Lifebursa.com - Bursa ve Türkiye'den son dakika haberleri

Sürdürülebilir(!) kalitesizlik ve iktidar

Gündem , 11 Temmuz 2020 Cumartesi, 11:49

Hendek’teki ‘elim kazada’ 7 kişinin ölümü ve 127 kişinin yaralanması sonrasında olay yerine gelen üç bakan olay yerinde incelemeler yaptı.

Sürdürülebilir(!) kalitesizlik ve iktidar
Devlet olarak yaraları saracaklarını ve sorumlulardan hesap sorulacağını ifade edip gittiler.

İş(!) kazasının olduğu fabrikanın sahibi ve sorumlu iş güvenliği uzmanının ilk ifadelerinden nasıl kıvırıp kendilerinin bile inanmadığı kulaklarına üflenen sözlerle faturayı üretim yapan işçilere kesiverdiklerine hayretle tanık olduk.

Ama kazadan kötüsü kazanın ertesinde yaşandı.

Enkaz kaldırmak ve patlayıcı atıklarını güvenli bölgede imha etmek için sevk edilen askeri birlik, 15 gün bekleme süresini kullanmadan ve atıkları ev eşyası taşır gibi kamyona yüklerken patlama sonucunda 3 asker öldü ve 11 asker ile kamyon şoförü yaralandı.

İlkine ecel-i kaza dense de ikincisine kaza değil cinayet denir.

Emin olun biz bunu birkaç gün sonra unutacağız.

Tıpkı daha önce olanları unuttuğumuz gibi…

Toplam kalitesizlik devletin DNA sına kazıldığı için başımıza gelen hiçbir şey bizi şaşırtmıyor.

Anomaliyi normal gibi yaşıyoruz.

Onlarca tren kazası yaşadık ama soruşturma yaparken adaletli olmayınca sorumlular hak ettikleri cezayı almayınca, en son Sincan’da bir görevlinin sinyalizasyon sistemini kontrol etmemesi sonucunda raydan çıkan tren kazasını ucuz atlatıyoruz.

Van Bahçesaray’da çığ düşmesi sonucu 5 kişi hayatını kaybediyor. Kayıp olan iki kişiyi arama kurtarma çalışması yapmak için giden ekip çığ altında kalarak 33 kişi hayatını kaybediyor. Ulaşılan 3 cesetle birlikte toplam can kaybı 41 kişi oluyor.

Afyonkarahisar cephaneliğinde kamyon farları aydınlatması ile yapılan mühimmat tasnifi sırasında 32 numaralı depoda tasnif işlemleri devam ederken, saat 21.15 civarında bilinemeyen bir nedenle patlama meydana geliyor.

Bu patlama, temas hâlinde veya çok yakında bulunan diğer açıktaki el bombaları, el bombası gövdeleri ile diğer el bombaları sandıklarına sirayet ediyor ve zincirleme patlamalara neden oluyor. Patlamalar neticesinde; iki astsubay, iki uzman çavuş ve 21 er ve erbaş toplam 25 kişi şehit olurken, 5 asker de yaralanıyor.

Bu olanlara, tedbirsizlikten olan maden kazalarını, dere yatakları ile oynanmasından kaynaklanan sel baskınlarını, ihmal ve kasıt sonucu orman yangınlarını, katliam gibi trafik kazalarını ve hatta CORONAVİRÜS önlemlerini nasıl deldiğimizi saymıyorum bile…

Hiçbir şey sorgulanmıyor ve sorumlulardan hesap sorulmuyor. Yapılan yapanın yanına kâr kalıyor.

Toplumsal bir ‘uyuşma’ hali yaşıyor ve kalitesizliği teşvik ediyoruz.

Mutfaklarda yangın var…

Her dört gençten biri işsiz…

Enflasyon, paketini dağıtmış halde…

Geçim sıkıntısından aileler boşanıyor…

CORONOVİRÜS’ün toplumsal sağlık sorunlarının yanı sıra, iş hayatına ve ekonomiye vurduğu darbenin acılarının ayak seslerini duyuyoruz…

Bütün bu yaşananlara karşı mahzun ülkemin gündeminde Ayasofya ve BARO var.

Bundan böyle alınan tüm Danıştay kararları bütün ülkede ve dış temsilciliklerimizde kutlanmalıdır.

Ayasofya kararı TBMM ye gelse söylenenlere bakıldığında iktidarı ve muhalefeti ile yüzde doksan gibi oranda kabul edilecekti.

Ya da eğriyi doğruyu söyleyen orada ayrılacakken karar neden Danıştay’a bırakılıp sevinci TBMM salonunda kutlandı anlamakta zorluk seçiyorum.

‘Çoklu Baro’ sistemi, baro başkanlarının sokulmadığı ama Barolar Birliği Başkanının seyirci locasında maskeli bir şekilde oturduğu TBMM den geçti.

O Başkanı ben mi seçtim diyesim geliyor.

Sosyal Medyada ya da meydanlarda küfür etmeyi, soru sormaktan evla görenler çoğaldıkça sürdürebilir kalitesizlik artarak devam edecektir.

Oysa refah toplumuna ve toplumsal huzura varılması için insan kalitesi yüksek, liyakat sorunu olmayan irade gerekir.

İktidarlar genellikle bu iradeyi sevmezler çünkü sürdürebilir kalite, insana yatırım ve emek gerektirir.

Kalitesizliğin yatırım maliyeti ve emeği sıfır ama geleceği de yoktur.

Gerisi hikâyedir!