SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

81. Kuruluş Yılında Köy Enstitüleri...

Yazının Giriş Tarihi: 16.04.2021 10:28

Yakın tarihimizin Milli Eğitim Bakanları ve açıklamaları bir de icraatleri konusunda hafızalarımızı yoklarsak, sonuç sadece bir fiyasko olur...

Bu ülkede eğitim sistemi, gelenin gidenin vurduğu bir dart tahtası misaliyken...

17 Nisan Köy Enstitüleri'nin kuruluşunun 81. yılı...

Hüzünle anmak yerine, o aydınlığın geleceğe yön vererek devam etmesini çok isterdim.

Tarımı, toprağı...

Kitabı, dünyayı...

"Eldeki imkanlarla mucizeler yaratmayı..."

Bir insanın ve ülkenin temellerini en sağlam şekilde atmayı,

Yaşatarak öğreten...

Ülkemizin yararına olan en güzel sistemin adıdır, Köy Enstitüleri...

Köy Öğretmen Okulu mezunu, emekli öğretmen ve yönetici Zeki Baştürk rehberliğinde başladığımız, "Köy Enstitüsü Mezunları ile Söyleşiler - Efsaneler Anlatıyor" röportajlarımızdan, Zekeriya Bulut ile olanı, Köy Enstitülerinin aydınlık ruhunu anmak adına paylaşıyorum.

Yaşatmak adına ise umudumu koruyorum!

Büşra Ekim: Hocam sizi tanıyabilir miyiz?

Zekeriya Bulut: 1930 yılında, Kars ilinin Posof İlçesinin Günya (şimdi Özbaşı oldu) köyünde dünyaya geldim. Yedi kardeşten biriyim. Talihsizlik bu ya, ailemiz çok yoksuldu, hayvancılıkla geçiniyorduk. Toprak kifayetsizdi. İnsanlar Zongulduk'ta kömür ocaklarında çalışıp, öyle geçiniyorlardı.

Köyümüzde eğitim molla eğitimiydi. Öğretmen yoktu. Bir ara köylüden yetişen eğitmenler çıktı. O eğitmen üç yıl okutuyordu köy çocuklarını. Çalışkan, dürüst köylü çocuklarıyla onlar. Askerde de çavuş oldukları için bir eğitime tabi tutulurlardı. Köy çocuklarına temel eğitim veriyorlardı. Çok da faydalı oldular.

Büşra Ekim: Üç yıl sonunda eğitiminize nasıl devam ettiniz peki hocam?

Zekeriya Bulut: Köye eğitmen geldi, üç yıl okudum. Fakat herhalde bir ışık gördü ki okumaya teşvik etti beni hep. "Sen oku oğlum..." derdi bana. Babama da söylerdi bunu, babam ise hafız olmamı isterdi. Uzun süre cami hizmetlerini gördüm. Mevlidleri ben okuyordum parayı, şekeri hoca alıyordu. Bu böyle gitmez dedim. İlk başkaldırışım buydu. Üç yıldan sonra başka bir köyde devam ettim. Halamın köyüydü, orada kaldım. 4. ve 5. sınıfları orada bitirdim ve sonra Kars Cılavuz Köy Enstitüsü dönemi başladı benim için.

O sırada köyü bir dolu vurdu! Dolu vurunca çaresiz kaldık. Ben de öğrenci olduğum halde, çalışmaya gurbete çıktık. Para kazanalım ki hayvan ve insan yiyeceğini temin edelim. Hasankale'de Kemerköprü'de çalıştık. Okullar açıldıktan ancak bir ay sonra köyden bir haber geldi ki Mecit Arıcı arkadaşım Cilavuz'u kazanmış. Duyar duymaz hemen eve döndüm. Biraz para aldım. Hemen okul müdürü Nazım Esen'in kapısını çaldım. Yağmurlar başlamış, ayakkabılarım su içinde. Eski Ankara lastiği giyiyorum. Perişan bir haldeyim, başımda şapka değil mendil var...

Müdür, "Yok evladım, kayıtlar bitti. Seneye gel." dedi.

