SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Kimsesiz canların canı Şahin Gençal

Yazının Giriş Tarihi: 01.12.2020 09:36

Milletvekili aday adayıyken tanıdım Şahin Gençal'ı. Şimdilerde ise, bir kahve molasında ofisinde kitapları arasında, antikaları karşısında sohbetiyle kendimi güncellediğim bir dost yürek benim için.

Şahin Gençal, insana nefes aldırır. Kitap ve sinema tutkunudur. Masasında daima yeni çıkan kitaplar vardır. Eğer kendisine bir Uludağ beslemesinde eşlik ederseniz, oksijenin en bol olduğu noktada güzel bir diyafram nefesi aldırır size.

Ve de bilgeliğiyle aydınlık bir nefes!


"Yaşadığımız coğrafya dünyanın en güzel coğrafyası bence. Ama ne yazık ki kederli bir coğrafya. Diyorum ki; bu keder kaderimiz olmasın! Bu coğrafya sevgi bağını oluşturduğu zaman kurtulur. Sevelim... Her şeyiyle bütün bir yaşamı." diyor ve başlıyoruz;


Büşra Ekim : Şahin Hocam sizi tanıyabilir miyiz?

Şahin Gençal : Ben Rize Ardeşen doğumluyum. İlk ve ortaokulu orada tamamladıktan sonra, annemin akrabaları burada olduğu için Bursa'ya geldik. Erkek Lisesini bitirdim. Uludağ Üniversitesi yeni kurulmuştu o zamanlar. Uludağ Üniversitesi'nde İşletme okudum. Okuldan mezun olmadan muhasebeciliğe başladım. 1989 yılında çıkan bir yasayla Mali Müşavir oldum, 1994 yılında ise Yeminli Mali Müşavir olarak meslek hayatıma devam ettim. Mesleğimizin yasal statüye kavuşması için çaba sarfettim. Konfederasyon döneminde üst birlikte sayman olarak görev yaptım. Anadolu'yu dolaştık yasanın kabulu için, örgütlenme çalışmaları yaptık. 1989 yılında parlemento ilişkilerinde, o dönemin siyasal grup başkan vekilleriyle görüşerek bu yasanın parlamentodan geçmesi konusunda ilk çalışmaları yapan kişilerden biriyim. Bütün meslektaşlarımız yasal statüye kavuştu bu yasayla. Ondan sonra odalar kuruldu ve ben 1990 yılında Bursa Mali Müşavirler Odasının ilk başkanı seçildim. İki dönem bu görevime devam ettim.


Büşra Ekim: Peki ya siyaset yaşamınız?

Şahin Gençal: 1970 yılında Cumhuriyet Halk Partisine üye olarak siyasi yaşama atıldım.Gençlik Kollarında çalıştım. 1988-90 yılları arasında İl Yönetim Kurulunda saymanlık görevini yürüttüm. 1989 - 1994 dönemi Bursa Büyükşehir Belediye Statüsüne geçiş aşamasında ilk kurucu meclis üyelerinden biriydim. Partide çeşitli görevler aldım ve en son 1999 yılında bir dönem il başkanlığı yaptım. Sonraları milletvekilliği adaylıklarım oldu ve 2015 yılına kadar da aktif siyasete devam ettim. Ama bu politikadan ayrıldığım anlamına gelmez. Yaşamım süresinde politika yapmaya devam edeceğim. Nedir bu? En iyi öğreti; tecrübe aktarımıdır. Tecrübelerimizi gençlere aktarma yoluyla politikaya elbette devam edeceğim. Sosyal yaşamımda pek çok derneğe üyeyim, etkinliklerine katılırım.


Büşra Ekim : Gelelim asıl sevdanıza... Hayvan sevginiz ve bu disiplinde beslemeleriniz nasıl başladı?

