Bursa
Çok Bulutlu
16.3°
Lifebursa.com - Bursa ve Türkiye'den son dakika haberleri

"Hipertansiyon, çocuklarda büyüme geriliğine yol açabilir"

Sağlık , 14 Ocak 2021 Perşembe, 12:03

Çocukluk çağında başlayan obezite ve hipertansiyon ilerleyen yaşlarda daha büyük sorunlara yol açabilir.

"Hipertansiyon, çocuklarda büyüme geriliğine yol açabilir"

Primer hipertansiyonun yetişkinlerde olduğu gibi çocukluk çağında da hiçbir belirti göstermeden gelişebildiğini ve özellikle aşırı kilolu ve obez çocukların hipertansiyon yönünden yüksek riskli olduğunu Çocuk Nefrolojisi Uzmanı Prof. Dr. Ruhan Düşünsel, "Buna karşın, semptomatik hipertansiyonlu çocuklarda baş ağrısı, görme bozukluğu, okul başarısında düşüklük gibi genel belirtilerin görülmesinin yanı sıra ikincil hipertansiyonun büyüme geriliğine de yol açabilir" dedi.

Son yıllarda yapılan araştırmalar, çocuklarda yaklaşık yüzde 3-5 oranında hipertansiyon bulunduğunu gösteriyor. Yetişkinler açısından son derece önemli olan bu sorun çocukluk çağında erişkinlerden farklı seyrediyor. Yeditepe Üniversitesi Kozyatağı Hastanesi Çocuk Nefrolojisi Uzmanı Prof. Dr. Ruhan Düşünsel, erişkinlerde hipertansiyon vakalarının yaklaşık yüzde 90'ında herhangi bir neden bulunmadığını söyleyerek, "Şişmanlık, sigara, kötü beslenme (tuzlu, yağlı, yüksek kalorili), ailesel yatkınlık gibi risk faktörleri var. Bu grup hipertansiyona birincil (primer) hipertansiyon deniyor. Hipertansiyon vakalarının kalan yüzde 10'u da eşlik eden bir hastalığa bağlı gelişen ikincil (sekonder) hipertansiyon olarak adlandırılıyor. Buna karşın çocukların yüzde 15'inde birincil, geri kalan yüzde 85'inde de ikincil hipertansiyon görülüyor" diye konuştu.

Çocuklarda hipertansiyonun aileler tarafından fark edilmediğine işaret eden Prof. Dr. Düşünsel, "Sürekli baş ağrısı, baş dönmesi, bayılma, burun kanaması, uykuda horlama ve görmede bulanıklık gibi belirtiler olması durumunda hekime başvurulması gerekiyor" diyerek aileleri dikkatli olmaları konusunda uyardı.

Kötü beslenme ve hareketsiz yaşam tarzından strese kadar birçok faktörün çocuklarda hipertansiyon için risk oluşturabildiğine dikkat çeken Prof. Dr. Düşünsel şöyle konuştu:
"Sınav stresi ya da günlük hayatta yaşanan başka stresler, korku, heyecan, sevinç gibi duygusal durum değişiklikleri de kan basıncında yükselmeye neden oluyor. Özellikle lise ve üniversite sınavlarına hazırlanan çocuklarda masa başında geçirilen uzun süre ve abur cubur atıştırmalıklara bağlı gelişen kilo artışı ile hipertansiyon görülme riski de artıyor."

Son yıllarda obezitenin artışıyla primer hipertansiyon görülme sıklığında da artış yaşandığını vurgulayan Prof. Dr. Düşünsel, "Çocukluk çağında erişkinlerde olduğu gibi hipertansiyon sınırı olarak tek bir değer söylemek mümkün değildir. Ancak, 0-18 yaş aralığındaki çocuk ve ergenlerin boy ve kilo takiplerinde kullanılan standart eğri ve tablolar gibi hipertansiyon tanımında da yaş, cins ve boya göre hazırlanmış persentil tabloları kullanılmaktadır. Buna gör; 90 persentilin altındaki değerler normal, 90-95 persentil arası yüksek kan basıncı ya da prehipertansiyon, 95 üstü ise hipertansiyon olarak adlandırılmaktadır" diyerek çocuklar için tanımlanan hipertansiyon değerleri için de bilgi verdi.

