1997 yılında ilk romanı yayınlanan ancak Türkiye’de ve dünyada tanınması pembe kapakla çıkardığı ‘Aşk’ romanı ile oldu.

Rengini belirtmemin sebebine gelmeden önce, kitabın hakkını verelim.

Türkiye’de kısa sürede en çok satılanlar arasına girdi ve rekor kırdı.

Günümüzde kitabın çıkış tarihinden bu yana, satışı 1 milyonu geçti.

İlgi bu kadar büyük olunca kitaba, kitabı okumak isteyen erkekler rengi pembe olduğu için almaya çekiniyorlardı.

“Erkek adam aşk romanı okur, ama elinde pembe kitapla dolaşmaz” denildi.

Bunun üzerine kitaba alternatif olarak kül renkli bir kapak yapıldı ve roman o şekilde de satılmaya başlandı.

Kadınlar pembe, erkekler kül rengi kitabı alıyorlardı.

Herkes rahatlamıştı, “Şimdi oldu” denilerek kitabı gönül rahatlığı ile insanlar okumaya başladı.

Bende o dönem tanıdım Elif Şafak'ı.

2009’da çıkan pembe kapaklı kitabı, o sene pembe kapaklı olarak alanlardan biriyim.

Annem almıştı yani.

Tabii kitap pembe kapaklı olunca bende mecbur evde okudum.

Ya ne yapacaktım?

Hiç dışarda okumadığım için kül renkliyi de almadım.

Dışarıda bir cafede elimde pembe bir kitap olması kim bilir insanlara neler düşündürürdü.

Sonuçta ülkede içeriği merak etmezler pek. Yıllardan beri öyledir.

Dışarıdan baktığında saraydır ama evin içinde kim yaşıyor nasıl yaşıyor neler oluyor onu öğrenmek istemez insanlar.

Kapağı gördük mü gördük, başka bir şeyi sorgulamazlar.

Elif Şafak’ta bunu düşünmüş olmalı ki, hiç itiraz etmeden alternatif kapağı çıkardılar.

“Yahu saçmalamayın, önemli olan kitabı, kitapları okumak, pembesi, moru, mavisi, önemli midir?” demedi kimse.

Arkasından birçok daha roman çıkardı Elif Şafak.

Fakat, günümüzde daha öncesinden çıkardığı bir kitapla ilgili mahkemelik oldu.

2002’de ilk basımı yayınlanan Bit Palas'ın, 1990 yılında Mine Kırıkkanat'ın yazarı olduğu Sinek Sarayı adlı bir kitaptan, fazlaca intihal yaptığını mahkeme kabul etti.

Kurgusu, kurgu mekanı, bazı karakterleri, hatta yazının üslubunun Sinek Sarayı'ndan intihal edildiğine karar veren mahkeme, Mine Kırıkkanat'ı haklı buldu.

Argoda ‘aşırma’ anlamına gelen intihal, bir kaynak belirtmeden, başka bir kişinin çalışmasını çalmaktır.

İki kitabı da okumadım ama mahkemede açıklanan kararda;

Sinek Sarayı’nda 5 katında 5 dairede marjinal kiracıların öykülerinin anlatıldığı bir roman olduğu,

Bit Palas'ın ise 5 katındaki 10 dairede yaşayan marjinal kiracıların öykülerinin anlatıldığı bir roman olduğu mahkemenin gerekçeli kararında yazıyordu.

Ayrıca, Bit Palas’ın intihal bir roman olduğunu düşünen, mahkemeye görüş yazanlar arasında ünlü yazar Ataol Behramoğlu da var.

Fakat Elif şafak ‘ın cevabı değil intihal, esinlenme dahi yoktur şeklindeydi ve davayı bir üst mahkemeye taşıyacağını söyledi.

Bu tür olaylar sadece edebiyat dünyasında değil sanatın tüm kollarında var.

Esinlenme gibi şeyler kabul edilebilir ancak kaynak belirtmeden neredeyse aynı şeyleri yazmak intihaldir ve kabul edilemez.

Tabii ilk defa olmuyor, son kez de olmayacak.

Nazım Hikmet’lerin Peyami Safa’ların Recaizade Mahmut Ekrem'lerin zamanında da bazen siyaset üzerinden, bazen edebiyat üzerinden, bazen sadece şahsiyet üzerinden edilen bu kavgaları edebiyatla başlatıp edebiyatla bitiriyorlardı.

Tabi günümüzde kimse bir Nâzım Hikmet, Peyami Safa değil.

Çünkü onlar, edebiyat raconu gereğince, cümleleri bir kurşun misali kullanıp, birbirlerine cevap verebilme kapasitesine sahipti.

Bu polemikler de edebiyat dünyasına hem yaratıcılık hem de renk katıyor.

Hatta, edebiyatta bunun adına, ‘Kalem kavgası’ deniliyordu.