"Efendim, ben vaade inanmam." Annem dedi ki; "Oğlum her kapıyı çal, deveden büyük fil var." "Siz eğer reddederseniz, ben Kars'a gidip valiyle de görüşürüm." dedim.

Şöyle bir baktı bana; "Niye gidiyorsun valiye? O da aynı şeyi söyleyecek. Okullar açıldı, bir ay oldu neredeyse. Zaten geri kaldın yetişemezsin..." dedi.

Hemen zile bastı öğrenci başkanını çağırdı. (Enstitüde haftada bir öğrenci başkanı seçerdik. Yönetime ortak olmak, eğitim buydu işte. Bir defa görmek, bin defa duymaktan üstündür. Çünkü insanoğlunun bazı özellikleri vardır. İşitirse unutur, görürse hatırlar, yaparsa öğrenir. Bunu her zaman söylerim. Bizim şiarımız bu.)

Dedi ki başkana, bu çocuğu hemen götür, Ardahan arabalarından birine bindir. Yola çıktık, çocuk beni bekliyor. Arabaya bindirip, yolcu edecek. Araba gelmedi şansıma. Başkana dedim ki; "Ağabey, siz hiç beni beklemeyin. Ben nasılsa binip gideceğim. Gitmesini biliyorum."

O gittikten sonra ben hemen Kars'a giden arabaya bindim. O gece Kars'ta handa yattım. Tecrübeli bitler vardır hanlarda. Yabancı adam yakalayınca sabaha kadar paylaşırlar. Hancıya dedim ki; "Ben valiliğe gideceğim. Tarif eder misin?" Bana yolu tarif etti çıktım yola.

Binbir güçlükle binaya girebildim. Kapısını çaldım valinin, makamını öyle bir doldurmuş ki... O an hissettim bana faydası dokunacağını.

"Ne var yavrum, sabah sabah hayrola..." dedi merhametli bir şekilde. İçli bir şekilde durumu anlattım valiye. Beni bir süzdü üstüm başım perişan.

- "Oğlum, seneye gel yardımcı olurum." dedi.

Dedim, hayır. Annem bana dedi ki; "Deveden büyük fil var..." "Ben müdüre gittim kabul etmedi, eğitim şefliğine gittim olmadı. Ben çalışkan bir öğrenciyim, ben o arayı kapatırım dedim."

- "Kendine o kadar mı güveniyorsun" dedi. "Evet" dedim.

Şöyle bana baktı baktı, tebessüm etti. Ben tebessüm ettiğini görünce tamam dedim içimden. Hemen sümeni kaldırdı bir boş kağıt aldı. Bir mektup yazdı zarfa koydu verdi bana.

"Al yavrum, madem bu kadar arzu ediyorsun. Bunu falanca kişiye götürüp, vereceksin." dedi.

Baba gibi bir adamdı! Kapıdaki simitçiden rica ettim mektubu okumasını çünkü eski yazıyla yazmıştı ve bir de param olmadığı halde bir simit istedim;

"Bu çocuğun derhal kaydını yapın ve bana bilgi verin..." yazıyordu kağıtta. Dünyalar benim olmuştu. Simitçinin elini öptüm teşekkür ettim.

Müdüre koşa koşa gittiğimde, o da çok şaşırdı. "Biz senden kurtulamayacağız anlaşılan." dedi ve kaydımın yapılması talimatını verdi.

Köy Enstitüsü Müfredatı

Büşra Ekim: Peki hocam nasıl bir eğitim anlayışı vardı köy enstitülerinin?

Zekeriya Bulut: Haftalık ders saatimiz 48 saatti. 24 saat sınıflarda kültür dersleri, 24 saati de bağda, bahçede, sahada alırdık. Ziraat dersleri daha da önemsenirdi. Neden biliyor musunuz? Çünkü köye gideceksiniz. Sadece fikir değil, işinle, hareketinle örnek olacaksın. Doyurucu bir eğitim anlayışı vardı yani!

Her öğrencinin çantasında bir parça ekmek ve bir klasik olurdu.

