SON DAKİKA
Hava Durumu

İnsansı Taşlar!

Yazının Giriş Tarihi: 21.11.2022 09:41
Yazının Güncellenme Tarihi: 21.11.2022 09:47

Taşlar önemlidir, değerlidir.

Taşlar bazen tarih, bazen mimari, bazen bir hayatın özetidir.

Bir mezar taşı tarihin akışına dokunabilir kimi zaman.

Şifalı taşlar var, mezar taşları var, servet değerinde niceleri var.

Bu taşlar ise başka!

Bu taşlar, insansı...

Çoban Ahmet Aslan ile sosyal medya sayesinde tanıştık. Pandemi günlerinde birlikte bir canlı yayında taşları konuştuk.

Tılsımlı biriydi sanki.

Toprağı Urfa'nın tılsım ceketi ruhunu sarmalamış gibiydi...

Çoban Ahmet, insanlara benzeyen taşları heybesine katıyor yıllardır.

Kimi zaman bir sergi kimi zaman bir müzede yer ediniyor o taşlar.

Ben sordum o söyledi.

Dinlemez misiniz?

B.E : Çobanlığı dinlemek isterim sizden Ahmet bey... O içe dönüşünüze vesile olan yalnızlığını çobanlığın...

A.A: Dünyanın en sessiz mesleklerin başında gelir sanırım.

Bu sessizlikte ilk şiir düşmüştü.

Derler ki yıldızdır o kayanlar.

Bence gökyüzü taş atıyordur sevgilisinin penceresine...

Siz, doğa ve hayvanlar. Dünyanın gürültüsünü uzakta bırakıp sadece

kendinizlesiniz.

TAŞ ATAMAYAN ELİM

B.E : Her şey bir taşla başladı öyle mi? O ilk taşı elinize aldınız ama atamadınız. Onunla yatıp onunla kalktınız... "Taş atmayı beceremeyen elim." dediğiniz el o taşı neden atamadı? Sonra nasıl geldi devamı bu taş sevdasının? Neler değişti hayatınızda?

A.A: Çoban uzaklaşan koyunları yavaşlatmak döndürmek için eline taş alıp

atar. Zarar vermek için değil. Uzaklaşan koyunlar taşın sesini duyup çobanın

olduğu yöne doğru döner.

İşte o taşlardan biriydi. O taşı atmayıp cebime koydum.

Günlerce onunla sohbet ettim. Artık koyun güderken taşları da güdüyordum.

Zamanla biriken taşlarla doğanın bu sanatını yansıtan bir müze hayali gelişti.

Atmadığım taş beni dünyada tek benzeri Japonya’da olan bir müze fikrine

fırlatmıştı.

DÜNYADA İKİNCİ - TÜRKİYEDE İLK İNSANSI TAŞLAR MÜZESİ

B.E : Çoğaldılar, çoğaldılar... Derken sergiler... Derken dünyanın ikinci, Türkiye'nin ilk Taş Müzesi. Peki ya yaşadığınız engeller? Sosyal medyadan takip ettiğimiz kadarıyla müzeden türlü bahanelerle çıkarttılar sizi. Şimdi nedir durum?

A.A: Birçok belediyeye yazdım ama hep olumsuz cevap geldi.

2009'da Kültür Bakanlığı'na yazdım.

Olumsuz.

TÜBİTAK, olumsuz...

Bir gün TÜBİTAK Bilim Teknik Dergisi'nde yayımlanan bir haber:

"Japonlar yine dünyada bir ilki gerçekleştirdi”

Bu haberi okuyan bir arkadaşım “Abi hayırlı olsun müzeyi Japonya’da açmışsın” diye mesaj göndermişti.

Oysa bir Japon 2016'da Chinsekikan adlı müzeyi açmıştı.

TELEFONUN UCUNDA SUNAY AKIN

B.E : Ben sizi Sunay Akın'ın paylaşımlarından tanıdım. Yıllar önce kendisinin Hayat Deyince programına katıldınız. Nasıl kesişti kendisiyle yollarınız?

A.A: Merada Sunay Akın’n üç kitabından başka kitap okumadım diyebilirim.