Şahin Gençal : 1999 yılından itibaren, önceleri biraz kapalı yani aktif siyasette olduğum dönemlerde kimse görmeden yapıyordum beslemelerimi. Üç dört yıldır, politikayı da bıraktıktan sonra, artık herkes beni hayvansever kimliğimle tanıdı. İl hayvan kurulunun, (vali yönetimindeki) sivil tek üyesiyim.
Ben hayvansever bir çocuk olarak büyüdüm. Çünkü yaşadığım evde ineğimiz vardı iki tane, Mart ayında yavruları olurdu. Evimde iki tane kedim vardı. Emine ve Kazım'dı adları. Tavuklarımız vardı mesela. Köpek yoktu yalnız, sevmediğimizden değil de mahallede köpek nadirdi. Yani ben hayvanlarla iç içe büyüdüm. 1992'de ise bir arkadaşım Hollanda'dan bana terrier cinsi bir köpek getirdi. Müthiş bir bağımız vardı onunla, bizimle yatardı. 14 yıl bizim ailemizin bir ferdi oldu. Ve on yılını yatağımızda geçirdi diyebilirim. Bu köpekle hayvan sevgim pekişti. Ondan kaynaklı da sokak hayvanlarına ilgi duymaya başladım. Sokağa atılmış, sevgiden yoksun sokak hayvanlarına küçük ölçülerde destek vermeye başladım. Bademli bunun için müsaitti. Meşeli Köy, Çağrışan civarlarında gördüğüm birçok hayvana destek olmaya çalıştım. 1999 yılında Uludağ yoluna bir misafir grubu götürmüştüm. Baktım öbek öbek, koloniler halinde köpekler var. İlk etapta ilk on kilometrede beslemeler yapmaya başladım. Haftada bir, iki gün ekmek götürmeye başladım. Ekmeği lapa yaptım götürdüm. Kasaplardan et bulmaya çalıştım. Hem tedarik yönünden bunu geliştirmeye çalıştım, nereden ne alınır diye. Bugün artık otuz kilometrelik bir alana yayıldım. Seninle de en son Kirazlıyayla'ya kadar gittik. Bazı köylere de giriyorum tabi. Kirazlı, Dolubaba, Bağlı gibi köylere de giriyorum. Uludağ yolunda ilk başladığımda 40 - 50 olan köpek sayısı bugün artık 150'ye varıyor. Belediye'nin besleme alanları dediğimiz yerler üç - dört alanı geçmiyor. Onların haftada iki gün beslemesi yeterli değil. Pazartesi, Çarşamba ve Cuma günleri benim dağ yolu besleme günüm. Hiç şaşmaz. Hayvanlar da artık buna alıştı. Bekliyorlar beni.


Büşra Ekim: Sizin dışınızda besleme yapan birileri var mı peki?

Şahin Gençal : Zaman zaman kişileri değil de et bırakıldığını görüyorum. Bazı hayvanseverlerin yemek artıkları ya da ekmek verdiklerini görüyorum.


Büşra Ekim : Ama siz nereye ne kadar et bırakacağınızı, hatta ve hatta hangi hayvanların ne tür eti sevdiğini ve bu dağılımı çok iyi biliyorsunuz... Nasıl yapılmalı bu?

Şahin Gençal : Bazı köpekler lider pozisyondadır. Lider pozisyonda olan bir köpeğin önüne bir kasa et koyduğunuzda, doyduktan sonra dahi diğerleriyle paylaşmaz. Onluk onbeşlik gruplar var. Ben karakterlerini, doğuştan tanıyorum. Dağda üç nesil köpek var onu da ifade edeyim. Üçüncü nesilden ayakta kalan beş altı köpek var. Ben hepsinin karakterlerini bilerek uygun mesafede yem koyuyorum. Dominant yani alfa bir erkek köpek varsa diğerleriyle paylaşma şansı hemen hemen sıfır. O doyarken diğerlerine birkaç metre mesafede bırakıyorum. Hepsiyle ayrı ayrı ilgilendiğim için de elbette uzun zaman istiyor. Her biri doyana kadar ilgileniyorum. Dört - beş saatten önce bitmez Uludağ yolu. Şunu da söyleyeyim, köpekler doğal olarak 15 - 16 yıl yaşarlar ama sahipliyse. Doğada ise bu süre yarıya iner.