Öylesine bir ahenk vardı ki Köy Enstitülerinde hanımları annelerimiz, erkekleri babalarımız, kardeş gibi kabul ederdik. Kız kardeşlerimizi korur kollardık. Hiçbir hadise yaşanmazdı. Öğrenci başkanı demiştim, o başkan haftalık toplatılarak katılır fikir beyan edirdi. Cumartesi günleri bayram merasiminden sonra ise haftalık rapor okunur, tartışılırdı. Öğrencilerle arkadaş gibi öğretmenlerimiz vardı. Biz aile gibiydik. Cumartesi toplantılarında, yeni başkan seçilir ve o toplantıya herkes katılırdı. Başkan yemeklere bakar, disiplin kuruluna katılırdı. Var mı böyle güzel bir eğitim anlayışı? Cılavuz Köy Enstitüsü ve Kızılçullu eski binalardan ibaretti. Diğer 19 binayı biz köylü çocukları ellerimizle yaptık.

Ben o eğitimler sayesinde arıcılık, meyvecilik yapar, toprağı istediğin şekilde işlerim. Ham maddeyi kıvamına getirmeyi bilirim. Okulda kütüphaneye de baktığım için çok okuyordum.

Büşra Ekim: Peki ya öğretmenliğe başlamanız?

Zekeriya Bulut: İlk görev yerim Ağrı oldu. Her gittiğim köye arıcılığı, fidancılığı götürdüm. Kavak ağaçları ektirdim mesela. İlkbaharda hafta sonu çıkar, ağaçları güzelce budardım. Çelikleme yapardım. Köylü öyle memnun kalırdı ki, neredeyse köyün yarısı uğurlardı beni o köyden ayrılırken.

Zeki Baştürk: Her öğretmen köye atanırken onlara bir kitap verilirdi. Köye gidildiğinde yapılacak işler. Önce kendi evinin, okulunun badanasını, bakımını yapacak. Bahçesini güzelleştirecek. Hatta her sınıfa girdiğinde, neler yapacağını A'dan Z'ye yazardı. Daha gitmeden köyü tarihi, coğrafi, nüfusu, üretim araçları bakımından okur, köyü tanıyarak giderdi. Zaten köy çocuğu, bir de bilgili bir şekilde gidince anlayabiliyor ortamı. Bir defa problemler ortak değil mi hocam?

Zekeriya Bulut: Evet Zeki Hocam. Mükemmel bir işleyişti.

Öğretmen korkuyu yenen, ufuk açan insandır. Hasan Ali Yücel'in perdeleri sonuna kadar açması ufkumuzu öyle bir açtı ki... Ah.. Ah...

Ben ah.. diyeyim siz anlayın artık...

Zekeriya Hocam az söyledi, biz çok anladık...
90 yaşında tarifsiz bir beyefendi.
Nezaketi, bilgeliği, mütevaziliği ve Köy Enstitüsü anılarını anlatırken duyguyu heyecanla, kendisini tanımak büyük kazanım oldu benim için.
Siz bu ülkenin aydınlık yüzüsünüz...

Ve Hasan Ali Yücel...

Ve İsmail Hakkı Tonguç...

Aydınlık ruhlarına saygıyla!

Ben bu ülkede en çok, bir köy enstitüsü öğrencisi olmak isterdim.

Saygıyla...

Zekeriya Bulut Kitapları

"Yaşamak Sorumluluktur"

"Öğretmen Tanımalı ve Tanınmalıdır"

"Bizim Gelenekler"

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar

Nilüfer Çayı'nı siz nasıl bilirdiniz?

08.07.2021 15:35
"Pırıl pırıl akan Nilüfer Çayı zifte dönüştü!" haberlerini okuyoruz, izliyoruz ve kahroluyoruz. Bursa'nın güçlü platformu Eski Bursalılar Burada'da; "Nilüfer Çayı'nı siz nasıl bilirdiniz?" diye sordum. Ben sadece cevapları derleyip paylaşıyorum bir de kocaman bir YAZIKLAR OLSUN! diyorum so

Toprağın fabrikası yok!

