Lifebursa.com - Bursa ve Türkiye'den son dakika haberleri

Güçlü ve sağlam kişiliğe sahip olmak

Yaşam , 04 Kasım 2020 Çarşamba, 10:56

*Güçlü ve sağlam kişiliğe sahip olanlar kendilerini sürekli gözlemlemeye devam ederler.

Güçlü ve sağlam kişiliğe sahip olmak
Güçlü insanlar, insanları kendileriyle tanıştıracak ve kendilerine rehberlik edecek olan iç dünyalarının sesi olan onların duyguları olduğunun bilincindedirler.

Size önerim, gün sonunda sessiz sakin ve tüm uyaranlardan uzak kendimizle geçireceğimiz 10-20 dakikalık sürelerde gün boyunca yaşadığımız hangi olaylar karşısında ne gibi duygu ve düşüncelerimiz oldu bunları not ediniz.

Ve geçmiş zamanlarda benzeri olaylar karşısında yine benzeri tepkileri vermiştiniz. Duygusal kalıplarınızı güçlü zayıf yönlerinizi ve değişimlerini öğrenme süreciniz hep devam eder.

Kişiliği güçlü olanlar “ben artık oldum” demenin “ben artık öldüm” demek olduğunun bilincindedirler. Sürekli gelişen, değişen dünyada sabit kalmanın ölmek demek olduğunun bilincindedirler.

Güçlü insanlar “Ben kendimi çok iyi tanıyorum” demek yerine, “ben kendimi her zaman tanımaya ve tanışmaya devam ediyorum” derler.

*Duygu kontrol, kendimizi tanımak, tutarlı olmak ve sağlam kişiliğimiz için bilinçaltımızın farkında olmak en temel konudur.

“Bu tavrımın altında yatan bilinçaltımda var olan...dır” demeye başlamamız bilinçaltımızın farkında olmamızla ilgilidir.

Onlar için bilinçaltları her zaman öğrenmeye devam ettikleri bir kitaplık, bir okul, bir hazinedir. Yaşadıkları sürece bilinçaltları ile ilgili yeni farkındalıklar kazanacaklarını bilirler.

* Freud “dünyanın en kötü duygusu kendine acımadır” der. Bu anlamda güçlü ve sağlam kişiliğe sahip olanlar kendilerine acıma duygusu yaşamaya izin vermezler.

Sağlam kişiliğe sahip olanlar “neden ben?” demezler mağduru oynamazlar kendilerine asla acımazlar ve acındırmazlar, duygu sömürüsü yapmazlar.

Çocukluk dönemlerinde ne kadar travma yaşasalar da ya da yaşadıkları anlarda her türlü haksızlığa engellenmeye suistimale de uğrasalar “neden ben?” demez iç dünyalarında oluşan fırtınalara teslim olarak amatörce ve tepkisel davranmazlar.

Bir durur, düşünür ve duygu etkisinin azalması, mantığın devreye girmesi ile profesyonelce davranmanın sonuçlarının faydalarını bilirler; haklı olmayı değil, güçlü ve mutlu olmayı önemserler

Onlar, kötü anılardan dolayı suçlanmıyor utanca boğulmuyorlar. Onlar travmalarını ve yaşadıklarını hiç inkar etmiyor hasır altı etmiyorlar travmaları ifade etmekten çekinmiyorlar ama “bu travmaların karşısında acizlik içine girmiyorum acınmıyorum bu travmalar benim belimi bükmedi” diyebiliyorlar.

“O travmaların sayesinde edindiklerim beni güçlü kıldı” diyebiliyor ve o kötü geçmişlerinin üstünde var oluyorlar, kendileri için yepyeni yaşanacak bir dünya kurabiliyorlar.

Kendine acımamayı öğrenmek yaşanmışlıklarla yüzleşerek onlara teşekkür etmek bu deneyimlerin kendisine kazandırdıkları yüzünden sevinmek bu bir travma yönetimidir; kişiliği güçlü ve sağlam olmaktır. Hayatımızda bu tip insanları gördüğümüz gibi, ağlayıp sızlayarak dökülüp dağılan kendisine acıyan “ vah vah kötü kaderim” diyenler kişiliği zayıf insanları da görmekteyiz.

Siz kime benzemek isterdiniz?

*Sağlam bir kişiliğe sahip olanlar kendileri dışındaki dünyayı yani hayatı memleketi sokağı düzenleyemeyeceklerinin farkındadırlar. Elinde olmayan dış dünyayı bir kalıba sokmaya çalışmaz hayatı geldiği gibi kabul ederler.

Kendilerini geliştirmeye düzenlemeye farkındalıklarını geliştirmeye çalışırlarken dış dünyayı değiştirmeye düzenlemeye çalışmazlar hayatı dünyayı ve sokağı olduğu gibi kabul ederler.

Kendi hayatları için çalışırlarken, dış hayatı da olduğu gibi kabul ederler. Onlar hem kendileri hem de dış dünyaları için ellerinden geleni yaparlarken bir serçenin orman yangınına bir damla su bırakmasını önemserler. Ellerinden olmayan dış dünya kaynaklı sorun yaşamaktan korkmazlar ve bu sorunlar, krizler gelişim için fırsat olarak görürler; oldukça stresli bir oyun gibi algılar, keyif olmaya başlarlar.

*Batılıların “başarma ihtiyacı” dedikleri ”Need For Achievement” sorunlarla uğraşarak başarı kazanma mutluluğunu yaşama ihtiyacı akla gelir. İyi niyetli ama kötü etkili anne babalar (bkz:”helikopter ebeveynler”) çocuklarına dikensiz gül bahçesi için çaba harcarlar ancak ev ortamı, sokak ortamı bir  değildir.

Ev kedisi gibi hijyenik rahat ortamda yetişenler yarın hayatlarını kazanmak için sokağa çıkmak zorundalar. Orada sokak kedisi gibi yetişenlerle birlikte çalışacaklar. Sizce sokağın kaçınılmaz sorunlarıyla başa çıkabilmede kim daha başarılı olabilecektir?

*Sağlam ve güçlü kişilikli insanlar diğer insanların kendileri hakkında ne düşündüklerini hiç önemsemezler ve de öğrenmeye de çalışmazlar. Yani “başkaları ne der?” hapishanesine hiç girmezler. Başkalarına göre hayat yaşamazlar ancak onlar özgür akılları ve özgür vicdanları bilimi rehber edinerek sınır ve sorumluluk bilinci içerisinde nerede nasıl davranacaklarını bilirler ve statülerinin gerektirdiği rollerin farkındadırlar.

*Kişiliği güçlü olanlar tıpkı bir nehir gibi kendi mecralarında istikrarlı bir şekilde akmaya devam ederler. Onların en büyük parolası, “akışa devam et” “continue flow” . Yani başına gelen her türlü olaya rağmen hayattan kopmazlar, “neden ben?” demezler, suçlanmaz, utanca boğulmazlar. Geçmiş ile ilgili pişmanlık duyarak “keşke” demezler. Gelecek ile ilgili kaygı duymaz “eğer” demezler.

Yaşadıkları anda elinden gelenin en iyisini zevkle ve coşku ile yaparken hedefledikleri sonuçtan çok yaşadığın süreci önemserler.

Montaigne "her insanda insanlığın tüm halleri vardır"

Orhan Gencebay “ hatasız kul olmaz” der. Yani hiç kimse mükemmel değildir.