Lifebursa.com - Bursa ve Türkiye'den son dakika haberleri

Ne güzel bir çocukmuş Furkan Celep…

Gündem , 25 Eylül 2020 Cuma, 09:59

Ne güzel bir çocukmuş Furkan Celep…
Gerçekten çok güzel bir çocukmuş… Yaşı çocuk ama yüreği büyük biri.

Ama ne yazık ki en yakınındakilerin ve bu toplumun hataları, kusurları onun hassas yüreğini çok yaralamış.

Sevgilisine aşk şiirleri okuması gereken bir yaşta, hayallerini gerçeğe dönüştürmek için çabalaması gereken 18 yaşında bu hayattan yorulmuş, kendinden vazgeçmiş. Yaşamak için o kadar çok neden varken, umutsuzluğa düşmüş.

Umutsuzluğa düşmüş ve canına kıymış bu çocuk. Geride bıraktığı notlar ise biz büyükler için unutamayacağımız bir ders niteliğinde…

Bu bilgece notları çok düzgün bir şekilde yazabildiğine göre, yaşıtlarından çok daha iyi yetiştirmiş kendini ve onlardan çok daha olgun…

Ama bu olgunluğuna rağmen ilgi görmemiş ailesinden, çevresinden… Onu yaşama bağlayacak küçük bir onay alamamış…

İnsan, özellikle çocukluğunda anne ve babasının, öğretmeninin, çevresindeki diğer kişilerin kendini fark etmesini ister, sevgi, şefkat ve takdir bekler. Beklediğini bulamazsa özgüveni gelişmez, kendini sürekli eksik görür, sevilmediği duygusuna kapılır.

“Ben ne yapsam kimse bana değer vermiyor. Ben bir hiç’im” diye düşünmeye başlarsa onu o karanlık kuyudan çıkarıp kurtarmak çok zordur.

İşte Furkan da o karanlık kuyuya düşmüş, kimse onu fark etmemiş bile…

Darıca’nın falezlerinden atladığında fark etmişler sadece…

Bu hassas yürekli gencin sosyal medyada paylaştığı notlar var, haberlerde yer verilmiş.

Okurken içimi çeke çeke ağladım. Kendime paylar çıkardım.

Ve bu yaşı küçük, kalbi kırık çocuğun yazdıklarını, hepimize ibret olsun diye buradan aktarmak istedim.

Çocuklarımızın neye ihtiyacı var, bilelim istedim… Çünkü gündelik hayatın hayhuyu içinde küçücük ihmaller bile çok büyük yaralar açabiliyor.

Furkan ve birçok çocuk, genç insan aramızdan böyle ayrılıyor.

Ayrılıklar hep acıdır ama böylesi acıdan da öte… Bir daha yaşanmasın… Furkan son olsun!..

“Hassas kalpli diyebileceğiniz insanlardan birisiyim. Şu zamana kadar hep doğru olanı yapmaya çalıştım. Yalan söylememeye, küfür etmemeye ve argo kullanmamaya çalıştım. İnsanları incitmemeye özen gösterdim, onlara sürekli olarak elimden geldiğince yardımcı oldum, değerli hissetmelerini sağladım, verebildiğim kadar değer verdim. Çokça empati yaptım duygularını hissetmeye, onları anlamaya büyük özen gösterdim. Çok yönlü olabilmek için her kafa yapısına uygun şarkı dinledim, kitap okudum, araştırma yaptım. Herkesin görüşünü değerlendirdim, onlara saygı gösterdim.

Kendimi geliştirmek için spora gittim, yabancı dil öğrenmeye çalıştım. Herkese ve her şeye karşı merhametli oldum. Karıncayı bile ezmemeye özen gösterdim. Evde bir arı veya böcek olsa bile onu öldürmek yerine bardakla alıp özgür bıraktım, yemekten arta kalanları çatıya kuşların aç kalmaması için attım.

Zorbalıktan kaçındım, kimseye bulaşmadım, zorda kalanlara yardım ettim. Paraya ihtiyacı olana para, ilgiye ihtiyaçları olana ilgi verdim. Hayvanları sevdim onlara ilgi gösterdim, besledim. Doğayı kirletmemeye çalıştım. Uzayı, doğayı, ormanları, gökyüzünü ve hayvanalar için plastiklerimi çöp yerine istifleyip geri dönüşüme bile atmaya çalıştım. Daha iyi bir dünya için elimden geleni yaptım.

Ailevi duygulardan yoksun büyüdüm, hiçbir zaman babamla veya abimle doğru dürüst dertleşemedim, onlardan değer görmedim. (Bunun için onları suçlamıyorum sadece biraz değer, biraz şefkat görmek isterdim, sanırım bu iyi gelebilirdi.)

