Bursa
Parçalı Bulutlu
15.6°
Lifebursa.com - Bursa ve Türkiye'den son dakika haberleri

Salak!

Gündem , 13 Ağustos 2020 Perşembe, 18:23

Türkiye’de gerçek manada “araştırmacı gazetecilik” yoktur.

Salak!
Peki ya ne vardır?

İstihbarat örgütlerine çalışan, oralardan nemalanan, gününü geldiğinde onlardan gelen bilgileri kitap ya da yazıya dönüştüren hain, işbirlikçi Ali Kemal gibi adi herifler vardır!

Bunlar bazen devletin içindeki kliklere de hizmet ederler.

Devlet, milli dış politikası gereği Kuzey Irak’taki Türkmenlere Tır’larla silah göndermeye girişir örneğin, Fetö gibi ihanet şebekelerine mensup insanlarla rabıta halinde bulunan CHP’li siyasetçiler eliyle aldıkları bilgileri gazetesinde yayınlar böyleleri.

Haindirler.

Düşmanlıkları, kinleri hükümete değil, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nedir aslında.

Kim bilir hangi “ananın” yıkadığı beyinleri taşırlar kafalarında?

Sonra da paçaları sıkıştıkları vakit yurt dışına, daha önce hizmet ettikleri ülkelere kaçarlar.

Hiçbir gazeteci kapalı kapılar ardında yapılan görüşmeleri bilemez.

Bunun için birilerinin içeriden haber sızdırması gerekir.

Eğer yapılan görüşme gizliyse de bir istihbarat örgütünün orayı dinlemiş olması akla en yakın ihtimaldir.

Ne Oda TV’ye ne de Soner Yalçın’a hiçbir zaman güvenmedim.

Sevemedim de…

Kurulduğu ilk günden itibaren manipülasyon ve ajitasyon kokan haberler, yazılar yayınladılar hep.

En son bir arkadaşımın gönderdiği Hikmet Çiçek imzalı oradan buradan derleme bilgi kırıntıları bir araya getirilerek maksatlı bir şekilde yazıldığı gün gibi aşikar “TR 326” başlıklı yazıyı okuyunca bir kez daha gördüm ki, Türk akademisyen, bürokrat, büyükelçi, Cumhurbaşkanlığı sözcüsü, Cumhurbaşkanlığı Güvenlik ve Dış Politikalar Kurulu başkan vekili ve Cumhurbaşkanlığı başdanışmanı İbrahim Kalın birilerine “kalın” gelmiş!

Kalın’ı, “Gölge CIA” diye bilinen Stratfor’un Türkiye’deki istihbarat kaynaklarından biri olmakla” itham ediyor Hikmet Çiçek; yani Amerikan ajanı olmakla suçluyor!

Ardından dönüyor, dolaşıyor sözü “Siyaset Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı yani, SETA’nın kurucu başkanı olmasına” getiriyor, sanki kötü bir şeymiş gibi.

Efendim güya SETA yabancı medyada çalışan Türkleri fişliyormuş!

Bunun doğrusu, yabancı medyada çalışıp da Türkiye’ye hainlik eden Türkleri fişliyor olabilir ancak!

Azıcık düşünebilen insanların aklıyla alay etmekten başka bir şey değil yapılan şey.

Bir insan hem Amerikan ajanı olacak, hem de her konuda bilgi toplayarak bunları Türkiye lehine yorumlayıp sunan bir düşünce kuruluşunu kurup, milli politikalar üretmesini sağlayacak!

Bir insanı “salak” yerine koymakla eşdeğer bir düşünce!

İşte bazı salaklar da bunlara inanıyor ne yazık ki…

Hiç kimse kusura bakmasın, bir insana “salak” olduğunu söylemenin kibar bir yöntemi yok!

Salak kardeşim bu ülkede bazıları gerçekten salak!

Türkiye’nin Ortadoğu ve Akdeniz politikasının teorisyenlerinden birinin İbrahim Kalın olduğu, işte bu yüzden dış güçler tarafından hedef alındığını, Oda TV’nin de buna aracılık ettiğini anlayamayacak kadar salak!