Bursa
Parçalı Bulutlu
10.2°
Lifebursa.com - Bursa ve Türkiye'den son dakika haberleri

Ders mi istiyorsun? Al sana ders!

Siyaset , 01 Eylül 2020 Salı, 19:00

Ders mi istiyorsun? Al sana ders!
Ak Parti’nin Yerel Yönetimlerden sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Özhaseki, “Ders almasak, perişan oluruz..” diyor..
Biz, bugüne kadar, ders aldığınızı sanmıyoruz..
Size bizden son bir iyilik :
Bedava ders..

1) Siz Türkiye Cumhuriyetini yönetiyor ve temsil ediyorsunuz, bunun için,  "Hilâfeti özleyenlere" itibar etmeyeceksiniz; kafanızdan, ümmet fikrini çıkarıp, yerine millet fikrini yerleştireceksiniz. Hilâfeti özleyenlere yaranmak isteyenleri, devletin sembol makamlarına getirmeyeceksiniz. Bütün tayin ve terfilerde biati değil, liyakati esas alacaksınız..

Sizin gibi düşünmeyenlerin de bu vatanı sevdiğini asla unutmayacaksınız.

2) Geminin yönünü,orta doğuya değil; batıya döndüreceksiniz..

Türkiye’de 90 bin cami varken, Diyanet’in 142.500 kadrolu personeli bulunuyorken,İmam -Hatip okullarının sayısı 4000 ‘i bulmuş, mezunların sayısı 1.300 .000 ‘ e ulaşmışken, yeni İmam Hatip okulları açmayacaksınız; çocuklarımızı, Allah yerine şeyhine tapan örümcek kafalıların tarikatlarına, cemaatlerine, vakıflarına, kuran kurslarına, ne oldukları belirsiz yurtlarına muhtaç etmeyeceksiniz..

Çocuklarımıza din derslerini, evrenin sırlarını, dinin esaslarını ve manasını anlamış; ilmin ve dinî felsefenin ufuklarına ulaşmış; yani laik düşüncenin hür ufuklarını kavramış insanların vermesini temin edeceksiniz.

3) Adlî kadrolara, evrensel hukukun değerlerine ve insan haklarının yüceliğine inanmış insanları getireceksiniz.

İçerde ve dışarıda hiç kimsenin, hâkimlerin, sizin emrinizle insanları içeriye tıktığını veya içerden çıkardığını düşünmesine sebep olmayacaksınız..

Almanya’ya giden yetkilinizin, içeride bulanan Türk kökenli Alman gazeteci için “Birkaç güne kadar, iyi haber alacağız..” demesinden iki gün sonra, o gazeteciyi mahkemeler serbest bırakmayacak..Ve bunu gören başka bir ülke, yargılanan kendi vatandaşının da, şartsız tahliyesini senden isterken sesini yükseltirse, " Tehditler bize sökmez " diyerek, dolaylı yoldan mahkemelere tesir ettiğini itiraf etmiş duruma düşmeyeceksin..

Adliyenin bağımsız olduğunu göstermek istiyorsan, yüksek yargıçlar, Rize dağlarının yamaçlarında seninle çay yaprağı biçmeyecek, önünüzde cüppe iliklemeyecek.

4) Yüksek Seçim Kurulu Başkanı’nın “ Sayın Cumhurbaşkanımızın bu hususta bize bir talimatları olmamıştır.” demek aklından bile geçmeyecek.

Böyle söyler ve anayasa yerine cumhurbaşkanının talimatını önemserse; o yüksek yargıç, ne o makamında oturabilecek, ne de sokağa çıkabilecek.

5) Suçların kanunîliği ve şahsiliği prensibini değiştiremeyeceğini; değiştirdiğin zamanda sanık aleyhindeki hükümlerin geriye doğru yürütülemeyeceğini öğreneceksiniz.

6) Sadece Cezaların arttırılmasıyla toplum düzeninin korunamayacağını, eğitim kalitesi yükseltilmedikçe ve batı standartlarına yönelmedikçe bunun mümkün olamayacağını, “ İdamı geri getireceğim “ diye ucuz politika yaparak, Avrupa Birliği kapılarına koşmanın sahteliğini aklı başında hiç kimsenin yutmayacağını bileceksiniz.

7) Milletvekili dokunulmazlığının, millî iradenin temsil ve ifade edilmesinin teminatı olduğunu unutmayacaksınız.

8) Fikir hürriyetine inanacaksınız, sizin gibi düşünmeyenlerin de, bu ülkenin geleceğinde söz hakkı olduğunu; fiilen şiddete destek vermeyenlerin içeriye tıkılmasına demokratik rejimlerde rastlanmadığına inanacaksınız.

9) Yıllarca içeriye tıktığımız Nazım’ın en güzel milli mücadele destanını yazdığını; yine yıllarca içeri tıktığımız Doğu Perinçek’in tek başına, İsviçre’de, Ermeni iddialarına karşı destansı bir mücadele verdiğini; astığımız Menderes’in hâlâ kalplerde yaşadığını; Hamza köye tıktığımız Demirel, Ecevit ve Erbakan’ın daha sonra, Başbakan Yardımcısı, Başbakan, Cumhurbaşkanı olduğunu aklınızdan çıkarmayacaksınız.

10) Ekonomiyi piyasa kurallarına göre yönetilmesinin anayasal kurallara bağlandığını, onların bağımsız olduğunu, sizin mesuliyetinizin bu kurullara yapılan tayinler ve terfilerden doğduğunu ; bu tayinlerde liyakat esasını dikkate almadıysanız, neticenin size fatura edileceğini dikkate alacaksınız.

11) Milletin, değişik renkleri, dinleri, din dışı inançları, kökenleri, dilleri ve tercihleri olduğunu, herkesin eşit şartlar altında bu ülkenin ve cumhuriyetin imkânların faydalanması gerektiğini kabul edeceksiniz.

12) Kamusal alanların, size rey vermeyenlere de ait olduğunu; kendi yaşam anlayışınızı kimseye dayatamayacağınızı; kimin kısa etek giydiği, kimin rakısını yudumladığı, kimin hangi gazeteyi okuduğu, kimin hangi televizyon kanalını seyrettiği sizi alâkadar etmeyecek; insanların dini kurallara riayetinin veya adem-i riayetinin değerlendirilmesine memur olmadığınızı aklınızdan hiç çıkartmayacaksınız.
Gördünüz mü, ne kadar basit?

Ha, bir şey daha var..

Seçmen benim gibi ders vermez.