17.06.2021 11:55
Anadolu insanı kitap gibidir. Köyceğiz'de yaşayan 80 yaşındaki Hatice Teyzemle, zeytin ağacının altında ikindi kahvelerimizi içerken, "Toprağın fabrikası yok a gızım..." demişti. Birkaç makale yazsanız, bu cümledeki etkiyi yakalayamazsınız. Dalyan'ın hemen karşısında... Ulaşımın sadec

Yol Hikayelerim - Müzeler

24.05.2021 14:00
Gündem hoyrat, Gündem yıpratıcı. Her şeye rağmen, hoyrat gündem unutturmasın; Müzeler Haftası'nı... Her şehrin kendine has ritüelleri vardır benim için. Ve her yol hikayemin değişmez üçlüsü... Antik kent - müze ikilisiyle başlayan gezilerim, şehir lezzetleriyle devam eder ki, şehrin i

Mudanya'da poyraz... Bu deniz fazlasını kaldırmaz...

06.05.2021 11:09
Hani Hıdırellez ritüelidir ya, denize bir gül atmak için sahile indim dün akşam... Evimin penceresinden görüyordum ama sahile inip dün akşam yakından gördüm. Ülkede gündem konusu olduğundan da haberlerde hep önümüzde haliyle. "Marmara'da Salya Kabusu" başlıklarıyla... Yaklaşık 8

Bursa'da Hıdırellez adetleri

05.05.2021 21:31
"Bahar oldu, aman aman... Kese astım gül dalına... Adadım yarim adına, İki göz oda..." Bir 7 Mayıs günü, Dalyan'a oradan da feribotla Köyceğiz'in Çandır Köyü'ne geçmiştik. Ekip arkadaşlarım gitme sebebimizi ise "yoğurt alıp geleceğiz..." diye açıklamışlardı. Farklı bir yoğurt dedi

Anılarda 23 Nisan...

23.04.2021 13:35
Yedi yüz yıllık bilinen geçmişi olan köyümüzde, Nisan'ın artık baharı iliklerimize kadar hissettirdiği bir havada... 23 Nisan coşkusunu bütün kalbimle hissederek yazıyorum bunları. Uzun yıllar köyümüz Gölbaşı ve civar köylerin karakol komutanlığını yapmış, bir İstiklal Savaşı Gazisi olan d

Defne dallı çelenklerle, Merhaba Balıkçı...

19.04.2021 14:36
Gökova... Muğla ile Marmaris'i birbirine bağlayan, bana göre yörenin kalbi, zamanın Karya Uygarlığı'nın İdima'sı... Buradaki devasa okaliptüs ağaçlarıyla oluşan yol ise Sevgi Yolu adıyla ünlendi. Aşk Yolu da dediler bu yola ve o güzelim ağaçların gövdesini bazen çiviyle oyacak kadar vahşile

Bir Bursa Beyefendisi İrfan Eroğlu'nun anılarından...

09.04.2021 11:25
Mudanya'nın Girit mahallesinde, yıllardır önünden gelip geçtiğim ve çeşit çeşit çiçekleriyle dikkatimi çeken evde, çiçekler arasında, dünya tatlısı İrfan Amca ve Kudret Teyze ile nostaljik bir Bursa yolculuğuna çıktık. İrfan Amcanın özel demleme çayı, Kudret Teyzenin el lezzetleri eşliğinde... Mu

Köy Enstitülü bir çınarın ardından...

25.03.2021 11:49
Köy Enstitüsü Mezunu öğretmenlerimizle tanışmak istediğimde, Zeki Baştürk rehberliğinde ilk durağımız 99 yaşındaki Faik Acar olmuştu. Köy Enstitüsü lafını duyunca bile gözleri dolan biri olarak, bir köy enstitüsü mezunu tanıyacaktım. Heyecanlıydım. Faik Hocamızın kızı Nilgün Hanım, bizi

Ege'de bir zeytin cenneti; Akhisar

15.03.2021 14:56
Akhisarlılar'ın memleketlerinden bahsederken illa ki; "Akhisar'ımız" dediklerini biliyor muydunuz? :) Daha otogarda zeytin ağaçlarını görmeye başlıyorsunuz. Manisa'nın en büyük ilçesi ve "Akhisar'dan 60 ülkeye zeytinyağı" haberleriyle tanıdığımız, antik çağlardan bugüne bir değerimiz. Arkad

Bir "Kent Belleği" Mimarı...

