Merhaba sevgili okurlar,
 

Geçtiğimiz hafta içinde Merkez Bankası faiz kararını verdi. Ve piyasaların yine beklemediği bir biçimde 500 baz puan arttırarak politika faizini %40’a çıkardı. Beklemediği diyorum çünkü genel beklenti 250 baz puan düzeyindeydi. Bunu yaparken karar metninde ise artık sıkılaştırmanın sonlarına yaklaştıklarının da altını çizdi.

Yoruma açık bir açıklama. Sıkılaştırmanın sonlarına ne kadar yakınız?

250 mi?

500 mü?

Yoksa seçime kadar bitti mi? Bunlar hep soru işareti.

Şu bir gerçek ki, bir şeyleri düzeltmeye çalışan bir ekip var. Acı reçeteler ile gelseler bile. Hep yazıyorum ya; iş, ekonomi yönetiminin kararlılığı ve cesareti ile bitmiyor bizde maalesef. Sürecin seçime doğru gevşeyebilecek olması bile düşündürüyor insanı.

Bunları yazarken piyasaları nasıl etkileyecek, ne olacak kısmına girmiyorum. Kişisel fikirlerimi az çok tanıyanlar biliyor. Kaldı ki daha etkin ve yetkin kişiler yaklaşan yıl sonu öncesinde beklentilerini yazıyor ya da dillendiriyorlar zaten. Sene sonuna daha var deyip ben de yeni yıldaki kişisel beklentilerimi sonraki yazılarıma saklıyorum.

Ben TCMB politika faizini %40’lara çıkartırken hafta içi bizleri kasıp kavuran başka bir faizli olayı kıyısından köşesinden yazmak istiyorum.

Geçen hafta yazdığım yazının sonlarını piyasalarda güven duygusunun ne kadar önemli olduğunu belirterek bitirmiştim.

Ama piyasada bu kadar güven duygusu yüksek insanların olduğunu düşünmemiştim.

Konuya girmeden kısaca kendi yaşadığım bazı deneyimlerden bahsederek ilerleyeyim. Senelerce kurumsal şirketlerde satış danışmanlığından başlamak üzere yükselerek pek çok unvan sahibi oldum. Yaptığım işlerin temeli hep finans sektöründeydi. İş hayatım içerisinde severek yaptığım hayat sigortacılığı pek çok şeyi de öğrendiğim dönem oldu.

Bursa’da yaşayan biri olarak şunu söylemem gerekiyor ki, satış aşamasında duyduğum en sık itirazlardan biri “benden sonra ne olursa olsun” bir diğeri “ben bu sisteme güvenmiyorum” oluyordu.

Zaman beni bu sektörün başka bir alanına yönlendirdiğinde bireysel emeklilik satmaya başlamıştım. Ve tepkiler çok da değişmemiş, güven unsuru sorun olmaya devam ederken benden sonra ne olursa olsun düşüncesi giderek azalmıştı. Çünkü insanlar para biriktirmeyi ve katkısını öğreniyor ama devlet teşviği bu işin cazibesini oluşturuyordu. Yani bir koyup beş alacaklardı.

Şimdi iş hayatımı düşünürken aklıma geliyor tabi, bu güven unsuru diyorum ya reel piyasanın olmaz ise olmazı. Okurken işe girdiğim borsa aracı kurumunda da yaşadım ne demek olduğunu güvenin. İnsanlar güvendikleri hisselere yatırım yapmaya çalışıyor ama bir kesimde aldıkları tüyolar ile paralarını ya kaybediyor ya ikiye katlıyorlardı.

Kaybeden tarafın aldığı tüyoyu sorgulamıyorum ama akılcılıktan uzaklaştıkça kumara dökülen yatırım işi bir anda borsayı korkulur hale getiriyor tabi.

-Aman uzak durun,

-Bir arkadaş evini arabasını sattı batırdı,

-Borsa kumar zaten, günah

-Bu işlerde para yok,

-Borsa da kazanan olmaz.

Daha bir sürü şeyi siz yazarsınız boşluklara.

Daha korkutucusu küresel yatırım araçlarına söylenenler oldu. Kaldıraçlı piyasalarda işlem yaparken. Kriptolarda yatırım yaparken. Yatırım seçeneği olarak evrensel anlamda ne sunulursa Türkiye’de bu kumar oldu.

Evrensel yatırım araçlarına kumar gibi yatırım yapmaya,

… düzeltiyorum

Kumar gibi oyun olarak görmeye çalışanların durumu çok sorgulanmasa da suç yatırım araçlarının üzerine kaldı.

Borsadaki hisselerin temel analizine ve teknik analizine senelerini verenler ya da küresel de açıklanan en ufak bir bilginin etkisini ölçmeye çalışıp anlatanlar boşuna çaba sarf ediyor oldu.

Güven bu kadar gereken bir unsur iken, piyasalarda %40 getiri ile fon kurduğunu söyleyen bir bankacının yarattığı etkiyi bizim içimizdeki bir koy beş al duygusuna bağlamak lazım. Henüz yargı aşamasında olan bir konu için gün yüzüne çıkan açıklamalar doğrultusunda yorum yapıyorum ama sadece bankacı mı suçlu?

Fazladan para kazanma hırsı, temeli olan yatırım araçlarını bile kumar tutkusu ile kullanmamıza sebep olurken, Türkiye gibi bir ülkede finansal sistemlerin gelişmesine de engel oluyor.

Borsayı halka arzdan yönetmeye çalışıyoruz. Tavan tavanlar durunca yine elimizde bir şeyler patlayacak.

Küreseli altından biliyoruz. O bize yeter çünkü gram altını da etkiliyor.

Kriptoda yatırım yapmaya çalışan bir sürü kişi Dogecoini nasıl ucuza alırım diye girdi. Bakınız Thodex vurgunu.

Kısaca yatırım kavramı bizde fazla kumar. Biz kısa yoldan nasıl daha fazla kazanırız onu bulmaya çalışıyoruz.

Hafta içi bankama soracağım.

Vincenzo Montella fonu var mı?