ortaya koymak oldu. Geleceği, hemşerilerimiz, kurumlarımız ve STK’larımızla birlikte inşa edeceğimize inandık ve 31 Mart 2019 itibariyle harekete geçtik. …Hamdolsun, bugün itibariyle bir ilki gerçekleştirerek, büyükşehir belediyeleri arasında şehir strateji belgesini hazırlayan ilk kurum olduk.”

Hamdolsun ki, Şehir Strateji Belgesi’ni hazırlayan “ilk” belediye olmuşuz. İkinci veya üçüncü de olabilirdik, Allah korumuş hepimizi!

Yoksa Bursa’nın hali nice olurdu? Kadim şehrimiz belki de yeşil olmaktan çıkıp betonlar içine gömülür, kirli havadan kışın sokaklara bile çıkamazdık maazallah!

Ah! Ah! Bu ilk ve en’ler çoook önemli…

Bir şeyin “ilk”ini yapmak, ”en büyüğünü” yapmak her şeyin başı. İlk sen yapmazsan, en büyüğünü sen yapmazsan o iş olmuş sayılmıyor, sıradan sürüden sayılıyorsun o zaman… İşte o zaman üstüne bir çizik, bittin sen… “İlk” veya “en” olanını yapacaksın yaptığını…

Sonu gelsin ya da gelmesin, sürdürülebilir olsun ya da olmasın önemli değil; ilk olan veya en büyük olan şey başarı olarak görülüyor.

Ben görmüyorum o ayrı. O ilk ve en’ler sadece birer sabun köpüğünden ibaret çünkü.

Önemli olan bu iyi niyet belgelerini ve onlara dayanarak hazırlanan planları kararlılıkla uygulamak…

Son yıllarda gerek merkezi yönetim gerek yerel yönetimler durumu öyle abarttı ki, bu ilk ve en’lere düşkünlüğün altında başka şeyler mi yatıyor acaba diye düşünmeden edemiyorum.

Öyle ya, bilinçaltı bu! Kendini nerde, ne zaman, ne şekilde deşifre edeceği belli olmaz.