Lifebursa.com - Bursa ve Türkiye'den son dakika haberleri

"Dört gözle " bekleyenin var

Gündem , 09 Kasım 2020 Pazartesi, 11:02

"Dört gözle " bekleyenin var
Joe Biden, nihayet 290 delegeye ulaştı.
Çok şükür!
Biden’in kim olduğunu bilemediniz mi?
Aşk olsun...
Nasıl olur yahu!
Hadi Reis’ten adını duymadınız diyelim.
Kılıçdaroğlu’nu da mı dinlemediniz...
Resmi twiter hesabından Biden’i ilk kutlayanlar arasına girdi:
“Türk-Amerikan ilişkilerini ve stratejik ittifakımızı güçlendirmeyi dört gözle bekliyorum” dedi.
(I look forward to strengthening Turkish-American relations and our strategic alliance.)

 


Onu da mı kaçırdınız?
Yazık, çok yazık...
*
“Dört gözle” neyi bekliyorsun Bay Kemal?
“Stratejik ittifakı güçlendirmeyi” öyle mi?
Yerini yine açık ettin.
Türkiye rotayı ŞİÖ’ne çevirmişken, sen neden karşı tarafı geçtin.
Demek ki:
ABD’nin projelerine “evet” diyorsun.
Büyük Ortadoğu Projesine itirazın yok öyle mi?
Yoksa yeni “eş başkan” sen misin?
PKK’nın müttefikisin belli,
FETÖ ile bir sorunun yok...
Bay Kemal, bu tutumun yüzünden:
Seni hain ilan ediyorum.
Sen bir hainsin...
Hainin önde gidenisin...
Nokta.
*
Normal durumda; seçim sonuçları kesinleştikten sonra, T.C. Cumhurbaşkanı’nın ABD Başkanı’nı kutlaması gerekirdi!
Ana muhalefetin lideri neden öne geçti, anlayabildiniz mi şimdi?
Yoksa kendini Biden’e mevkidaş mı görüyor bu Kemal?
Aralarında bu konuyu da konuşmuş olabilirler mi?...
Biden, muhalefetle işbirliği yaparak Türkiye’de iktidarı değiştirecek ya...
Sözünü tutabilecek mi acaba?
Ondan olabilir mi bu yakınlık?
Öyle bile olsa; zevzeklik Dersimli Kemal’e yakışır da CHP’ye hiç yakışmadı doğrusu.
CHP tarihinde de bu da bir ilktir...
Kayıtları kim tutuyorsa, bunu da not alsın...
*
Trump, seçim sonuçlarına durmadan itiraz ediyor.
Bazı yerlerde “oylar yeniden sayılsın” diyor.
Bazı yerlerde “sayılmasın” istiyor...
Alem adamdır vesselam!
Trump’ın kaybetmesine sevinenlerden biri de:
Berlin’deki Tussuauds Müzesi’nin başkanı.
Balmumumdan yapılmış Trump heykelini çöpe atmış, iyi mi?
Neden böyle yaptığını sormuşlar.
“Yeni başkan için yer açtım” demiş...
*
Trump, “Seçimi kazandım, hile yaptılar” deyip duruyor.
Bu kadar da benzerlik olur mu demeyin.
Oluyor işte...
Ekibi ise tası-tarağı toplayıp Beyaz Saray’ı terk etmiş...
Kaybedince, insanın etrafında kimse kalmıyor.
Ne tuhaf değil mi?
Bu hazin son, bizden birileri için soğuk duş etkisi yaptı mı acaba?..
*
Arizonalıların da bizimle bir tuhaf benzerliği var.
Nevada’da yaşayanlar da onlara benziyor.
Trump seçimi kaybedince, silahları ile birlikte sokağa çıktılar.
Fe Süphanallah!..
AKP’li olabilirler mi acaba?
Bizde de 2017’de yapılan Anayasa referandumunda; “geçersiz oyları geçerli sayarak” parlamenter sistem, tek adam rejimine dönüştürülmüştü ya.
Anımsadınız değil mi?
Bu büyük hukuksuzluk karşısında; ana muhalefet liderinin, referandum sonuçlarını tanımayıp, Türk halkını Ankara’ya -YSK’ya- doğru yürüyüşe geçmeye davet etmesini bekliyorduk.
Derken, Dersimli Kemal hepimizi ters köşeye yatırdı.
Bir ara halkoylaması yenilenene kadar, YSK’nın önünde oturma eylemi yapılacağı da tartışıldı.
Hani şu “atı alanın Üsküdar’ı geçtiği” halk oylaması var ya ondan söz ediyorum...
*
Y-CHP’nin lideri, Milletvekili Enis Berberoğlu’nun tutuklanmasını bahane ederek; Ankara yerine İstanbul’a yürüttü Bay Kemal...
Bu büyük ihanetin adını; “Hak, Hukuk, Adalet Yürüyüşü” koydular.
Bayağı da taraftar buldular hani.
Bir milletvekilinin -haksız yere- tutuklanması, rejimin değiştirilmesinin önüne geçti.
Bu da bir ilktir Türkiye’de.
Kemal Kılıçdaroğlu sayesinde elbette...
Babam sağ olsun gibi bir şey işte!..
*
Gazeteciler, Dersimli’ye neden böyle yaptığını sordular.
Nasıl cevap verdiğini hatırladınız değil mi?
Yok daha neler!
Ben hatırladıkça hala utanırım, yer açılsa da yerin dibine giresim gelir...
Atatürk’ün koltuğunda oturan bu cesur siyasetçi:
“Dışarıda silahlı ve sopalı adamlar vardı” demez mi?
Demek ki, Anayasa değişikliklerine “evet” diyenlerle, “hayır” diyenler arasında bir tatsızlık çıksın istemiyordu...
Ne kadar da barışseverdir değil mi?..
Ama Rejim sizlere ömür, o umurunda değildir...
*
Bir zaman bizimkiler Amerika olmaya özeniyorlardı.
Türkiye’yi “küçük Amerika” yapacağız diyorlardı.
Zaman değişti tabii.
Bu defa Amerika “Büyük Türkiye” oldu...
Nasıl ama!..
*
İzlediğimiz birkaç muhalif kanal ve gazete kalmıştı.
Onlar da ana akım medyaya uydular.
Sabah akşam “at yarışı” sunar gibi Amerika’daki gelişmeleri sunuyorlar.
En yetenekli muhabirlerini Atlantik’in ötesine gönderdiler.
Seçimin sonucunu mu öngördüler bilemem.
Trump veya Biden ne fark edecek ki?
Birinin ne yaptığını yaşayarak gördük zaten; diğeri seçilince açıkça neler yapacağını söylüyor.
Biz kolay kolay adam olamayacağız galiba...