Yıllardır, o çok merak edilen sorunun cevabı geldi çattı.

Amerika uzaya gerçekten gitti mi?

Bunların hepsi tamamen algı operasyonu mu?

Amerikan oyunu mu?

Yoksa George Clooney'in oynadığı, ‘Gravity’ filmi mi?

Şimdi öğreneceğiz.

Çünkü Elon Musk ‘ın sahip olduğu SpaceX'in, ‘Axiom Mission 3’ olarak adlandırdığı uzay yolculuğu için 4 kişilik mürettebat ekibi ile Falcon 9 Roketi, dün gece 00.49’da, Amerika'nın Florida eyaletinden, Uzay’a gitmek için fırlatıldı.

Bu mürettebatın içinde bir Türk’te vardı.

Alper Gezeravcı.

Hadi elin Amerikalısı bize yalan söylüyordu ama Mersinde doğmuş, Hava Harp Okulu’ndan mezun olmuş, 22 senedir jet kullanan, ana dili Türkçe olan, bu topraklarda büyümüş, yetişmiş Türk pilotumuz bize yalan söylemez, gerçeği ondan öğreniriz.

Bu tabi işin esprisi, magazin boyutu. Sadece bunun için uzaya gitmedi bu 4 kişi.

Uzaya gitmelerinin asıl nedenleri; yapacakları bazı deney ve görevler.

Bu görevler arasında;

Sinir hücrelerinin yer çekimsiz ortamlarda durumları incelenecek.

Bu görevde bulunan mürettebatın, kemik yoğunlundaki değişimlere bakılacak.

Alzheimer, parkinson, kanser ile ilgili hastalıklar üzerine araştırma yapılacak.

Yapay zekanın sınırları, sağlık sektöründe kullanımı araştırılacak.

Uzaya kurulması düşünülen üslerde kullanılabilecek malzemeler, neler olabilir bunlar üstünde çalışılacak.

24 saatin 14-15 saati çalışma ile geçecek.

Bir de seneler önce, aya 4 şeritli bir yol düşünülüyordu fakat ertelenmiş olması kuvvetle muhtemel, görevler arasında ben göremedim.

Bakalım, bu 14 günlük süre, onlar için nasıl geçecek göreceğiz.

Peki bu süre bizler için nasıl geçecek?

Giden gitti kalan sahalar bizimdir.

Bizim için bir yaşam tarzı hâline gelen tartışmak, kıyas yapmak kendi içimizde başladı.

Uzay turisti mi, astronot mu ?

Bazı çevreler, “Bursa Uludağ’da bir tostun 500 lira olduğu yerde önce dağ çıkalım, sonra uzaya çıkarız” dedi. Olabilir, eleştiridir.

Ama birkaç ay önce neler tartışıyorduk, şimdi neyi tartışıyoruz.

Eskiden gaz yağı kuyruğunda bekleyip, alamayanlar, artık kuyrukta beklemediğini söylüyordu.

“Atalarımızın mezar taşını okuyamıyoruz, Netflix, bizi bitirecek.” diye etrafta dolaşırken, şimdi uzayı tartışmaya hazırız.

Seviye yükseldi, çıta arttı, hemen adapte olduk, hiç problem yaşamadık.

Seviye arttı artmasına da, tartışma şeklimiz hiç değişmedi.

Ben okudukça keyifleniyorum. İki tarafta bazen komik argümanlarla geliyor,  gülüyorum.

Bir kısım diyor ki; “Bu proje Amerika’nın projesi, 55 milyon doları olan herkes bir insan gönderebilirdi. Bu adam astronot değil, Uzay Turisti.”

Bir diğer kısım diyor ki; “Adam 100’den fazla testi geçmiş, senin yaşın kadar havada kalmış, sen kimsin cahil cühela.” Diyor.

Konu uzay olunca karşı tarafı rahat bir şekilde eziyor, üstten bakabiliyor çünkü konu uzay.

“Uzay’a gittik başımız göğe mi erdi.” diyor.

“Evet başımız göğe erdi, uzaydayız işte.” diye cevaplar geliyor.

 Eğlenceli şeyler dönüyor aslında.

Ne yalan söyleyeyim, bende bunları okudukça keyifleniyorum.

Haklı olanlar, haksız olanlar, farklı bakış açısı ile bakan olabilir.

Ama hiç değilse, şu anki konu güzel değil mi yahu?

Öyle bakalım biraz.

Şahsen ben bıraktım, turist mi astronot mu?

Benim için, uzaya çıkan ilk Türk. Alper Gezeravcı

Bugünün ve geleceğin gurur kaynağı olacağının kanıtını, dün uzaya çıkar çıkmaz gösterdi.

İlk cümlesini Atatürk'ten alıntı yaparak kurdu; “İstikbal göklerdedir.” dedi.

Kimse uzaya gitmeden önce biz zaten biliyorduk.

Geleceği göklerde arayan, insanın alemde hayal ettiği müddetçe var olduğuna inanan insanların yaşadığı topraklarda yaşıyoruz.

Alper Gezeravcı’da bunu, tüm dünyaya hatırlatmış oldu.

Turist mi, astronot mu bilmiyorum. Açıkçası benim için önemli değil.

Şu an olduğu yer itibarı ile doğru yerde, doğru kişi olduğuna inanıyorum. Hepsi bu kadar.