Büşra Ekim : Arabanızdaki ilaç kutusu dikkatimi çekmişti. Bilhassa jandarmadan bir görevlinin kuduz ilacını veremediği köpeğe, siz anında vermiştiniz ilacını. Bunu nasıl başarıyorsunuz?

Şahin Gençal : Hayvanların sadece karnının doyması yeterli değil benim için. Bir ecza dolabım var. Veteriner arkadaşlarımından tedarik ettiğim ilaçlarım var. Uludağ yolunda benim alanımda uyuz köpek yoktur. Çok etkili bir ilaç kullanıyorum ve takip ediyorum. Mudanya yolundaki güzergahımda ise uyuz vakaları daha çoktur. Orada iki yüz elliye yakın köpek var. Sağlık yönünden yapabildiğim en iyi şey, uyuzla mücadeledir. Ve sonuç alıyorum.


Büşra Ekim : Dikkatimi çeken bir başka şey de köpeklere tek tek isim koymuş olmanız. Biraz bahseder misiniz bundan?

Şahin Gençal : Dağ yolu beş tane kediyle başlar. Önce bir kurt köpeği var, hatırlıyorsun değil mi onu. Onun adı kurt. Biraz daha yukarıda önüne yemeği konsa da ilgilenmedikçe asla yemeyen bir köpeğim var adı "nazlı"... Dunkof'um var bir tane. Bir gruba ise siyasilerin isimlerini verdim. Putin var, Merkel var. Putin; fiziken iyi ve çok uyanık, sarışın. Merkel; sakin, oturaklı, akıllı. Bir tane büyüttüğüm bir yavru vardı sen onu görmedin maalesef yok artık. Cemile isminde bir arkadaşla gitmiştik beslemeye. Onu çok sevdi almak istedi, evde bakılacak bir köpek olmadığı için "alma ama adı Cemile olsun, seninle yaşasın dedim." Erkek köpekti ama biz yine de adını Cemile koyduk. Bak Büşracığım sana çok acı bir şey söyleyeyim kızım, doğan yavruların yaşama yüzdeleri bir ikiyi geçmiyor. Her yüz yavrudan ancak iki üç tanesi yaşıyor. Bu benim tespitimdir. Sıfıra yakın öyle düşün.


Büşra Ekim : Sormaya korktuğum soruya geldik hocam. Cevabını biliyorum ve üzülerek soruyorum. Peki ya sizden sonrası ? (Şahin Hocanın gözlerinde hep umut dolu bir bakış vardır. Bu sefer ise endişe... Derin bir nefes alıp biraz duraksadıktan sonra cevaplıyor)

Şahin Gençal : Ne yazık ki yok güzel kızım. Ama olmalı. Ben en nihayetinde bu işi yapamayacak duruma geleceğim. İstiyorum ki devamı gelsin böyle bir örgütlenme olsun. Bana kimse böyle bir şeyi yap demedi bana inan. Ancak beni gören birilerinin ilham almasını istiyorum. Zaten bu nedenle yıllarca sakladıktan sonra duyurdum böyle bir şey yaptığımı.


Büşra Ekim : Sizinkisi aynı zamanda bir dostluk hikayesi. Yol boyunca köylülerin, işletmecilerin size olan sevgisi, yakınlığı çok dikkatimi çekti mesela.

Şahin Gençal: Beni görenler eğer beslediği bir köpeği, kedisi varsa poşetini alır gelir. Ben o kediyi - köpeği göreyim ya da görmeyeyim hiç önemli değil. Mesele bir hayvanın karnının doyması. Ama şunu söyleyeyim, hayvanlara bakış açısı yeterli değil. Sevenler var bak bunlara saygım sevgim apayrı. Ancak kapısının önüne bağlayıp da yeterince ilgilenmeyenlere çok üzülüyorum.


Büşra Ekim: Bir gerçek var ki; o da bizim toplumumuzda hatta belki dünyada şiddet. Her şeye, herkese karşı olduğu gibi hayvanlara da ... Nasıl aşılır bu?

