Bursa
Parçalı Bulutlu
19.7°
Lifebursa.com - Bursa ve Türkiye'den son dakika haberleri

Şike.. Şike.. Şampiyon!

Bursaspor , 07 Haziran 2020 Pazar, 23:33

Türk futbolunun  en şaibeli ve tartışmalı sezonu 2010-2011’dir. Şu anda futbolun patronu konumunda olan T.F.F. Başkanı Nihat ÖZDEMİR’in geçen hafta katıldığı bir programda sarf ettiği sözler bu neden ile gündemde bomba etkisi yaratmıştır.

Şike.. Şike.. Şampiyon!
Birçok ülkede olduğu gibi Türkiyede de 2010-2011 sezonunda böyle bir olayı yaşadık.Sezon  geride kaldı.Bugün dokuz sene oldu herhangi bir şekilde şike olayına rastlamadık.’ açıklaması ile Sayın Nihat ÖZDEMİR tarafından şikenin açık bir itirafı yapılmıştır. Bu beyanı itiraf olarak nitelendirmemin sebebi ise  2010-2011 sezonunda Nihat ÖZDEMİR’in Fenerbahçe Spor Kulübü'nün ikinci başkanlığı görevini yürütmesidir.

Bu açıklamalara en sert tepki Fenerbahçe Spor Kulübü'nden gelmiştir. Resmi sitelerinden ‘Yazıklar Olsun Nihat ÖZDEMİR’ başlığı ile ağır ifadeler ile Nihat ÖZDEMİR eleştirilmiştir. Nihat ÖZDEMİR’in yaptığı bu açıklamalar aslında 3 Temmuz Şike Davası sürecinde kamuoyuna yansıyan telefon tapeleri ile zaten bilinen bir gerçektir. O dönemde kulüp başkanı olan Aziz Yıldırım’ın divan toplantısında dile getirdiği ‘Şike yaptım ise kendim için yapmadım. Fenerbahçe için yaptım’ açıklamaları ve yine o dönem T.F.F. başkanlığını yürüten Mehmet Ali Aydınlar’ın yaptığı açıklamalar ile 2010-2011 sezonunda Fenerbahçe Kulübü tarafından şike yapıldığı çok net ortadadır.

Türkiye’de yıllardır gücün kimin elinde olduğuna göre şekillenen bir adalet sistemi vardır. Şike davasının, Yargı sisteminin FETO Hakim ve savcılarının hakimiyetinde bulunduğu bir döneme denk gelmiş olması nedeni ile yok sayılması hukuki çelişkidir.. Eğer bu kabul edilir ise Türkiye’de zamanında binlerce dava FETO üyesi oldukları için K.H.K. ile meslekten atılan hakimler tarafından karara bağlanmıştır. Yargıtay’ın ise karar veren bir hakimin FETO üyesi olmasının  bozma nedeni olamayacağına ilişkin yeni tarihli bir çok içtihatı vardır.

3 Temmuz bir kumpas değil şike davasıdır. Şu an ki mevcut kulüp başkanı Ali Koç’un cümleleri ile konuşmak gerekir ise 'O savcı, hakimleri biz kulübümüze üye yapmadık. Biz  onlarla antreman tesislerimizde maç yapmadık. Biz  tesislerde onlarla tavla oynamadık. Bu neden ile 3 temmuz Şike sürecinden bir kumpas olarak bahsetmek sadece kasıtlı olarak algı yönetimi yapmaktır.

Sayın Nihat ÖZDEMİR’in bu açıklamalarına Fenerbahçe cephesinden çok sert bir tepki  gelmiş olmasına rağmen ilginç olan Trabzonspor Kulübü'nün resmi sitesinden konu ile ilgili hiç bir açıklama yapılmamış olmasıdır. Halbuki Trabzonspor’lular  yıllardır davalar ve protestolar  ile 2010-2011 sezonunun şampiyonu olarak kendi kulüplerini görmekteydiler.