Kendi özümü, yeteneğimi öğrenemedim. Bunun için çok uğraştım ve çaba gösterdim. Neyi sevdiğimi bilmiyorum, ne olmak istediğimi bilmiyorum, ne okumak istiyorum, bunu dahi bilmiyorum. Benim yaşımdaki insanlarla aramda uçurum var, her konuda benden daha üstünler.

Zaman geçtikçe kendi kişiliğimden ayrılmaya başladığımı hissediyorum. Gittikçe yalan söylemeye, argo hatta küfür kullanmaya başladım. İnsanlardan uzaklaşmaya onları önemsememeye, doğaya ve hayvanlara zaman ayıramamaya başladım. Kendimi zamanla duygusuz bir insana dönüşüyormuşum gibi hissediyorum. Bunlar bana göre değil, ben böyle olmak, hayatımın geri kalanına duygusuz bir insan olarak devam etmek istemiyorum. Sorumluluk almak istemiyorum. Bir araba, bir ev veya herhangi bir şey uğruna yıllarımı, aylarımı harcamak istemiyorum. İş hayatı bana çok yorucu geliyor. Hem içten hem de dıştan yıpranıyorum. Bir şeyler uğruna bunca sorun yaşamak bana mantıklı gelmiyor. Bunun yerine her şeyi arkada bırakıp gitmek, her şeyi kapatmak daha mantıklı geliyor.

Aslında hiçbir şey için yaşamıyorum. Yaşamak için bir nedenim bir amacım yok. İnsanların yoluma sürekli taş koyup beni yoracaklarını biliyorum, bunun için çabalamak istemiyorum.

Burada kalmamı sağlayan birkaç şey vardı. Şarkılar, kitaplar, filmler, doğa, gökyüzü (özellikle bulutlar ve gün batımı) ve birkaç tane de dost. Bunlar benim bir süreliğine burada kalmamı sağladı, bunun için minnettarım.

Belki de bu kadar derin, bu kadar hassas bir insan olmamalıydım. Keşke tanrı beni böyle yaratmasaydı, deyip duruyorum kendime. Birisi en ufak hakaret bile etse buna üzülüyorum. Biraz üzülünce boğazımın yanıyor, sözcükler çıkamıyor boğazımdan. Merak ediyorum neden kimse bana değerli olduğumu hissettirmiyor? Neden kimse beni sevmiyor? Milyarlarca insan olmasına rağmen neden kendimi bu dünyada yalnız ve değersiz hissediyorum? Biraz daha eğlenceli, daha yakışıklı, daha çalışkan mı olmam gerek? Hayat bunları istiyor. Benim bunları karşılayacak ne gücüm ne de umudum var.

Daha iyi görünmek için, insanların beni sevmelerini sağlamak için kendimi yormak, yıpratmak, ruhumu bedenimi kirletmek istemiyorum. Neden beni böyle sevmiyorlar ki? Düşüncelerimi, fikirlerimi, değer verdiğim her şeyi sırf dış görünüşüm biraz kötü diye kestirip atıyorlar. Bu konuda önemseyeceğim birisini bulmaya çalıştım. (Değer vermek istedim, değer görmek istedim, özel hissetmek istedim.) Ama her seferinde ters tepti, dostluklar arkadaşlıklar kurmaya çalıştım olmadı.

Çok sevdiğim, uğruna her şeyimi verebileceğim iki dostumu bu konuda üzdüğüm için özür diliyorum. Benimle geçirdikleri vakitler için, her şeylerini benimle paylaştıkları için, bana karşı nazik ve iyi kalpli oldukları için, benimle yıllarca birlikte oldukları için ve bana kattıkları her şey için çok teşekkür ediyorum. Onlara buradan bir kucak dolusu kalp yolluyorum.

Her şeye rağmen bugünün geleceğini biliyordum, hiçbir zaman yaşlanmayacağımı, düzgün bir hayat yaşamayacağımı biliyordum. Sadece bana bu kadar yakın olduğunu bilmiyordum. Bu dünya, yaşamak için çok kötü bir yer, bunu istemiyorum. Son kez bugüne kadar birisini üzdüysem veya kalbini kırdıysam bunun için üzgünüm, özür dilerim. Belki burada bulamadığım huzuru gökyüzünde bulurum. Huzurlu, mutlu ve umut dolu bir hayat sürmeniz dileğiyle hoşçakalın…”

Senin iyi bir insan olmak için yaptıklarını bin kere takdir ediyor ve onaylıyorum çocuk, bu dünyayı erkenden bırakıp gitmen dışında… Bu kadar erken pes etmek hiç yakışmadı sana…

Gökyüzünde aradığın tüm duyguları bulman dileğiyle…