Lifebursa.com - Bursa ve Türkiye'den son dakika haberleri

Kolon kanserinde soyağacının önemi

Sağlık , 14 Nisan 2021 Çarşamba, 12:15

Kolon kanserinin küçük bir bölümünün kalıtım ile geçen genetik bozukluklar ile ortaya çıktığını söyleyen Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Ayhan Kuzu, kolon kanserinde genetik konusu üzerine açıklamalarda bulundu.

Kolon kanserinde soyağacının önemi

Vücudumuzda gelişen tüm kanserler genetik bozukluklar ile gelişmektedir. Bu kanserlerden biri olan kalın bağırsak kanserinin oluşumunun genlerle ilişkisi oldukça karmaşıktır.

Basit olarak genler, canlının bazı özelliklerini taşır. Saçımızın, gözümüzün renginden parmak şeklimize, kan grubumuza kadar tüm özelliklerimizin belirlenmesini ve ortaya çıkmasını sağlarlar.

Kanser hastalığı hücrelerimizdeki genleri oluşturan DNA yapısındaki değişikliklerle meydana gelmektedir. Basitçe anlatacak olursak;

• Bazı genler kontrolsüz hücre bölünmesini, çoğalmasını ve hücrenin yaşamını kontrol ederler. Bunlara onkogenler denir.

• Bazı genler ise hücre bölünmesi ve yaşam süresini kontrol ederler. Buna tümör baskılayıcı genler denir.

Kısaca, kanser hastalığı kontrolsüz hücre çoğalmasını tetikleyen onkogenleri aktif hale gelmesi ve kanserin oluşumunu engelleyen tümör baskılayıcı genlerin de etkisizleştirilmesi sonucunda meydana gelmektedir. Kolon kanserinin meydana gelmesi için çok sayıda ve zaman içinde birçok genetik değişikliğe ihtiyaç vardır. Bu süreç yıllar için oluşmaktadır.

Kalın bağırsağın iç yüzeyini örten tabakanın oluşumu ve yenilenmesi de genlerin ve çevresel faktörlerin kontrolü altındadır. Genetik ve çevresel yapıda meydana gelen olaylar, normal sağlıklı olarak her 7-10 günde bir yenilenen kalın bağırsağın iç yüzeyini örten tabakada değişikliklerin gelişimini başlatır. Buna ek olarak genetik değişikliklerin ardı sıra eklenmesi ile önce erken polip, ardından geç polip ve devamında da kalın bağırsak kanseri gelişimi gözlenir. Ortalama olarak bir polipten kanser oluşumu için geçen süre 5-10 yıl kadardır.

Kalın bağırsak kanserinin gelişimi için birden çok genetik olaya ihtiyaç vardır. Bu genetik yapıdaki değişiklikler bir anda olmaz. Canlının hayatta kaldığı sürede bu genetik yapıdaki değişikliklere ek olarak çevresel birçok faktörün de eklenmesi hastalıkların gelişimine neden olur. Hastalığın gelişimine neden olan bazı faktörler aşağıda basit olarak anlatılmaya çalışılmıştır.

Bazılarını anne veya babamızdan kalıtım yolu ile alırız: Anne ve baba çocukları olunca, onlara kendinden bazı özelliklerini verirler. Örneğin saç ve göz rengi gibi bazı kanser oluşturan hasarlı genler de geçebilir. Bu genler çocuğumuzun tüm yapı taşları olan proteinlerinin düzenli üretimi için gereklidir. Fakat kalıtımla anne ve babadan gelen hasarlı genler çocuğa geçti ise bazı normal olması gereken protein üretimleri yapılamayacaktır. Bunun sonucunda bazı hastalıklar ortaya çıkabilir. Bunlardan biri de kalın bağırsak kanseridir.

Bazıları bireyin anne rahminde gelişimi sırasında olur ve sadece o bireyi ilgilendirir: Bazen anne ve babada herhangi bir genetik bozukluk yoktur. Fakat yavru gelişimi sırasında hasar oluşabilir ve sadece çocukta hastalık ortaya çıkabilir. İşte bu şekilde kalıtsal kalın bağırsak kanseri ailenin önceki bireylerinde görülmese bile bundan sonra yeni nesillere kalıtım yolu ile geçebilir ve yeni aile bireylerini etkileyebilir.

Yine bazen anne veya babada genetik bozukluk olduğu halde hastalık görülmez: Bu anne ve babalar sadece genetik bozukluğu bir çekinik genle taşıdıkları için hastalık ortaya çıkmaz. Bu bireylere taşıyıcı bireyler denir. Taşıyıcı bireylerde hastalık gözlenmese de onların çocuklarında hastalık olabilir. Çünkü hem anadan hem babadan hastalık geni alabilirler.

Bazı genetik bozukluklar da yaşadığımız sürede çevresel etkenlerle gelişir: Gen DNA'sında bazı çevresel ajanlar hasar oluşturabilir. Eğer bu çevresel ajanların oluşturdukları gen hasarları kansere neden olursa, o zaman bu çevresel ajanlara karsinojenler adı verilir (örneğin sigara bir karsinojendir). Bu çevresel etkenler nedeni ile zaman içinde genler hasar görebilir veya tamamen kaybolabilir. Bunun sonucu olarak vücudumuzdaki önemli bir proteinin üretimi ve önemli bir fonksiyon yok olabilir.

