Lifebursa.com - Bursa ve Türkiye'den son dakika haberleri

Güneşin cömert sofrası

Ekonomi , 06 Ekim 2020 Salı, 09:42

Bursa Büyükşehir Belediyesi, yıllık elektrik ihtiyacının yüzde 30’unu güneş enerjisinden sağlamak üzere bir adım atmış.

Güneşin cömert sofrası
Öncelikli olarak Büyükşehir Belediyesi yeni binası ile Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’nin çatılarına ve otoparklarına, Bursa Bilim ve Teknoloji Merkezi ile Muradiye Su Fabrikası’nın çatılarına güneş enerjisi üretecek sistemleri koyacakmış.

Tabii bunlar iki yıl içinde tamamlanacakmış.

İki yıl sonra toplam olarak 6.500.000 kilovatsaatlik elektrik üretilmesi planlanıyor. Yani yılda yaklaşık 5 milyon 250 bin liralık tasarruf anlamına geliyor bu.

Vallahi Başkan Alinur Aktaş’ı tebrik ediyorum, geç de olsa bu yaptığından dolayı. Büyükşehirleri bir kenara bırakıyorum, Bayburt Belediyesi bile çoktan güneşten elektrik enerjisi üretmeye başlamış, sıra Bursa’ya gelmişti.

Neyse, dedim ya geç de olsa bu konuda adım atması kutlanacak bir şey.

Aslında bu işi uzun yıllardır mühendis yetiştiren Uludağ Üniversitesi’nin yapması çok daha uygun olurdu ama bir rektör de çıkıp, “GES’i projelendirelim ve kampüste küçük çaplı bir üretimle Bursa’ya hem yol gösterici olalım hem de fayda sağlayalım” demedi.

Deseydi şimdi belki de özellikle Tıp Fakültesi Hastanesinde kullanılan elektriği bedavaya getiriyor olacaktı.

Ben biliyorum ki gerek Mühendislik Fakültesinde gerek meslek yüksekokullarında ısıtma ve soğutma sistemleri ile ilgili ciddi çalışmalar yapanlar var.  Orhangazi Meslek Yüksekokulu'nda genç bir hocanın güneş enerjisiyle ısıtmayı bir tarafa bırakın, güneş enerjisiyle soğutma amaçlı bir çalışması olduğunu hatırlıyorum mesela…

Her işten anlayan uzman hocaları, 16 bin dönüm arazisi, binlerce metrekare boş boş duran çatıları ve duvarları var, güneş de var ama rektörlerin hiç biri GES kurmayı önemsemedi.

ODTÜ rektörleri ise daha 1970’lerde güneşin önemini anlayıp kampüse Türkiye’nin ilk güneş evini yapmış. Üniversitenin Rektörlerinden Prof. Dr. Ural Akbulut, 13 yıl önce Güneş Enerjisi Araştırma ve Uygulama Merkezi’ni (GÜNAM) kurarak önemli bir adım atmış.  O günden bu yana da ar-ge için 20 milyon dolara yakın yatırım yapmış durumdalar.

Diyeceksiniz ki, ODTÜ teknik bir üniversite, onun yapması gayet normal, Uludağ ise genel bir üniversite…

Canavar gibi bir mühendislik fakültesi var, öğrencileri bile her yıl güneş enerjisiyle hatta hidrojenle çalışan arabalar yapıp yarışmalara katılıyor.

Yani isteseydi yapardı Uludağ…

GÜNAM’ın Müdürü Prof. Dr. Raşit Turan, üç yıl önce bir etkinlikte Uludağ Üniversitesi Mühendislik Fakültesi öğrencilerine güneş enerjisinin Türkiye ve dünya için önemini vurgulayıp, bu konuda neler yaptıklarını anlatmıştı.

Prof. Dr. Raşit Turan demişti ki…

“Türkiye dünya nüfusunun yüzde 1’ini oluşturuyor, dünyada üretilen enerjinin yüzde 1’ini harcıyor.

Kullandığı enerjinin yüzde 90’ı fosil yakıtlardan yani doğalgaz, petrol, kömür, odundan oluşuyor. Bunu da kendimiz üretemiyoruz, yüzde 70’ini Rusya, İran, Azerbaycan gibi ülkelerden ithal ediyoruz.

Yani Türkiye’nin cari açığının yüzde 70’i fosil yakıt ithalatından dolayı oluşuyor.

Bu ekonomik olarak önemli bir yük, tabii siyasal sonuçları da oluyor gerilimli zamanlarda.

Vananın başında duran, siyasal gücü elinde tutuyor.”

Geçmişte Rusya ve İran’ın çeşitli bahanelerle gazı kestiğine de tanık olduk nitekim…

Yıllık güneşlenme sayısı bizim Karadeniz bölgesiyle aynı olan Almanya bile, dünyada bu teknolojiyi en fazla kullanan bir ülke ve elektriğinin yüzde 8’ini güneş enerjisinden sağlıyor.

Bizde ise yıllık güneşlenme süresi özellikle güney ve batı hatta orta Anadolu’da bile kat be kat fazlayken bunu değerlendiremiyoruz. Hesaplamalara göre güneş enerjisine dayalı elektrik üretme potansiyeli yılda 380 milyar kilovatsaat…

Türkiye bu potansiyelini değerlendirse, örneğin 2018 yılı toplam elektrik tüketiminin 1,25 katını üretmiş olacak.

