Bursa
Parçalı Bulutlu
22.2°
Lifebursa.com - Bursa ve Türkiye'den son dakika haberleri

Türk siyasetinde kim solcu, kim sağcıdır? (*) 2

Gündem , 11 Ağustos 2020 Salı, 11:55

Türk siyasetinde kim solcu, kim sağcıdır? (*) 2
Burada, şu partiyi yermek veya övmek gibi bir gayretim yok.

Her zaman söylediğim gibi, ben bir akademisyen değil; bir siyaset ve hukuk tatbikatçısıyım, olaylara sadece tecrübelerimin ışığı altında bakarım.

Türk siyasetinde kartlar yeniden karılıyor.

Bunun için, gerçek demokratik hayata geçiş sürecinin başlangıcı olan 1945/1950 arasındaki sosyal olayları ve siyasî gelişmeleri hatırlarsak, bugünü daha iyi yorumlarız.

TBMM’nin  23 Şubat 1945 tarihli toplantısında, 1 Ocak 1942 tarihinde imzalanmış bulunan  “Birleşmiş Milletler Şartı’na  Türkiye'nin iltihak etmesine karar verilmesin” den sonra , bazı  aydınlar tarafından ,iktidara karşı bir muhalefet cephesi  kurulması projesi hayata geçirilmiş, Sabiha ve Zekeriya Sertel tarafından çıkarılmaya başlanan “Görüşler Dergisinde”Celâl Bayar, Fuad Köprülü, Adnan Menderes, Niyazi Berkes, Pertev Naili Boratav, Behice Boran, Halide Edip Adıvar, Cami Baykurt, Aziz Nesin gibi solcu, milliyetçi ve liberal aydınların   yazacaklarının açıklanması, CHF(P) iktidarını tedirgin etmişti..

Bu derginin ilk sayısında, Zekeriya Sertel tarafından yazılan” Zincirli Hürriyet “başlıklı yazı, tek parti ve tek şef sisteminin demokratik hak ve özgürlükleri nasıl yok ettiğini anlatıyordu.

Yazı çok büyük yankı yapmış, dergi bir iki günde kapışılmıştı.

3 Aralık 1945 ‘te CHF(P) ‘nin ağır topu Hüseyin Cahit Yalçın, Tanin Gazetesi’nde yazdığı bir yazıda, Zekeriya Sertel’in,” Zincirli Hürriyet” başlıklı yazısında komünizm propagandası yapıldığını yazarak, Kalkın Ey Ehl-i Vatan “demişti.

Bir gün sonra ise, 1960’lı  yıllarda Nurcuların avukatı olarak ün kazanacak olan Bekir Berk İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde ateşli bir konuşma yaparak, gençlere, Hüseyin Cahit gibi “Kalkın Ey Ehl-i Vatan “diye seslenmiş, galeyana gelen gençler, toplanıp yürüyüşe geçmişler “Bab-ı Ali  Caddesi’nin Sirkeci Meydanına ulaşan ucundaki Sertellere ait Tan Matbaasını basıp tahrip etmişler, oradan da  İstiklâl Caddesine gidip, Sabahattin Ali ve  Cami Baykurt (Eski Dahiliye Bakanı) tarafından çıkarılan “ La Turquie” gazetesini yerle bir etmişlerdi.

Bu olay üzerine, Serteller ülkeyi terk ettiler; Celâl Bayar, Fuad Köprülü ve Adnan Menderes, Görüş Dergisi’nde yazmaktan vazgeçti.

İnanılacak gibi değil; ama Tan Matbaasına yürüyen o gençler arasında, Süleyman Demirel, İlhan Selçuk, Ali İhsan Göğüş, Orhan Birgit ve Sencer Divitoğlu da vardı.

Bu olayı tahrik eden yazıyı yazan Hüseyin Cahit Yalçın, Demokrat Parti’nin son yıllarında CHP Organı Ulus Gazetesinde, senelerce “ Zincirli Hürriyet “ tadında yazılar yazdı ve maalesef  bu yazıların bazıları dolayısıyla ileri yaşlarında hapse de girdi. Ve Demokrasi kahramanı(!) oldu.

İnanmayacaksınız ama, Tan Matbaasını basanlar arasında bulunan  İlhan Selçuk’ a  da 1996 yılında Sertel Demokrasi “ödülü verildi.

Bir başkadır benim memleketim.

18 inci yılın sonlarından ve 19 uncu  yılın başlarından itibaren Fransız kültürünün tesirinde kalmış olan Türk aydını “ Hürriyet, uhuvvet, müsavat ve adalet” kavramlarına aşinaydılar, Bunun için, 1945 yılından sonra dünyadaki gelişmelere paralel olarak  açılan bu dönemde ,Türkiye’de yeni kurulan partilerde bu söylemlerin öne çıkması gerekirken, sağ  kulvarda olduklarını sandığımız bu  partilerin bazılarının halkın kalkınmasına ( Nuri Demirağ’ın kurduğu Milli Kalkınma Partisi) bazılarının da  halkın yaşamını zehir eden uygulamaların kaldırılmasına (Celal Bayar ve arkadaşları tarafından kurulan Demokrat Parti) daha çok önem verdiklerini görüyoruz.

Demokrat Parti’nin programını ve tüzüğünü inceleyince, kapatılmak korkusunun içgüdüsel olarak tüzük ve programlarda yaşadığını görüyor, bunun için daha çok, yol vergisinden, horlanmaktan usanmış insanlara, kendilerinin hor görülmeyecekleri bir hayatın vaat edildiğini tespit ediyoruz

Bu dönemde, gerek Demokrat Partinin, gerekse Millî Kalkınma Partisi’nin din motifli konuşmalarının, CHF(P)’yi telâşe düşürdüğünü , Hamdullah Suphi Tanrıöver’in öncülüğündeki bazı milletvekillerinin CHF(P)’nin dinî söylemlerinin yumuşatılması gerektiğini söylediklerini de biliyoruz.

Nitekim, bu talepler, CHP ‘nin 1947 Kurultayı’nda cevap bulmuş,” din eğitimine izin verilmesi, ibadet yerlerinin bakım ve onarımının sağlanması, din görevlilerinin maaşlarının iyileştirilmesi” ve belki bazıları şaşırtacak ama, “Laiklik “tarifinin değiştirilmesi de kabul edilmiştir.

Kim ne derse desin, Demokrat Parti de Adalet Partisi de, iktidar olduklarında kalkınmayı doğrudan halka götürecek, güçsüzlere yardım eli uzatacak sol politikalar uygulamışlardır.