Kolon kanseri sıklıkla doğumdan sonra meydana gelen edinsel genetik mutasyonlar ile oluşmaktadır. Bu durum hastanın yaşam süresi içinde meydana gelir ve çocuklarına aktarılamaz.

Kolon kanserinin küçük bir bölümü ise kalıtım ile geçen genetik bozukluklar ile ortaya çıkar. Bu genetik bozukluklar bireyin hücrelerinde tespit edilebilir ve çocuklarına kalıtım ile aktarılabilir. Kalıtım yolu ile geçen kalın bağırsak kanserleri tüm kalın bağırsak kanserlerinin %5-7 kadardır. Familiyal adenomatöz polipozis (FAP) ve kalıtsal nonpolipozis kolorrektal kanser (HNPCC) bu şekilde gelişir.

Kalıtım yolu ile geçen genetik bozuklukları bazı tetkikler ile tespit etmek mümkündür.

Kalın bağırsak kanserinde yaş

Kalıtım yolu ile geçen kanserler gençleri etkilediği için kalın bağırsak kanseri (kolorektal kanser) kişinin kaç yaşında olduğuna bakmıyor. Her geçen gün kalın bağırsak kanserinin (kolon ve rektum kanseri) genç yaşlarda görülme sıklığı artmakta. Tüm kalın bağırsak kanser vakalarının yaklaşık %10-15 kadarı 50 yaş altında gelişmekte. Özellikle genç yaşlarda kalın bağırsağın makata yakın bölgesinde gelişen rektum kanseri vakalarındaki artış kolon kanserine oranla iki kat daha yüksek. Daha da önemlisi yapılan istatistiksel analizler ile genç yaşlarda kalın bağırsak kanserinin görülme sıklığındaki artışın gelecek yıllarda da devam edeceği tespit edildi. 2017 yılında yapılan bir araştırmada 1950 doğumlu bireylere göre 1990 doğumlu genç nüfusta kalın bağırsağın ince bağırsağa yakın bölümlerinde gelişen kolon kanseri görülme sıklığı 2 kat, kalın bağırsağın makata yakın bölümünde gelişen rektum kanseri görülme sıklığı ise 4 kat daha fazla bulunmuştur. Bu verilerde gösteriyor ki, maalesef kalın bağırsak kanseri genç nesillerin hastalığı olacak.

Bunun en önemli nedeni 50 yaş sonrası yapılan kalın bağırsak tarama tetkiklerinin artmasıdır. 50 yaş ve üzerinde yapılan tarama tetkikleri ile ileri yaş grubunda gelişecek kalın bağırsak kanserleri önlenebildiği için gençlerde artış ortaya çıkmaktadır. Diğer bir nedende gençlerin beslenme tarzıdır. Daha çok hazır gıda tüketiminin artması, işlenmiş et tüketimi (salam, sosis, sucuk), tütsülenmiş gıdaların tercih edilmesi, liften (posadan) zayıf beslenilmesi ve sigara içilmesi en önemli etkenlerdir.

Genç yaşlarda ortaya çıkan belirti ve bulgular sıklıkla bir şey yoktur diye geçiştirilirken, yanlış tanı ve doktora geç müracaat etme nedeni ile de hastalık ancak ileri evrelerde yakalanabilmekte. Gençlerin "kulaktan dolma" tedavi yöntemlerini denemeleri, "nasıl olsa geçer" düşüncesiyle rahatsızlıklarını önemsememeleri, "genç yaşta kanser olmaz" düşüncesi ile umursamamaları, hastalıkların ilerlemesine ve tedavisi daha zor bir aşamaya ulaşmasına neden olmakta.

Ne yapmalıyız?

- Ailedeki risklerin birlikte konuşularak öğrenilmesi (soyağaçı çıkarılması): Birinci ve ikinci derecedeki aile bireylerinde kalın bağırsak ve diğer kanserler sorgulanmalı.

Bizim ailede kalıtsal kalın bağırsak kanseri var mı?

- Ailede 3 veya daha fazla akrabada kalın bağırsak polipi veya kanseri hikayesi olanlarda (özellikle hastaların biri 50 yaş altında hastalığa yakalandı ise)

- Ailesel bir veya daha fazla kalın bağırsak kanseri veya polipi hikayesine ek olarak kendisinde polip veya kanser olanlarda kalıtsal veya ailesel kalın bağırsak kanseri olabilir.

- Bireyin kendi riskinin farkında olması - tarama testlerinden yararlanılması: Kanserin önlenebilmesi, erken tanı ve tedavisi için dışkıda gizli kan testi ve kolonoskopi taramalarını düzenli yaptırması önemlidir. Özellikle ailesel riski olanlar gençlerin erken tarama programlarından veya genetik danışmanlıktan faydalanması gerekiyor.

- Kendi kendinin doktoru olma: Genç yaşta görülen kalın bağırsak kanserlerinde kimse şüphelenmediği için yanlış tanı ve tedavi sorunu vardır. Bu nedenle vücudunuzda iyi gitmeyen bir durum varsa mutlaka konunun uzmanlarından ikinci bir görüş alınmalı.

- Sağlıklı kalmak sizin elinizde: Kalın bağırsak kanseri ve birçok hastalıktan korunmak için sağlıklı yaşam şekli önemli. Düzenli egzersiz, fazla kilolardan arınmak, dengeli beslenme, tam tahıl, sebze, meyve, lifli gıda tüketilmesi, kırmız et tüketimin azaltılması, sigara ve tütün ürünleri kullanılmaması, aşırı alkol alınmaması gerekiyor.