Bursa
Parçalı Bulutlu
9.7°
Lifebursa.com - Bursa ve Türkiye'den son dakika haberleri

Neşet Ertaş ölüm yıl dönümünde unutulmadı

Gündem , 25 Eylül 2020 Cuma, 14:33

Gelenekten gelen türküleri kendine has üslubuyla icra eden, ‘Bozkırın Tezenesi’, ‘Türkülerin Babası’, ‘Anadolu Efsanesi’ ve ‘Abdal Müzisyen’ gibi lakaplarıyla da bilinen Neşet Ertaş, ölüm yıl dönümünde unutulmadı. Neşet Ertaş ölüm yıl dönümünde kendi sözleriyle anılıyor. İşte Neşet Ertaş’ın hayatıyla ilgili bilgiler ve sosyal medyada en çok paylaşılan Neşet Ertaş sözleri…

Neşet Ertaş ölüm yıl dönümünde unutulmadı
Kırşehir'in Çiçekdağı ilçesine bağlı Abdallar (Kırtıllar) köyünde 1938'de dünyaya gelen Neşet Ertaş, müzik hayatına kendisi gibi saz üstadı babası Muharrem Ertaş sayesinde başladı. Ertaş'ın ilk çalgısı ise annesi Döne Hanım'ın çamaşır tokacına tel takmak suretiyle yaptığı oyuncak bağlama oldu.

Bozlak türkülerini "feryat" olarak nitelendiren Neşet Ertaş, müzikle tanışmasını bir röportajında şu sözlerle anlatmıştı:

"Beni 6 yaşındayken zille başlattı babam. Hem köçeklik yapardım, hem zil çalardım. Darbuka da çalardım. Babam saz çalardı, ben onun yanında saz çalamazdım. Abim keman çalıyordu, ben de cümbüşe başladım."

Neşet Ertaş, çok küçük yaşta bağlama ve keman çalmayı öğrenirken babasıyla 8 sene boyunca Kırşehir'in ilçeleri, Nevşehir, Niğde, Kırıkkale, Yozgat ve Kayseri'de köy köy gezerek kendi deyimiyle düğünlere şenlik kattı.

Daha sonra Kırşehir'de kendisi gibi yetenekli diğer müzisyenlerle Abdallar Topluluğu'nu kurarak düğünlerde sazını çalmaya devam eden sanatçı, bu yüzden okula gidemedi ve okumayı ağabeyi Necati Ertaş'tan öğrendi.

Neşet Ertaş, 1957'nin sonunda İstanbul'a gelerek, "Neden Garip Garip Ötersin Bülbül" isimli ilk plağını babasıyla birlikte seslendirdi.

Sözleri "aynı ruhun insanıyız" dediği babası tarafından yazılan ve İstanbul Şen Çalar Plak'tan çıkan bu çalışmasıyla halk tarafından çok beğenilen Ertaş, geniş kitlelere ulaşmayı başararak, tüm Anadolu'da dinlenilen bir halk ozanı haline geldi.

"Garip" mahlasıyla yazdığı şiirlerinde kendi hayatını anlattı
Neşet Ertaş, o tarihten sonra yeni plaklar ve kasetler çıkararak sanat hayatını sürdürdü, İstanbul'da 2 yıl boyunca çalıştıktan sonra Ankara'ya yerleşti ve burada sahne almaya başladı.

Musiki çevrelerinde de hayranlıkla dinlenilen usta müzisyen "Garip" mahlasıyla yazdığı şiirlerinde kendi hayatını anlattı.

Neşet Ertaş, "mahalli sanatçı" unvanıyla Ankara Radyosu'nda programlar yaparken, o yıllarda çalıştığı bir gazinoda Leyla Hanım'la tanışıp evlendi ve 3 çocuk sahibi oldu.Eşinden 7 yıl sonra ayrılan Ertaş, parmaklarındaki felç nedeniyle Almanya'ya giderek bir süre burada tedavi gördü, bu nedenle ara verdiği sanat hayatına 2000'de İstanbul konseriyle geri döndü.

Usta sanatçı Türkiye'de çıkardığı plaklar, yaptığı radyo programları, konserler ve düğün performanslarının getirdiği ün sayesinde Almanya'daki birinci kuşak Türk göçmenlerin de gönlünü kazandı.

UNESCO tarafından "yaşayan insan hazinesi" kabul edildi
Neşet Ertaş, UNESCO tarafından Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi kapsamında Yaşayan İnsan Hazineleri Türkiye Ulusal Envanteri'ne alınarak "yaşayan insan hazinesi" kabul edildi.

Süleyman Demirel'in cumhurbaşkanlığı döneminde kendisine teklif edilen "Devlet Sanatçısı" unvanını reddeden Ertaş, bunun sebebini bir röportajında "Ne demek devlet sanatçılığı? Hepimiz bu devletin vatandaşıyız, bu memleketin sanatçısıyız. Ayrıca bir 'devlet sanatçısı' ne demek? Ben burada bir 'ayrım' gördüğüm için kabul etmedim." sözleriyle anlatmıştı.

Eserlerinde Anadolu insanının acı ve kederini dile getirdiğini ifade eden Ertaş'a, İstanbul Teknik Üniversitesi Devlet Konservatuvarı tarafından 2011'de fahri doktora unvanı verildi. Aynı zamanda sanatçının bağlamadaki tavrı ve türküleri konservatuvarlarda ders olarak okutuldu.

NEŞET ERTAŞ'IN ÖLÜM TARİHİ
Yaşamı boyunca yaklaşık 400 plak, birçok kaset ve "long play"e imza atan Ertaş, 25 Eylül 2012'de prostat kanserine yenik düşerek, İzmir'de 74 yaşında vefat etti.

Babası Muharrem Ertaş'la birlikte Kırşehir'de bir de anıtı bulunan usta sanatçının hayatı ve eserleri, Prof. Dr. Erol Parlak tarafından iki ciltlik bir kitap halinde yayımlandı.
Ertaş, dünyada robot heykeli yapılmış ilk saz sanatçısı olurken, Adil Çelik'in tasarladığı "android" heykel, Kırşehir Neşet Ertaş Gönül Sultanları Kültür Evi'nde bağışlandı.

"Ölür ise ten ölür, canlar ölesi değil"

“Bana öldü demeyin, yoruldu gitti deyin...”

“Size karşı haddi aşan, hududu geçen, küstahlaşanları altın olsa kesenizde, bal olsa kasenizde tutmayın.”

"İki büyük nimetim var, biri anam diğeri yârim. İkisine de hürmetim var, birisi var etti beni, birisi yâr etti beni.."

“Derde düştüm dermanını aradım Derdimin dermanı yar imiş meğer”

"Ağarsa saçların belin bükülse, birer birer hep dişlerin sökülse yine de taze fidan dalımsın sen benim"

“İlimsizlik bilgisizlik yüzünden, cehalet hortlayıp çıkar mı çıkar. Sevgisizlik saygısızlık yüzünden, insan insandan bıkar mı bıkar.”

“Herkesle yarenlik edilmez, her insanla, hatta çevrende bile olsa, seni tam tanımayan insanla yarenlik edilmez.”

“"Bizim oralarda seni seviyorum denmez, kurban olurum sana" denir..”

“Yapılan en büyük kötülük, iki âşık insanın arasına girmektir. Dert ayrılık derdiymiş, başka dert var mıymış ben bilmiyorum.”

“Gönül Mecnun oldu Leyla bahane “

“Kalpten kalbe bir yol vardır görülmez”