Lifebursa.com - Bursa ve Türkiye'den son dakika haberleri

BUSKİ’nin baraj problemini çözene aşk olsun!

Bursa , 09 Temmuz 2020 Perşembe, 14:57

“Her şerde bir hayır vardır” diye bir söz var ya hani kötü bir olay olduğunda yapacak bir şey kalmamışsa, olayların akışına teslim olur ve bir gün hayırlı bir gelişme beklemeye koyuluruz.  Bu Korona virüsü ortalığı kırıp geçirmeye başladığında da öyle oldu.

BUSKİ’nin baraj problemini çözene aşk olsun!
Evlerimize kapandık, sevdiklerimize sarılamadık, yıkamaktan ellerimizin derisi soyuldu… Ve saire…

Amaaa, çevremizde yaşayıp giden ve belki hiçbir zaman farkına varamayacağımız birçok insanın aslında deha olduğunu öğrendik.

Az şey mi bu?

Kimisi virüsten korunmak için yöntemler geliştirirken kimileri de yaşamı kolaylaştıracak alet edevatlar icat etti, kimileri de yeteneklerini keşfetti.

Demek ki neymiş, şartları zorlaştıkça insanın yaratıcı tarafı ortaya çıkıyormuş.

Misal, Bursa’nın su ve kanalizasyon şirketi BUSKİ’ de daha önce kimsenin aklına gelmeyen dahiyane icatlar geliştirildi.

Bunu da korona virüsüne borçluyuz.

Mart ayı başında karantinalı günler bi başladı, ölüm korkusuyla kazma kürek yakmayı bile unuttuk.

İşte bu kara günlerimizde neyse ki BUSKİ imdadımıza yetişti.

Mesai harcayan üst düzey yöneticilerden Allah bin kere razı olsun.

Ellerimizi sabunlayıp üzerinden şırıl şırıl akıttığımız güzelim suyun olası acı faturasını önümüze koyup insafsızlık etmediler.

Yoksa! “Mart kapıdan baktırdı, BUSKİ suları el yaktırdı” der ağlaşıp dururduk.

Ama ağlaşmadık(!)

Neden ağlaşmadık?

Çünkü su faturalarının hiç kimseyi acıtmaması için yeni bir formül geliştirdiler.

Bizim insanlarımızın “bedava sirke baldan tatlıdır” diye bir geleneği mevcut bulunduğundan suyu bedava yapmak olmazdı.

Peki, ne yaptı bizim dahi yöneticilerimiz?

Mart ayı sonuna kadar düşünüp taşındılar, gecelerini gündüze, gündüzlerini geceye katıp kafa kafaya verdiler ve sonunda dehâlarını gösterdiler.

Suyun yeni formülünü bulmuş kadar büyük bir iş başardılar.

Bu başarının kamuoyuna açıklandığı o tarihi gün de, “31 Mart Su Faturası Vakası” olarak tarihe geçmiş oldu. 31 Mart’ın BUSKİ tarafından rezerve edilmesi iyi de oldu, çünkü belki de eskiye özlem duyan bazı kendini bilmezler bugünü başka emellerine alet edeceklerdi.

Ve böylece Bursa’nın kutlanacak önemli bir tarihi günü daha oldu. Koronalı günlerde can suyumuz olan bu formülün bulunuşunu kutlamayacağız da neyi kutlayacağız Allah aşkına?

Anlatayım da siz de bana hak verin…

Bizim bildiğimiz kadarıyla suyun formülü H2O değil mi?

Yani bizim kimya derslerinde öğrendiğimiz kadarıyla saf su, iki tane hidrojen molekülüyle bir oksijen molekülünün bir araya gelmesinden oluşuyor.

Aslında bulutlardan yeryüzüne inen şey, bir sürü H2O’dan ibaret yağmur damlaları… Yeryüzüne inerken çok da saflar, atmosfere girdikleri anda kirleneceklerini bilmiyorlar. Nerden bilsinler termik santralin bacasında desülfürizasyon filtresi olmadığını.

Ayak basacakları yerde ne gibi zehirlerle tanışacaklarından da bî haberler. Arıtma tesisini çalıştırmayan bir sanayi kuruluşunun bahçesine mi düşecek, mısır koçanından kokmuş bir dereye mi denk gelecek, artık orasını Allah bilir.

İşte yeryüzüne düşene kadar Allah biliyor da sonrası kulların işi.

Hangi su kime satılacak, fiyatı ne olacak, şişelenerek mi satılacak, barajda biriktirilip borularla evlere mi dağıtılacak, bu suların paraları hangi yöntemle toplanacak gibi karmaşık işleri kullar üstlenmiş durumda.

Bu kuruluşun en başındaki nur yüzlü kişi, buluşlarını o mübarek günde çıkıp cümle aleme duyurdu ki, Bursalılar faturaları düşünmesin… Dedi ki, “Bursa’da nisan ayında su faturası okunmayacak, son üç ayın ortalamasının yarısı tahakkuk ettirilecek, daha sonraki aylarda eksik kalan tüketim mahsuplaştırılacak.”