Şahin Gençal: Hep anlatılır; peygamberin kedisi bir gün kıyafetinin ucuna yatar, uyur. Uyanmasın diye kıyafetinin o kısmını kestiği söylenir. Böyle anlatılardan ders almazlar da kediyi, köpeği günah diye dini istismar ederler. Çok üzücü. Hayvan sevgisi küçük yaşta mutlaka ama mutlaka en temel sınıflara girmeli. Sonuç itibariyle her şey insana uzanıyor. Hayvan sevgisi yoksa birinde insan sevgisi de olamıyor. İnsana uzanan sevgi yolu hayvan sevgisinden geçiyor, doğa sevgisinden geçiyor. Bence dünyanın en güzel coğrafyasında yaşıyoruz ama sevgisizlik yüzünden mahvediyoruz her şeyi. Sevgi olsa savaşlar, yıkımlar, katliamlar olur mu hiç? Olmaz. Ben bir kediyle, bir kuşun, bir ağacın, bir sincabın yaşam hakkıyla, kendi yaşam hakkım arasında hiçbir fark görmüyorum. Benim ne hakkım varsa bütün canlıların olsun istiyorum. Doğada her şey birbiri içindir. Einstein'in; "arılar yok olursa dünya yok olur..." sözü düşünülmeli. Doğa sonsuz değil. Ama en büyük yok edici insan. Bir aslan karnı doyduğunda, önünden geçen bir ceylanı yemez. Ama ya insan... Dünya benim diyor insan... Haayır! Bu dünya sokaktaki hayvanların, dağdaki kardelenin, çayırdaki yoncanın... Yani hepimizin. Bu coğrafya sevgi bağını oluşturduğu zaman kurtulur.


Büşra Ekim: Çok kişiden duyduğum şeydir. "Piknikçisi çok dağın, kedi köpek orada aç kalmaz." derler. Oysa açlıktan ölen hayvanlar...

Şahin Gençal: Asla yok öyle bir şey. Açlıktan ölmese bile açlıktan hastalanır yine ölür. Gelen tepkilerden birini de seninle paylaşayım Büşracığım. "Yaa Şahin, insanlar aç başka işin mi yok.." diyenler oluyor. İnsanlar açım der, diyebilir. Ya hayvanlar ?


Büşra Ekim: Peki ya siz şehir dışındayken, tatildeyken özellikle de bu pandemi günlerinde nasıl işledi süreç ?

Şahin Gençal: Bir asıl bir yedek olmak üzere iki arkadaşıma emanet ediyorum. (Buna birlikte gülüyoruz, bir muhasebeci işini sağlama alır diyorum...) Tatile en fazla on gün gidiyorum zaten, beslemelerimden dolayı. Her yola çıkışımda da mutlaka tedarikli olurum. Hiç unutmam Merzifon'da mesela, bir molada yavru bir köpek arabamın bagajına tırmanmaya çalıştı. Resmen mamaların kokusunu almış. Onu beslemenin huzuruyla devam ettim yola.


BÜYÜKŞEHİR'DEN ÖNEMLİ ADIM


Pandemi döneminde ise öncelikle gönüllü bir ekip oluşturduk. Arkadaşlarım, sağ olsunlar hassasiyetle sürdürdüler beslemeleri. Şimdilerde ise "Belediye Başkanlarına Çağrı" yazıma çok olumlu dönüşler oldu.
Büyükşehir Belediye Başkanımız Sn. Alinur AKTAŞ hemen ilgilenerek, Sağlık İşleri Daire Başkanı Sn. Mehmet Fidan ile birlikte, Sn. Orhan Çoksürer ve Sn. Mustafa Göçkün'le görüşmemi sağladı. Çok faydalı bir ön görüşme gerçekleştirdik ve Kasım Ayı İlk Meclis toplantısında çağrım okundu.
İnanıyorum ve takipçisi olacağım ki; canlarımızın beslemeleri belediyelerimizin disiplin ve güvencesiyle devam edecektir.
...

Şahin Gençal, "Canlar bir gün daha doysun diye, bir gün daha fazla yaşamak istiyorum." der hep...


Öylesine kutsal bir şey yapıyor ki; kendisini takdir bizleri aşar...
Çok yaşasın!

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar

Nilüfer Çayı'nı siz nasıl bilirdiniz?

