Lifebursa.com - Bursa ve Türkiye'den son dakika haberleri

Deprem değil, insan öldürüyor!

Gündem , 02 Kasım 2020 Pazartesi, 14:17

Anadolu’nun fay kırıkları ile dolu bir deprem ülkesi olduğunu çocukluğumuzdan beri okuyoruz ve dinliyoruz. Bu gerçeği bilip de yokmuş gibi davranan cam kırıkları olduğunu başımıza felaket geldiğinde çok acı bir şekilde öğreniyoruz.

Deprem değil, insan öldürüyor!
Ahir ömrümde 19 Ağustos 1966 Muş Varto depreminden bu yana onlarca can ve mal kaybına yol açan depremlere tanık oldum.

Bir çırpıda aklıma gelen Adapazarı, Pülümür, Gediz, Bingöl, Lice, Çaldıran, Erzurum-Kars, Erzincan-Tunceli ve sonunda 1999 Yalova-Gölcük-Kocaeli depremleri arkalarında büyük acılar bıraktılar.

Her deprem sonrasında "devletin şefkatli eli " bölgede diye başlayan, arkasından “çadır battaniye ve yemek” diye devam eden ve sonunda “Allah beterinden saklasın” diye biten devletin ağzından resmi tirat dinleriz.

Ha!

Bir de AKUTBAKUT – gibi isimlerle sivil ya da resmi organizasyonlar ile enkaz altında arama kurtarma çalışmaları yapan gruplar kurulur ve deprem bölgelerine törenle gönderilir.

Ama bunca yıllık hayatımda yıkılan on binlerce bina sonrasında çürük bina yaptı diye suçlu görülerek yargılanan ve ceza alan bir tek Çınarcık’ta Veli Göçer’e tanık oldum.

Onun da adı VELİ GÖÇER ARSA OFİSİ idi.

Hem de özellikle doğuda yıkılan çürük binaların çoğunun resmi kurum Müteahhitlerinin yaptıkları binalar olduğu halde…

Hep kusurların, yolsuzlukların üzerini örterek ve tedbir amaçlı hiçbir şey yapmadan bugünlere geldik.

Hem de her depremden sonra kocaman kocaman “kentsel dönüşüm” lafları ederek hiçbir şey edemeden sırt üstü yattık.

İnsanlara güvenli bina yapmak için deprem felaketlerinden rant çıkararak belki de dünyanın en büyük inşaat şirketi olan TOKİ'yi kurduk ama o da rant ve talep almadan işe elini sürmedi.

En akıllı olanlarımız evlerini beton ve demir testlerine tabi tutarak rapor almak için şirketlerle anlaştı ama sonucu çürük çıkan testler için gereğini yapmadı.

Bursa’da Nilüfer’i kentsel dönüşümün kalbi diye ilan ederken rantsal dönüşümü maskeliyoruz.

O sürekli taşladığımız Recep Altepe 0,5 emsal artışı çıkarmasaydı, Nilüfer’de rantsal dönüşümün de olmayacağını bal gibi biliyoruz.

Bursa 1855’de 7,5 olarak söylenen depremi gibi değil 6.5 ile bile sallansa özellikle Osmangazi’de Darmstad- Altıparmak Heykel aksında neler olacağını tahmin etmek bile istemiyorum.

Soğanlı- Yunuseli – Hamitler bölgesinde yapılan evler aslında kentsel dönüşüm örnekleridir ama Osmangazi’nin riskli bölgeleri boşaltılıp oralara gelemediyse yine rant hakim olmuş ve maksat hasıl olmamıştır.

17 Ağustos depremi etki ve sonuçları itibariyle ders alınacak, geleceği planlamak için en büyük felaketti ama onu bile dejenere etmeyi başardık.

Biz toplum olarak sloganlara bayılıyoruz ama yaşananlara tepki vermek için asla hiç ayılmıyoruz.

Deprem değil çürük binalar öldürür…

Deprem gerçeğini bilerek yaşamalıyız…

Devlet olarak her şeyi yapmaya muktediriz…

Acıları dindirip yaraları saracağız…

Yeni ve güvenli şehirler inşa edeceğiz…

Sorumlulardan hesap soracağız…







Sonunda sadece çadır - battaniye - sıcak yemekte buluşuyoruz ve bir dahaki depremde buluşmak üzere ayrılıyoruz.

Bunların hepsini yapan bizleriz yani cehaletin pençesinde kıvranırken raks ettiğini sanan fanileriz.

O nedenle DEPREM değil İNSAN öldürür