SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

İlla Stockholm'e mi gidelim?

Yazının Giriş Tarihi: 02.12.2020 11:52

3 Aralık bir farkındalık günü olup, olası "Engelliler günü kutlu olsun" söylemleri için, aman diyorum!
"Çocuğunuzun size kızdığında tekerlekli sandalyesiyle çıkıp gidebileceği bir odası olmalı..." denilen bir Stockholm modeli bize çookk uzak olsa da, engellilerin sorunlarını ve çözümlerini bir bilene sormak istedim.


B.E: Ayhan Zenbilci şiir okur, yazar - çizer. Sahneye çıkar türkü söyler. Etrafındakilerin Ayhan Abisi, dostu, arkadaşı, Ayhan Babası... Bir de kendisinden dinlemek isterim; kimdir Ayhan Zenbilci?
A.Z: 1964 yılında Kahramanmaraş doğumluyum. 1965 yılında çocuk felcine yakalanmışım. 1984 sonlarında Bursa'ya taşındım. 1985 yılında bir tekstil atölyesinde işe başladım. Manevi Abim, Kutsal Bekdemir'in çağrısı ile 1992 yılında Türk Telekom'a işçi olarak işe başladım ve 2002'de de emekli oldum.
Sonrası:
Bir garip ademdir aslında sıradan kendi halinde ama yaşadığı topluma kendini borçlu hisseden.
Borcunu ödemek için de elinden geldiğince kent sorunlarının çözümüne, engelli camiasının feryatlarına ses olmaya çalışan ademoğlu.
Yukarıda belirttiğiniz sıfatların sorumluluğunun bilincinde olan ve sevildiği kadarda insanları seven, ayrımcılıktan hoşlanmayan, haksızlığa tahammülü olmayan, yalan beyanlardan ve yalandan çıkarları için -mış yapmaktan kaçınan.
Yaşadığı ülkesinin değerlerine sahip çıkmaya gayret gösteren ve engelli arkadaşlarının, kardeşlerinin, yaşam kalitelerini hak ettiği yerde görmek için mücadele eden bir garip ademoğludur Ayhan Zenbilci.


