Lifebursa.com - Bursa ve Türkiye'den son dakika haberleri

Coronavirus salgını aşısız önlenemez

Sağlık , 27 Ekim 2020 Salı, 09:45

Coronavirus salgını bitmiş değil; salgın sonrasında değiliz bunu bilin. Coronavirus salgını ülkemizde ve dünyada bir çok ülkede artarak can almaya devam ediyor.

Coronavirus salgını aşısız önlenemez
Televizyon kanallarında coronavirus aşıları ve coronavirus teşhisi ile ilgili profesörlerin %90’ının ve ayrıca profesör olmayan bir çok zevatın saçma sapan konuşmalarını ve ‘google’ taramalarından edindikleri basit ve çöp bilgilere dayandırarak yaptıkları kamuya açıklamalarını gördükçe içim sızlıyor.

Bence ülkenin üniversiteler dahil tüm eğitim sistemi ve buna bağlı etik ve ahlak sorunu, saygı ve sevgi değerleri sıfırdan liyakate dayalı yapılandırılmalı diye düşünüyorum. Adalet ve liyakat temeli olmadan hiçbir konuda ilerleme sağlanamaz bunu bilmeliyiz. Kaos ve karmaşanın içindeyiz.

Coronavirus tanı kitleri ve coronavirus aşıları konularında, immunoloji (bağışıklık bilimi) ve enfeksiyon hastalıkları uzmanı veya profesörü olmayan birçok akademisyenin saçma sapan açıklamaları nedeniyle insanların kafası allak bullak durumda.

Bu konu dışı ve medya sevici insanların yarattığı karışıklık yetmiyormuş gibi, saydığım akademik uzmanlık alanındakilerden de bazılarının beyanatları beni ayrıca dehşete düşürüyor. Otuz altı yıldır, birçoğu insanlarda da hastalık oluşturma potansiyeline sahip mikroplar ile tanı testleri geliştirme, bu testlerin tanısal ve epidemiyolojik kullanımları, hayvanlarda aşı uygulamaları, veteriner temel immünoloji ve virüslerın genleri ve epidemiyolojisi ile ilgili konularda laboratuvar ve sahada bilfiil uğraşan biri olarak bu yazıyı yazma sorumluluğunu duydum, sizleri bilgilendirmek adına…

Coronavirus tanı kitleriyle ilgili ve kullanım alanları ile ilgili cehalete ilişkin görüşlerime bir başka yazımda değinmek istiyorum. Ayrıca yine bu yazımda, yukarıda değindiğim cahil ama cesaretli hoca ünvanlıları eleştirmekle de uğraşmayacağım. Sizlere sadece güncel küresel salgını önleme umudumuz, coronavirus aşılarıyla ilgili kısa ve net bilgiler vermek niyetindeyim.

En önce bilmemiz gereken şey ‘Aşısız salgın önlenemez’ doğrusudur. Baştan şunu söylemeliyim: ‘Maskesiz ve eski normale aşı ile dönebileceğiz’.

Aşı geliştirme çalışmaları salgının çıktığı ilk günden beri bir çok ülkede özel sektör, devlet kuruluşları ve ortak konsorsiyumlarında geliştirilmeye devam etmektedir. Bugün Dünya Sağlık Örgütü (WHO) verilerine göre, araştırma sürecinde 200’e yakın coronavirus aşı-geliştirme çalışması bulunmaktadır. Bunlardan 44’ü klinik değerlendirme aşamasında olup, 10’u insan kullanımı için ipi göğüslemek üzeredir. Bu ipi göğüslemek üzere olanlardan 2-3 adedi yeni yıla girmeden veya  girdiğimiz aylarda bizlere sunulacaktır.

Tabi bu ticarileşen aşıların ne kadarı ülkemize gelecek, ülkemizde ne kadarını kimler kullanacaktır? Bu soruların tümü siyasal iktidarın ve Sağlık Bakanlığı’nın yetkisi ile yanıtlanacaktır. Yani hayatımız onlara teslimdir. İnşallah bu otoriteler coronavirus aşılarını kullanılacak insan sayılarını, birey özelliklerini, insanların antikor düzeylerini belirlemişler ve bu verilere ait epidemiyolojik haritaları çıkarmışlar ve hazır etmişlerdir.

Aşılar tarihsel olarak, bugüne dek tüm küresel salgınların (pandemilerin) çözümünde başarı ile üretilmiş ve kullanılmıştır. Üstelik dünya o eski salgın günlerinde çok daha düşük seviyede tıp, biyoloji bilimleri ve biyoteknolojik alt yapıya sahip olmasına rağmen, bu başarıyı elde etmiştir.

Şu andaki ise tıp, biyoloji, biyoteknoloji ve aşı üretim platformları ve fabrikaları adeta ışık hızı ile bu işleri yapacak kapasiteye sahip durumdadır. Bu nedenle eskiden 5-10 yılda üretilen aşılar, artık aylara sığan sürelerde insan kullanımına hazır hale getirilebilmektedir. Örneğin, 2019 şubat ayında deklare edilen COVID-19 salgını üzerinden 10 ay geçmiş ve aşıları neredeyse ticarileşmek üzeredir.

