Lifebursa.com - Bursa ve Türkiye'den son dakika haberleri

Neron’giller iş başında!

Gündem , 21 Ağustos 2020 Cuma, 15:37

Neron’giller iş başında!
Yazın sonu göründü ya, yine iş başı yaptı Neron’giller. Yeşilden sarıya dönen yaprakların asfaltı ve betonları hiç olmazsa bir süre örtmesine izin vermeyecekler. Sarı-kahverengi tonlardan oluşan romantik-melankolik manzarayı ateşe verip yok edecekler yine… Evinin önünü süpürüp temizleyenler, topladıkları yaprağı, çeri, çöpü bir kenarda tutuşturup yakacak. Saatlerce zehir soluyacak yine çevre sakinleri…

Tarlalarda vereceğini verip insanoğlunu doyurmuş ama artık çalıya dönmüş bitkilerin saplarını, köklerini yine yakacaklar. Kuşların, böceklerin beslenmesine izin vermeyecekler. Böcekleriyle birlikte yakacaklar çalı çırpıyı…

Neredeyse her tarlanın, her sokağın gizli bir “Neron”u var. Yani yakarak yok etme hastası… Dikkat edin, yaz sonunda başlarlar, sonbaharda iyice azıtırlar bu Neron’lar. Son güneşli günlerin tadını çıkarmak isteyenleri dumana boğarlar.  Görüş açınız içinde olmasa da tepenin ardında bir yerde, bir sokak ötede mutlaka bir ot, diken, sap, çöp yığını ateşe verilir. Dört bir yandan kuşatır sizi genzi yakan duman kokusu.

Tarımsal literatürde buna “anız” diyorlar. Ekin biçildikten sonra tarlada kalan saplar yani… Çiftçilerimiz de ne yazık ki, bu saplardan kurtulmanın -kendince- en kolay yolunu bulmuştur: Yakarak yok etmek. Böyle yaparak aklınca zararlı böceklerden ve sürüngenlerden de kurtulduğunu sanırlar. Oysa yakarak, topraktaki tüm organik bileşenleri de yok ettiklerinin farkında değiller.  Bir dahaki sefere toprağa daha fazla gübre atmak zorunda kalacaklarının da…

Bununla da kalmaz zararı yakmanın...  Çıplak kalan toprak erozyonla aşınır, en verimli üst tabaka akıp gider.

Dahası da var.

Rüzgâr öyle bir dağıtır ki ateşi; köyler, hektarlarca orman yanar bu anız yakma alışkanlığı yüzünden. Yıllardır hem de… Ama anız yakmak bir türlü önlenemez.

Oysa Orman Kanunu’na göre, anız yakmak yasak.

Bir de dört mevsim çalışan Neron’lar var. Bunlar da inşaat bekçileri… İnşaatta elektrik tesisatı mı döşendi? Bunların naylon ambalajları, plastik kapakları, kablo parçaları gibi bilumum çöp ne olacak? Dağ gibi çöp olmuş, bunları poşetlere ya da kutulara doldurup çöpçünün gününü mü bekleyecek? Ver ateşi yansın gitsin, yok olsun!

Bir gün yürüyüş yaparken bir baktım yine dumanlar yükseliyor. Hasanağa-Göçmen Konutları arasındaki inşaatlardan kara dumanlar yükseliyor. Kokusu Görkent Parkı’na kadar ulaşıyor. Nilüfer Belediyesi’ni aradım, Görükle Zabıta’yı aramamı istediler. Verdikleri numaradan Görükle Zabıta’yı aradım, oraya Görükle Zabıta değil Beşevler Zabıta bakıyormuş, orayı aramamı istediler. Üşenmedim orayı da aradım. Yeri tarif ettim, geleceklerini söylediler. Gelip gelmediklerini, işlem yapıp yapmadıklarını bilmiyorum. Ama ben yürüyüşümü bitirinceye kadar çöpler yandı, bitti, kül oldu gitti.

Bu şikâyet silsilesinde de bir yanlışlık var bence.

Yahu vatandaş arayıp size şikâyetini bildiriyor, bir daha aramasın diye özellikle mi uğraştırıyorsunuz? O ona, bu buna topu atıp duruyor. İlk aradığım yer doğal olarak Nilüfer Belediyesi’ydi. Pekâlâ benim şikayetimi alıp, ilgili birimi kendileri arayıp konudan haberdar edebilirlerdi.

Yahu sokağında lağım patlamış, kimse telefonla bi zahmet arayıp BUSKİ’ye bildirmiyor.  Ööööyle bakıp geçiyor, ayakkabıları kirlenmesin diye üstünden atlıyor.

“Amaan, şimdi şikâyetle mikâyetle uğraşamam” deyip başkasının yapmasını bekliyor.  Böylesi türler çoğunluktayken, hazır biri çıkıp aramış, ilgileniverin bi zahmet!

Diyeceğim o ki, şikâyet mekanizması sağlıklı işlemiyor. Şikâyet kısmı yorucu ve bıktırıcı, sonrası ise meçhul.

Bu iş yeteri kadar önemsenmiş olsa, anız yakanlar tespit edilip cezai işlem uygulansa, Neronlar’ın da neslinin tükeneceğini sanıyorum.

Ama tükenmiyorlar işte bir türlü; sürekli çoğalıyorlar. Neron’lar da, duyarsız vatandaşlar da…