B.E: Türkiye'de engelli olmak desem... Aklıma, konferans salonlarında anlatılan pek çok hak ve dışarı çıkıldığında yaşanan ulaşım, kaldırım sorunları gelir benim...
A.Z: Son 30 yıl içerisinde sanırım dünya ülkeleri içinde konuyla ilgili en fazla toplantı yapan ülke bizim ülkemizdir.
Kendimden biliyorum ilimizde 1993/2020 yılları arasında çok çeşitli eğitimler, komisyonlar, toplantılar yapıldı. Alınan kararlar hayata geçirilmiş olsaydı günümüzde hala bahsettiğiniz kaldırımlar, merdivenler, ulaşım sıkıntıları konuşulmazdı.
Ben hep aynı örneği veriyorum. Ben 56 yaşındayım ve 1 yaşında engelli olmuşum. Çocukluk dönemimde yaşanılan eğitim sorunları farklı başlıklar altında hala devam ediyor. Sorun tam manası ile çözülmüş değil. Evet teknoloji ilerledi ama teknolojiye erişim zor.
Ana arterlerde yapılan bir takım düzenlemeler güdük kalıyor yani bir ayağı eksik. Ölçüler tutmuyor, önüne direk çıkıyor, esnafın malzemesi çıkıyor, kısaca engelin şekli değişiyor ama devam ediyor.
Otobüse, metroya gereken önlem alınıyor ama fiziksel ve ruhsal engel çıkıyor. Kaldırımların ölçüsü aynı değil, hizmet veren tüm araç sürücüleri aynı görüşe sahip değil. Kısaca toplum engelli algısını henüz aşmış değil. Toplumsal algıyı yönetmek STK'lara düşüyor, imkanları kısıtlı olmasından kaynaklı verimleri düşük oluyor.
Lokal çalışmaları, belirli kesime hizmetleri tartışılmaz. Her dernek kendi çevresine ulaşabildiklerine yine kendi imkanları içinde destek sağlıyor elbette ama bu genel sorunların çözümlenmesinde pek de fayda sağlamıyor.
Kısaca bir parka engellilerle ilgili bir aparat koyarak tüm engelleri aştığını anlatan yerel yöneticiler ile çözümlenmez sorunlar... Bir STK'nın yaptığı kampanyada; "bana 10 tl yolla engellilere özgürlük verelim" demeyle de olmaz... Kısaca "mış gibi yaparak" çözümlenmez sorunlar.
Garip bir durumdur bu ülkede engelli olmak... Engelli çocuğa sahip olmak... Serüven daha eğitim çağında başlar ve sürer gider. Yetişkinler iş bulamaz, çocuklar gerekli eğitimi alamaz ama kamu spotlarında her şey güllük gülistanlıktır. Bir de fotoğrafın diğer yüzü vardır oraya da bakmak gerek.
Kısaca hepimiz insanız. Bazılarımızın özel gereksinimleri var ve bu gereksinimlere sosyal devlet şemsiyesi altında bürokrasinin az olduğu ortamda ulaşmak gerek.
Akülü sandalye ülkemizde son yıllarda gündemde. Aslında devlet sana bu aracı edinmenle ilgili sözde kolaylık sağlamış ama demiş ki doktordan akülü araç kullanabilir raporu al gel.
Vatandaş doktora gitmiş heyete girmiş aslında güç hareket ediyor, kas hastası olabilir, spastik engelli olabilir, kısmi felç geçirmiş olabilir ama kollarını ve elini kullanabilir durumda. Doktor, "ben bu raporu veremem sana" der. "Senin kolların çalışıyor, manuel al." der. Arkadaş manuel al diyorsun da onu alırsam bağımsız olamam. Arkamda birinin desteğine ihtiyacım olacaktır. Yok der inatla, senin sağlığın için vermiyorum der dalga geçer gibi... Ama kendisi arabasına biner gider. Be Müslüman o zaman sen de bisiklete bin sağlığın için neden arabaya biniyorsun ki derim ben de!
Ama yine de alamam o raporu ve hayatımı biraz daha kolaylaştıramam.
Ancak tansiyon hastası, kalp hastası, nefes darlığı gibi ekstra hastalıklarımın da olması lazım alabilmem için. Sistem göster ama verme sistemi.
Kendisi spastik engellidir eşine araç alacaktır ama doktor %90 vermez. Sistem, ehliyet vermez, araba vermez ama kanun vardır. Engellinin 1.derece yakını onun üzerinden araç alabilir. Komedi işte bu ülkede engelli olmak.
Kas hastaları, Cp hastaları, spastik engelliler ömür boyu fiziğe ihtiyaç duyarlar ama sistem, sene içinde 30 seans artı bir raporla 10 gün daha verir. Yahu bu ömür boyu bu dertle yaşayacak neden fizik tedavisini sınırlıyorsun. 52 haftaya böl, haftada 2 gün ver bırak 30 günde aldığı fizikle rahatlayan kasları yıl içinde körelmesin...
Komedidir bu ülkede engelli olmak.
Birileri yol boylarında dergi satar, kalem satar, defter satar, engelliye yardım ediyoruz diye vatandaş da acır ve alır para kime gider bilinmez.
Kimse sorgulamaz, "aman" der "ne olacak" milyonlar döner... Birileri engellinin sırtından para kazanır, engelli faydasını görmez.
Aslında dert yumağı ile boğuşmaktır Türkiye'de engelli olmak... Hep eziksin, hep mahcupsun ve hep yıllar sonrasını hesap edersin.... Yaşarken duan şudur; "Allah'ım beni kimseden bir bardak su bekler hale getirme..."
Sorunların çözümü; önce gerçek sayımızı öğrenmeyle başlar. Sonra bölgesel programlar hazırlayarak, ilimiz, 7 coğrafya 7 iklim şartları ile donatılmış. Onun için bölgesel sorunların tespiti yapılmalı, gerçekten sayımız nedir, hane sayımı yapılmalı.
Pandemi sürecinde Sağlık Bakanlığı bir uygulama başlattı. Akıllı telefonlara yüklenen çok basit bir çalışma ile sayı tespiti yapılabilir ama sanırım gerçeklerle yüzleşmek işlerine gelmiyor hükümetlerin.


B.E: Ulaşım engeli, kaldırımlar dedim ama bunlar buzdağının görünen yüzü. Asıl görmediğimiz, görmedikleri, yaşanan onca engel var. Nasıl özetleriz bu engelleri?
A.Z:
Algı! Toplumsal algı mutlaka değişmeli. Sosyal politikalar, engelli bireyleri aciz gösterecek şekilde olmamalı. İnsanlar engelli bireylerin üretken kesim olduğunu görmeli. İnsanlar sanıyor ki her engelli devletten binlerce lira yardım alarak hayatını keyifle yaşıyor ve sokakta şu cümleyi duyarsınız bir çok ağızdan "oh sırtını devlete dayamış gel keyfim gel."
Ama benim bir çok arkadaşım uzaktan eğitim yani açık öğretim sayesinde birden fazla üniversite bitirdi buna rağmen iş bulamıyor. Neden bir çok özel sektör fiziki olarak hazır değil? Servis araçları uygun değil. Tüm bunlarla ilgili gerekli kanunlar olmasına rağmen hala sıkıntı dağ gibi.
Bizler dilenci tüketici değil, üretici tüketici kesimiz sadece fark edilmesi gerekir. Örnekler çok. Bir arkadaşın başarısını toplumun gözüne gözüne sokarak bunu çözemeyiz sadece. Engelli bireylerin önünü açarak, engelleri kaldırarak, toplumda eşit hale getirip, onun neler başardığını birlikte görün derim.
Tüm sorunlar zincirin halkasıdır, sırayla halkaları kaldırmak gerek. Siz ulaşım, erişim sorununu çözmeden eğitimi çözemezsiniz. Mümkün değil bu. İstihdamı, sosyal hayata katılımı çözemezsiniz. Kısaca sorun bir deyip temizlemek gerek sırayla.


