Bursa
Parçalı Bulutlu
19.6°
Lifebursa.com - Bursa ve Türkiye'den son dakika haberleri
Büşra Ekim
Büşra Ekim
busra.ekim@lifebursa.com

Bir Bursa Beyefendisi İrfan Eroğlu'nun anılarından...

09 Nisan 2021 Cuma, 11:25

Mudanya'nın Girit mahallesinde, yıllardır önünden gelip geçtiğim ve çeşit çeşit çiçekleriyle dikkatimi çeken evde, çiçekler arasında, dünya tatlısı İrfan Amca ve Kudret Teyze ile nostaljik bir Bursa yolculuğuna çıktık. İrfan Amcanın özel demleme çayı, Kudret Teyzenin el lezzetleri eşliğinde...

Mudanya'da denize nazır bu güzel sohbeti, sadece dinliyorum... Söz İrfan Amca ve Kudret teyzede...

Eski Bursa ve Pınarbaşı'nda geçen çocukluk

1938 Hisar / Ortapazar doğumluyum. Esasen Mirzaoba köyündeniz. Karakeçilidir köyümüzün kökeni. Ev numaramız; 224 24 49 idi.

Kodu söylemeyin derlerdi bana. "Yahu numaram o" derdim... Bursa'nın yerlisiyiz.

Küçücük bir evimiz vardı, dört yüz metrenin içinde. Bahçemizde dört yüz çeşit ağacımız vardı. Bir de havuzumuz vardı ki içinde buz gibi Pınarbaşı suyu akardı. Ayva, asma, yemiş, kızılcık, kara hurma yani ne ararsan...

Pınarbaşı suyumuz buz gibiydi, yazın kavun karpuzu koyardık, üzümleri filelerle bağlardık. Eskiden buzdolabı var mı? Yok. Etleri kavururduk, küplere koyardık. Ekmekleri kızartır, poy sürer yerdik. Şimdi gençler hem şanslı hem şanssız. Evet eskiden para yoktu fakat bir dostluk, bir muhabbet vardı. Komşuluk vardı. Eskiden herkes birbirine gider gelirdi. Her şey ucuzdu. Patlıcanı ben bilmem kiloyla aldığımı, tanesi bir kuruşa alırdık. Evde hayvan beslerdik biz, kasaptan almazdık.

Hak için, küp için kavurma yapılırdı. Hak için olan pay için yani.

Çocukluğum öyle bir yerde geçti ki... Hisar'ın içindeydi. Eskiden kukla oynardı. Benim büyükannem komşuya gittiği zaman, kışsa mangalın altına patates gömerlerdi. Okuldan gelince onları yerdik. Birlik beraberlik vardı yani kızım.

Ben sekizinci okulda okudum. Eskiden okullar böyle isimlendirildi. 7. okul, Tophane'ye sardığın zaman oradaki okuldu. 9. okul Okçubaba'nın arasında bir aralık vardır, oradaydı. Tophane önünde büyük bir mermi vardı mermiyi kaldırdılar. Kulenin içerisi sinema - tiyatroydu. Safiye Ayla, Müzeyyen Senar çıkardı orada. Balibey Han'ın olduğu yer sanatçılar çıkardı hep. Eski itfaiyelerin sol tarafında sular akardı, şadırvanlar vardı.


Askerlik

Horasan, Posof, Kars, Çıldır, Doğu Kapısı, Rusya'nın hudut kapısında, kış kıyamette geçti askerliğim, nasıl bir tufan. Yazoğlu vardı Çıldır tarafında, Ardahan'dan Bülbülhan dedikleri bir yer var. Sana nasıl anlatsam. Şu evi görüyor musun? O evin yüksekliğince kar. Orada imdat çanı vardı. Ona yetişebilirsen gelirlerdi yardıma. Ardanuç, daha dağdaydı aşağı inmemişti. Berta Köprüsü'nden Artvin'e geldim. Artvin'i gördüm, dağa çıktım. Akerdeon gibi yol. Tıngır tıngır tıngır. Artvin'i görüyorum karşımda ama varamıyorum. Tam bir saat öyle devam etti. Yolları dar, her virajda çift manevra yapmadan dönemiyorsun. Ardahan'dan geldim, Hanak'ta çamurlukta battım. Bütün tekerlekler boşa çıktı. O akşam arabanın içinde sinek dörtlüsü gibi...

