Bursa
Parçalı Bulutlu
14.9°
Lifebursa.com - Bursa ve Türkiye'den son dakika haberleri

Yüzünüzden ne gördük de sırtınızı döndünüz?

Siyaset , 29 Haziran 2020 Pazartesi, 07:00

Savunmanın birlikte hareket etmesinin su ve hava kadar elzem olduğu bugünlerde, Türkiye’nin en büyük barosu olan İstanbul Barosu’nun başında “Çoklu baro sistemi Metin Feyzioğlu için getiriliyor” diyecek kadar siyasi ihtirasını aklının önüne geçirmiş bir avukat var.

Yüzünüzden ne gördük de sırtınızı döndünüz?
SODEV üyesi [1] de olan Av. Mehmet Durakoğlu, Y-CHP disiplini altında siyaset yapıyor.

79 Baronun temsil edildiği Türkiye Barolar Birliği Genel Kurulu’nda; geçerli 420 oyun 419’unu alarak [2] ikinci kez TBB’nin başkanlığına seçilen Feyzioğlu’nu, AKP iktidarı ile “iş birliği” içerisinde olmakla suçlayan Durakoğlu, siyasi iktidarla müzakere yapmadan bu yasa değişikliğinin önleyebileceğini sandığı için, 30 Haziran Salı günü Çağlayan Adliye’sinin karşısındaki alanda, avukatları “savunma mitingi” yapmaya çağırıyor…

AKP’nin çıkarmayı kafaya koyduğu bir yasayı, “miting” yaparak engellemek mümkün mü, göreceğiz.

Eğer mümkün olabiliyorsa; bu değerli başkan, yürürlükteki yasalara göre, mühürsüz oldukları için geçersiz sayılan oyların, YSK kararıyla geçerli sayılması sonucu parlamenter rejimin değiştirilip, tek adam rejimine geçilen 16 Nisan 2017 Anayasa Referandumunun tanınmaması için neden parmağını kımıldatmadığını soruyoruz.

17 Nisan’da Ankara’ya yürüyecektiniz beyler, çok geç kaldınız çoook…

Yine “Atı alan Üsküdar’ı geçti”!..

*

Yoksa siz de lideriniz Kemal Kılıçdaroğlu gibi dışarıdaki “silahlı ve sopalı” adamlardan mı korktunuz?

Yüreğiniz mi yetmedi?

Bari, susun ve oturun oturduğunuz yerde…

Bakınız, lideriniz Adalet Bakanına ne diyor şimdi:

“Sayın Bakan özür dilerim ama rejim değişti, haberiniz yok mu?”

Duydunuz mu?..

*

O gün Durakoğlu’nun aklınca, “komutası” altındaki 50 bin avukatın önüne geçip, Ankara’ya doğru yürümek gelmedi mi acaba?

Yoksa geldi de yemedi mi?

Adı geçenin, 22 Haziran günü, meslek örgütü disiplinini bozup, ayrı baş çekerek başlattığı “savunma yürüyüşü”ne katılan baro başkanlarına yaşattığı rezaletin, TBB Eski Genel Başkanı Önder Sav ile Metin Feyzioğlu ve daha pek çok ünlü kişinin sabaha kadar yürüttüğü mekik diplomasisi sonucu sona erdiği ne tez unutuldu?

Bu ricalar üzerine Anıtkabir’e gitmenin neresi zaferdir?

Zafer ilan edebilmek için, iktidarı kararından vaz geçirmek gerekmiyor mu?

HDP’nin başarısız “Darbeye karşı demokrasi yürüyüşü”nü gündemin gerisini atmayı zafer kabul ediyorsanız, o başka tabii ki, onu başardınız…

Tebrikler!..

Rejimin değiştirilmesi karşısında susup başını öne eğen bu zevatın, bir meslek örgütü olan TBB’nin işlevsiz hale getirilme girişimi karşısında; anayasal bir hak olan Toplantı ve Gösteri Yürüyüşü Hakkını anımsamalarının arkasında başka hesaplar olabilir mi?

İrdeleyeceğiz…

*

TBB Yönetim Kurulu’nun Meclis’te girişimde bulunma şeklindeki kararına rağmen, bu kararı dinlemeyerek “savunma yürüyüşü”nü tertip eden İstanbul, Ankara ve İzmir baroları, savunma cephesinde “bölünmüşlük” görüntüsü yaratarak, siyasi iktidarın elini güçlendirdiler.

Buna ne diyorsunuz?

Başında Av. Mehmet Durakoğlu’nun, arkasında Y-CHP Genel Merkezinin bulunduğu Feyzioğlu muhaliflerinin, TBB Genel Kurulu’nu beklemeye neden tahammülleri yok acaba?