16.02.2021 14:37
Okçular Çarşısı eski esnafı ile ilgili bir araştırma yapmaya başlamış ve Berber Dilaver Balkan'ı, Haluk Cömertel ağabeyim sayesinde tanımıştım. Ne zaman Okçular'a yolum düşse, Dilaver amcanın dükkanına uğrar oldum ondan sonra. Pandemi dolayısıyla çok az geliyor çarşıya ama denk gelirsem ne

"Heykeli dikilecek insan olma" meselesi...

29.01.2021 16:43
Futbolla ilişkim... demeyeyim; Bizimkine ilişki denmez, seviyeli takip denir anca... Çocukluğumun en net hatıralarındandır dedemle maç izleme partilerimiz... Parti diyorum, sahiden parti havasında geçerdi bizim maç izlemelerimiz. Yaz tatillerine denk gelen kupa maçları, dedemin çiçekler,

Göbeklitepe figürlerine ipeksi dokunuş...

28.01.2021 10:28
"Şimdi bu adamlar bu tapınağı yapmış sonra da gömmüş mü yani?" sorularıyla anlamaya çalıştık Göbeklitepe'yi... Heyecan verici bu büyük keşifle birlikte bin bir soru işareti takıldı zihinlerimize. Arkeolojinin cilvesi işte. Bir anda 12.000 yıl önceye çekiverdi dikkatlerimizi. Geriye k

Gemlik, balık tutarken sizin de hizmete gelince mi başkasının?

08.01.2021 14:09
Kamuoyunun yakından tanıdığı Cemil Aydın, bizimle bir görüntü paylaştı. Kurşunlu sahilinde, yarı dökük, çökmek üzere bir merdiveni ve bundan duyduğu endişeyi anlatmıştı bize Cemil Bey. Endişesinde de çok haklıydı. Hem görüntü kirliliği hem de büyük bir hayati tehlike söz konusuydu. Kayıtsı

Bayram Demir'in hatırasına saygısızlık!

06.01.2021 16:32
Bursa sevdalısı olarak tanıdığımız; Osmangazi meclis eski üyesi Cemil Aydın'ın bizimle paylaştığı görüntülere çok üzüldük. Fotoğrafta görüldüğü gibi, Kurşunlu sahilinde bir kısmı çöken merdivenler görüntü kirliliği olmasının ötesinde, bilhassa sahilde dolaşan çocuklar için büyük tehlike demek.

Şimdi artık, "suyu anlama zamanı..."

06.01.2021 11:38
Haftalık olarak takip ettiğim HBT (Herkese Bilim Teknoloji) dergisinin bu haftaki sayısında dikkat çekici bir haber vardı. "Mayalar, suyu arıtma konusunda bin yıl öndeydi..." Türünün bilinen en eski su filtreleme sistemini kullanmış Mayalar. Yani toplumlar suya hep kafa yormak zorunda. B

Dün bir annenin evladı yakıldı bu ülkede...

30.12.2020 14:52
Yeni yılın adı bile güzeldir. Yeni yıl umuttur, heyecandır. Zor bir yıldan sonra, bir gecede hayatlarımıza sihirli değnek dokunmayacağını hepimiz bilsek de, modumuz yükseliyor... Umutlanıyoruz. Bunları yazarken, pencereden dikine dikine gelen güneş gözümü alıyor! Aralık sonunda bahar havası yaşa

Pandeminin unutulanları

28.12.2020 16:13
Hayatın her alanını, her zerresine kadar bir virüs şekillendirdi. Kırılgan ekonomisi, çalkantılı ve oturmamış siyasi yapısıyla ülkemiz kimine göre başarılı, kimine göre sınıfta kaldı bu süreçte. En vazgeçilmez aksesuarımız maske için, az tantanalar yaşamadık. Yöneticilerin de kafası karıştı bu ko

Umutlarıyla araya mesafe koymama adına....

22.12.2020 10:32
Kısıtlanmak ne kadar boğucu bir ifade olsa da özgür ve sağlıklı günlerimize kavuşmanın da ön koşulu şüphesiz. Zira karşımızda ölümcül bir hastalık var. Yılbaşının yaklaşmasıyla da beklenen açıklama geldi. Aksini düşünmek bile olası değildi zaten; evlerimizdeyiz! Eğer pazarlara girmezseniz, hafta

Güzel olacak güzel...