08.07.2021 15:35
"Pırıl pırıl akan Nilüfer Çayı zifte dönüştü!" haberlerini okuyoruz, izliyoruz ve kahroluyoruz. Bursa'nın güçlü platformu Eski Bursalılar Burada'da; "Nilüfer Çayı'nı siz nasıl bilirdiniz?" diye sordum. Ben sadece cevapları derleyip paylaşıyorum bir de kocaman bir YAZIKLAR OLSUN! diyorum so

Toprağın fabrikası yok!

17.06.2021 11:55
Anadolu insanı kitap gibidir. Köyceğiz'de yaşayan 80 yaşındaki Hatice Teyzemle, zeytin ağacının altında ikindi kahvelerimizi içerken, "Toprağın fabrikası yok a gızım..." demişti. Birkaç makale yazsanız, bu cümledeki etkiyi yakalayamazsınız. Dalyan'ın hemen karşısında... Ulaşımın sadec

Yol Hikayelerim - Müzeler

24.05.2021 14:00
Gündem hoyrat, Gündem yıpratıcı. Her şeye rağmen, hoyrat gündem unutturmasın; Müzeler Haftası'nı... Her şehrin kendine has ritüelleri vardır benim için. Ve her yol hikayemin değişmez üçlüsü... Antik kent - müze ikilisiyle başlayan gezilerim, şehir lezzetleriyle devam eder ki, şehrin i

Mudanya'da poyraz... Bu deniz fazlasını kaldırmaz...

06.05.2021 11:09
Hani Hıdırellez ritüelidir ya, denize bir gül atmak için sahile indim dün akşam... Evimin penceresinden görüyordum ama sahile inip dün akşam yakından gördüm. Ülkede gündem konusu olduğundan da haberlerde hep önümüzde haliyle. "Marmara'da Salya Kabusu" başlıklarıyla... Yaklaşık 8

Bursa'da Hıdırellez adetleri

05.05.2021 21:31
"Bahar oldu, aman aman... Kese astım gül dalına... Adadım yarim adına, İki göz oda..." Bir 7 Mayıs günü, Dalyan'a oradan da feribotla Köyceğiz'in Çandır Köyü'ne geçmiştik. Ekip arkadaşlarım gitme sebebimizi ise "yoğurt alıp geleceğiz..." diye açıklamışlardı. Farklı bir yoğurt dedi

Anılarda 23 Nisan...

23.04.2021 13:35
Yedi yüz yıllık bilinen geçmişi olan köyümüzde, Nisan'ın artık baharı iliklerimize kadar hissettirdiği bir havada... 23 Nisan coşkusunu bütün kalbimle hissederek yazıyorum bunları. Uzun yıllar köyümüz Gölbaşı ve civar köylerin karakol komutanlığını yapmış, bir İstiklal Savaşı Gazisi olan d

Defne dallı çelenklerle, Merhaba Balıkçı...

19.04.2021 14:36
Gökova... Muğla ile Marmaris'i birbirine bağlayan, bana göre yörenin kalbi, zamanın Karya Uygarlığı'nın İdima'sı... Buradaki devasa okaliptüs ağaçlarıyla oluşan yol ise Sevgi Yolu adıyla ünlendi. Aşk Yolu da dediler bu yola ve o güzelim ağaçların gövdesini bazen çiviyle oyacak kadar vahşile

81. Kuruluş Yılında Köy Enstitüleri...

16.04.2021 10:28
Yakın tarihimizin Milli Eğitim Bakanları ve açıklamaları bir de icraatleri konusunda hafızalarımızı yoklarsak, sonuç sadece bir fiyasko olur... Bu ülkede eğitim sistemi, gelenin gidenin vurduğu bir dart tahtası misaliyken... 17 Nisan Köy Enstitüleri'nin kuruluşunun 81. yılı... Hüzünle anmak

Bir Bursa Beyefendisi İrfan Eroğlu'nun anılarından...

