Bursa
Hafif Sağanak Yağışl
10°
Lifebursa.com - Bursa ve Türkiye'den son dakika haberleri

Kadınlara hayatî(!) tavsiyeler

Gündem , 15 Temmuz 2020 Çarşamba, 17:23

Kadınlar, dünyanın her yerinde şiddet görüyor ya da cinayete kurban gidiyor. OECD verilerine göre ülkemizde son bir yılda her 100 kadından 11’i şiddet görmüş. Bu oranla ülkemiz dünya birinciliğini almış. Meksika yüzde 6.6’yla ikinci, ABD yüzde 5.9 ile üçüncü.

Kadınlara hayatî(!) tavsiyeler
Yine ülkemizde 2018 yılında 440, geçen yıl ise 474 kadın cinayeti işlenmiş. Şiddet ve kadın cinayetleri durmak bir yana sürekli artıyor. Bu kadınlar ne yapıyor da dövülmeyi veya ölümü hak ediyor acaba?

Bence bütün maraza, kendilerini erkekle eşit görmekten çıkıyor. Erkeğin daha güçlü ve daha üstün olduğunu içine bir sindirebilse kadınlar, ona kafa tutmasa hiçbir sorun olmayacak.

Diyelim ki adam işten yorgun argın geldi. Şöyle bir uzanıp dinlenecek. Ama siz “Ben de işten geldim ama hemen mutfağa girdim. Hadi sen de şunu yap!..” derseniz adamın tepesi atabilir. Çünkü o bir erkek ve onun işi mutlaka daha yorucudur ve sizden daha çok para kazanıyordur, bu yüzden o dinlenirken siz hiç homurdanmadan, adamı da huzursuz etmeden yemeği pişirip sofrayı hazırlamalısınız. Böyle yapmamakta ısrar ederseniz, bir gün dayanır adam, ikinci gün bağırıp çağırır, üçüncü gün bir tokat savurur, beşinci gün ayağının altına alıverir.

Farz-ı mahal çocuklu bir ev kadınısınız. Kocanız çalışıp kazanıyor size bakıyor. Bütün gün işte yorulan adam eve geldiğinde ona krallar gibi hizmet etmelisiniz. O sizin velinimetiniz. O gün çocuklardan biri hastalandı, iki kere halının üstüne kustu, onunla uğraştınız, ötekinin de huysuzluğu üstündeydi evde hiçbir iş yapamadınız… Bırakın bu tembellik numaralarını. Komşularla laklak etmeye zaman buluyorsunuz da yemek yapmaya mı fırsat bulamadınız? Adamın önüne dünden kalan yemekleri koyarken hiç mi vicdanınız sızlamadı? Bu adama bir daha böyle bahanelerle gelirseniz size bağırıp çağırır, üçüncüde saçınızdan çekip savurur, beşincide evire çevire döver. Bunu siz istediniz!

Misal, karı koca ikiniz de çalışıyorsunuz. Elbette ki kocanız sizden daha fazla kazanıyor ve ona her şey mubah. Kocanız kariyerini düşünmek zorunda ve iyi giyinmek de bunun bir parçası. Her ay mağazaya gidip maaşıyla birkaç parça giysi alabilir, arkadaşlarıyla dışarda yiyip içebilir, her yere arabasıyla gidebilir, iki yılda bir arabasını yenileyip bir üst modele çıkartabilir, bunların hepsi ailenizin iyiliği içindir. Ama siz aldığınız maaşı evin giderlerine harcayıp bitirdikten sonra bile kocanızdan asla para istememelisiniz. Çalışıp kazandığınız onca parayı nereye harcadığınızın hesabını veremezseniz dayağı hak ettiniz demektir. O sosyete pazarlarına gidip ucuz diye poşet poşet giysi almasanız olmaz mıydı? Daha geçen hafta adam size demedi mi, “Kazandığın parayı nereye harcadığın belli oluyor” diye? İşte o zaman, “Pazara annemle gittik, bunları bana annem hediye aldı” demeliydiniz. Bir hafta demediniz kızdırdınız, üçüncü hafta bir tişört için bir tokat, beşinci hafta tekme tokat… Eee hak ettiniz.

Diyelim evinizde hiç beklenmedik bir masraf çıktı, acil para gerek. Yedek akçeniz de yok. Ne yapacaksınız? Bankalar ikinize de kredi vermiyor çünkü ev ve yeni eşyalar alırken kredi çektiniz, henüz borcu bitmedi. Elbette ailelerinizden isteyeceksiniz. Ama kimin ailesinden? Kocanız, “Sizinkilerden iste onların parası var” dediğinde “Onlardan aldığımız borcu daha ödemedik, bir daha nasıl isterim?” gibi bir cevap vermemelisiniz. Hele, “Niye sizinkilerden değil de hep bizimkilerden istiyoruz?” gibi bir soruyu hiç sormamalısınız. Çünkü bu it dalaşının sonu temiz bir dayağa kadar gider. Adam ne yapsa yeridir. Onca yıl kocanızın ailesine laf etmemeniz gerektiğini öğrenmediyseniz, geçinmeye gönlünüz yok demektir. Onun kırmızı çizgilerini bileceksiniz. Kırmızı çizgileri bir ihlal ederseniz ilkinde tehditle yırtarsınız, ama üçüncüde tokat yersiniz, beşincide kaburgalarınız kırılabilir.

Misal, adamın başka kadınlarla düşüp kalktığını öğrendiniz ve bunun sonunun gelmeyeceğini anlayıp boşanmak istediniz. Ama adam boşanmak istemiyor. Niye istesin ki, hem yuvası var, hem kurulu düzeni var, hem de sevgilileri… Birinden bıkınca öbürüne, öbüründen bıkınca başkasına gitme özgürlüğü de var. Çünkü o erkek, onun fıtratında var bir kadınla yetinmemek… En az dört kadınla aynı anda evliliğin meşru sayıldığı bir inançla şekillenmiş tüm genleri.  Siz kim oluyorsunuz da adamın erkekliğine şüphe düşürecek böyle bir talepte bulunuyorsunuz. Adam kocalık görevini mi yapmıyor? Aç mı bırakıyor? Hayır. Eeeee? O zaman niye ele güne rezil etmeye çalışıyorsun? Bir kere daha boşanmayı ağzına alırsan sopayı yersin, üçüncüde kırılmadık kemiğin kalmaz, beşincide ölümden dönersin… Baba evine de dönemezsin çünkü onların gözü taa en başta bu adamı tutmamıştı. Hadi her şeyi göze alıp gittin, bu adam orada seni bulmaz mı? Evden kaçıp anneni babanı haklı çıkardın, adamı rezil ettin… Adam seni öldürmeyip de n’aaapsın? Otursaydın evinde, adam gezer tozar bir gün yine sana dönerdi. Birçok kadın öyle yapıyor, senin neyin fazla da bunlara katlanamıyorsun?

Eşiniz kusurlu ise sabredin ve onu affedin…

Ne demiş büyüklerimiz, “Kusurun en etkin çözümü affetmektir, affedilen insan kusurunu anlar… Bu dünyada sabreder ve affederseniz, öteki dünyada ödülünüzü alırsınız”…