Kaybetmediğimiz bir alan yok çok şükür. Futbolun her parametresinde, her alanında, her yerde kaybediyoruz. Kaybetmeye devam ettikçe de geri dönülmez bir yola giriyoruz. Gerçi o yola gireli çok oldu da… Çıkış yapacak bir sapak, yol arıyoruz. Bugün Bursaspor istatistiki, teknik, taktik olarak BUCASPOR takımına karşı bir hezimet yaşadı. Ne kadar trajikomik bir cümle değil mi? Fakat buz gibi gerçek.

Hezimetler, farkındalıkları arttırması gereken kaos süreçleridir. Bursaspor hezimet yaşamaktan nasır tuttu ama farkındalık yaşamayı bırakın, kelime anlamını bile bilmiyor olabilir.

Farkındalık yakaladıktan sonra da yapılması gereken adımlar var. Bunları bir önceki köşe yazımda belirtmiştim. Şimdi de Bursaspor’un en çok, en sert kaybettiği konudan bahsedeceğim.
PRESTİJ…

Bunu da 3 konu başlığı altında yapacağım. Buyurun başlayalım;

1) SOSYAL PRESTİJ
1963 senesinde, İstanbul takımlarının hegemonyasını yıkmak üzerine kurulan ve tüm sosyal yapısını, mücadeleci ruhunu, inşa etmiş olduğu zemini bu temeller üzerine oturtan bir spor kulübünün, 2010 senesinde başarıya ulaşıp, en üst ligde şampiyon olduğu ve SOSYAL PRESTİJİNİ en üst noktaya taşıdığı o andan, bugün 3.lig seviyesinde ne saha içi ne saha dışında varlık gösteremeyecek noktaya gelmesinin trajikomik bir hikayesi aslında.

Bursaspor’un sosyal prestijini, camiasının ve taraftarlarının akıl sağlığı için, sürdürülebilir bir işletme mantığını geri kazanması ve ulusal mecrada tekrar pozitif bir imaj yaratması için geri kazanması gerekiyor.

Nedir sosyal prestij ve nasıl kazanılır?

Örnekler ile gidelim;

Bursaspor eskiden ulusal mecrada haber yapıldığında taraftarının gücü, alt yapısının gücü, coşkulu bir futbol kenti olması ile olumlu bir imaj çizer, rakip oyuncuların ve taraftarların gelmekten çekindiği,

Bursaspor’da forma giyen veya Bursaspor’a transfer olacak oyuncuların kendilerine sebep koyduğu bir pozisyondaydı.

“Bursaspor forması giyiyoruz kardeşim biz, buna göre oynamalıyız.”

“Bursaspor beni istiyor, bu taraftarın önünde oynamak için oraya gitmem gerek.”

Minvalinde olunan konumdan, bugün Bursaspor’dan kaçılmak istenen, Bursaspor ismi geçince konunun değiştirildiği, Bursaspor’a transfer konusunun dahi açılamadığı bir sürece geldik.

Sosyal prestij tam olarak budur. Bursaspor bunu tamamıyla kaybetti.

Nasıl kazanılır?

Bursaspor’un bir spor kulübü olduğu gerçeğini öncelikle hem onu yönetenler hem de camianın içinde kendini Bursaspor ferdi olarak gören her bir bireyin kabul etmesi gerekiyor. Bursaspor sadece bir spor kulübü. EKMEK KAPISI DEĞİL.

Ne demek istediğimi net olarak anlattığımı düşünüyorum.

Bununla beraber Bursaspor’a söz sahibi olacak kişiler, kongre üyeleri ve Bursaspor’da forma giyen ve Bursaspor’da forma giymek için eğitim süreçlerini Vakıfköy’de geçiren oyuncular. Hepsinin belli bir seviyesi olmalı. Seviyeden kastım da sosyal hayatta bulunduğu statü değil, sosyal hayatta öğrendiği saygı, etik, profesyonellik değerlerinin bilincine varmış bireyler olmaları. Ne patronlar, “büyük
adamlar” gördük iki çift laf edemeyen, ne koca yürekli adamlar gördük her gün göz göze selam verdiğimiz. Mesele statü de değil, kendini bilmekte.

Sosyal Prestiji geri kazanabilmek adına futbol piyasası ile barışması gerekiyor Bursaspor’un. Saha içinde de barışmalı, saha dışında da. Bunu da profesyonel bir yönetimsel sürecin realist bir zeminde süreçleri yaşaması ile sağlayabiliriz ancak. İnsanlara verilen boş vaatler, oluşturulan gerçek dışı beklentiler bugün Bursaspor’un geldiği durumda çok büyük duvarlar oluşturuyor.

Geri kazanabilmenin en önemli adımlarından biri de camianın yüzünü Vakıfköy’e dönmesi ile olacaktır. Vakıfköy bizim en masum yüzümüz, gerçi onu da kaybediyoruz ama onun halen kurtarılabilir bir tarafı var. Saha içini temelden kurarken, saha dışına yönelik imajımızı da buradan yönetebilir, yönlendirebiliriz.

2) MALİ PRESTİJ
Sanırım herkesin en çok hakim olduğu nokta burası. Bursaspor’un mali olarak bitmiş prestiji, yapısı.

Bursaspor’dan alacağı olmayan kaldı mı? Bursaspor’un borcu olmayan kimse var mı?