B.E: 2022 ve 5378 sayılı kanunlar hangi hakları tanıyor engelli bireylere?
A.Z: 2022 daha çok sosyal yardımın maddi kısmını kapsıyor ancak kanun tek başına yetmiyor ki kanun var bir de yönetmelikler var. Kanunla yönetmelik örtüşmüyorsa sıkıntı yaşarsınız ve yaşanıyor da.
2022 yasa, engelli birey 18 yaşına geldiğinde çalışmıyorsa bir iş bulup çalışıncaya kadar kendisine eskiden 3 ayda birdi şimdi aylığa döndü maaş bağlanması ile ilgili maddesi. Sonradan yapılan bir sürü değişiklikle zorlaştırıldı. Yok evin kişi başı geliri, yok akrabanın maaşı... Ee kardeşim sen sosyal devlet olarak 18 yaş üstünü sorumlu sayıyorsan, aile gelirine neden bakıyorsun? O vatandaşı iş bulana kadar sorgusuz, sualsiz destekle iş bulmasına yardımcı ol ama nerde?
5378 sayılı kanun, aslında bir çok konuya parmak basan bir kanundu. Biliniyor ki kanun tek başına iş görmüyor yönetmelikler hazırlanırken, kurumlar arası anlaşmazlıklar ve iş birliğinin eksik olması, sorunlar yumağını çoğaltıyor sadece kanunun ön gördüğü yasal haklar yönetmeliklerle deveye hendek atlatacak cins haline geliyor.


B.E: Yakından tanıklık ettiğim bir konudur, engelli raporları. Ya da rapor çilesi mi desem?
A.Z: Sözde engelli raporları içler acısı hale geldi buna bağlı hakların bir çoğu kaf dağının arkasına saklandı.
ÖTV muaflı araç alımları arap saçına döndü. Sol ayak, sağ ayak, bedensel engelli, işitme engelli, görme engelli, zihinsel engellilerin durumu daha da beter. Veliye çocuğun üzerinden araç alabilirsin dediler %90 kriteri koydular ama o oranda rapor alan yok.
Rapor çeteleri türedi, bastır parayı sahte rapor al. Bastır parayı oranın değişsin gibi örnekleri basında çoktur yani kısaca devlet dedi ki; şu istimal var bana ne kim suçluysa onu cezalandır. Benim önüme engel koyma yani kurunun yanında yaş da yanıyor.
Kurumlara isterse engelliden yeniden rapor isteme hakkı verildi ama bir kere aldıysan sistem bir daha vermiyor gibi "mevzuat efendinin" elden geçmesi gerek.


B.E: Bir İsveç modeli çizmeye çok uzağız biliyorum ama engelliler ve eğitim hala bir sorun mudur bizim için? Yoksa aştık mı bu engeli? Ya da ayda 8 ya da 12 saatlik bir eğitim ile ne kadar aşabiliriz?
A.Z: Eğitim süreci engel türlerine göre değişir evet özel eğitim gerektiren bireyler ayrı ama bedensel engelliler ve görme engelliler normal özgün eğitim alabilirler. Fiziksel engellilerde okulların fiziki şartları düzeltilmeli. Görme engellilerle ilgili brila alfabesi ile basılacak eğitim materyalleri önemli. İşitme engelliler de işaret lisanı bilen eğitmenlerle sorun çözülecektir.
Biz ülkemizde işaret lisanını belirli akademik okullarda mecburi tutmalıyız. Bir doktor, savcı, hakim, avukat, polis memuru, hemşire gibi vatandaşla bire bir muhatap olunan mesleklerde mutlaka olmalı (tercihen değil mecburen). Sayıları yüzbinlerle anılan işitme engelli evlenirken sorun yaşar, hastaysa sorun yaşar, şikayet edecek olsa sorun yaşar, yaşar da yaşar çözümü gelecek nesiller bunları yaşamasın diye şimdiden önlem alınmalı yoksa biz havanda su dövmeye devam ederiz.
Özel eğitim süreci mutlaka uzamalı adı üstünde öğrenme güçlüğü yaşayan bireyler. Özel eğitim kurumları, rehabilitasyon merkezleri daha sıkı denetlenmeli ve kontrol altında tutulmalı. O çocuklar para kazanma aracı olarak görülmemeli. Bu eğitimi devlet kendi eli ile vermeli. Özel eğitim öğretmenleri daha titiz seçilmeli. Formasyon ile özel eğitimci olunması çok zordur. Sabır ister, hoşgörü ister, merhamet ister, ince elenip sık dokunmalı.
Lütfen cümlelerim yanlış anlaşılmaya neden olmasın. Bu cümleler yaşanılan olaylara dayalı tecrübeden kaynaklı. Biz işini iyi yapan eli öpülesi öğretmenler de biliyoruz.
Özel eğitimcilerin ayrıcalığı olmalı. Teşviki olmalı ve sözleşmeli eğitimciler daha titiz seçilmeli. Özel eğitim zor bir alan... (hoş ben özel eğitimde sözleşmeli eğitmeni tartışmaya açık bir konu olarak bilirim. Meslek hocaları da olsa süzgeçten geçmeli)