Ülkemiz, hem ekonomik nedenler hem de bu gezegende yaşayanlara karşı sorumluluğu gereği, yenilenebilir enerji üretimine doğru yöneliyor. Yeterli olmasa da sera gazı salımını azaltacak adımlar atıyor.

Yasalarını, yönetmeliklerini buna göre düzenliyor.

Tüm bunların etkisiyle güneş enerjisinden elektrik üretimi yaygınlaşıyor.

Güneş enerjisinden elektrik üretmeye 2014 yılında başladığı halde 2018 yılı itibariyle üretim 7,5 kat artmış ve güneş enerjisinden elektrik üretiminin toplam elektrik enerjisi üretimindeki payı yüzde 2,56 olarak hesaplanmış. Bu yıl ise yüzde 4’e çıktığı tahmin ediliyor.

Sayıları görünce ben çok şaşırdım, doğrusu hiç bu kadar üretici olduğunu tahmin etmiyordum.

Lisanslı GES sayısı 2018 yılında 9 iken, 2019 yılında 17’ye çıkmış. Lisanssız GES sayısı ise aynı yıllarda 5 bin 859’dan 6 bin 884’e yükselmiş.

Ve bu sayı sürekli artıyor.

Çatı ve bina cephelerine güneşten elektrik üreten sistemleri uygulamak için başvuranların sayısı ise 2019 itibariyle bin 963 imiş. Bunların çoğu da konutlardan oluşuyor.

Bu arada, Tesla’nın patronu Elon Musk’ın şirketlerinden birinin de güneş enerjili çatıları ömür boyu garanti vererek satışa sunduğunu hatırlatayım. Bizden bir girişimci de çıkar, bu çatılardan üretirse, güneş Türkiye’nin üzerine yeniden doğacak demektir.

Şu anda var olan GES’ler sayesinde bile ülkemiz, ithal doğalgaza harcayacağı yıllık 600 milyon doları tasarruf etmiş durumda.

Güneşin Türkiye’deki toplam elektrik üretimi içindeki payının artması demek, enerjide dışa bağımlılıktan kurtulmak demek, refahın artması demek.

Türkiye ilk büyük GES ihalesini 2017’de Konya Karapınar’da yaptı. İhaleyi kazanan firma şu sıralar üretime geçmeye hazırlanıyor. Tamamlandığında toplam 1000 megavat kurulu güce sahip olacak santral devreye girdiğinde 15 yıl boyunca elektrik alım garantisiyle çalışacak ve kilovatsaat başına 6,99 dolar sent üzerinden elektrik satacak. (Akkuyu’da yapılmakta olan nükleer santralde üretilen elektriğin kilovatsaati ise 12 dolar sent.) Konya’daki GES, 30 yıllık ömrünü tamamladığında firma tesisi sökerek araziyi temizleyecek.

Unutmadan söyleyeyim, Türkiye, Konya Karapınar’da sadece bir GES yaptırmakla da kalmadı, ar-ge merkeziyle birlikte ve ilk entegre güneş paneli fabrikasını da yaptırdı. Ankara’da kurulan fabrikada panel üretimi başladı bile. Zaten var olan irili ufaklı 20-25 dolayında üreticinin yanı sıra dev bir üretim tesisi, bizim için şu anlama geliyor. Panel üretimi artacak ve fiyatlar ithal panellere oranla çok daha ucuz olacak. Bundan sonra yurtdışından pahalı pahalı panel almak zorunda kalmayacağız ve güneş enerjisi panellerini belki de her çatıda görebileceğiz.

Yapılan hesaplamalara göre, 2050 yılında dünyanın kullandığı enerjinin yüzde 20’sinin güneşten elde edileceği öngörülüyor.

ODTÜ’nün kurduğu GÜNAM, Türkiye’nin güneş enerjisi fırsatını kullanabilmesi için kafa yoruyor ve güneş enerjisi üretecek teknolojiyi geliştirmeye çalışıyor. Bu nedenle durmadan ar-ge yapıyorlar, projeler gerçekleştiriyorlar.

Konya Karapınar’daki GES, 20 milyon metrekare alanda devasa bir santral olacak  ve yılda 2 milyon kişinin elektrik ihtiyacını karşılayacak.

Peki Türkiye’nin tüm elektrik ihtiyacını karşılamak için ne büyüklükte bir GES gerekiyor biliyor musunuz?

Prof. Dr. Raşit Turan’ın söylediğine göre Türkiye, Tuz Gölü büyüklüğünde bir alana panel kursa tüm elektrik ihtiyacını karşılayabilirmiş.

Gördüğünüz gibi artık en zararsız, en ucuz enerji güneşten elde edilebiliyor. Bütün dünyayı güneş kurtaracak… Tabii enerji politikalarına mantık değil başka şeyler karışırsa iş değişir.

 

Not: Güneş enerjisine ilişkin veriler TMMOB Makine Mühendisleri Odası’nca hazırlanan “Türkiye’nin Enerji Görünümü-2020” adlı raporun, Makine Y. Mühendisi Evren Özgür tarafından yazılan “Türkiye’de Güneş Enerjisi” adlı makaleden alınmıştır.