Sahilde dolaşırken paslı teneke üzerine yazılmış yazı dikkatimi çekti.

Özellikle kir pas üzerine yazılması çok manidardı!

Düşünmeden edemedim, fotoğraf çekmeden geçemedim. 

Devlet ile hükümeti karıştıranlara, inançla hükümeti savunanlara, devlet yönetimiyle diyanet işlerini birbirine karıştıranlara ithafen yazılmıştı sanırım!

Her kim yazmışsa, köhnemiş zihniyetleri aydınlatmanın tek yolunun Laiklik olduğunu ve Cumhuriyet yönetimi ile daimi kalacağını vurgulamıştır.

Cumhuriyet, sadece toplumu değil, bireyi de bağımsızlaştıran ve özgürleştirendir:

Ağalar, şeyhler, şıhlar tarafından istismar edilen köylüleri kölelikten vatandaşlığa, eşit yurttaşlığa terfi ettirendir.

Nüfus sayımlarında bile dikkate alınmayan, “adı olmayan” kadını, özgürleştiren, erkeklerle eşit haklara kavuşturandır.

 

Cumhuriyet, çağdaş eğitimdir:

Eğitim ve öğretimi, inanç dogmatizminden kurtarmak, insanlara sorgulayıcı, araştırıcı nitelikler kazandırmak, onları çağdaş bilgilerle donatmak, “fikri hür, vicdanı hür” kuşaklar yaratmaktır.

Cumhuriyet, sevgidir, dostluktur, insanlıktır, barıştır.

Düşmanlarıyla bile barış ve dayanışma aramaktır.

Cumhuriyet, toplumsal, siyasal, ekonomik, kültürel dönüşümdür:

Cumhuriyet rejimi demek, demokrasi sistemi ile devlet şekli demektir.

Çağdaş bir cumhuriyet kurmak demek, milletin insanca yaşamasını bilmesi, insanca yaşamanın neye bağlı olduğunu öğrenmesi demektir.

Demokrasi ilkesinin en çağdaş ve mantıkî uygulamasını sağlayan hükümet şekli, cumhuriyettir.

Cumhuriyet, düşünce serbestliği taraftarıdır. Samimi ve haklı olmak şartıyla her fikre hürmet etmektir.

Cumhuriyet, imkân demektir. Bağımsızlık ve özgürlüğüne sahip olan milletler, ilerleme yolunda imkânlara sahip demektir.

Cumhuriyet monarşi ve oligarşi kavramlarının karşıtıdır.

Cumhuriyet tamamen ahlaksal erdeme dayanan bir yönetimdir.

Dinle devlet işleri ayrılmıştır dediğin zaman bu devlet dinsiz bir devlettir demiş oluyorsun diyenler; Cumhuriyeti tam anlamıyla ve kapsamıyla anlamalıdır. Mustafa Kemal Atatürk Cumhuriyet ve Sultanlık arasında ki farkı bu şekilde anlatmıştır.

‘’Cumhuriyet erdemdir, Sultanlık korku ve tehdide dayanan bir yönetimdir. Cumhuriyet yönetimi, erdemli ve namuslu insanlar yetiştirir. Sultanlık korkuya, tehdide dayandığı için korkak, alçak, sefil, rezil insanlar yetiştirir’’ demiştir.

Türk milleti ve Cumhuriyet yönetimi Türk milletinin karakterine ve âdetlerine en uygun olan yönetim, Cumhuriyet yönetimidir.

Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu büyük önder Atatürk, dini kaygılarla laikliğe karşı çıkılmasının anlamsız olduğunu belirtmek ve korkuya yer vermemek için Anayasa’nın 136. maddesinde, Genel idare içinde yer alan, laiklik ilkesi doğrultusunda, bütün siyasî görüş ve düşünüşlerin dışında kalarak ve milletçe dayanışmayı ve bütünleşmeyi amaç edinerek, özel kanununda gösterilen görevleri yerine getirmek üzere 429 sayılı kanunla Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlığına bağlı Diyanet İşleri Başkanlığını kurmuştur.

"Bizim dinimiz en makul, en tabii dindir ve ancak bundan dolayı en son din olmuştur. Bir dinin tabii olması için akla, ilme, mantığa uyması gerek. Bizim dinimiz bunlara tamamen uymaktadır.  Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır; fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır’’ demiştir.

Laiklik, insanın inanç, ibadet, vicdan ve

düşünce hürriyetinin devlet tarafından korunmasıdır.

Din veya mezhep mensuplarının başka mezhep mensuplarına karşı baskı uygulamasını önlemektir.

Laiklik; din ve devlet işlerinin birbirinden ayrı tutulmasıdır.

Devletin siyasi yapısını, hükümet ve idarenin işleyişini, toplumun yaşayışını düzenleyen kanun ve kurallarla değil, bilimsel ve toplumsal ihtiyaçlar olarak hayatın gerçekliğiyle yön vermesidir.

Laik bir devlette din; fertlerin dini inançlarını kendi özgür iradeleri ile yaşamasını öngören ve kurallarıyla düzenleyen bir müessesedir.

Laiklik, dinsizlik demek değil aksine devletin vatandaşlarına din ayrımı yapmadan hizmet etmesidir.

Türkler son din olan İslam’ı kültürlerine uygunluğu ile kabul etmiş kutsal duygularla bağlanmıştır. Bu tutumları Türkleri tarihte, bir taraftan laik bir yandan İslam'a en büyük hizmet eden toplum olarak tanıtmıştır.

Mevlânâ, Hacı Bektaş-ı Veli, Yunus Emre, Pir Sultan Abdal, Farabi, İbn-i Sina gibi büyük Türk düşünürlerin katkısı büyüktür. Türkler dünya tarihinin en cesur ve en üstün kavimlerinden biri olmuştur. Bu noktada inancımızla, tarihimizle gurur duyan ve gelecek nesillere bu gururu aktarmayı hedefleyen milletler arasında yer almaktayız.

O halde Laik Cumhuriyet yönetimi her alanda ilerlemenin en belirgin teminatıdır.  ‘’Laiklik fikir ve vicdan hürriyetidir cehalet oyunlarına sahne olmaktan çok yüksektir.’’

Tanrı ile kul arasına kimse giremiyorsa, din ile devlet işlerinin arasında da çoğul olmamalıdır.

Din maneviyattır, bilim mantıktır. Din ile bilimi uzlaştırmak ise akla dayalıdır.

Yolunda yürüyen bir yolcunun yalnız ufku görmesi yeterli değildir.

Kesinlikle ufkun ötesini görmesi ve bilmesi gereklidir.

Ufkun ve özgürlüğün için vatanına, bayrağına sahip çık; vicdanını koru, inancına sarıl; mantığını kullan, aklına güven, doğru yaşa, çalış, düşün ve sev! Herkes bir gün gider, bir tek doğru ve gerçek kalır.