Ne kadar acı değil mi bunları konuşuyor olmak…

Bugün geldiği konumu konuşmanın artık hiçbir anlamı yok. Mesele bundan sonra gideceği noktanın ne olacağı. Bursaspor mali olarak bitmiş bir kulüp. Bitmiş bir kulübü nasıl geriye çevirebiliriz?

Sorulması gereken soru bu. Peki bu soruyu sormak yerine ne yapılıyor? Yakınma, şikayet, suçlu arama, kahraman yaratma, yaratılan kahramanı ilk fırsatta def etme, yeni bir suçlu bulma… Bir döngüde gidiyor bu durum.

Bursaspor bugün geldiği mali duruma bir günde gelmedi. Yılların, on yılların getirmiş olduğu bir beceriksizlik söz konusu. Başka bir kelime ile anlatamıyorum bu durumu.

On yılların getirdiği bu durumu, 1 sene, 1 ay, 6 ay gibi sürelerde toparlamak mümkün mü? Bu hem matematiğe aykırı hem insan aklına.
Bursaspor’un bu sancılı batış süreci nasıl ki uzun sürelere yayıldıysa, geriye dönüş ve kalkınma süreci de aynı öyle uzun sürelere yayılmak zorunda. Bunun için de uzun süreli kriz yönetimini sağlayabilecek insanlara emanet edilmeli Bursaspor. Şu an aktif görevini sürdüren yönetimin yapabileceği bir iş değil kısaca. Net olarak daha farklı anlatamıyorum. İSTİFA bugünün ilk şartı.

Bursaspor’un mali süreçlerini toparlayabilmesi, geriye dönebilmesi için para bulması ne kadar şartsa bununla beraber mali değerlerini elde edebileceği güven ortamını da oluşturması bir o kadar önemli.

Sizler de takdir edersiniz ki Bursaspor’a katkı koyan, koyabilecek, katkı vermesini beklediğimiz herkes bıktı, bıktırdık.

Bugün gelinen noktada yüzünü Bursaspor’a dönen yok. Bursaspor ismini duyan elinin tersini çeviriyor.

Elini uzatan, sıkmak isteyeni bulduklarında da kolunu çekip koparıyorlar.

Siz böyle bir ortamın içerisinde bulunur musunuz? Bulunmayı tercih eder misiniz?

Bursaspor’un Mali Prestijini geri kazanması için öncelikle TERCİH EDİLEN bir kulüp profiline geçmesi gerekiyor.

Bir spor kulübünü neden tercih edersiniz?

Öncelikle güven ortamı.

Evet herkes bir mesleği para kazanmak için yapıyor. Bu ilk şart. Fakat bol sıfırlı sözleşmelere sahip olup o parayı alamamak mı? Realist rakamlara imza atıp, düzenli, istikrarlı bir mali düzende bulunmak mı? Kendi iş yerinizi hayal edin, hangisini tercih edersiniz?

Bursaspor bugüne kadar bunun tam zıttını yaptı. Hak edilmeyen sözleşmeler, ödenmeyen maaşlar, primler ve bugün gelinen nokta. İşin üzücü yanı halen de buna devam ediliyor.

Mali Prestiji geri yakalamak için öncelikle geriye doğru bir adım atmamız gerekiyor. Sıçramayı geriye gitmeden yapamayız.

3) TEKNİK PRESTİJ
İlk 2 maddeyi topladıktan sonra bir futbol kulübü olan Bursaspor’un ana temel taşı olan teknik ve taktik prestijinin de geri kazanılması gerekiyor.

Bursaspor’un çok geçmişe gitmeden son 5-6 senesine bakalım beraber. Bursaspor ne oynuyor?

Oynadığı oyunun temeli ne? Neye dayalı bir sistem belirliyor? Belirlediği sisteme uygun oyuncuları var mı? Alt yapısından yetiştirdiği oyuncuları hangi rol ve görevlere göre yetiştiriyor? Reaksiyon futbolu mu oynuyor? Blok futbolu mu oynuyor? Geçiş oyununa mı yatkın?

Bursaspor ne oynuyordu? Neden oynuyordu?

Cevap yok değil mi?

Halen de yok ve işin üzücü yanı soruyu soran da, bunu dert eden de yok. Bursaspor, Türkiye futbol liglerinde bulunan diğer takımlar gibi maalesef teknik direktör bazlı ilerliyor. Bugün Ahmet hoc geliyor, yarın Mehmet hoca ve hepsinin isteğine göre bir şekillenme söz konusu.

Bursaspor şekil alan değil, belli şekli doğrultusunda ona uyacak oyuncu ve teknik kadroları yetiştirip, bünyesine katması gereken bir hüviyete bürünmek zorunda.

Sistematik düzen, sürdürülebilir bir yapı, istikrarlı oyun şablonu hem alttan yetişen oyuncunun bilincini hem de dış kaynak olarak gelecek , antrenör ve oyuncuların seçimini minimum riske indirip, dışarıdan bakıldığında “BURSASPOR’UN OYUNU” dedirtecek yapıyı kurabilir.

Teknik prestij diğer parametrelerin temelinde olduğu gibi güven ortamını sağlayıp, az önce bahsettiğim tercih edilme sebebine katkı koyacaktır.

Tüm bunların hepsinin olabilmesi için de atılacak ilk adım;

Yönetim İstifa.