15.12.2020 15:48
Ölümün olduğu yerde, geri kalan her şey önemini yitiriyor elbette. Evrenin döngüselliği, tarihin tekerrürleri... Aslında müziğin ritmi gibi, her şey büyük yaşam pastasının tarifinde var. Kişisel özelliklerinizden birini bile sizden alsalar, siz artık siz olmazsınız. Her lezzetli pastada bir mikta

Neden "zenci" dedin?

10.12.2020 13:39
Rosa Parks ... 1955'lerin Amerikasında, emekçi bir terzi... Zenci. Bir iş çıkışı otobüse biner. Beyazlara ait koltuklardan birine oturur. Şoför gelir ve koltuktan kalkmasını söyler. Otobüsteki diğer siyah erkekler kalkar. Ancak Rosa Parks sadece cam kenarına kaymakla yetinir... Polis geli

Bir dünya şairi Ataol Behramoğlu

07.12.2020 11:26
Sosyal medya ilginç bir mecra. Her açıdan konuşabiliriz sosyal medyayı. İyisini, kötüsünü, faydasını, zararını... Zaman vampiri olsa da bana muazzam dostluklar kattı. Ataol Behramoğlu'nu yıllar önce bir kitap fuarında görmüştüm. Kısacık sohbet etmiştik. Kendisini okumayı hiç bırakmadığım gibi

Belki de tek engel "engelli" kelimesidir

03.12.2020 14:21
Yedi yıl önce bir akşam üzeri telefonum çalmış ve ben orada olmadığımdan telefonumu kuzenim Hilal açmıştı. Hilal'in sesini yan odadan duyunca şaşırmıştım. Hilal telefondaki kişiye; "aaa öyle mi ben de down sendromluyum biliyor musunuz?" diyordu. O ilk telefon görüşmesinde sıcacık bir anne

İlla Stockholm'e mi gidelim?

02.12.2020 11:52
3 Aralık bir farkındalık günü olup, olası "Engelliler günü kutlu olsun" söylemleri için, aman diyorum! "Çocuğunuzun size kızdığında tekerlekli sandalyesiyle çıkıp gidebileceği bir odası olmalı..." denilen bir Stockholm modeli bize çookk uzak olsa da, engellilerin sorunlarını ve çözümlerini bir bil

Kimsesiz canların canı Şahin Gençal

01.12.2020 09:36
Milletvekili aday adayıyken tanıdım Şahin Gençal'ı. Şimdilerde ise, bir kahve molasında ofisinde kitapları arasında, antikaları karşısında sohbetiyle kendimi güncellediğim bir dost yürek benim için. Şahin Gençal, insana nefes aldırır. Kitap ve sinema tutkunudur. Masasında daima yeni çıkan kitapla

Zeytin dikeceksin!

26.11.2020 14:49
"Zeytin bütün ağaçların ilkidir..." diye bilinir. Eski Ahit'te anlatılır; Nuh tufanından sonra, gemiye ağzında taze koparılmış zeytin dalıyla dönen güvercin göstermiştir ki; sular altında kalan yeryüzünde canlı kalan tek varlık "zeytin ağacı" olmuş. Mitolojide anlatılır; Atina şehrinin

Köy Enstitüsü ruhuna özlemle

24.11.2020 11:43
Bugüne dair çok şey yazılabilir aslında. Öğretmenlere meslek kanunundan, özel eğitim öğretmenlerinin çalışma koşullarına... Eğitim sistemimizin yap boza dönmesinden, pandemi döneminin eğitim aksaklıklarına... Cumhuriyetimizin en güzel projelerinden olan Köy Enstitülerini ve emektarlarını bu özel gü

Böyle güzel anılmak her valiye nasip olmaz

23.11.2020 10:30
Sözcü gazetesi Ankara Temsilcisi Saygı Öztürk, son günlerde gözleri dolu dolu, kendisine gelen iletileri takip etmeye çalışıyor. Geçtiğimiz hafta kaybettiğimiz ağabeyi, emekli vali - karikatürist Refik Arslan Öztürk'ün vefatından sonra gelen iletiler bunlar. Vali bey ile anılarını paylaşıyor k

Organ bağışıyla toprak olmazsınız!