B.E: Bursa, engelleri ne kadar aşabildi peki? Bursa'da dünden bugüne neler değişti ve neler öncelikle düzenlenmeli sizce?
A.Z:
Bursa Türkiye'ye çalışmaları ile örnek olmuş hatta ödüller almış bir ilimizdir. Kimse alınmasın bunda Yerel Gündem sürecinin büyük katkıları olmuştur. Gündemde kalabilmek adına 1997 1998 yıllarında, Engelliler Çalışma Grubu dönemin İşkur İl Müdürü Kazım Yiğit, dönemin Belediye Başkanı Sayın Erdem Saker'in desteğini ve Yerel Gündem 21 imkanlarından faydalanarak o dönemde aktif olan dernekler ile engelliler çalışma grubunu kurması ile başlar değişim. Elbette derneklerin de katkısı olmuştur. Süreç içerisinde 22 yıllık bir geçmişi vardır şimdiki adı ile Bursa Kent Konseyi Engelliler Meclisinin.
Bizim de hayata geçirdiğimiz, Umuda Yolculuk programı bu süre içinde büyük katkı sağlamıştır, Bursa ilinde yaşayan engelli camiasının sesinin duyurulmasına ve toplumsal değişime. O yıllarda çok sık göremediğimiz engelli arkadaşlarımızın sokağa çıkabilenleri sokağa çıkmış ve haklarını bizzat kendileri ifade etmiştir dönemin yetkililerine.
O günden bu güne göreve gelen tüm Belediye başkanları YG 21 Genel sekreterleri, Kent konseyi başkanları konuya sahip çıkmış ve desteklerini esirgememiştir bu vesile ile kendilerine teşekkür ediyorum.
Öncelik ne olmalı?
17 ilçe belediyesi mutlaka özel rampalı araçlardan filosuna katmalı. En az 2 adet.
Sosyal yaşam alanlarını ivedilikle erişebilir hale getirmeli.
Toplu taşıma araçlarının sayısı yeterli gibi görünse de durakların halleri ortada. Durakların nizami olmaması hizmet kalitesini küçültüyor, bu düzenlenmeli.
Akıllı duraklar hizmete girmeli, görme engellilerle ilgili sesli ikaz sistemleri tüm toplu taşıma araçlarında hayata geçirilmeli.
Ortak akıl hayata geçirilmeli ve engelli vatandaşlara hizmet verebilen düzenlemeleri yapan iş yerleri teşvik edilmeli. Gelişi güzel yapılmış rampalar sökülmeli, özellikle Fatih Sultan Mehmet Bulvarında bunlardan çok var. Ölçüleri nizami olmayanlar uyarılmalı.
Yapılan düzenlemeler TSE standartlarına uygun olmalı ve denetlenirken sıkı denetlenmeli, yasak savmak için yapılan işler komedi malzemesi olmamalı.
Engelliler ayrıcalık değil birlikte yaşamak, hayat kavgasını birlikte vermek istiyorlar. Omuz omuza, yan yana olmak ve birlikte yol almak istiyorlar, bu sağlanmalı.