Onu, şiirinde tanıdım. Şiirine bakarak şiir yazmaya çalıştım.

Onun dili ile dil öğrendim...

İki kitabında: “ay hırsızı ve kalde 1 başına” kitaplarında hikayemi yazdı.

İstanbul oyuncak müzesi insansı taşlar müzesi fikrine ilham oldu.

İşsiz kaldığım bir dönemde Sunay Akın 1 yıl kadar evimin kirasını gönderdi.

Çocuğumu liseden Hacettepe üniversitesini bitirene kadar burs verdi...

Hikayesi uzun...

B.E : "Her taş kendisini ayakta tutacak bir ustaya ihtiyaç duyar; temel de öyle. Duvar da öyle. Ama demiri döverken ona şekilden çok ruh veren demirci ustası şefkatle tutar..." diyorsunuz. "Bir taşın ameliyat masası" dediğiniz işlemler nelerdir hocam?

A.A: Heykeltıraşlar çekiç keski ile yontar. Ben doğanın bu sanatını gözümle

yonttum. Bakış açısı yerine görme açısı ile.

B.E : "Çığlık tablosu" Norveç Oslo Munch Müzesi'nde. Taşı bizde... Mona Lisa, İnci küpeli kız, Son akşam yemeği, Arnolfini'nin evlenmesi, Adem'in yaratılışı gibi dünyaca ünlü tablolar taşlarda işlenmiş bekliyor.

Bulunacaklar! Dünya, gerçeği, özgünlüğü doğanın bu sanatında görecek ve sadece bu müzeyi görmek için ülkemize yüz binlerce turisti gelecek... Hayal, gerçeğin annesidir."  diyorsunuz.

Nedir hayalin üstad? "Mona Lisa, elbet bulunacaksın" dersin mesela... Nedir o aranan taşlar? Birbirinden farklı zamanlarda, farklı coğrafyalarda, bir taş ve bir tuvalin üzerindeki çizimin benzerliği ne anlatıyor insanlığa?

A.A: Dünyadaki bütün müzelerde insan sanatı yatar.

Bu müzelerdeki eserlere benzer doğal oluşum sonucu şekillenmiş eserler

bulunmaktadır.

Bu eserleri bulunca, yapılmışın üstüne “oluşmuş”u koymuş olacağım.

KİTAP OKUYARAK YÜRÜNEN 900 KM

B.E : "Bütün Kuşları Almaya Gidiyorum", "İdil" ve "Peron Nilüfer" sizin şiir kitaplarınız. Kitaplar sizin hayatınız olmuş. "Okul okumanın değil, kitap okumanın önemini öğrendim." diyorsunuz. Kitap okuyarak yürünen 900 km'nin hikayesi bizlere anlatır mısınız?

A.A: Urfa Harran’dan geçerken kuzenim belediye başkanı ile tanıştığını, beni

de tanıştırmak istediğini söylemişti. Makamına girdik oturduk ama başkan kitap okumayı sevmediğini söyleyince bu söz üzerine yapılmış bir kitap okuma yolculuğu.

Bir belediye başkanının kitap okumayı sevmediğini duyurmak için yürünmüştür.

Ahmet Aslan'dan bugünün karanlığına gelsin ;

"Tekrar yakınlaşacağız.

Sevdiklerimiz bir yana, sevmediklerimizle de el ele tutuşup daha yaşanılabilir bir dünya için elimizden içimizden gelen her şeyi birleştirip, hiçbir şey yapmayan acizlere dünyanın dört bucak değil; kocaman bir kucak olduğunu göstereceğiz... Daha sıkı, daha içten, vicdan ve merhametle ele ele. Almaya hassas, vermeye tartısız" ellerimiz var bizim..." Kuş kadar beynimiz yok belki ama, taş kadar sağlam irademiz vardır...

"Lokman boşuna aradı otlarda ölümsüzlük iksirini.

Ölümsüzlük iksiri sanattır sanat..."

Anadolu'da bir duadır; "ayağına taş değmesin."

Ama ben bu kez, ayağına nice taşlar değsin diyorum, Urfalı Çoban Ahmet'e...

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar
Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.