AKP’yi iktidardan düşürmek için 2023 Genel Seçimleri’ni sabırla bekleyen bu arkadaşlar, dört yılda bir yenilenen [3] Birlik Yönetim Seçimlerini acaba neden bekleyemiyorlar?

Türkiye Barolar Birliği seçimlerinden önce baroların seçimlerinin yapılma zorunluluğu ve kendilerinin bir daha seçilemeyecek olmalarıyüzünden acele etmiş oldukları akla geliyor.

Başka bir sebep varsa neden söylemiyorlar!..

Y-CHP yönetimi, koca ülkeyi Erdoğan’a teslim etmiş ama Barolar Birliğini edemiyor!..

Cumhurbaşkanlığına aday olmaya medeni cesareti bulunmayan Kılıçdaroğlu’nun, muhalefette kalmaya talip olduğunun en açık kanıtlarından biri de, etkili muhalefet yapma yeteneğine sahip Türkiye Barolar Birliğini elde tutma çabasıdır...

Olup bitenler, başka türlü okunmuyor…

*

Bir de Sosyal Medya’da Feyzioğlu hakkında yayılan yalanlar var:

Güya Damat Ferit’in, Kurtuluş Savaşı öncesinde, Mustafa Kemal’i tutuklamak üzere Sivas’a tayin ettiği Ali Galip büyük dedesi imiş Feyzioğlu’nun.

Ve genetik olarak da Feyzioğlu bu büyük dedesine benziyormuş!..

Günlük siyasi duruşu “genetik” bilimi ile açıklamaya çalışan bu zavallı faşist zihniyet, ne yazık ki, Y-CHP içerisinde yuvalanmıştır.

Ve yine ne yazık ki; Feyzioğlu, CHP Parti Meclisi Üyesi iken bu zavallılara “suçların şahsiliği ilkesi”ni öğretememiştir…

Feyzioğlu’nu Saray’a “yancılık” yapmakla suçlayanlar da var.

Saray artığı Ahmet Davutoğlu ile Ali Babacan’ı baş tacı yapanlar, Türkiye’nin geçmiş 18 yılına damgasını vuran bu kişilerle yüzde 99 oranında “fikir birliği içerisinde” [4] olduklarını açıklamada sakınca görmüyorlar nedense…

CHP tabanı o kadar mı uyuşturulmuş!..

*

Yasa tasarısını engellemek için Adalet Bakanlığı ve Mecliste en fazla üyeye sahip AKP Grubu ile görüşmeler yürüten Metin Feyzioğlu’nu, iktidarla “iş birliği” yapmakla suçlamak, ne kadar doğrudur?

7 Haziran 2015 Genel Seçimlerinde, Mecliste çoğunluğunu kaybettiğinden [5]hükümeti kuramayan AKP ile koalisyon yapabilmek için can atan Y-CHP’den başkası mıydı?

Aralıksız “istikşafi görüşmeler” yapılırken; “devri sabık yaratmayacağını”, geçmişten hesap sormayacağını, bunun için “geçmişe sünger çekmeye hazır olduğunu” taahhüt eden Kemal Kılıçdaroğlu değil miydi?

13 yıllık AKP iktidarını; “yolsuzluk ve hırsızlık” yapmakla suçlayan, ardından da “ortaklık” teklif eden bu adama güvenilir, arkasından gidilir mi?..

İktidardan düşen AKP’yi, yeniden iktidara taşımayı nasıl açıklayacaktır çok merak ediyorum?

Siz etmiyor musunuz?..

*

AKP’yi, iktidar ortağı olma uğruna bir çırpıda “af etmeyi” taahhüt edenlerin, Feyzioğlu’nu iktidarla “iş birliği” yapmakla itham etmeleri, tam bir utanmazlık örneği değil midir?

Ekmelettin İhsanoğlu’nu Cumhurbaşkanı adayı gösteren, Abdullah Gül’ü Cumhurbaşkanı adayı gösterebilmek için olmadık manevralar yapan Kemal Kılıçdaroğlu, “omurgalı” da Adalet Bakanı ile temsil ettiği mesleği doğrudan ilgilendiren bir yasa tasarısını görüşen TBB Başkanı “omurgasız” öyle mi?

Sevsinler sizin omurganızı!..

Bu tasarıyı yasalaştıracak olan AKP’dir ve onları ikna ederek bu kararlarından vaz geçirmek veya daha az zararlı bir yasaya dönüştürmek mümkün olup, bu girişimi yapması gereken TBB’dir…

TBB’ni, başkanı Feyzioğlu temsil eder, İstanbul Barosu Başkanı değil…

*

İstanbul Barosu Başkanı, üst kuruluş olan TBB’ne rağmen, eylem kararı alacak ve bu eyleme katılmayan Türkiye Barolar Birliğini suçlayacak, sonra da aklını çeldiği birkaç baro başkanı ile birlikte Birlik Başkanına sırtlarını dönecekler…

Bu mu ilkeli ve terbiyeli davranış?