09.04.2021 11:25
Mudanya'nın Girit mahallesinde, yıllardır önünden gelip geçtiğim ve çeşit çeşit çiçekleriyle dikkatimi çeken evde, çiçekler arasında, dünya tatlısı İrfan Amca ve Kudret Teyze ile nostaljik bir Bursa yolculuğuna çıktık. İrfan Amcanın özel demleme çayı, Kudret Teyzenin el lezzetleri eşliğinde... Mu

Köy Enstitülü bir çınarın ardından...

25.03.2021 11:49
Köy Enstitüsü Mezunu öğretmenlerimizle tanışmak istediğimde, Zeki Baştürk rehberliğinde ilk durağımız 99 yaşındaki Faik Acar olmuştu. Köy Enstitüsü lafını duyunca bile gözleri dolan biri olarak, bir köy enstitüsü mezunu tanıyacaktım. Heyecanlıydım. Faik Hocamızın kızı Nilgün Hanım, bizi

Ege'de bir zeytin cenneti; Akhisar

15.03.2021 14:56
Akhisarlılar'ın memleketlerinden bahsederken illa ki; "Akhisar'ımız" dediklerini biliyor muydunuz? :) Daha otogarda zeytin ağaçlarını görmeye başlıyorsunuz. Manisa'nın en büyük ilçesi ve "Akhisar'dan 60 ülkeye zeytinyağı" haberleriyle tanıdığımız, antik çağlardan bugüne bir değerimiz. Arkad

Bir "Kent Belleği" Mimarı...

16.02.2021 14:37
Okçular Çarşısı eski esnafı ile ilgili bir araştırma yapmaya başlamış ve Berber Dilaver Balkan'ı, Haluk Cömertel ağabeyim sayesinde tanımıştım. Ne zaman Okçular'a yolum düşse, Dilaver amcanın dükkanına uğrar oldum ondan sonra. Pandemi dolayısıyla çok az geliyor çarşıya ama denk gelirsem ne

"Heykeli dikilecek insan olma" meselesi...

29.01.2021 16:43
Futbolla ilişkim... demeyeyim; Bizimkine ilişki denmez, seviyeli takip denir anca... Çocukluğumun en net hatıralarındandır dedemle maç izleme partilerimiz... Parti diyorum, sahiden parti havasında geçerdi bizim maç izlemelerimiz. Yaz tatillerine denk gelen kupa maçları, dedemin çiçekler,

Göbeklitepe figürlerine ipeksi dokunuş...

28.01.2021 10:28
"Şimdi bu adamlar bu tapınağı yapmış sonra da gömmüş mü yani?" sorularıyla anlamaya çalıştık Göbeklitepe'yi... Heyecan verici bu büyük keşifle birlikte bin bir soru işareti takıldı zihinlerimize. Arkeolojinin cilvesi işte. Bir anda 12.000 yıl önceye çekiverdi dikkatlerimizi. Geriye k

Gemlik, balık tutarken sizin de hizmete gelince mi başkasının?

08.01.2021 14:09
Kamuoyunun yakından tanıdığı Cemil Aydın, bizimle bir görüntü paylaştı. Kurşunlu sahilinde, yarı dökük, çökmek üzere bir merdiveni ve bundan duyduğu endişeyi anlatmıştı bize Cemil Bey. Endişesinde de çok haklıydı. Hem görüntü kirliliği hem de büyük bir hayati tehlike söz konusuydu. Kayıtsı

Bayram Demir'in hatırasına saygısızlık!

06.01.2021 16:32
Bursa sevdalısı olarak tanıdığımız; Osmangazi meclis eski üyesi Cemil Aydın'ın bizimle paylaştığı görüntülere çok üzüldük. Fotoğrafta görüldüğü gibi, Kurşunlu sahilinde bir kısmı çöken merdivenler görüntü kirliliği olmasının ötesinde, bilhassa sahilde dolaşan çocuklar için büyük tehlike demek.

Şimdi artık, "suyu anlama zamanı..."

06.01.2021 11:38
Haftalık olarak takip ettiğim HBT (Herkese Bilim Teknoloji) dergisinin bu haftaki sayısında dikkat çekici bir haber vardı. "Mayalar, suyu arıtma konusunda bin yıl öndeydi..." Türünün bilinen en eski su filtreleme sistemini kullanmış Mayalar. Yani toplumlar suya hep kafa yormak zorunda. B

Dün bir annenin evladı yakıldı bu ülkede...