Obezite görülme oranının son 30-40 yılda tüm dünyada ikiye katlandığını söyleyen Prof. Dr. Düşünsel, "Dünya verilerine bakıldığında obezite oranı 1975'de kız çocuklarında yüzde 0,7, erkeklerde ise yüzde 0,9 idi. Ancak 2016'ya gelindiğinde bu oranlar, kızlarda yüzde 5,6 erkeklerde yüzde 7,8'e yükseldi. Bu rakamlar düşük görünebilir, ancak, bu rakamların önemli oranda obezite dediğimiz kısmı oluşturduğu gözden kaçırılmamalıdır. Dolayısıyla bunlara aşırı kilolu olma durumu da katıldığında bu oranlar yüzde 20-30'lara dek yükseliyor" diyerek son dönemde yapılan araştırmalarda okul çağı çocuklarında obez ve aşırı kilolu olmanın benzer oranlarda görüldüğünün tespit edildiğini belirtti.

Çocukluk çağında başlayan obezite ve hipertansiyonun ilerleyen yaşlarda daha büyük sorunlara yol açabildiğinin altını çizen Prof. Dr. Düşünsel, "Başta kardiyovasküler hastalıklar, insülin direnci, tip2 diyabet, yağlı karaciğer hastalığı, psikolojik ve ortopedik sorunlar, uyku bozukluğu gibi birçok hastalıkların gelişmesine sebep oluyor. Günümüzde yaşam kayıplarının birinci sıradaki nedeni kalp krizi, beyin kanaması ve inme. Bunun altında yatan birincil nedenin hipertansiyon. Bu nedenle, biz hekimler öncelikle kilo vermeyi öneriyor ve önemsiyoruz. Buna non farmakolojik tedavi ya da yaşam tarzının düzenlenmesi adını veriyoruz. Kilo vermek kolay değil, ancak, düzenli yapılan egzersiz ve diyetle başarı sağlanıyor. Bu aşamada ailelerin de çocuklarına örnek olması, çocuklara sağlıklı yaşam için düzenli aktivite ve beslenme alışkanlıklarının erken yaşta kazandırılması gerekiyor" diye konuştu.


Prof. Dr. Ruhan Düşünsel, sözlerine şöyle devam etti:

"Aileler çocuklarında hipertansiyon şüphesiyle hekime başvurduğunda öncelikle çocuğun boyu, kilosu ölçülüp vücut kitle indeksi hesaplanıyor. Abdominal obezite için karın çevresi, boy oranının tespit edilmesi gerekiyor. Vücut kitle indeksi yüzde 85'in altında olan çocuklar normal kabul ediliyor. Yüzde 85 ila 95 arası aşırı kilolu, yüzde 95'in üstü obez sayılıyor. Obezite, hipertansiyon ve kardiyovasküler hastalıklara yol açabiliyor. Bu nedenle fazla kiloların ivedilikle verilmesi gerekiyor."

Primer hipertansiyonun yetişkinlerde olduğu gibi çocukluk çağında da hiçbir belirti göstermeden gelişebildiğini ve özellikle aşırı kilolu ve obez çocukların hipertansiyon yönünden yüksek riskli olduğunu Çocuk Nefrolojisi Uzmanı Prof. Dr. Ruhan Düşünsel, "Buna karşın, semptomatik hipertansiyonlu çocuklarda baş ağrısı, görme bozukluğu, okul başarısında düşüklük gibi genel belirtilerin görülmesinin yanı sıra ikincil hipertansiyonun büyüme geriliğine de yol açabilir" dedi.

Son yıllarda yapılan araştırmalar, çocuklarda yaklaşık yüzde 3-5 oranında hipertansiyon bulunduğunu gösteriyor. Yetişkinler açısından son derece önemli olan bu sorun çocukluk çağında erişkinlerden farklı seyrediyor. Yeditepe Üniversitesi Kozyatağı Hastanesi Çocuk Nefrolojisi Uzmanı Prof. Dr. Ruhan Düşünsel, erişkinlerde hipertansiyon vakalarının yaklaşık yüzde 90'ında herhangi bir neden bulunmadığını söyleyerek, "Şişmanlık, sigara, kötü beslenme (tuzlu, yağlı, yüksek kalorili), ailesel yatkınlık gibi risk faktörleri var. Bu grup hipertansiyona birincil (primer) hipertansiyon deniyor. Hipertansiyon vakalarının kalan yüzde 10'u da eşlik eden bir hastalığa bağlı gelişen ikincil (sekonder) hipertansiyon olarak adlandırılıyor. Buna karşın çocukların yüzde 15'inde birincil, geri kalan yüzde 85'inde de ikincil hipertansiyon görülüyor" diye konuştu.
Çocuklarda hipertansiyonun aileler tarafından fark edilmediğine işaret eden Prof. Dr. Düşünsel, "Sürekli baş ağrısı, baş dönmesi, bayılma, burun kanaması, uykuda horlama ve görmede bulanıklık gibi belirtiler olması durumunda hekime başvurulması gerekiyor" diyerek aileleri dikkatli olmaları konusunda uyardı.
Kötü beslenme ve hareketsiz yaşam tarzından strese kadar birçok faktörün çocuklarda hipertansiyon için risk oluşturabildiğine dikkat çeken Prof. Dr. Düşünsel şöyle konuştu:
"Sınav stresi ya da günlük hayatta yaşanan başka stresler, korku, heyecan, sevinç gibi duygusal durum değişiklikleri de kan basıncında yükselmeye neden oluyor. Özellikle lise ve üniversite sınavlarına hazırlanan çocuklarda masa başında geçirilen uzun süre ve abur cubur atıştırmalıklara bağlı gelişen kilo artışı ile hipertansiyon görülme riski de artıyor."