Kar tipi... Sabah ekip geldi kurtardılar beni. Erzurum'dan geldik, dağlardan... Leblebihan diye bir köy vardı. Oradan, Hasankale'ye Pasinler'e gelirdik dümdüz yoldu. Orada dediler ki bir yatır var onu ziyaret edelim hazır gelmişken. Pasinler'in kaplıcaları da meşhurmuş orada kalmıştık. Horasan'ın trenleri çok güzeldi... Bizim Mudanya'nın trenleri gibiydi. Tekerlekleri ufacık ufacık, içinde ev sobası yanardı. O kadar güzeldi ki... Yollarda da alabalık satarlardı, balık ekmek 5 kuruş 10 kuruş iner alırdı insanlar. Öyle yavaş giderdi yani. Sarıkamış'a o trenle geldik işte.

Ne ki kışlar gördüm... Ne kışlar gördüm...

Dere akar Sarıkamış'ın içinden, envai çeşit balık yetişirdi.

Mercedes Benim ruhumdu.

1958 senesinde 321 Mercedesler geldiği zaman, ben çıraktım.

Ezelden beri hep Alman arabalarıyla uğraştım. Mercedes benim ruhumdu çünkü.

6 yıl Uludağ'da kaldım, elektrik işleri yaptım. Dağda bir birlik beraberlik vardı. 3 sene de iş için Arabistan'da kaldım.

Tan Tiyatrosu

Tophane'nin kulesine çıkardık hep. Ahmet Amca vardı orada. Bursa'daki yangınlar oradan bildirilirdi. Dördüncü katta yatardı Ahmet Amca, saati olurdu başının ucunda. Telefon mu vardı ki... Bayram geldiği zaman komşularımızı gezerdik. Bayram yerleri bir acayipti. Büyük bir çınar vardı... Kestiler yok ettiler. Şu caddenin genişliği kadardı. Daha da genişti. Onun yanına turşucu gelirdi. Armut turşusu getirirdi. Pınarbaşı Şehitler Mezarlığı'nın tam karşısındaydı. Kavun, kelem turşuları da olurdu. Tiyatrolar vardı, çok tiyatro vardı. Askerlere 25, sivillere 50 kuruş diye bağırırlardı. Hem de iki oyuna bir bilet derlerdi. Tan Tiyatrosu vardı Hayri Küçük'ün... Çok düzgün sanatkarlar vardı. Hacıvat - Karagöz oynatılırdı her tarafta. Akşamları oynatırlardı.

Gelelim ikinci fasıla. Ulucami'ye giderdik, teravih namazına. Çay bahçesi vardı camiinin altında, kahveci - çaycı Veysel diye. Yerlerde hasırlar vardı. Çay içilir, nargile içilirdi. Çaycı Veysel'in ailesi Uludağ'dan toplardı çayları. İftaiye hortumu gibi herkesin elinde bir nargile olurdu :) Ramazan'ın tadı çok başka olurdu. Her şeyimiz boldu, bir para kıttı ama idare ediyorduk.

Kudret Teyze: Mesela Hıdırellez'de sabah erken kalkarsın. Kalkmazsan ya kapına çöp dökerler, ya ısırgan getirir bağlarlar. O ısırganı da iyi saymazdı kayınvalidem. Erkenden kalkar, açardık kapıları. Ot yastıkları kayınvalidem atmaz, saklardı. Uzun Çarşı'da dikerlerdi. Ateşe atardık eski yastıkları Hıdırellez'de.

İrfan Amca: Şeker alırdık, elbise kumaş alırdık, Amerikan bezi alırdık. Bir pantalonun beş yerinde yama olurdu. Ben gayet temiz giyinirdim. Sevmedim bir ayakkabımı, eskimiyor. Sıkıldım ben de gittim attım o köseleleri...