Yazımın can alıcı noktası işte tam burasıdır. 3 Temmuz süreci yargısal bir süreç olmak ile birlikte eksik yürütülmüş bir süreçtir. Trabzonspor ile ilgili soruşturma ayağı eksik bırakılmıştır. Çünkü 3 Temmuz süreci içerisinde aynen Fenerbahçe gibi Trabzonspor yöneticilerininde polis fezlekelerine girmiş olan şike tapeleri mevcuttur. Özellikle o sezon oynanan en az iki maç için Trabzonspor Kulübü yöneticilerinin şike olayına karıştıklarının delili vardır. Bu maçlar Sivasspor ve Karabükspor maçlarıdır.

Fenerbahçe nasıl ki Eskişehir’de tarla sürmüş ise Trabzon’da Sivas’ta balık dağıtmıştır. O dönem Trabzonspor yöneticisi olan Recep Denizer’in polis fezlekelerine yansıyan telefon tapesi durumu çok açık ortaya koymaktadır. Daha sonraki süreçte Sivasspor Kulüp Başkanı Mecnun Odyakmaz’da  Sivasspor Genel Kurulunda şike paralarının Sivasspor’a Recep Denizer tarafından gönderildiğini bu kişinin ismini bizzat  vererek açıklamıştır.



Karabükspor’a ise teşvik priminin aslen Trabzonlu ve o dönem Karabükspor’un 2. kalecisi  olan Bülent ATAMAN tarafından verildiği iddia edilmiştir.Bu konu Karabüklü iki gazeteci Mustafa ÇEVİK ve Ergün BAŞKAYA tarafından iddia edilmiştir. Karabükspor başkanı Ferudun TANKUT tarafından antreman sahasında futbolcularına ‘teşvik primi ile ilgili kulağına söylenti geldiğini ,aracılık edeni de buna alet olanıda  kulüpte barındırmayacağı’ açık şekilde dile getirilmiştir. Teşvik primi verildiği iddia edilen bu maçı Fenerbahçe 1-0 kazanmıştır. Maçtan iki gün sonra da çok ilginçtir kaleci Bülent ATAMAN’ın Karabükspor ile ilişiği kesilmiştir. Hatta  bu konuda gazeteci Mustafa Çevik şike davası savcılarına başvurarak  haber kaynağının kim olduğunu ve gizli tanık olmak kaydı ile Karabükspor içinde çalışan bu kişinin tanık olarak ifade vermeye hazır olduğunu beyan etmiştir. Gazeteci Ergün BAŞKAYA’da  kaleci Bülent ATAMAN hakkında Karabük Cumhuriyet Savcılığına şikayette bulunmuştur.





Tüm bu süreç bize göstermektedir ki 3 Temmuz Şike soruşturması doğru ancak eksik bir soruşturmadır. Trabzonspor 2010-2011 sezonu şampiyonunun  kendileri olduğuna ilişkin iddiasına dayanak olarak Fenerbahçe Spor Kulübü'nün o sezon şike yaptığını ve kendilerininde ligi ikinci sırada bitiren takım olarak resmi  lig şampiyonu ilan edilmesi gerektiğini öne sürmektedir.

2010-2011 Sezonu sıralaması ise 1.Fenerbahçe, 2.Trabzonspor, 3. Bursaspor şeklindedir. Bu takımlar içerisinde polis fezlekelerinde ve soruşturma dosyasında ismi geçmeyen tek takım Bursaspor’dur.

Sayın Nihat ÖZDEMİR’in açıklamalarından sonra gündem hazır 2010-2011 sezonuna tekrar dönmüşken belirtmek isterim ki mevcut mevzuat hükümlerinin adil ve tarafsız bir şekilde uygulanması durumunda 2010-2011 SEZONUNUN TERTEMİZ ŞAMPİYONU BURSASPOR’dur. Tıpkı 2009-2010 sezonunda olduğu gibi..