Son yıllarda obezitenin artışıyla primer hipertansiyon görülme sıklığında da artış yaşandığını vurgulayan Prof. Dr. Düşünsel, "Çocukluk çağında erişkinlerde olduğu gibi hipertansiyon sınırı olarak tek bir değer söylemek mümkün değildir. Ancak, 0-18 yaş aralığındaki çocuk ve ergenlerin boy ve kilo takiplerinde kullanılan standart eğri ve tablolar gibi hipertansiyon tanımında da yaş, cins ve boya göre hazırlanmış persentil tabloları kullanılmaktadır. Buna gör; 90 persentilin altındaki değerler normal, 90-95 persentil arası yüksek kan basıncı ya da prehipertansiyon, 95 üstü ise hipertansiyon olarak adlandırılmaktadır" diyerek çocuklar için tanımlanan hipertansiyon değerleri için de bilgi verdi.

Obezite görülme oranının son 30-40 yılda tüm dünyada ikiye katlandığını söyleyen Prof. Dr. Düşünsel, "Dünya verilerine bakıldığında obezite oranı 1975'de kız çocuklarında yüzde 0,7, erkeklerde ise yüzde 0,9 idi. Ancak 2016'ya gelindiğinde bu oranlar, kızlarda yüzde 5,6 erkeklerde yüzde 7,8'e yükseldi. Bu rakamlar düşük görünebilir, ancak, bu rakamların önemli oranda obezite dediğimiz kısmı oluşturduğu gözden kaçırılmamalıdır. Dolayısıyla bunlara aşırı kilolu olma durumu da katıldığında bu oranlar yüzde 20-30'lara dek yükseliyor" diyerek son dönemde yapılan araştırmalarda okul çağı çocuklarında obez ve aşırı kilolu olmanın benzer oranlarda görüldüğünün tespit edildiğini belirtti.

Çocukluk çağında başlayan obezite ve hipertansiyonun ilerleyen yaşlarda daha büyük sorunlara yol açabildiğinin altını çizen Prof. Dr. Düşünsel, "Başta kardiyovasküler hastalıklar, insülin direnci, tip2 diyabet, yağlı karaciğer hastalığı, psikolojik ve ortopedik sorunlar, uyku bozukluğu gibi birçok hastalıkların gelişmesine sebep oluyor. Günümüzde yaşam kayıplarının birinci sıradaki nedeni kalp krizi, beyin kanaması ve inme. Bunun altında yatan birincil nedenin hipertansiyon. Bu nedenle, biz hekimler öncelikle kilo vermeyi öneriyor ve önemsiyoruz. Buna non farmakolojik tedavi ya da yaşam tarzının düzenlenmesi adını veriyoruz. Kilo vermek kolay değil, ancak, düzenli yapılan egzersiz ve diyetle başarı sağlanıyor. Bu aşamada ailelerin de çocuklarına örnek olması, çocuklara sağlıklı yaşam için düzenli aktivite ve beslenme alışkanlıklarının erken yaşta kazandırılması gerekiyor" diye konuştu.

Prof. Dr. Ruhan Düşünsel, sözlerine şöyle devam etti:

"Aileler çocuklarında hipertansiyon şüphesiyle hekime başvurduğunda öncelikle çocuğun boyu, kilosu ölçülüp vücut kitle indeksi hesaplanıyor. Abdominal obezite için karın çevresi, boy oranının tespit edilmesi gerekiyor. Vücut kitle indeksi yüzde 85'in altında olan çocuklar normal kabul ediliyor. Yüzde 85 ila 95 arası aşırı kilolu, yüzde 95'in üstü obez sayılıyor. Obezite, hipertansiyon ve kardiyovasküler hastalıklara yol açabiliyor. Bu nedenle fazla kiloların ivedilikle verilmesi gerekiyor."

Kaynak: DHA