Tarih, 20 Ekim 2022 “Değerli Büyüğümüz Kanaat Önderimiz, Akseki Fakılar Mahallesinden Sn. Ali Metin Duruk vefat etmiştir…” cümlesiyle en kara haber yazısını  “herkese açık” sayfamda paylaşır paylaşmaz ardından çalmaya başlayan telefonum, aradığım kişiler ve bir kabus anını yaşıyorum!

Ölüm psikolojisi ve post travmatik stres bozukluk (PTSB)

İnsanlar beklenmedik kayıplar ve en zor olaylar karşısında bir dönem için ruhsal çökkünlük içine girebilirler.  Kabullenmesi zor durumlarda PTSB, “for emergencies only” (sadece acil durumlar) düğmesi gibidir.

Yani beynimizin "sen bu acıyı kaldıramazsın" diyerek sistemi geçici olarak bloke etmesi ve algıları devre dışı bırakmasının adıdır, PTSB…

Cenaze anlarında "Neden bu kadar sakinim? Saygı ve sevgi duyduğum 'iyi ki böyle bir insan var; ona uzun ömür dilerim.'” Dediğim, örnek insan. ‘O nasıl ölür ki?’” diye düşünür ve kabullenmekte zorlanırken o en zor anlarımda dahi, çevremdekilerle sanki hiçbir şey olmamış gibi gayet sakin ve rahat biçimde nasıl konuşabiliyordum?” çelişkili görünen bu tabloda bir PTSB içinde olduğumun farkında da olsam yine de suçluluk hissetmekten kurtulamıyordum.

 Yük. Mak. Müh. Ali Metin Duruk, Değerli Bir İnsandı…

Rahmetli Dayım Ömer Duruk’un büyük oğlu Ali Metin Duruk ile olan anılarımda hep bir ders alma, etkilenme ve ona olan saygımın artması vardır.  Çünkü o Akıllı, başarılı, saygın bir sanayici, iş adamı olmasının yanında onu tanımlayan en temel özelliği değerli bir insan olmasıydı

Öyle ya çevremizde “zeki, başarılı ve saygın” olarak tanımlanan birçok insan vardı; değerli olmak ise ancak toplumdan almaktan çok topluma vermek ile ilgiliydi. 

Değerli olmak, dayanışmacı ve paylaşımcı olmakla ilgiliydi. Tutarlı olmakla ve erdemli olmakla ilgiliydi. İnsanlara doğaya saygılı olmakla ilgiliydi.

Onu değerli kılan karakteriydi, insani yönüydü, çıkarcı olmayan, tutarlı, demokrat yönüydü, birikimli ve entelektüel yönüydü.

Kişilik doğuştandı, karakter ise sonradan oluşmaktaydı.

Karakter, yaşam koşullarıyla birlikte gelişir değişebilirken kişinin iradesini, duygu, düşünce ve davranışlarını, seçimlerini belirliyordu.

 20 Ekim 2016, hayata veda ettiği tarihten altı yıl öncesine denk gelen bir günde onu ziyarete gitmiştik!

İstanbul’da meslek hayatına yeni başlamış olan Av. İ. Tevfik Güleç ile birlikte randevu alarak ziyaretine gittiğimiz Metin abimin bizi otoparkta karşılamasından dolayı mahcubiyet hissetmiştim çünkü onun bizi çalışma odasında bekleyebileceğini düşünmüştüm ve ziyaret sonrası ayrılırken “biz burada vedalaşalım…” ısrarımıza rağmen yine de otoparka kadar bize eşlik etmesi ve saygılı bir duruşla bizi uğurlamasını unutmam hiç mümkün değildi.

Bilge adamın sözü, yaptıkları ve davranışları ders verir nitelikteydi.

O, davet saatimizi özellikle öğle yemeğine göre ayarlamıştı.

Şirket yemekhanesinde tüm çalışanlar gibi elimizde tepsi alarak yemek sırasına girdik, yemeğimizi alıp boş bulduğumuz bir masaya oturduk.

 Onun, hiyerarşiyi yok eden bu bilge tavrı çalışanlar tarafından kanıksanmış ve onlar için rol model olmuştu.   Çünkü ebeveyn olsun, işveren olsun, dost arkadaş olsun, kim olursa olsun onu rol model almak için önce bir sevgi ve saygı bağınızın oluşması gerekiyordu.  

