Lifebursa.com - Bursa ve Türkiye'den son dakika haberleri

İki göl için daha tehlike çanları!

Gündem , 13 Eylül 2021 Pazartesi, 08:34

Kuraklık ve insan eliyle kirletilen göllere her gün yenileri ekleniyor.

İki göl için daha tehlike çanları!

Koruma altında olan Bursa Uluabat Gölü ve Eğirdir Gölü bunlardan sadece ikisi. Gübre ve atık kaynaklı kirliliğin su seviyesini 1 m'nin altına indirdiği Uluabat için uzmanlar, acil önlem çağrısı yaptı. İçine döşenmiş lağım borularından birinin patladığı Eğirdir Gölü'nün yüzeyini atıklar kapladı. Görülmemiş kirliliğin yaşandığı Eğirdir için Dr. Kesici 'İnsanlık dışı manzara. Bırakın içmeyi, parmağınızı dahi sokmayın' diyor.

Türkiye'nin önemli tabiat varlıklarından biri olan ve Bursa sınırlarında bulunan Uluabat Gölü'ndeki kirlilik sorunu her geçen yıl artıyor. Evsel ve sanayi atıklarıyla kirlenen Mustafakemalpaşa (Kirmastı) Çayı'nın beslediği göl, alg patlaması nedeniyle yeşile döndü. Küresel iklim değişikliğinin neden olduğu sıcaklık artışı ve kuraklıktan nasibini alan Uluabat Gölü, aşırı su tüketimi nedeniyle de adeta kuruma tehlikesi altında. Su derinliğinin 1 metrenin altına indiğini ve durumun endişe verici hale dönüştüğünü dile getiren Gölkıyı Köyü Muhtarı Nevzat Yalçın, gölün geldiği durumu özetledi:

"Bu yıl aşırı sıcaklık artışı ve kuraklığa bağlı olarak kirlilik ciddi artış gösterdi. Gölümüz, eskiden de bu mevsimde yeşile bürünürdü ancak bu kez durum gerçekten endişe verici. Henüz toplu balık ölümleri olmadı ancak kirlilik ve alg sorunu devam ederse, sudaki canlı yaşamı da tehlikeye girer. Hepimizi rahatsız eden koku sorunu da söz konusu. Neredeyse 4 aydan fazla süredir doğru düzgün yağmur düşmüş değil. Gölden çektiğimiz suyu tarlalarda kullanıyoruz ancak kuraklık devam ederse önümüzdeki yıllarda Uluabat'ın suyu tükenir. Geçen yıla kıyasla 1 metre daha fazla su çekildiğini görüyoruz."

'ATIKLAR DEŞARJ EDİLİYOR'

Milliyet'ten Mert İnan'a konuşan Uluabat Köyü Muhtarı Şevket Aşnı da Uluabat Gölü'nün berraklığını kaybettiğini söyleyerek, ellerini yıkadıkları Uluabat'ın son halini anlattı:

"Yakınlardaki bazı fabrika ve işletmelerden çıkan atıklar gelişigüzel Uluabat'a deşarj ediliyor. Eskiden içme suyunu gölden temin ederken, şimdi elimizi bile yıkamaz olduk. Gölden tarımsal sulama için ciddi miktarda su çekiliyor. Gölü besleyen derelerden pis su geliyor. Susurluk şeker fabrikalarının atık suyu bile göle akıyor. Arıtma tesislerinin olduğu söyleniyor ancak bazı işletmeler 3 gün çalıştırıp sonrasında maliyetten kısmak için arıtmayı kapattığını duyuyoruz. Köylü durumdan rahatsız. Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü'nden gelip numune alsalar da bu numuneler kirli yerden eğil de gölün daha temiz kısımlarından alınıyor."

'TÜKENİŞ İNSAN KAYNAKLI'

Bursa Uludağ Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Nurhayat Dalkıran ise Uluabat'a azot ve fosfor girdisinin fazla olduğunu bunun da alglerin çoğalmasına neden olduğunu belirtirken, "Uluabat sığ ve ötrofik bir göl. Su kaynağı azot ve fosforla fazlaca besleniyor. Azot ve fosfor girdisi tamamen insan kaynaklı. Doğal süreç insan eliyle bozulmuş duruma geldi. Ekosistem bozulunca doğal denge de bozuluyor. Marmara Denizi için çözüm neyse Uluabat için de çözüm aynıdır. Bölgedeki artıma tesisleri kimyasal artıma yapıyor oysaki, ileri biyolojik arıtma tesisleri gerekiyor. Önlem alınmazsa önümüzdeki günlerde toplu balık ölümleri bile görülebilir. Bu nedenle düzenli olarak su kalite ölçümleri yapılarak ciddi önlemler alınması şart" dedi.

'SUYU SANAYİ ÇEKİYOR'

Uludağ Üniversitesi Ziraat Fakültesi Toprak Bilimi ve Bitki Besleme Bölümü'nden Prof. Dr. Ertuğrul Aksoy, Uluabat Gölü'nün suya en çok ihtiyaç duyduğu yaz döneminde gölden su çekiminin durdurulması gerektiğini belirterek, risklere dikkat çekti:

"Bölgede Batı OSB dediğimiz tekstil ve boya sanayinin olduğu tesisiler için yılda 14 milyon metreküp su gerektiği gündeme gelmişti. Bu ihtiyacı karşılamak için de Uluabat'tan su çekildiğini biliyoruz. Zaten sığ bir göl olan Uluabat'taki derinlik 1 metrenin altına inmiş durumda. Uluabat Gölüne sanayi ve evsel kirlilik yükü gelmeye devam ediyor. Fosfor ve azot yükünün artması, suyun azalması doğal sistemi bozduğu gibi ciddi risk ve kirliliğe neden oluyor."