Bursa
Çok Bulutlu
12.6°
Lifebursa.com - Bursa ve Türkiye'den son dakika haberleri

Mülteci denince ödleri kopuyor

Siyaset , 08 Aralık 2020 Salı, 21:44

Avrupa'nın, Türkiye'ye karşı yaptırım dilini kullanmasını eleştiren AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "Mülteci meselesinde Avrupalı liderler bir ayda 4 kere Türkiye'ye geldiler. Türkiye olmadan Avrupa'nın güvenliği olmaz. Sadece mülteci meselesinde bile Türkiye bu kadar mülteciyi misafir ederek Avrupa demokrasilerini kurtarmıştır" dedi.

Mülteci denince ödleri kopuyor

AK Parti Sözcüsü Çelik, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında gerçekleştirilen MKYK ve MYK toplantılarının ardından açıklamalarda bulundu. Bazı basın yayın organlarında yer alan "AK Parti çalışanlarına ücret ödeyemiyor" iddialarının gerçeği yansıtmadığını söyleyen Çelik, "Bizim aldığımız hazine yardımından tüzüğümüz gereği yüzde 30'unu teşkilatlarımıza göndeririz. Covid sürecinde de bunu yüzde 40 oranına çektik. Cumhurbaşkanımız, Genel Başkanımız teşkilatlarımızın ihtiyaçları konusunda son derece hassastır. Bu konuda AK Parti'nin bir problemi ve borcu yoktur. 2021 yılı içerisinde hazineden yine 209 milyon yardım geldiğinde bu da yine teşkilatlarımızla paylaşılacaktır. Ödenmemiş bir ilçe ve il binası kirası ile ilgili bir durum söz konusu değildir. Hiçbir AK Parti'de çalışan arkadaşımızın maaşının ödenmemesi diye bir şey söz konusu değildir" ifadelerini kullandı.

TAKINTIDAN KURTULSUN

Çelik, Fransa'nın, Türkiye ile makul zeminde, saygıya dayalı bir dil ile ilişki kurması gerektiğinin de altını çizdi.

Fransız diplomasisinin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Türkiye ile ilgili takıntısından kurtulması gerektiğine işaret eden Çelik, "Fransız diplomasisinin akil insanlarının, kıymetli diplomatlarının Fransa'nın bu yanlış dış siyasetini tekrar rayına sokması konusunda Fransa'nın yöneticilerine doğru bilgiler ve telkinler de bulunmaları gerektiğinin altını çizmek isterim. Fransa açısından Türkiye karşıtlığı doğru bir politika değil. Beraber yapılacak işleri zedeleyen ve Fransa'yı giderek marjinal bir siyasete doğru sıkıştıran bir yaklaşımdır" dedi.

YAPTIRIM DİLİ AYIP OLUYOR

Avrupa'nın, Türkiye'ye karşı yaptırım dilini kullanmasını eleştiren Çelik, "Mülteci meselesi geldiği zaman Avrupalı liderler bir ay içerisinde 4 kere Türkiye'ye geldiler. Türkiye olmadan Avrupa'nın güvenliği olmaz. Sadece mülteci meselesinde bile Türkiye bu kadar mülteciyi misafir ederek Avrupa demokrasilerini kurtarmıştır. Türkiye insanı, vicdani politika çerçevesinde ölümden kaçan mazlumlara kucak açmasaydı, bunlar Akdeniz'e açılıp Avrupa'ya geçseydi aynı Kavimler Göçü gibi Avrupa'nın jeopolitik haritasının alt üst olduğu bir tablo ile karşı karşıya kalacaktık, Avrupa demokrasisi tamamen çökecekti, bugün ki liderlerin çoğu iktidarda olamayacaklardı. Avrupa demokrasileri Türkiye'ye borçludur. Ama buna karşı kalkıp Türkiye'ye yaptırım dili kullanmak tamamen bir akıl tutulmasıdır. Türkiye'ye karşı yaptırım uyguladığınızda Türkiye bu diyalogların dışında kaldığında, bu diyalog masalarını önemsemediğinde güvenlik meselesini nasıl yöneteceksiniz, Doğu Akdeniz'deki meseleleri nasıl yöneteceksiniz, mülteci meselesini nasıl yöneteceksiniz. Avrupa Birliği sağduyulu davranmalıdır, sağduyulu davranırken de Türkiye ile diplomatik mekanizmaları çalıştırmalıdır. Yapmaması gereken tek şey vardır, o da yaptırım dili kullanmak" dedi.

