Bursa
Parçalı Bulutlu
9.9°
Lifebursa.com - Bursa ve Türkiye'den son dakika haberleri

Yeter ki size güvensinler

Gündem , 20 Aralık 2020 Pazar, 18:02

Türkiye İş Bankası Genel Müdürü Adnan Bali, ülke ekonomisinin en temel sermayesinin güven olduğunun altını çizerek, "Petrol gibi doğal kaynağı, yeterli sermayesi, tasarruf fazlası olmayan bir ülke dış kaynak kullanmak zorunda. Dış kaynak kullanabilmek için de güven duyulan bir taraf olunmalı" dedi.

Yeter ki size güvensinler

Türkiye'nin, dünyanın içinden geçtiği Covid-19 sonrası toparlanma fırsatlarına odaklanması gerektiğini söyleyen Bali, "Bu musibet insanlığa şunu gösterdi; yakın üretim, yerinde üretim önemli hale geldi. 'En büyük ölçekle Çin'de ürettiririm, sonra istediğim yere naklederim.' Artık bu o kadar geçerli değil. Yerinde üretim, yakın üretim önemli hale geldi. Yakın ticaret, her talep edildiğinde karşılanabilen siparişlerle çalışan bir ekonomi kritik hale geldi. Türkiye; etrafındaki iki-üç saatlik zaman dilimi farklarıyla stok taşınmaksızın, kısa terminlerle ihtiyaç duyulduğunda, talebin kendi seyrine göre arz sürekliliği sağlayabilecek esnek bir ekonomiye sahip. Ülkemiz, esnek ve dinamik üretim yapısı ile öne çıkabilir. Bu pandemi döneminin bütün tecrübelerinden istifade ile Ar-Ge, inovasyon, teknolojik dönüşüm, dijital dönüşüm çalışmalarına odaklanmalıyız. Bunların hepsini pandemi sonrasına taşıyacak bir kültürle, kendimize hedefler koymalıyız" diye konuştu.

GÜÇLÜ İNSAN KAYNAĞI

Adnan Bali, Türkiye'nin "güçlü insan kaynağı, teknoloji ve esnek üretim altyapısı" olmak üzere üç önemli avantajının bulunduğunu vurgulayarak, ülkenin pandemi sonrasında; iki-üç saatlik zaman farklarıyla etrafını çeviren, nüfus, gayrisafi yurtiçi hasıla ve ticaret hacmiyle büyük bir imkan sağlayan bölgede enerjinin, bilginin ve fiziki üretimin merkezi olabileceğini söyledi. Serbest piyasa ve hukuk alanında şu anda tutturulmuş olan olumlu çizginin sürdürülmesi halinde, başka jeopolitik streslere de çok maruz kalınmazsa işlerin düzelebileceğini vurgulayan Bali, "Benim gördüğüm, Merkez Bankası Başkanımız, Hazine ve Maliye Bakanımız, piyasa mekanizmasının esas alınacağı konusunda net bir yaklaşım ortaya koyuyor. Bizimle yaptıkları istişarelerde de 'Siz işletmelerinizi iktisadi tutarlılıkla piyasa mekanizmalarının gerekliliklerine göre yönetmelisiniz' şeklinde, kamuoyuna verdikleri mesajların aynısını vermişlerdir" diye konuştu.

İŞLERİN İYİYE GİTMESİNİN KİLİDİNİ

TERS DOLARİZASYONDA GÖRÜYORUM

Ekonomi yönetiminin şu anda ortaya koyduğu bu tabloyu sürdürebilmesi ve bunun kesintiye uğramaması için bazı küçük, hızlı başarılara ihtiyaç olduğunu vurgulayan Bali, "Biz bunu sağlamalıyız; ülke olarak, ekonomi olarak, büyük kuruluşlar olarak bunun sağlanması için, bu kredibilitenin artması için çalışmalıyız. İşler iyiye gitmeli ki bu politikalar sürdürülebilir olsun. Bunun da kilidini ters dolarizasyonda görüyorum. Bir şekilde ters dolarizasyon oluşmalıdır" dedi. Döviz alımlarında esasen yaygın şekilde perakende, küçük tutarlı bir alım tablosundan bahsedilemeyeceğini ifade eden Bali, dövizde ortalama alım seviyelerine yaklaşıldığında hızlı çözülmeyle birlikte ters dolarizasyonun başlayacağını söyledi.

KURALIYLA YÖNETELİM

Önümüzdeki dönemin ödemeleri açısından temel bir sıkıntı görmediğine dikkat çeken Bali, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Türkiye'nin vadesine 12 ay kalan dış borçlarının toplamı Eylül 2020 itibarıyla 182,5 milyar dolar. Bunun 83 milyar doları bankalara, 72 milyar doları da diğer sektörlere ait. Kalan 27 milyar doları da TCMB ve Genel Yönetime ait. Bankaların 83 milyar dolarlık borcunun 36 milyar doları sadece kredi, kalan 47 milyar doları yurt dışı yerleşiklerin bizim nezdimizde açmış olduğu mevduatlar. Diğer sektörlerin 72 milyar dolarlık borcunun kredi olan kısmı sadece 18 milyar dolar. Kalan 54 milyar doları, dış ticaretten kaynaklanan gayri nakdi yükümlülükler. Karşılığında mal var, hizmet var. Dolayısıyla vadesi geldiğinde yenilenmesi gereken bir kredi gibi düşünmemek gerekiyor. 36 milyar dolar bankacılık sisteminde kredi var, 18 milyar dolar reel sektörde kredi var, toplamı 54 milyar dolar. Bunun yönetilemeyecek herhangi bir kısmı yok. Yeter ki ekonomiyi kurallarıyla yönetelim."

YOKLAR İÇİNDE...

Ekonomilerde güven unsuruna işaret eden Bali, sözlerini şöyle sürdürdü: "Türkiye ekonomisinin aslında en temel sermayesi güvendir. Petrol gibi doğal kaynağı, yeterli sermayesi, tasarruf fazlası olmayan bir ülke dış kaynak kullanmak zorundadır. Dış kaynak kullanabilmek için de güven duyulan bir taraf olunmalı. Güven sarsıldığında problem çıkar. Son dönemde ifade edildiği üzere, güvenin de karşılığı basittir aslında; Hukuk ve Serbest Piyasa Onun için de, hanehalkından başlayarak, hem başarılı iş insanlarının, bilim insanlarının hem yabancı yatırımcıların kaygı duymadığı bir hukuk düzeni ve öngörülebilir bir ortam oluşturulması ülkemiz için faydalı olacaktır. Bu yönde çalışmalarla ve pandemi sürecinin de aşı bağlantılı olarak izin verdiği imkânlarla, önümüzdeki 6 ila 9 aylık süreçte ekonominin daha iyimser bir noktaya evrildiğini bütün üçüncü taraflar görebilirlerse güven tesis edilecektir."