Coronavirus aşıları sonuçlanmadan ve uygulamaya girmeden salgını söndürmek olanaklı değildir. Maske kullanımı, vaka izolasyonu, karantina ve diğer sosyal tedbirler salgının hızını ve virüsün yayılımını engelleyerek azaltabilir, ama virüsü ortadan kaldırmaz.

Aşılar genel olarak iki hedefe yönelik kullanılır. Birinci hedef salgın hastalığın kökünü kazımaktır, yani hastalığın eradikasyonudur. Aşı ile eradike edilen hastalık etkeni (virus) bir daha toplumda görülmez biçimde yok edilir. Örneğin, Çiçek Aşısı ile tüm dünyada Çiçek Hastalığı eradike edilmiştir. Bu nedenle günümüzde ne Çiçek Hastalığı insanlarda görülmekte, ne de Çiçek Aşısı artık uygulanmaktadır.

Aşıların ikinci kullanım hedefi, virüsü yok etmeksizin, virüsün neden olduğu hastalığın ortaya çıkmasına engel olmak ve ölümleri önlenmektir. Bu iki hedeften hangisinin seçileceğine, dünya çapında aşılama uygulamalarına başlanmadan önce,  salgın virüsünün çeşidine ve aşı ile oluşturulması beklenen bağışıklığın kapasitesine göz önünde bulundurularak karar verilir. Bu karar WHO ve ilgili sağlık otoriteleri tarafında verilmelidir. Bu kararın bir an önce verilmesi, ileride uygun düzeyde oluşturulamayan toplum bağışıklığı nedeniyle, coronavirusun önemli düzeyde mutasyonunun gelişmemesi ve dünyanın daha büyük bir tehlike ile karşılaşmaması için kritik önem taşımaktadır. Şu ana dek coronavirus aşılarının hangi amaçla kullanılacağı konusunda bir bilgi verilmemiş ve paylaşılmamıştır.

Ne amaçla olursa olsun aşısız bir salgını önlemek olanaklı değildir ve güncel coronavirus salgını da aşılar ile önlenecektir.

Bu bağlamda, basında sıkça söylenen hastalık geçirerek, coronavirusun insanlarda doğal olarak yayılarak koruyucu düzeyde sürü bağışıklığı veya toplum bağışıklığı oluşturması olanaklı değildir. Böyle bir hedefi beklemek akıl dışıdır ve milyonlarca insanın göz göre göre ölüm riskini göz önünde bulundurmak demektir.

Coronavirus veya COVID-19 hastalığında doğal enfeksiyon veya hastalanarak ile kazanılan bağışıklığın süresi, bağışıklığın düzeyi bireyler arasında değişiklikler göstermektedir ve bilinmemektedir.

Bu nedenle güncel coronavirus salgınını önlemek amacıyla sürü veya toplum bağışıklığını bizim yapay olarak oluşturmamız şarttır. Yapay koruyucu bağışıklık da ancak aşılama ile başarılı bir şekilde oluşturulabilir.

Bu başarının nedeni, aşılama ile bireylere, zayıflatılmış, zararsız, hastalıktan koruyucu bağışıklama oluşturacak maddelerin, yeteri dozda ve sayıda enjeksiyonla vücudun içine garantili şekilde verilmesidir.

Yani aşılama ile koruyucu bağışıklığın oluşumu, aşılanan insanda bağışıklığı engelleyecek bireysel faktörler söz konusu değilse, yüzde yüzdür.

Sonuç olarak, coronavirus belası aşı olmadan önlenemez. Aşı yakında dünyada kullanıma girecektir.

Ülkemizde aşının bizlere ulaşması ise siyasi bir devlet sorumluluğudur. Dört gözle bekliyoruz. Yukarıda bahsettiğim, dünyada son aşamasında olan 3 aşıdan ikisi (biri Almanya, diğeri Çin kökenli) üniversitelerimiz koordinatörlüğünde denenmektedir. Aşı denemelerinin üniversitelerimiz koordinasyonunda yapılıyor olması, ülkemiz için büyük bir şanstır ve devletimizin muhakkak denenmekte olan bu aşılardan olumlu sonuç alındığında, tüm milletimize ulaşımını ve uygulanmasını sağlayacağı kanaatindeyim.

Aşı gelene dek, coronavirusun hava yoluyla hızla yayıldığı ve bulaştığını göz önünde bulundurarak, maskesiz dolaşmamamız, özellikle bu son bahar ve kış günlerinde maskemiz olsa bile kapalı ortamlarda çok uzun süre kalmamamız, yüz yüze toplantı ve her türlü buluşmadan kaçınmamız, toplantılarımızı açık mekanlarda gerçekleştirmemiz, toplu taşımaların çok riskli olduğunu bilerek davranmamız gerekmektedir.

Coronavirus aşılarının uygulanacağı ve coronavirusa karşı bağışıklık kazanarak eski günlerimize döneceğimiz günlerin geleceğini sizlere bildiriyor ve esenlikler diliyorum. Saygılarımla.