BU NE ALMAN SEVİCİLİĞİ

Doğu Akdeniz'de, Türk ticari gemisi Roseline A'ya Yunanistan komutasındaki Alman gemisinin baskınını savunan Kılıçdaroğlu'na tepki gösteren Çelik, şunları söyledi: "Kılıçdaroğlu bunu doğru bulduğunu söyleyen bir açıklama yaptı. Bunu inanılmaz yadırgatıcı buluyorum. Türkiye'nin oraya zamanında bilgi vermediği, Cumhurbaşkanına ulaşılmadığı gibisinden bir yaklaşım ile karşı tarafın tezlerinin iç siyasette CHP yöneticilerinin tezi haline gelmesini şaşkınlıkla, ibretle izliyoruz. Cumhurbaşkanına saatlerce ulaşılmadı diyor. Türkiye haklıyken çıkıp halen dün de bütçe görüşmesinde Kılıçdaroğlu'nun, İRİNA Harekatı çerçevesinde Yunanların, Almanların tezini Türkiye'nin tezine karşı doğru bir tez gibi savunması son derece yadırgatıcı. Kendi devletine karşı eleştirel olan, yabancı devletlerin tezini sürekli olarak kendi devletinin tezi karşısında gerçek bir tez gibi savunan bir muhalefet anlayışı ile karşı karşıyayız. Teknik bilgiler verilmesine rağmen, uluslararası hukuk ve siyaset açısından bu açıklamalar yapılmasına rağmen Kılıçdaroğlu'nun buna devam etmesi son derece yanlıştır. Geldiğimiz nokta ortadadır. Sadece Yunanlılar tarafından takdir edilen açıklamalar yapıyorlar."

BELGE VARSA GÖTÜRSÜNLER

Bir gazetecinin, "CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun ardından Temel Karamollaoğlu da kendilerinin dinlendiğine yönelik bazı açıklamalarda bulundu. Muhalefetin bu açıklamalarını nasıl değerlendirirsiniz?" sorusuna karşılık Çelik, "Kılıçdaroğlu'nun İçişleri Bakanlığı ile ilgili bir takıntısı olduğunu görüyorum. Sürekli olarak İçişleri Bakanlığına çeşitli kereler iftiralarda bulundu. Bu sefer de dinlenmekten bahsediliyor. Her seferinde yetkililer tarafından bu iddialar çürütüldü. Çürütüldükten sonra Kılıçdaroğlu herhangi bir şekilde yaptığının yanlış olduğunu ifade eden bir yaklaşım içerisine girmek, en azından bir özür beyan etmek yerine bu sefer başka bir iddiayı gündeme getirdi. Onlar da çürütüldü. Böylesine bir iddia koyduktan sonra bu İçişleri Bakanımız tarafından güçlü bir şekilde çürütüldü. Kılıçdaroğlu'nun elinde bir bilgi, belge, delil varsa, bu kadar önemli bir iddiayı herhalde bu kadar delilsiz bir şekilde konuşuyorsa bu siyasi sorumsuzluk tarihine yeni bir çentik atmak olur. O zaman götürsün savcılara versin. Böyle bir dünya yok. Burada İçişleri Bakanımızın verdiği cevaptan sonra söyleyecekleri hiçbir şey olmadığı halde 'hayır biz bu iddiaya devam ediyoruz' diyorlar. Ellerinde bir bilgi, belge, delil varsa derhal bunu ilgili kurumlara götürsünler. Aksi takdirde, İçişleri Bakanımızdan, emniyet teşkilatımızdan, jandarma teşkilatımızdan, güvenliğimizi sağlamak üzere emek verenlerden özür dilemeleri gerekiyor. Sayın Karamollaoğlu neye göre söylüyor. Aklıma geldi, öyle hissettim söyledim gibi siyaset hayatında böyle bir şey yok" açıklamasını yaptı.

YALAN SİYASETİ

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun, tank palet fabrikası ile ilgili söylediği sözleri değerlendiren Çelik, "Burada bir yalan siyasetinin, yıkım siyasetinin sistematik bir şekilde devam ettirildiğini görüyoruz. Bu net bir yalandır. Tank palet fabrikasının satıldığı iddiası açık ve net bir yalandır. 14 Mayıs 2019 tarihli Cumhurbaşkanlığı kararıyla mülkiyeti bakanlığımızda olmak üzere fabrikanın sadece işletme hakkı devredilmiştir" dedi.