Ülkemizde ilk uzaya çıkma çalışmaları 60’lı yıllarda benim de içinde bulunduğum grup tarafından başlatıldı.

Biz menzili kısa da olsa insansız uzay aracı çalışmaları yapıyor, yumuşak ve paraşütlü iniş dışında kısmen başarılı oluyorduk.

Sovyetler Birliği Kozmonotu Yuri Gagarin, 12 Nisan 1961'de Vostok uzay aracıyla uzaya çıkarak Dünya yörüngesinde turunu tamamladı.

Böylece Sovyetler Birliği uzaya ilk insan gönderen devlet olmayı başarmış oldu.

Ardından ABD devreye girdi ve aya iniş dahil olmak üzere birçok ilke imza attı.

Bizim ilkokul harçlıkları ile bu dev bütçelerle mücadele etmemiz elbette mümkün olamazdı.

Bizim uzay endüstrisi, füze üretimi, fırlatma sahası gibi özel alan ve teknolojilerimiz yoktu.

Aktardan satın alınan bir kilo kadar karpit, bir gaz tenekesi, biraz su, bir kibrit, bir boş arsa olduğunda her şey tamam sayılırdı.

Karpit, kimyadaki karşılığı kalsiyum karbür olan, suyla birleştiğinde hızla tepkimeye girerek asetilen gazı çıkaran, sıkça kullanıldığı için bulunması kolay ve ucuz olan kimyasal bir malzemedir.

Bizde fırlatma rampası yerine fırlatma çukuru vardı.

Boş bir arsada çukur kazılır ve içine su doldurulur, ardından gaz tenekesinin tepesi 6’lık matkap ucu kadar delindikten sonra kenarda bekletilir, suyun içine karpit atılır ve reaksiyon başlamadan hızlı bir şekilde teneke delik tarafı üstte, açık tarafı altta kalacak şekilde çukurun üzerine konur ve asetilen gazı içeride hapsolsun diye etrafı çamur ile kapatılırdı.

Kısa bir süre sonra sarımsak kokusu delikten sızıp burnumuza geldiğinde kibrit ile gazete kağıdı yakılır ve dikkatle deliğin üzerine konurdu.

Ve bommmmm!

Önce sesini duyar ardından gaz tenekesinin minare boyu göğe yükseldiğini seyreder ve başarımızı alkışlardık.

Yaşı 70'e yakın olanların bir pense yardımıyla tel ile araba model imalatı, bilyeli araba yapımının ardından en büyük ve de tehlikeli uğraşı uzay olmuştur.

Biz oraya takılı kaldığımız için ve kabız siyaset anlayışı yüzünden üretim yaptığımız uçak fabrikasını kapattık.

Üretim düşmanı iktidar yüzünden Nuri Demirağ'ın fabrikasında imal edilen uçakların yurt dışına satılmasını yasaklayan bir kanun çıkarıldı. İspanya, İran ve Irak'tan alınan siparişlerle bağlantısı yapılmış ve imal edilmiş uçakların ihracı engellendi. Yurt içi ve yurt dışından sipariş alamayan fabrika 1944 yılında kapandı.

Bu kararı alan siyasetin yerli, milli ve namuslu olduğu düşünülemez.

Tel araba deyip geçmeyin şimdinin milyon dolarlar kazanan otomobil model dizaynırlarının yaptığı işi yapardık.

Bilyeli arabalar ise bugünün elektrikli scooterlerinin babası sayılır.

Aslında insanoğlu tekerleği bulmasa bugün Ferrari diye bir marka olur muydu diye düşünmek gerekir.

Bursa’da GUHEM Merkezi kurulması ve Gökmen projesine zamanında kuşku ile bakanlardan biri olarak bugün her ilk öğretim öğrencisinin sadece gezmek için değil, orada yapılacak etkinlik ve uygulamalara katılması gerektiğine inanıyorum.

Tecrübelerim bana yapılanları küçümsemenin sanki aslında kendimizi küçümsemek olduğunu öğretti.

Bilindiği gibi 19 Ocak 2024'te TS ile saat 12:50'de Türk Astronot ve Bilim Misyonu Projesi kapsamında ilk Türk astronot Alper Gezeravcı’nın içinde bulunduğu Falcon 9 roketi Florida’daki Kennedy Uzay Merkezinden başarıyla fırlatıldı.

O andan itibaren necip basınımız ve sosyal medya anında karpuz gibi ikiye bölündü.

Beriki kısım medya olayı maksadın üzerinde abartarak adeta kutsadı.

Ve normal bir eğitim ve uygulama sürecinin mucize gibi sunulması da…

Öteki kısım medya ise bir yolculuğa o kadar para verilir mi?

Hem el alemin roketine binen çabuk iner, sıkıyorsa kendin yap gibi saçma argümanla devreye girilmesi de yanlıştır ve bir şey üretememenin yarattığı basitlik kompleksidir.

O kadar paraya kaç ekmek alınır hesabı yapanlar var.

Türkiye her gün 5 milyon ekmeği çöpe attığını bilmeyenler var.

Yılda 2 milyar adet ekmek israf ediliyor. 

Bilimin temelinde merak vardır.

O merakı uyandırmak için doğru ve anlamlı girişimlere harcanan paralar boşa gitmez.

Türk kendine güvenmeli, çalışmalı ve öğünmelidir.

Aslında bir savaş pilotu olan Alper Gezeravcı’nın uzaydan verdiği ilk mesaj, kompleks içinde kıvrananlara kapak gibi cevap oldu.

İstikbal Göklerdedir!