B.E: "Sihirli cümle "FIRSAT VERİLDİĞİNDE OLUR" der Ayhan Zenbilci. Pek çok örnekleri var bunun. Sporda, müzikte... Biraz da onlardan bahsedelim mi?
A.Z: Allah bir insanı eksik yaratmışsa onu kapatacak bir yetenek vermiştir.
O yeteneği ortaya çıkartacak fırsatlar verildiğinde başarılı bir müzisyen, başarılı bir sporcu, başarılı bir hekim, avukat olacaktır.
Hatta benim iddiam bizde öyle yetenekler var ki ülkeyi bile yönetebiliriz.
Engelli bireyler, sağlık raporları ile değil sosyal yetenekleri ile hizmet alabilmeli. Bir hekimin görüşü önemli elbette ancak bireyin kendisini geliştirebileceğini hesaba katarak, engelli arkadaşların politikaları, sağlık sistemi üzerinden değil sosyal politikalar üzerinden ele alınmalı derim.
Bursa özellikle spor konusunda güzel çalışmalara imza atan bir il. Ancak spor kulüpleri ve sporcular daha çok desteklenmeli. Bizde bireysel sporlarda, Avrupa şampiyonları var. Kulüplerimiz kupaya doymuyor ama sorunları da bitmiyor. Kendi söküklerini dikmeye çalışırken, spora yeterli zaman ayıramıyorlar. Aslında temsilcilerin ve sporcuların katılım sağladığı her il, kendi spor şurasını düzenlemeli ve ülke sorunlarının ve sporun bir el kitabı olmalı. İçinde çözüm önerilerinin de olduğu yöneticilere baş ucu kılavuzu olmalı.
Yazarların bir etik kurulu olmalı. İyi yazarla, yazar ayrılmalı. Sırf engelli diye yazdığı kitaplar alınmamalı. Kitapların başlığında bu ENGELLİ YAZAR olmamalı. Eğer böyle olmaya devam ederse gerçek yetenekler arada kayıp olacaktır.
Anlatmak istediğim; sanatçının, edebiyatçının, şairin, sakatı sağlamı olmaz ya vardır ya yoktur.
Ben az ifade ettim siz çok anlayın. Bunlar gelecek nesillere sağlıklı bir ortam bırakabilmenin adımlarıdır. Bugünden yarına olmaz elbette.
Ne demiştim yukarıda, insanlar engelliye yardım adı altında dergi satıyor, kalem satıyor, bunlar insanların zayıf tarafıdır, kullanıyor.
Eğer toplumsal eşitlik kavramı diyorsak yeteneklerin başındaki ENGELLİ ifadesini kaldırmamız gerek bence.
Belki ifadelerim birilerini kızdıracaktır ama sözüm bireylere değil insanlar istedikleri gibi davranmakta özgürdür.
Sözlerim, algı değişikliği ile ilgili. İzlenen yöntemlere bir atıfta bulunmak ve tavsiye etmekten ibarettir.
Dileyen istediği sıfatı kullanır, istediği yöntemde satış yapar ama Ayhan Zenbilci böyle düşünüyor, böyle öneriyor dememiz gerekir. Amaç kimseyi suçlamak, hor görmek ve aşağılamak değildir bilinsin lütfen.
Eğer kırılan, alınan varsa da şimdiden özür dilerim.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar

Nilüfer Çayı'nı siz nasıl bilirdiniz?

08.07.2021 15:35
"Pırıl pırıl akan Nilüfer Çayı zifte dönüştü!" haberlerini okuyoruz, izliyoruz ve kahroluyoruz. Bursa'nın güçlü platformu Eski Bursalılar Burada'da; "Nilüfer Çayı'nı siz nasıl bilirdiniz?" diye sordum. Ben sadece cevapları derleyip paylaşıyorum bir de kocaman bir YAZIKLAR OLSUN! diyorum so

Toprağın fabrikası yok!

17.06.2021 11:55
Anadolu insanı kitap gibidir. Köyceğiz'de yaşayan 80 yaşındaki Hatice Teyzemle, zeytin ağacının altında ikindi kahvelerimizi içerken, "Toprağın fabrikası yok a gızım..." demişti. Birkaç makale yazsanız, bu cümledeki etkiyi yakalayamazsınız. Dalyan'ın hemen karşısında... Ulaşımın sadec

Yol Hikayelerim - Müzeler

24.05.2021 14:00
Gündem hoyrat, Gündem yıpratıcı. Her şeye rağmen, hoyrat gündem unutturmasın; Müzeler Haftası'nı... Her şehrin kendine has ritüelleri vardır benim için. Ve her yol hikayemin değişmez üçlüsü... Antik kent - müze ikilisiyle başlayan gezilerim, şehir lezzetleriyle devam eder ki, şehrin i

Mudanya'da poyraz... Bu deniz fazlasını kaldırmaz...

06.05.2021 11:09
Hani Hıdırellez ritüelidir ya, denize bir gül atmak için sahile indim dün akşam... Evimin penceresinden görüyordum ama sahile inip dün akşam yakından gördüm. Ülkede gündem konusu olduğundan da haberlerde hep önümüzde haliyle. "Marmara'da Salya Kabusu" başlıklarıyla... Yaklaşık 8

Bursa'da Hıdırellez adetleri

05.05.2021 21:31
"Bahar oldu, aman aman... Kese astım gül dalına... Adadım yarim adına, İki göz oda..." Bir 7 Mayıs günü, Dalyan'a oradan da feribotla Köyceğiz'in Çandır Köyü'ne geçmiştik. Ekip arkadaşlarım gitme sebebimizi ise "yoğurt alıp geleceğiz..." diye açıklamışlardı. Farklı bir yoğurt dedi

Anılarda 23 Nisan...

23.04.2021 13:35
Yedi yüz yıllık bilinen geçmişi olan köyümüzde, Nisan'ın artık baharı iliklerimize kadar hissettirdiği bir havada... 23 Nisan coşkusunu bütün kalbimle hissederek yazıyorum bunları. Uzun yıllar köyümüz Gölbaşı ve civar köylerin karakol komutanlığını yapmış, bir İstiklal Savaşı Gazisi olan d

Defne dallı çelenklerle, Merhaba Balıkçı...