O, çalışma ortamını yetenekli kadrosu ve ailesinin de büyük büyük katkısıyla akademik bir ortama dönüştürmüştü.  Dışarıdan getirilen farklı alanlarda uzman eğiticiler, şirket çalışanlarını tiyatro, müzik grupları ve spor, sanat çalışmalarına ilgi ve yeteneklerine göre dahil ediyor etkinlikler düzenliyorlardı.

Üretim tezgahlarının başında oldukça bakımlı kadınlar çoğunluktaydı; onları dışarıda görseniz bir kurumun yetkili bir sekreteri, teknik elemanı veya yöneticisi falan zannedebilirdiniz. 

Resim1

Friterm’ de gözlemlediklerim bana, cumhuriyetimizin ilk dönemlerinde sosyal, ekonomik, kültürel gelişimin lokomotifi olan ve sanat, spor, kültür, eğitim, sağlık ve birçok etkinliklerin sponsoru olan ve mekan sağlayan fabrikalarımız için Atatürk’ünHer fabrika birer kaledir.” sözünü hatırlatıyordu. Friterm gelişimin, ilerlemenin çağdaşlığın uygarlığın kalesiydi.

Ve o an “keşke daha çok sayıda sanayici ve iş insanımızın da benzeri çalışmalarla önce kendisi ve sonra çalışanlarından başlayarak alabildiğine daha geniş kitlelerle kucaklaşabilseydi” diye düşünmeden edemedim.

Onun müteşebbis yönü, kendi alanında dünyada en bir başarılı sanayici olması, akademik başarısı, patentli buluşlara imza atması, bilişim konusunda yetenekli kadroları sayesinde Friterm ürün yazılımının kendi şirketi tarafından üretilmesi, dünya markalarına önderlik etmesi, birçok  ülkeyle olan başarılı pazarlama faaliyetleri ona alanında dünya çapında ayrıcalık kazandırıyordu.

“Her başarılı insanın yanında onu destekleyen, dayanışma içinde olan bir eşi vardır; bir ailesi vardır.” diyorum ve Metin Abimin değerli eşi Sn. Perihan Duruk ile şu an Friterm şirketi yönetim kurulu başkanı olan değerli kızı Sn. Şirin Duruk’un olmazsa olmaz katkılarından bahsetmemek hiç olmaz.

Ve onlar Metin abimle birlikte taşıdıkları bu bayrağı daha da ileri götürmeye devam edeceğinden hiç kuşkum yoktur; kendilerine başarılı çalışmalarının devamını diler, saygı ve sevgilerimi sunarım. Hakkı Güleç

 Resim2

20 Ekim. 2016 Ali Metin Duruk ve Av. İ. Tevfik Güleç ile Friterm’de çekilen bu fotoğrafımızdan tam altı yıl sonra aynı gün 20 Ekim 2022’de bu değerli, biricik insan, hayata veda etti!    Işıklar içinde uyusun…

Resim3

20. Ekim. 2016 Ali Metin Duruk, kitabını imzalarken…

“Özgür ve Eşit Bir Dünya İçin Çalışarak Savaşıyoruz”

                                                 Makine Yük. Müh. Ali Metin Duruk

 Ve Bir Röportaj!

Ölümünden tam bir yıl önce Makina Mühendisleri Odası Basın Danışmanı Hülya Aydın’ın  “Friterm Termik Cihazlar Sanayi ve Ticaret A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Makina Yüksek Mühendisi Ali Metin Duruk ile tanıştıracağız.” Sözleriyle başlattığı ve oldukça detaylı röportajdan kısaltarak alıntıladığım kısımları   Lıfebursa okurlarıyla paylaşmak istiyorum.

Hülya Aydın H. A: Makina Mühendisi olma kararını nasıl verdiniz? Ailenizin kararınızdaki rolü ve desteği nasıldı? Mühendislik kararı hayatınızda sizi mutlu etti mi?

Ali Metin Duruk, M. D: Makina mühendisi olmaya veya daha doğrusu makinalarla ilgilenmeye, ilkokulda öğretmenim Nazire Hanım’ın bizi bir bakır döküm atölyesine götürmesi, orada bakırın dökülerek plaka haline getirilmesi ve makinalarında bakır kap kacak haline gelmesini izletmesi ile başladı. Konya Maarif Koleji’nde lise birde okurken de matematik ile fizik derslerini ve formüllerle uğraşmayı çok sevdiğimi fark ettim ve makina mühendisi olmaya karar verdim.