Oğlağı alırız altı liraya, - Ziraat Parkındaki çam ağaçlarını benim dedem ekmiştir- Hıdırellez'de gideriz oraya. Değirmen vardı orada, değirmen dönerdi. Ona unları getirir öğütürdük, buğday unlarını. Oğlak çevirme yapardık, tıpır tıpır yağları akardı mübarek. Sonra tak sepeti koluna, herkes kendi yoluna.

Geçit Deresi Tertemizdi

Geçit'in deresi temiz akardı temiz... Geçit'e geldik. Gençlerle böyle oturuyoruz, bir dondurmacı hem limonata satıyor hem dondurma. Gittim yanına, dereye daldırdı suyu. Tertemiz su, pislik diye bir şey yoktu. Çok büyük sazan balıkları yetişirdi her yerde. Hiç unutmam bu olayı. Gerçi sarı kanarya boyası denen bir şeyle yaptı... Ama mesele o suyu temizliği.

Bursa'dan Mudanya'ya Trenle 1 Saat Yolculuk

Tren yolu, Tekel'in arka mahallelerinden geçerdi. Oradan Çağrışan Köy yakınlarından geçer gelirdi. Bir tek Acemler durağı duruyor şimdi onun dışında hepsi yıkıldı. Nafa derlerdi istasyonun olduğu yere, Karayolları'na aitti. Marul bahçeleri vardı hep oralarda. Merinos yine tren istasyonuydu, bağ bahçelikti hep oralar.

Tren öyle yavaş gidermiş ki inip üzüm koparırlar, yine binerlerdi. Üzümler de öyle boldu...

Ziraat Okulu'nun oraya elma ağaçları dikildi. Elma ağaçlarını geçiyorsun kiraz ve vişne ağaçları vardı. Oralarda yetişen enginar hiçbir yerde yoktu. Acemler'in bir fotoğrafı var eski, nasıl çınarlar kocaaa kocaaa... Bir bulsam o fotoğrafı!

Beşevler'e gelirken, o asfaltın sağında şimdi koca koca siteler var. Bir tane tren köprüsü de orada vardı. Sel geldiği zaman Bursa'ya, Abdal Köprüsü'nün olduğu yerde demirden bir kapı vardı. Kolunu çevire çevire açarlardı, suyun yarısını Panayır Köyü'ne doğru salarlardı. Bir tarafta, (Biladıyunus) Yunuseli tarafına akardı.

Öyle bir sel gelirdi ki Bursa'ya... Mihraplı Köprüsü'den geçemezdik. Beşevler'de trenin demir köprüsü vardı. Herkes oradan geçerdi köye gitmek için. Bir tek orası su tutmuyordu.

Bursa'nın Domates Yemeği

Bursa'nın cevizli lokumu çok meşhurdur. Ramazan'da iftariyelikler çok yapılırdı. Domates yemeği, Bursa yemeğidir. Geleneksel bir yemektir yani.

Kudret Teyze : Bol soğan, domates ve pirinçle yapılır. Ama eğer domates yerli değilse, mümkünü yok o tadı alamazsın kızım.

İrfan Amca: Ama istediğiniz yemeği yapın, tarhana çorbasını benim gibi yapamazsınız! :)

Bursa'da Milli Bayramlar

Ah... Ah... Ana baba günü olurdu milli bayramlar Bursa'da. Bayramlar bayramdı. Erken gidersek, Hükümet Konağı'nın oradan yer bulurduk. Heykel'in önünde zincirler vardı, küçükken benim fotoğrafımı çektiler orada.

Bir de Bursa İpeği'nden dem vuralım... Bir tane ipek mintan aldım 75 liraya...

Yunuseli, Fethiye köylerinde mesela dut ağaçları dikilirdi. Hemen her evde ipekçilik vardı. Kozaları satarlardı. Muradiye'nin ara sokaklarında hep ibrişimleri gererlerdi. Ören kişilere de devdane derlerdi. Bir tane ipek mintan aldım 75 liraya bak. Orhan Faik'ten... Motora binerdim fıldır fıldır o mintanla...

Kösele ayakkabı 5 lira, gömlek 75!