30.12.2020 14:52
Yeni yılın adı bile güzeldir. Yeni yıl umuttur, heyecandır. Zor bir yıldan sonra, bir gecede hayatlarımıza sihirli değnek dokunmayacağını hepimiz bilsek de, modumuz yükseliyor... Umutlanıyoruz. Bunları yazarken, pencereden dikine dikine gelen güneş gözümü alıyor! Aralık sonunda bahar havası yaşa

Pandeminin unutulanları

28.12.2020 16:13
Hayatın her alanını, her zerresine kadar bir virüs şekillendirdi. Kırılgan ekonomisi, çalkantılı ve oturmamış siyasi yapısıyla ülkemiz kimine göre başarılı, kimine göre sınıfta kaldı bu süreçte. En vazgeçilmez aksesuarımız maske için, az tantanalar yaşamadık. Yöneticilerin de kafası karıştı bu ko

Umutlarıyla araya mesafe koymama adına....

22.12.2020 10:32
Kısıtlanmak ne kadar boğucu bir ifade olsa da özgür ve sağlıklı günlerimize kavuşmanın da ön koşulu şüphesiz. Zira karşımızda ölümcül bir hastalık var. Yılbaşının yaklaşmasıyla da beklenen açıklama geldi. Aksini düşünmek bile olası değildi zaten; evlerimizdeyiz! Eğer pazarlara girmezseniz, hafta

Güzel olacak güzel...

15.12.2020 15:48
Ölümün olduğu yerde, geri kalan her şey önemini yitiriyor elbette. Evrenin döngüselliği, tarihin tekerrürleri... Aslında müziğin ritmi gibi, her şey büyük yaşam pastasının tarifinde var. Kişisel özelliklerinizden birini bile sizden alsalar, siz artık siz olmazsınız. Her lezzetli pastada bir mikta

Neden "zenci" dedin?

10.12.2020 13:39
Rosa Parks ... 1955'lerin Amerikasında, emekçi bir terzi... Zenci. Bir iş çıkışı otobüse biner. Beyazlara ait koltuklardan birine oturur. Şoför gelir ve koltuktan kalkmasını söyler. Otobüsteki diğer siyah erkekler kalkar. Ancak Rosa Parks sadece cam kenarına kaymakla yetinir... Polis geli

Bir dünya şairi Ataol Behramoğlu

07.12.2020 11:26
Sosyal medya ilginç bir mecra. Her açıdan konuşabiliriz sosyal medyayı. İyisini, kötüsünü, faydasını, zararını... Zaman vampiri olsa da bana muazzam dostluklar kattı. Ataol Behramoğlu'nu yıllar önce bir kitap fuarında görmüştüm. Kısacık sohbet etmiştik. Kendisini okumayı hiç bırakmadığım gibi

Belki de tek engel "engelli" kelimesidir

03.12.2020 14:21
Yedi yıl önce bir akşam üzeri telefonum çalmış ve ben orada olmadığımdan telefonumu kuzenim Hilal açmıştı. Hilal'in sesini yan odadan duyunca şaşırmıştım. Hilal telefondaki kişiye; "aaa öyle mi ben de down sendromluyum biliyor musunuz?" diyordu. O ilk telefon görüşmesinde sıcacık bir anne

İlla Stockholm'e mi gidelim?

02.12.2020 11:52
3 Aralık bir farkındalık günü olup, olası "Engelliler günü kutlu olsun" söylemleri için, aman diyorum! "Çocuğunuzun size kızdığında tekerlekli sandalyesiyle çıkıp gidebileceği bir odası olmalı..." denilen bir Stockholm modeli bize çookk uzak olsa da, engellilerin sorunlarını ve çözümlerini bir bil

Zeytin dikeceksin!