H.A: Kurucusu ve halen yönetim kurulu başkanı olduğunuz Friterm’in kuruluşundan, faaliyetlerinden ve sektördeki yerinden bahseder misiniz?

M.D: 1972’de mühendislik yapmaya başladım. 1975’ten beri serbest olarak çalışmaktayım. Çeşitli şirketler kurdum ve etkinliklerde bulundum. Bu çalışmalarda her dönem, etik ilkelerle çalışmak ve öncü olmayı hedefledim. Friterm’de 1979’da kurulmuş olan 42 yılı aşkın ülkeye hizmet eden bir kurumdur. Ben şirketin kurucusuyum. Ancak şirketin gücünün, çalışanların şirketi sahiplenmeleri ve yönetmeleri ile güçleneceğine inanıyorum.

H.A: Tüm bunların yanı sıra eğitime de büyük önem veren bir şirketsiniz…

 M.D: Teknolojik öncülüklerin yanında “Friterm Akademi” kurulmuş ve şirket için eğitimlerin yanında tüm sektöre, bayilere, üniversite öğrencilerine teknik ve etik, gelişim eğitimleri verilmektedir. Türkiye’de etik kodlarını ilan eden ilk KOBİ olup, iklimlendirme sektöründe etik kodların etkinleştirmesi ve yaygınlaşması için çalışmış ve çalışmaktadır.

H.A: Meslek yaşamınızdaki yoğunluğunuzun yanı sıra sosyal aktivitelere de sıkça katılıyorsunuz, doğa ve yaşam sevginizi, TEMA’ya katkılarınızı biliyoruz örneğin. Biraz bahseder misiniz?

M.D: Türkiye’nin en büyük STK’sı konumunda olan dokuzyüzellibin gönüllüye sahip TEMA Vakfında, Yönetim ve İcra Kurulu Üyeliği yapıyorum. Dünyanın en önemli sorununun kaybedilen doğa, toprak, çevre, ormanlar, su, yaban hayatı vb. olduğunu biliyoruz. Burada çalışmalarımızı sürdürmeye devam ediyoruz. Kaz Dağları, Kirazlı Maden Direnişinde, TEMA öncü olmuş ve Türkiye Maden Haritalarını çıkararak, gelmekte olan büyük tehlikeden tüm toplumun haberdar olmasını sağlamıştır. Bu konudaki savunuculuk çalışmaları beni heyecanlandıran bir çalışmadır. Biz 68 kuşağı olarak, topluma karşı sorumluluğu yüksek bir kuşak olarak yetiştik.

H.A: Son olarak bunca yıllık deneyimleriniz ışığında, meslektaşlarınıza, genç mühendislere ve mühendis adaylarına neler söylemek istersiniz?

M.D: “Mühendislik, analitik düşünmeyi gerektiren bir eğitim olup, toplumu şekillendiren bir meslek grubudur. Özellikle makina mühendisliği, toplumsal değişimin temelini oluşturur. Bu konuda genç makina mühendislerinin sorumluluk bilinci içinde hareket etmeleri, etik davranıştan uzaklaşmadan yapılan tüm üretimlerin, toplum için olduğu bilincine ulaşmaları gerektiğini düşünüyorum. Bireysel çıkarlarla yapılan mühendislik çalışmaları, yapan kişiye mutluluk vermediği gibi uzun vadede itibar kaybı ile kısa süreli elde edilen kazançların uzun vadede kayıplara dönüştüğünü gösterir.

Mühendis, itibari ile yaşar. Güncel bilgiyi ve gelişimi takip eden, etik bir yaşamı esas alan her mühendisin mutlu yaşadığını düşünüyorum.

Kendimize karşı sorumluluğumuz, topluma karşı sorumluluğumuzu besler. Mutlu olmak istiyorsak bilgiyi, üretimi, yaşamı, sevgiyi paylaşmak zorundayız. Hiçbir şey toplumsal yaşam, doğaya ve çevreye karşı sorumluluğumuzu unutturmasın diyorum.

Genç arkadaşlarıma, sürekli “yeniyi araştır, kendini geliştir, doğa ve çevreyi öne al” derim. “Tüm dünya insanlarına ve canlılarına karşı sorumlu olduğunu düşün ve paylaş” diyorum. İnsanların mutlu olmaları için çok ve lüks tüketmeleri gerekmiyor. Sade bir yaşam, kendinize ve ailenize vakit ayırmanızı sağlar ve mutluluk verir.”