Bursa
Çok Bulutlu
14.4°
Lifebursa.com - Bursa ve Türkiye'den son dakika haberleri

Herkese lazım ama böylesi değil

Gündem , 25 Ağustos 2020 Salı, 15:33

Herkese lazım ama böylesi değil
Herkesin, her şeyin mutlaka bir adı var, iyi ya da kötü. Bir de soyadı tabii, beğenirsiniz beğenmezsiniz o ayrı…

İnsanlar çocuklarına genellikle, isteklerini, özlemlerini, ideallerini ifade edecek isimler veriyor. Sevgi, Umut, Kemal (olgun), Münevver (aydın), Melisa (güzel kokulu), Büşra (sevinçli haber), Ceyda (uzun boylu, güzel), Aybike(ay gibi güzel), Barış, Ediz (yüksek yer) vs. gibi…

Aile planlamasının bilinmediği dönemlerde ve yerlerde insanlar çocuklarına “stop” anlamına gelen isimler vererek, üretimin son bulacağını düşünürmüş.

Kız çocuklarını insandan saymayanlar Yeter’de çareyi bulurmuş. Kız ya da erkek başka çocuk istemediği halde sürprizle karşılaşanlar ise “Allahverdi” isminde teselli ararmış.

Çocuklarının ileride bu isimlerden utanç duyup duymayacağını umursamayan kimi anne-babalar, dede ve nineler ise “Yosma”, “Kıyafet”,  “Taşkadın”, “Saldıray”, “Şehriye”,  “Satılmış”,  “Durkadın” isimlerini vermekte sakınca görmezmiş.

Çocuklarına “Devrim” ya da “Militan” ismini koyan cesaret abideleri de var.

Kimileri de toplumun gösteriş merakıyla, iki yüzlülüğüyle ince ince alay etmek amacıyla protest davranıp seçer adını ya da soyadını...

Aziz Nesin mesela…

Soyadını nasıl seçtiği sorulduğunda şunları söylüyor ünlü mizah ustası…

“1934 yılında soyadı kanunu çıktı. Herkes kendisine soyadını kendi seçtiği için, insanların bütün gizli aşağılık duyguları ortaya çıktı.
Dünyanın en cimrileri ‘eli açık’, dünyanın en korkakları ‘yürekli’, dünyanın en tembelleri ‘çalışkan’ gibi soyadları aldılar. Her türlü yağmada hep sona kaldığım için, soyadı yağmasında da hep sona kaldım.

Bana ortada böbürleneceğim bir soyadı kalmadığından, kendime ‘Nesin’ soyadını aldım. Herkes ‘Nesin’ diye çağırdıkça, ne olduğumu düşünüp kendime geleyim istedim.”

Aziz Nesin bu, soyadı hikâyesinin de sıra dışı olması normal.

Bir de, soyadına göre isim verenler var. Yani çocuğunun ismi ve soy ismiyle tamamlayıp cümle kuranlar... Ama ne cümleler!

Nasıl bir anlayıştır, ne yapılmak istenmektedir bilinmez ama resmen ve de fiilen çocuklarının hayatlarını bu şekilde karartanlar az değil.

Meslektaşlarımız zaman zaman bunları Nüfus Müdürlüklerinden alarak haber yapıyor.

Yusuf Kız, Reyhane Azmış, Döndü Yuvarlak, Duran Tekerlek, Okşa Bırak, İsmail Donsuz, Gülfidan Gösterir, Sultan Kaltak, Ramazan Şapşal, Nadir Verir…

İnanmıyorsunuz değil mi?

Terbiyem müsait değil aslında daha neler var neler…

Ne düşüncesizlik değil mi?

Hani bizde normal bir anlamı olup da Azerbaycan’da çok ayıp kaçan kelimeler var ya öyle bir durum var sanıyor insan.  Aynı ülkede aynı kelime, aynı isim bu kadar birbirine ters anlam içerebilir mi?

“Kaltak” kelimesini sağdan da okusan soldan da okusan Türkiye sınırlarında her yerde iffetsiz kadın olarak algılanır. Kaç kişi, “kaltak” deyince, “üzeri meşin, halı vb. şeylerle kaplanmamış olan eyerin tahta bölümü” olarak anlar?

Diyelim ki yüzyıllardır atalarının mesleği kaltak imalatçılığı… Yahu bu kadar farklı iki anlamı olan bir kelimeyi insan soyunun adı olarak seçer mi? Hadi 1934 yılında kaltak deyince ilk akla gelen şey eyerin tahta kısmıydı.  Ama 21. yüzyılda artık tarihe karışmış bir meslek söz konusu ve kaltak o eski kaltak değil… İnsan gider mahkemeye başvurup değiştirir, kaltaklıktan kurtulur.  Kaltağın gurur verici bir soyadı olmadığını hangi hâkim kabul etmez?

Ya “şapşal”a ne demeli?

Hele “Donsuz” kelimesinden “çok soğuk diyarlarda yaşayanların don tutmayan günlere özlem duyması” gibi bir anlam çıkaran var mı hiç? “Don giymemiş” kişidir “donsuz”un Misak-ı Milli sınırlarımız içindeki anlamı. Olsa olsa “yoksul” veya “serseri”dir olup olabilecek anlamı… Yoksulluğu bir ömür boyu isim olarak bile olsa taşımak isteyen var mıdır? Ya da serseriliği meziyet olarak kabul eden?..

İnsan böyle bir ad veya soyadı niye tercih eder ki?

Adını ve soyadını gururla söylemek varken, utana sıkıla, ezile büzüle söylemek zorunda kalmak niye?

Dünyada isim mi kalmamış acaba, ebeveynlerde akıl mı?..