Savunmayı bu kafalar temsil edebilir mi?

“Savunma yürüyüşü”nün amacının “çoklu baro yasa tasarısı”nı protesto etmek olmadığı, daha ilk gün ortaya çıkmıştır:

İstanbul Barosu önünde toplanan bazı avukatlar, henüz ne olup bittiği öğrenilmeden neden “Feyzioğlu istifa” ve “hak, hukuk, adalet” [6] sloganlarını atmaya başlamışlardır?..

Eylemin arkasında kimlerin olduğu belli…

*

Y-CHP’nin kontrolündeki Halk TV’de; (Enver Aysever, Kadri Gürsel… Gürkan Hacır, Barış Yarkadaş, ve İsmail Saymaz gibi…) Y-CHP çığırtkanları, kahkahalar eşliğinde Feyzioğlu hakkında yakışıksız ve haksız sözler etmişler; (İrfan Değirmenci ve Ayşenur Arslan gibi…) sahibinin sesi gazeteciler de; yersiz ve düzeysiz eleştirilerle, Feyzioğlu’na saldırarak, Durakoğlu’na destek vermişlerdir...

Değdi mi, yakında göreceğiz!

Av. Mehmet Durakoğlu’nun İstanbul Barosu Başkanı sıfatıyla bu programa canlı olarak katılıp, yasa tasarının Metin Feyzioğlu’na bir kez daha seçim kazandırmak amacı ile hazırlandığı söylemesi, savunma mesleği adına utanç vericidir…

Y-CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel’in, Feyzioğlu hakkında “makbul ve makul bir başkana dönüştü” [7] şeklindeki eleştirisi, densiz olmaktan öte, yüz kızartıcıdır da…

Y-CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun; “Beni derinden sarsan olay ise Türkiye Barolar Birliği Başkanını’nın bu olaya karşı takındığı farklı tutumdur” [8] şeklindeki açıklaması, bu operasyonun arkasında kimlerin olduğunu, açık seçik göstermektedir.

Feyzioğlu, “çoklu baro sistemi”ne destek mi vermiştir?

Hayır…

Peki, takındığı “farklı tutum” nedir?

İstanbul Barosu Başkanı Av. Mehmet Durakoğlu’nun bölünmüşlük görüntüsü veren “savunma yürüyüşü”ne katılmamak mı?

İstenen o ki, davul Feyzioğlu’nun boynunda asılacak, tokmak Durakoğlu’nun elinde olacaktı…

Belli ki, Feyzioğlu ve arkadaşları buna izin vermediler…

İşte Kılıçdaroğlu bu yüzden derinden sarsılmıştır…

Vah, vah vah… Çok üzüldüm…

*

SONUÇ:

Hiç kuşku yok ki, Ankara Barosu’nun Diyanet İşleri Başkanlığını hedef alan açıklaması ile Türk Tabipler Birliği’nin TSK’nın Suriye’ye girmesini eleştiren açıklamaları, Erdoğan’ın düğmeye basması için yeterli bahaneler olmuştur.

18 yıllık iktidarı döneminde, tüm devlet kurum ve kuruluşlarını ele geçiren AKP’nin, son muhalif sesleri çıkartan bazı meslek kuruluşlarından rahatsızlık duyduğu ve ilk fırsatta bunların sesini kesmek için girişimlerde bulunacağını tahmin etmek güç değildi.

Buna rağmen; tüm avukatların, 2018 yılında olduğu gibi, tek yumruk halinde ve TBB örgütlülüğü altında, avukatları siyasi görüşlerine göre bölecek olan bu yasa tasarısına karşı çıkmaları, ahlaki ve mesleki bir zorunluluktur; yurtseverliğin gereğidir…

Böyle bir dönemeçte; ayrı baş çekmek, siyasi iktidarın emellerine hizmet etmekten başka bir işe yaramaz!..

Dolayısıyla, 30 Haziran’da Çağlayan Adliye karşısındaki alanda yapılacak ve bölünmüşlük görüntüsünü perçinleyecek olan mitingin zamanlaması, 22 Haziran’da Ankara girişinde yapılan “Savunma yürüyüşü” kadar yanlıştır…

Umarım ki, İstanbul Barosunun öncülüğünü ettiği ve halk deyişiyle; “selden kütük kapıyorlar” veya “nahır kaybolmuş, onlar alacalı danayı arıyorlar” şeklinde tarif edilecek olan bu örgütsüz eylemler bahane edilerek, Türkiye’nin dünyadaki görüntüsüne daha fazla zarar verilmez…

[1] http://sodev.org.tr/sodev-uyeleri/

[2] https://www.barobirlik.org.tr/Haberler/av-prof-dr-metin-feyzioglu-tbb-baskanligina-yeniden-s…