19.04.2021 14:36
Gökova... Muğla ile Marmaris'i birbirine bağlayan, bana göre yörenin kalbi, zamanın Karya Uygarlığı'nın İdima'sı... Buradaki devasa okaliptüs ağaçlarıyla oluşan yol ise Sevgi Yolu adıyla ünlendi. Aşk Yolu da dediler bu yola ve o güzelim ağaçların gövdesini bazen çiviyle oyacak kadar vahşile

81. Kuruluş Yılında Köy Enstitüleri...

16.04.2021 10:28
Yakın tarihimizin Milli Eğitim Bakanları ve açıklamaları bir de icraatleri konusunda hafızalarımızı yoklarsak, sonuç sadece bir fiyasko olur... Bu ülkede eğitim sistemi, gelenin gidenin vurduğu bir dart tahtası misaliyken... 17 Nisan Köy Enstitüleri'nin kuruluşunun 81. yılı... Hüzünle anmak

Bir Bursa Beyefendisi İrfan Eroğlu'nun anılarından...

09.04.2021 11:25
Mudanya'nın Girit mahallesinde, yıllardır önünden gelip geçtiğim ve çeşit çeşit çiçekleriyle dikkatimi çeken evde, çiçekler arasında, dünya tatlısı İrfan Amca ve Kudret Teyze ile nostaljik bir Bursa yolculuğuna çıktık. İrfan Amcanın özel demleme çayı, Kudret Teyzenin el lezzetleri eşliğinde... Mu

Köy Enstitülü bir çınarın ardından...

25.03.2021 11:49
Köy Enstitüsü Mezunu öğretmenlerimizle tanışmak istediğimde, Zeki Baştürk rehberliğinde ilk durağımız 99 yaşındaki Faik Acar olmuştu. Köy Enstitüsü lafını duyunca bile gözleri dolan biri olarak, bir köy enstitüsü mezunu tanıyacaktım. Heyecanlıydım. Faik Hocamızın kızı Nilgün Hanım, bizi

Ege'de bir zeytin cenneti; Akhisar

15.03.2021 14:56
Akhisarlılar'ın memleketlerinden bahsederken illa ki; "Akhisar'ımız" dediklerini biliyor muydunuz? :) Daha otogarda zeytin ağaçlarını görmeye başlıyorsunuz. Manisa'nın en büyük ilçesi ve "Akhisar'dan 60 ülkeye zeytinyağı" haberleriyle tanıdığımız, antik çağlardan bugüne bir değerimiz. Arkad

Bir "Kent Belleği" Mimarı...

16.02.2021 14:37
Okçular Çarşısı eski esnafı ile ilgili bir araştırma yapmaya başlamış ve Berber Dilaver Balkan'ı, Haluk Cömertel ağabeyim sayesinde tanımıştım. Ne zaman Okçular'a yolum düşse, Dilaver amcanın dükkanına uğrar oldum ondan sonra. Pandemi dolayısıyla çok az geliyor çarşıya ama denk gelirsem ne

"Heykeli dikilecek insan olma" meselesi...

29.01.2021 16:43
Futbolla ilişkim... demeyeyim; Bizimkine ilişki denmez, seviyeli takip denir anca... Çocukluğumun en net hatıralarındandır dedemle maç izleme partilerimiz... Parti diyorum, sahiden parti havasında geçerdi bizim maç izlemelerimiz. Yaz tatillerine denk gelen kupa maçları, dedemin çiçekler,

Göbeklitepe figürlerine ipeksi dokunuş...

28.01.2021 10:28
"Şimdi bu adamlar bu tapınağı yapmış sonra da gömmüş mü yani?" sorularıyla anlamaya çalıştık Göbeklitepe'yi... Heyecan verici bu büyük keşifle birlikte bin bir soru işareti takıldı zihinlerimize. Arkeolojinin cilvesi işte. Bir anda 12.000 yıl önceye çekiverdi dikkatlerimizi. Geriye k

Gemlik, balık tutarken sizin de hizmete gelince mi başkasının?

08.01.2021 14:09
Kamuoyunun yakından tanıdığı Cemil Aydın, bizimle bir görüntü paylaştı. Kurşunlu sahilinde, yarı dökük, çökmek üzere bir merdiveni ve bundan duyduğu endişeyi anlatmıştı bize Cemil Bey. Endişesinde de çok haklıydı. Hem görüntü kirliliği hem de büyük bir hayati tehlike söz konusuydu. Kayıtsı

Bayram Demir'in hatırasına saygısızlık!

06.01.2021 16:32
Bursa sevdalısı olarak tanıdığımız; Osmangazi meclis eski üyesi Cemil Aydın'ın bizimle paylaştığı görüntülere çok üzüldük. Fotoğrafta görüldüğü gibi, Kurşunlu sahilinde bir kısmı çöken merdivenler görüntü kirliliği olmasının ötesinde, bilhassa sahilde dolaşan çocuklar için büyük tehlike demek.

