Lifebursa.com - Bursa ve Türkiye'den son dakika haberleri

Yine susuzluk edebiyatı

Gündem , 25 Aralık 2020 Cuma, 19:57

Orman eski Bakanı Veysel Eroğlu: "1994 öncesi İstanbul'u susuzlukla Kerbela'ya çeviren malum zihniyet yine susuzluktan bahsetmeye başladı"

Yine susuzluk edebiyatı

AK Parti Afyonkarahisar Milletvekili ve eski Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, "1994 öncesi İstanbul'u susuzlukla Kerbela'ya çeviren malum zihniyet yine susuzluktan bahsetmeye başladı. Biz Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde yaptığımız yatırımlarla İstanbul'a hiç susuzluk yaşatmadık" dedi. Son aylarda hava sıcaklıklarının mevsim normallerinin üstünde olması ve beklenen yağışların düşmemesi İstanbul'da barajların alarm vermesine neden oldu. Konuyla ilgili bir açıklama da eski Orman ve Su İşleri Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu'dan geldi. 1994 öncesinde, skandallarla anılan eski İSKİ Genel Müdürünün döneminde İstanbul'un, susuzluktan Kerbela'ya döndüğünü belirten Eroğlu, "Musluklardan günlerce değil, aylarca su akmadığı için vatandaşlar semtler arası mekik dokuyordu. Kadınlar ellerinde bidon ve kovalarla su tankeri yolu gözlüyordu. Mahalle aralarında benzin satar gibi su satış istasyonları kurulmuş, vatandaşlar su kuyruklarında parayla su almak için bekler olmuştu. Şehirde su turizmi başlamıştı. İstanbulluların en büyük lüksü '15 günde bir suya razıyız ama hangi gün verileceğini bilelim' idi. 1994 öncesinde İstanbul, suyu akmayan, binaların bodrumlarına büyük depoların yapıldığı, mutfak ve banyoları su bidonları ile dolu bir şehir haline gelmişti. İstanbul'da o dönemde yaşanan su sıkıntısı karikatürlere dahi mevzu bahis olmuştu. Suya hasret kalmış İstanbullular isyan bayrağını açmış, her gün İBB ve İSKİ önünde protesto gösterileri yapıyordu. Belediye şehri yönetemiyordu. İSKİ'nin borcu 1,5 milyar dolardı" açıklamasına yer verdi.

UCUZ PROJELER PEŞİNDE İDİ

"Çöp dağlarından geçilmeyen İstanbul'da, hava kirliliğinden göz gözü görmüyordu" diyen Eroğlu, "En kalabalık caddelerde bile çöp dağları oluşmuştu. 1993 yılında Ümraniye'deki Hekimbaşı çöplüğünde biriken metan gazının sıkışması sebebiyle bir volkan gibi patladı. Bu çöp faciası, 40 gecekonduyu yuttu ve 38 vatandaşımız hayatını kaybetti. Haliç'in durumu ise içler acısıydı. Hiçbir canlının yaşamadığı Haliç'te su yerine balçık akıyordu. 1994 öncesi İstanbul'da meydana gelen atık suların sadece yüzde 5'i ön arıtmadan geçiyor, günlük 2 milyon metreküp atıksuyun yüzde 95'i olan 1,9 milyon metreküp atıksu Haliç'e ve denize dökülüyordu. Bu, tam bir çevre felaketi idi. O dönem İstanbul'un nüfusu 6,5 milyondu ve İSKİ şehre su veremiyordu. İSKİ Genel Müdürü olan şahıs, İstanbul'a su temin etmek için ilim ve teknikten uzak projelerin peşindeydi. Bu projelerden biri Yalova'dan tankerlerle İstanbul'a su getirmekti. Birkaç tanker su getirmenin haricinde hiçbir şey yapılmayan bu proje tam bir fiyaskoydu. Bir diğeri fiyasko proje ise sun'i yağış yani Yağmur Bombası projesidir. Maalesef İstanbul'a hiçbir fayda sağlamayan bu projelerle şehrin kaynakları israf edilmiş, İSKİ borç batağına sürüklenmiştir. Anlaşılan 30 yıl önce İstanbul'un kaynaklarını boş projelere heba edenler, bugün de hala 30 yıl önceki vizyonsuzluklarından bir şey kaybetmemişler" açıklamasına yer verdi.