Lifebursa.com - Bursa ve Türkiye'den son dakika haberleri

İnsanlığın evrensel kısır döngüsü

Yaşam , 14 Ağustos 2020 Cuma, 14:20

İnsan gençken gözünü budaktan esirgemiyor, yaşı ilerledikçe ise sözünü esirgemiyor.  Kimseden bir beklentisi olmadığı içindir belki. Belki de, gençliğinde sahip olamadığı söz söyleme hakkını, biraz da geleneklerin sağladığı yaşlılık avantajına dayanarak, giderayak kullanmak istediğinden…

İnsanlığın evrensel kısır döngüsü
Sanırım bu nedenlerle, insanın yaşlandıkça çenesi düşüyor. Kendi yaptığı hataları, başkalarının yapmasını istemiyor, bu yüzden bol bol nasihat veriyor. Amacı, vıdı vıdı edip gençleri hayatından bezdirmek değildir elbet ama yine de dozunu iyi ayarlamak gerek. “Yine başladı bizim ihtiyar” deme aşamasına vardırmamak en iyisi.

Yaş ilerledikçe insan kendini bilgeleşmiş hissediyor. Her yaşlı bilgedir düz mantığına götürmek istemiyorum sizi, yaşlandıkça huysuzlaşan, gençlere hayatı zehir edenler de var çünkü. Konumuz onlar değil.

Konumuz, yaşadıklarından, yanlışlarından, başkalarının  hayatlarından dersler çıkarıp iyice pişen, olumsuzlukları genç nesillerin de yaşamaması için çabalayan, adeta bilgeleşmiş yaşlılar… Onlar hayata dair ne çok şey söylerler ama bir kulağımızdan girip ötekinden çıkar. Belki yıllar sonra ne demek istediklerini anlarız. Belki de anlamayız.

“Anne olunca anlarsın!” diye başlayan cümleler kurmayan var mı acaba kızına? Kendimizle dalga geçileceğini bile bile söyleriz bunu. Ben söyledim mesela… Anlatmam gerekeni anlatmadığımdan değil,  beni anlaması için hayat deneyiminin yeterli olmadığını düşündüğümden...

İstediğimiz kadar çocuklarımıza, “aman terliyken soğuk su içme” diyelim. O yine kendi bildiğini okuyacak, hasta olacak ve biz de onun peşinden koşturacağız. En iyisi, nasihat verip kötü olmamak, ama yapabilene aşkolsun.

Ben mesela, yıllarca çocuklarıma ve eşime evden çıkarken kapıyı sadece çekerek kapatma yerine kilitlemelerini tembihledim. Çünkü izlediğim haberlerden, dinlediğim seminerlerden, yakın çevremden duyduğum olaylardan kendimce dersler çıkarıyordum.

Seminerlerde polisler diyorlardı ki, “Hırsız bir eve 15 saniyede giremezse vazgeçer, dakikalarca uğraştığında birilerine yakalanacağını bilir. Bu yüzden, kapınızda iki kilit varsa ikisini de kilitleyin. Birini 15 saniyede açabilir belki ama ikincisiyle uğraşmaz, eve girmekten vazgeçer.”

Ben kapıyı her kilitlediğimde bizimkiler “ti”ye alıp akıllarınca benimle dalga geçiyorlardı. Hiç aldırış etmedim, bildiğimden şaşmadım. Bir gün kızım dedi ki, “Aman anne, eve bir kere bile hırsız girmedi, o kapıyı merkez bankası kasası gibi kilitlemekle boşuna uğraşıyorsun.”

“Ben böyle tedbirli davrandığım içindir belki. Kapıya gelip vazgeçmediğini nerden biliyorsun?” dediğimi hatırlıyorum.

Neyse kızım evlendi, kendine ayrı bir yuva kurdu. Bir gün duyduk ki evine hırsız girmiş, bütün takıları çalınmış.

Aceleyle çıkmışlar ve ilk kez kapıyı kilitlemeyip sadece çekerek kapatmışlar.

“Bir kereden bir şey olmaz!” diye düşünmüş olmalılar. Ama oluyor işte!

O gün bugündür kapıyı iki kere kilitlemekten başka üstüne bir de alarm da taktırdılar. Sen yıllarca söyle dur, ama karşındakiler pahalıya da patlasa kendi hayat dersini kendisi almak istiyor.

Sadece bu kadar mı? Milyonlarca örnek var insanlığın değişmeyen kuralı gibi nesiller boyu tekrarlanan... Hayata, insanlığa ilişkin… Her kültürün atasözlerine, deyişlerine tecrübelerle işlenmiştir bunlar.

Atalarımız, “Fazla iyilikten maraz doğar” diye boşuna dememiş. Başkalarının ataları da  “İyilikler insana, karşılığını verebileceğini sandığı sürece hoş gelir” demiş.

Ünlü filozof Seneca taaa iki bin yıl önceden, “İnsan, karşılık veremediğinden utandı mı, karşılık verecek kimsesi olmasını istemez” diyerek fazla iyiliğin, nasıl “maraz”a dönüştüğünü anlatmak istemiş.

Yüzlerce, binlerce yıllık deneyimlerinden süzülmüş bunun gibi sözler ortada dururken, hayatta kaç kere iyilik yaptığınız kişilerden nankörlük gördünüz bir düşünün.

Demek ki, yüzyıllardır dünyanın her yerinde gençler yaşlıların sözlerine kulak asmıyor. Her kuşak, kendi döngüsünü tamamlıyor, sırasını sonrakine bırakıyor. Bilgi ve teknoloji, insanı ne kadar ileri taşırsa taşısın, bu evrensel kısır döngü sürüyor.

İnsan, başkalarının bilgileriyle bilgin olabilir belki ama başkalarının deneyimi ile bilge olamıyor.  Bu yüzden de yaşlılar nasihat vermeye, gençler bildiğini okumaya devam ediyor.