Demek istiyor ki, “iki hidrojen bir oksijenin” kalın kalın borularla halka ulaşma formülü şudur: (Ocak + Şubat + Mart) : 3 : 2 = Nisan

Bu kısa formülle özetlenen yukarıdaki üç parçalı tek cümle Bursa için hayati öneme sahip. Bir kurum, böyle bir zamanda halkına ancak bu kadar destek olabilirdi.

Cümlenin ilk kısmı çok basitti, zekâm anlamaya yetti. Ama ötekilerde biraz zorlanmadım desem yalan olur.

“Son üç ayın ortalamasının yarısı” ne demekti? Son üç ayın ortalamasını anladım da niye yarısı? Sayaç okunmadan bir fatura gönderilecekse, son üç ayın aritmetik ortalaması alınır, eksiği fazlası varsa sonraki aylarda bu fark giderilir. Bu “yarısı” benim yarım aklımı iyice karıştırdı.

“Demek ki” dedim içimden, “vatandaşa bir kıyak yapıp yarısını almayacaklar.”

Pek sevindim yine içimden dedim ki, “Korona virüsü moralimizi bozdu ama suyun yarısı bedava olacak hiç olmazsa!”

Garibin teselli ikramiyesi işte…

Ama Nisan’da 65 liralık fatura gelince uyanır gibi oldum. Bu sefer fazlasıyla aldılar, sonraki faturalar düşük gelir diye umarak ses çıkarmadım. Gerçekten de sonraki faturalar normale dönmüştü. Temmuz faturası da zart diye 110 lira 50 kuruş gelip de elektriği sollayınca anladım ki bu dâhiyane buluş hiç de insanlık yararına değil.

Evde iki kişiyiz, beş vakit abdest alan yok, sokağa da çıkmıyoruz ki korkudan ellerimizi sık sık yıkayalım. Hatta dışarı çıkmadığımız için çamaşır da daha az yıkanıyor. Hazır eve tıkılmışken evi baştan aşağı temizleyip paklayıp bol bol su harcayan kadınlardan da değilim.

Hayatta en sadık kaldığım düstur, “Bitlenmeyecek kadar temizlik”tir ki, bugüne kadar çok faydasını gördüm. Ev temizliğine tonlarca su harcayacağıma, üç litre suyla duş alıp temiz olmayı tercih ettim. İki çocuk büyüttüm çok şükür bugüne kadar sağlıkları yerinde, demek ki gittiğim yol doğruymuş.

Bugüne kadar evimde bit, pire vs. gibi haşereye de rastlamadım. Üstelik zamanımı da boşa harcamamış oldum.

İyi de bu yüz on lira elli kuruş neyin faturası?

Telefonu açıp bankaya girdim. Temmuz’dan sonra geriye doğru gidip otomatik ödemeleri buldum.

Geriye doğru gidersek…

Temmuz 110.50 TL, Haziran 55 TL, Mayıs 44 TL, Nisan 65 TL, Mart 49 TL, Şubat 32 TL, Ocak 45 TL, Aralık 53 TL, Kasım 44.50 TL, Ekim 40 TL…

Hamam işletip halı yıkamadığıma ve alışkanlıklarımı değiştirmediğime göre su tüketim bedelinden değil, ödenen fatura üzerinden formülü uyguluyorum…

Ocak, Şubat, Mart aylarının toplamı 126 lira… Üçünün ortalaması 126/3=42 lira ki ben zaten normalde bu kadar ödüyorum.

Basın açıklamasını takip ediyorum, bir de bunun yarısı almam gerek. Yani 42/2=21 lira… Açıklamayı uyguladığımda nisan faturasının 21 lira dolaylarında gelmesi gerek. Ama tam 65 lira geldi Nisan faturası. Yarısı geldiğine göre aslında 130 liraymış demek ki benim fatura…

Halkı düşünerek hesaplanıp yarısı gönderilen nisan faturası 65 lira, mayıs-haziran makul seviyelerde… Muhtemelen yasakların kalkıp yeni normalin başladığını düşündükleri temmuz ayının 110.50 liralık faturası da nisandan kalan yüzde 50’nin mahsuplaşması…

Su bedeli değil sanki BUSKİ’ye verdiğimiz faizsiz kredi mübarek…

BUSKİ’nin yöneticilerinden ve Belediye Başkanı Alinur Aktaş’tan rica ediyorum, lütfen bize bir daha “ödeme kolaylığı(!)” yapmayın. Ne tükettiysek onu hiçbir formüle bulaştırmadan birim fiyatıyla çarpın, vergileri, atık su bedellerini ekleyin, öyle faturalandırın…

Yeni normal bu kadar anormalse; kalsın, ben istemiyorum…