20.11.2020 10:16
Burdur'un İlyas Köyü'nde, kaynamış bulgur ve ceviz yerken, bir taşın başına oturduk. Ata buğdayı, kocabuğdaydan yapılan bulgurun içine ceviz ve darı kattık. Bulgur kaynayacak, kurutulacak, değirmende yarılacak, kısırlık ve pilavlık olarak ayrılacak. Köylerde aş / bulgur aşı dediğimiz ata yemeğimi

"Bursalıları evlerinde yalnız bırakmadık"

19.11.2020 15:09
Konu başlıklarının; "Pandemi Süreci, Dijital Etkinlikler, Tiyatro, Kütüphane, Çocuklara Özel, Festival, Fuar ve Şenlikler, Müzik, Sinema, Eğitim, Akademi ve Atölyeler, Panel, Söyleşi, Seminer, Sempozyum ve Çalıştaylar, Anma Etkinlikleri, Sanat Galerisi ve Sergiler, Kültür ve Sanat Felsefemiz" olduğu

Ayhan Sicimoğlu ile yolda olmak

18.11.2020 14:27
Renkler programından tanıdığımız; müzisyen, gezgin, radyocu, TV programcısı Ayhan Sicimoğlu'nun yol arkadaşı, kameramanı Hüseyin Sami Büyükgezici ile yolda olmayı konuştuk.   B.E: Büyükgezici! İnsan soyadını bu kadar mı yaşar? Sami Bey, ne zamandır gezersiniz? Hayatınızı biraz anlatır mısınız

Demiryolları ve Köy Okullarımı İstiyorum!

17.11.2020 16:35
Kemal Demirel, 22 ve 23. dönem Bursa Milletvekilimiz. Siyaset yaşamında; Gençlik Kolları Başkanlığı, İlçe Başkanlığı ve Büyükşehir Meclis Üyeliği, Kurucu Genel Yönetim Kurulu Üyeliği, Parti Meclisi Üyesi, Yüksek Disiplin Kurulu Başkan Yardımcılığı, CHP Bursa İl Başkanlığı ve de Merkez Yönetim Kurul

Bir Bursa değeri: Hasan Bilin

16.11.2020 12:20
Keles'in Yağcılar köyünden, Adapazarı Arifiye Öğretmen okuluna bir genç, öğretmen olmak için yola çıksın. 13 yaşındayken çizdiği simitçi resmini, öğretmeni ondan habersiz UNESCO'nun düzenlediği bir yarışmaya göndersin ve 13 yaşındaki Hasan, Hindistan'da haberi bile olmadan girdiği yarışmada derece

Arılar olmadan asla !

13.11.2020 11:39
"Gerçekleştirilen yeni bir çalışmada, 100 milyon yıl önceden kalma bir arı fosili incelendi." haberleri oldukça heyecan vericiydi. Yunan Mitolojisi'nde; Zeus, bebekliğinde balarıları tarafından beslenmiş ve baş tanrı Zeus'un sıfatlarından bir "Arılar Kralı" olmuş. Hipokrat'ın reçetelerinde, yüksek

Ruha Şifa Likya

12.11.2020 11:57
Yayla yolundan, uzaktan Seki Yaylası'nı selamlayarak kıvrıla kıvrıla hayallerimin başladığı yere doğru giderken, gün aydınlanmaya başlamıştı. Yanından gelip geçerken, bacası tüten evler her zaman içimi ısıtır benim. Evin yaşanmışlıkları kendi hayatım oluverir bir anda... Derken Karabeli'de aştık v

Salkım Söğüt

10.11.2020 13:53
99 depreminde ailemizin kayıplarından sonra duyduğum, Ağlamalardan, feryatlardan olsa gerek; Her depremden sonra sessizleşiyorum. Eğer çok yakınınızı kaybetmişseniz; Ve depremin değil de bir ihmalin, yani bir vebalin gerçekliği içinize işlemişse, İsyan boyutunu aşıyorsunuz. Bugün bir bilim ins