Şimdi artık, "suyu anlama zamanı..."

06.01.2021 11:38
Haftalık olarak takip ettiğim HBT (Herkese Bilim Teknoloji) dergisinin bu haftaki sayısında dikkat çekici bir haber vardı. "Mayalar, suyu arıtma konusunda bin yıl öndeydi..." Türünün bilinen en eski su filtreleme sistemini kullanmış Mayalar. Yani toplumlar suya hep kafa yormak zorunda. B

Dün bir annenin evladı yakıldı bu ülkede...

30.12.2020 14:52
Yeni yılın adı bile güzeldir. Yeni yıl umuttur, heyecandır. Zor bir yıldan sonra, bir gecede hayatlarımıza sihirli değnek dokunmayacağını hepimiz bilsek de, modumuz yükseliyor... Umutlanıyoruz. Bunları yazarken, pencereden dikine dikine gelen güneş gözümü alıyor! Aralık sonunda bahar havası yaşa

Pandeminin unutulanları

28.12.2020 16:13
Hayatın her alanını, her zerresine kadar bir virüs şekillendirdi. Kırılgan ekonomisi, çalkantılı ve oturmamış siyasi yapısıyla ülkemiz kimine göre başarılı, kimine göre sınıfta kaldı bu süreçte. En vazgeçilmez aksesuarımız maske için, az tantanalar yaşamadık. Yöneticilerin de kafası karıştı bu ko

Umutlarıyla araya mesafe koymama adına....

22.12.2020 10:32
Kısıtlanmak ne kadar boğucu bir ifade olsa da özgür ve sağlıklı günlerimize kavuşmanın da ön koşulu şüphesiz. Zira karşımızda ölümcül bir hastalık var. Yılbaşının yaklaşmasıyla da beklenen açıklama geldi. Aksini düşünmek bile olası değildi zaten; evlerimizdeyiz! Eğer pazarlara girmezseniz, hafta

Güzel olacak güzel...

15.12.2020 15:48
Ölümün olduğu yerde, geri kalan her şey önemini yitiriyor elbette. Evrenin döngüselliği, tarihin tekerrürleri... Aslında müziğin ritmi gibi, her şey büyük yaşam pastasının tarifinde var. Kişisel özelliklerinizden birini bile sizden alsalar, siz artık siz olmazsınız. Her lezzetli pastada bir mikta

Neden "zenci" dedin?

10.12.2020 13:39
Rosa Parks ... 1955'lerin Amerikasında, emekçi bir terzi... Zenci. Bir iş çıkışı otobüse biner. Beyazlara ait koltuklardan birine oturur. Şoför gelir ve koltuktan kalkmasını söyler. Otobüsteki diğer siyah erkekler kalkar. Ancak Rosa Parks sadece cam kenarına kaymakla yetinir... Polis geli

Bir dünya şairi Ataol Behramoğlu

07.12.2020 11:26
Sosyal medya ilginç bir mecra. Her açıdan konuşabiliriz sosyal medyayı. İyisini, kötüsünü, faydasını, zararını... Zaman vampiri olsa da bana muazzam dostluklar kattı. Ataol Behramoğlu'nu yıllar önce bir kitap fuarında görmüştüm. Kısacık sohbet etmiştik. Kendisini okumayı hiç bırakmadığım gibi

Belki de tek engel "engelli" kelimesidir

03.12.2020 14:21
Yedi yıl önce bir akşam üzeri telefonum çalmış ve ben orada olmadığımdan telefonumu kuzenim Hilal açmıştı. Hilal'in sesini yan odadan duyunca şaşırmıştım. Hilal telefondaki kişiye; "aaa öyle mi ben de down sendromluyum biliyor musunuz?" diyordu. O ilk telefon görüşmesinde sıcacık bir anne

Kimsesiz canların canı Şahin Gençal

01.12.2020 09:36
Milletvekili aday adayıyken tanıdım Şahin Gençal'ı. Şimdilerde ise, bir kahve molasında ofisinde kitapları arasında, antikaları karşısında sohbetiyle kendimi güncellediğim bir dost yürek benim için. Şahin Gençal, insana nefes aldırır. Kitap ve sinema tutkunudur. Masasında daima yeni çıkan kitapla

Zeytin dikeceksin!

