Lifebursa.com - Bursa ve Türkiye'den son dakika haberleri

Garibiz, gurabayız çok şükür

Gündem , 08 Kasım 2020 Pazar, 10:58

Garibiz, gurabayız çok şükür
Ezildikçe, itilip kakıldıkça bir mutlu oluyoruz ki, sormayın.
Teknoloji arttıkça, hızlı gündem, ölüm ve kayıplara alışmışlık, maddi kayıplar, insan kayıpları, tecavüz, cinayet, hırsızlık, gasp, yaralama, fetö, döviz, ensest, yasak, pandemi, içim şişti durdurun beni...
30-40 Dakika haber izleyip "aklı başında" kalmak mümkün mü?
Haber sonu sunucu, mutlu bir yüz ifadesi ile birkaç dakika içinde başlayacak diziyi anons ediyor;
"Sayın seyirciler, Cart Kanalı'nın yeni dizisi, Bikbik eden kanarya, biraz sonra ekranlarınızda olacak"...
Haber biter bitmez, ekrandaki " bikbik eden kanarya" dizisine kilitleniyoruz.
Üç saat, özetli, reklamlı, bol cinayetli, içki içenlerin kötülük yaptığı, ihtimal ki, bir veya bir kaç aşk hikayesi ile, kan gövdeyi götüren, vurulanların yarası buzlu görüntülü, zenginlerin acılar içinde kıvrandığı, aşk acısının kurşun acısından daha ağır olduğu, çantalarla paraların gezdiği, ihtimal ki, 20 yaş üstü evlatların tamamının gayrı meşru ilişkiden doğduğu şu garip diziler.
Başlarken, "7 Yaşından büyükler için uygun" olduğu söylenen ama, her yaş için kötü örnek olan bu diziler, içki ve kan buzlanırken, silahların markasına varıncaya kadar detaylı gösterildiği, çocuğu olan her babanın, elinde tükürük ve kan örneği ile DNA testi yaptırdığı şu bizim meşhur diziler.
Sabrınız kaldırmıyor, siniriniz boşalıyorsa, haber kanallarında, günün mana ve önemine ilişkin, tartışma programları var.
Konu uzman ve bilirkişileri ile, her konunun uzmanı, gazeteci, İslami araştırmacı yazar, İslami uydurmacı uydurucu, deprem, cinayet, dış politika, iç politika, genel politika, adını sanını duymadığımız üniversitelerin, uzman hocaları, mağdur bacıları...
Hepsi konuşuyor, içinde bulunduğumuz durumu bize anlatıp, daha beterini örnek gösteriyorlar ki, halimize şükredelim.
Söylemem o ki, kötüye, daha kötüye alıştırılıyoruz.
Devlet Daireleri, hastane, okul hatta özel sektör kapısında bile azarlanmayı alışkanlık haline getirmişiz.
Kendisine masa bulan, orta ölçekli Tanrılığa soyunmuş.
Eh, bir de, geceden şu şanlı Selçuklu öncesi ve Osmanlı dizisini izlemişse hazret.
Eldeki kalem dönüşmüş pusata, kılıcın adı pusatmış meğer.
O kalem var ya, o kalem...
Caaart karnına saplanıyor, haaart, boğazını kesiyor, gaaaarç, tüh boşa gitti...
Geçen akşam sosyal medya ilanı ile gülme krizine girdim...
15 yıldır süren polisiye dizi için oyuncu aranıyormuş.
"..... dizisinde, daha önce oynayıp, ölmemiş oyuncular aranıyor"
Kan gövdeyi götürüyor dizide. Öyle böyle değil. 15 Yıldır baskın yaptıkları evin, arka kapısını tutmayı öğrenemediler.
Çatışma çıkınca suçlular arka kapıdan çıkıp gidiyorlar.
Meğer, devlet politikası buymuş.
Adamlar, ders veriyormuş.
Kaç, kurtul.
Tankın üzerine çıkacak biri yoksa, tankın egzozuna atlet tıkacak birileri vardır elbet.
Sosyal ve kültürel yozlaşma yolculuğumuzda, sezon finali...
Seçme şansınız var, seçme özgürlüğünüz de var.
Katlanma özgürlüğü, sanırım bize mahsus.
Hayat eve sığmıyor.
Eve sığan tek şey, teslim olmuşluk, pes etmişlik, belki biraz parasızlık, az biraz açlık.
Sirk maymunları gibiyiz anlayacağınız. Aç bırakılarak, dayakla eğitilip birilerini eğlendirmek için akıl almaz işkencelere maruz bırakılıyoruz.
Bari, izleyenler eğleniyor olsa.
Bu kadar acıya teselli olsun.
Arabesk şarkıcının dediği gibi, " nikahına beni çağır sevgilim, istersen şahidin olurum senin"
Kendisi boynuzu yemiş, potansiyel boynuzlu damadı yok sayıp, bir de utanmadan şahitlik yapacak...
Bütün sorunumuz, Pişkinler Ordusu...