26.11.2020 14:49
"Zeytin bütün ağaçların ilkidir..." diye bilinir. Eski Ahit'te anlatılır; Nuh tufanından sonra, gemiye ağzında taze koparılmış zeytin dalıyla dönen güvercin göstermiştir ki; sular altında kalan yeryüzünde canlı kalan tek varlık "zeytin ağacı" olmuş. Mitolojide anlatılır; Atina şehrinin

Köy Enstitüsü ruhuna özlemle

24.11.2020 11:43
Bugüne dair çok şey yazılabilir aslında. Öğretmenlere meslek kanunundan, özel eğitim öğretmenlerinin çalışma koşullarına... Eğitim sistemimizin yap boza dönmesinden, pandemi döneminin eğitim aksaklıklarına... Cumhuriyetimizin en güzel projelerinden olan Köy Enstitülerini ve emektarlarını bu özel gü

Böyle güzel anılmak her valiye nasip olmaz

23.11.2020 10:30
Sözcü gazetesi Ankara Temsilcisi Saygı Öztürk, son günlerde gözleri dolu dolu, kendisine gelen iletileri takip etmeye çalışıyor. Geçtiğimiz hafta kaybettiğimiz ağabeyi, emekli vali - karikatürist Refik Arslan Öztürk'ün vefatından sonra gelen iletiler bunlar. Vali bey ile anılarını paylaşıyor k

Organ bağışıyla toprak olmazsınız!

20.11.2020 10:16
Burdur'un İlyas Köyü'nde, kaynamış bulgur ve ceviz yerken, bir taşın başına oturduk. Ata buğdayı, kocabuğdaydan yapılan bulgurun içine ceviz ve darı kattık. Bulgur kaynayacak, kurutulacak, değirmende yarılacak, kısırlık ve pilavlık olarak ayrılacak. Köylerde aş / bulgur aşı dediğimiz ata yemeğimi

"Bursalıları evlerinde yalnız bırakmadık"

19.11.2020 15:09
Konu başlıklarının; "Pandemi Süreci, Dijital Etkinlikler, Tiyatro, Kütüphane, Çocuklara Özel, Festival, Fuar ve Şenlikler, Müzik, Sinema, Eğitim, Akademi ve Atölyeler, Panel, Söyleşi, Seminer, Sempozyum ve Çalıştaylar, Anma Etkinlikleri, Sanat Galerisi ve Sergiler, Kültür ve Sanat Felsefemiz" olduğu

Ayhan Sicimoğlu ile yolda olmak

18.11.2020 14:27
Renkler programından tanıdığımız; müzisyen, gezgin, radyocu, TV programcısı Ayhan Sicimoğlu'nun yol arkadaşı, kameramanı Hüseyin Sami Büyükgezici ile yolda olmayı konuştuk.   B.E: Büyükgezici! İnsan soyadını bu kadar mı yaşar? Sami Bey, ne zamandır gezersiniz? Hayatınızı biraz anlatır mısınız

Demiryolları ve Köy Okullarımı İstiyorum!

17.11.2020 16:35
Kemal Demirel, 22 ve 23. dönem Bursa Milletvekilimiz. Siyaset yaşamında; Gençlik Kolları Başkanlığı, İlçe Başkanlığı ve Büyükşehir Meclis Üyeliği, Kurucu Genel Yönetim Kurulu Üyeliği, Parti Meclisi Üyesi, Yüksek Disiplin Kurulu Başkan Yardımcılığı, CHP Bursa İl Başkanlığı ve de Merkez Yönetim Kurul

Bir Bursa değeri: Hasan Bilin

16.11.2020 12:20
Keles'in Yağcılar köyünden, Adapazarı Arifiye Öğretmen okuluna bir genç, öğretmen olmak için yola çıksın. 13 yaşındayken çizdiği simitçi resmini, öğretmeni ondan habersiz UNESCO'nun düzenlediği bir yarışmaya göndersin ve 13 yaşındaki Hasan, Hindistan'da haberi bile olmadan girdiği yarışmada derece

Arılar olmadan asla !

13.11.2020 11:39
"Gerçekleştirilen yeni bir çalışmada, 100 milyon yıl önceden kalma bir arı fosili incelendi." haberleri oldukça heyecan vericiydi. Yunan Mitolojisi'nde; Zeus, bebekliğinde balarıları tarafından beslenmiş ve baş tanrı Zeus'un sıfatlarından bir "Arılar Kralı" olmuş. Hipokrat'ın reçetelerinde, yüksek

Ruha Şifa Likya

12.11.2020 11:57
Yayla yolundan, uzaktan Seki Yaylası'nı selamlayarak kıvrıla kıvrıla hayallerimin başladığı yere doğru giderken, gün aydınlanmaya başlamıştı. Yanından gelip geçerken, bacası tüten evler her zaman içimi ısıtır benim. Evin yaşanmışlıkları kendi hayatım oluverir bir anda... Derken Karabeli'de aştık v

Salkım Söğüt

10.11.2020 13:53
99 depreminde ailemizin kayıplarından sonra duyduğum, Ağlamalardan, feryatlardan olsa gerek; Her depremden sonra sessizleşiyorum. Eğer çok yakınınızı kaybetmişseniz; Ve depremin değil de bir ihmalin, yani bir vebalin gerçekliği içinize işlemişse, İsyan boyutunu aşıyorsunuz. Bugün bir bilim ins