26.11.2020 14:49
"Zeytin bütün ağaçların ilkidir..." diye bilinir. Eski Ahit'te anlatılır; Nuh tufanından sonra, gemiye ağzında taze koparılmış zeytin dalıyla dönen güvercin göstermiştir ki; sular altında kalan yeryüzünde canlı kalan tek varlık "zeytin ağacı" olmuş. Mitolojide anlatılır; Atina şehrinin

Köy Enstitüsü ruhuna özlemle

24.11.2020 11:43
Bugüne dair çok şey yazılabilir aslında. Öğretmenlere meslek kanunundan, özel eğitim öğretmenlerinin çalışma koşullarına... Eğitim sistemimizin yap boza dönmesinden, pandemi döneminin eğitim aksaklıklarına... Cumhuriyetimizin en güzel projelerinden olan Köy Enstitülerini ve emektarlarını bu özel gü

Böyle güzel anılmak her valiye nasip olmaz

23.11.2020 10:30
Sözcü gazetesi Ankara Temsilcisi Saygı Öztürk, son günlerde gözleri dolu dolu, kendisine gelen iletileri takip etmeye çalışıyor. Geçtiğimiz hafta kaybettiğimiz ağabeyi, emekli vali - karikatürist Refik Arslan Öztürk'ün vefatından sonra gelen iletiler bunlar. Vali bey ile anılarını paylaşıyor k

Organ bağışıyla toprak olmazsınız!

20.11.2020 10:16
Burdur'un İlyas Köyü'nde, kaynamış bulgur ve ceviz yerken, bir taşın başına oturduk. Ata buğdayı, kocabuğdaydan yapılan bulgurun içine ceviz ve darı kattık. Bulgur kaynayacak, kurutulacak, değirmende yarılacak, kısırlık ve pilavlık olarak ayrılacak. Köylerde aş / bulgur aşı dediğimiz ata yemeğimi

"Bursalıları evlerinde yalnız bırakmadık"

19.11.2020 15:09
Konu başlıklarının; "Pandemi Süreci, Dijital Etkinlikler, Tiyatro, Kütüphane, Çocuklara Özel, Festival, Fuar ve Şenlikler, Müzik, Sinema, Eğitim, Akademi ve Atölyeler, Panel, Söyleşi, Seminer, Sempozyum ve Çalıştaylar, Anma Etkinlikleri, Sanat Galerisi ve Sergiler, Kültür ve Sanat Felsefemiz" olduğu

Ayhan Sicimoğlu ile yolda olmak

18.11.2020 14:27
Renkler programından tanıdığımız; müzisyen, gezgin, radyocu, TV programcısı Ayhan Sicimoğlu'nun yol arkadaşı, kameramanı Hüseyin Sami Büyükgezici ile yolda olmayı konuştuk.   B.E: Büyükgezici! İnsan soyadını bu kadar mı yaşar? Sami Bey, ne zamandır gezersiniz? Hayatınızı biraz anlatır mısınız

Demiryolları ve Köy Okullarımı İstiyorum!

17.11.2020 16:35
Kemal Demirel, 22 ve 23. dönem Bursa Milletvekilimiz. Siyaset yaşamında; Gençlik Kolları Başkanlığı, İlçe Başkanlığı ve Büyükşehir Meclis Üyeliği, Kurucu Genel Yönetim Kurulu Üyeliği, Parti Meclisi Üyesi, Yüksek Disiplin Kurulu Başkan Yardımcılığı, CHP Bursa İl Başkanlığı ve de Merkez Yönetim Kurul

Bir Bursa değeri: Hasan Bilin

16.11.2020 12:20
Keles'in Yağcılar köyünden, Adapazarı Arifiye Öğretmen okuluna bir genç, öğretmen olmak için yola çıksın. 13 yaşındayken çizdiği simitçi resmini, öğretmeni ondan habersiz UNESCO'nun düzenlediği bir yarışmaya göndersin ve 13 yaşındaki Hasan, Hindistan'da haberi bile olmadan girdiği yarışmada derece

Arılar olmadan asla !

13.11.2020 11:39
"Gerçekleştirilen yeni bir çalışmada, 100 milyon yıl önceden kalma bir arı fosili incelendi." haberleri oldukça heyecan vericiydi. Yunan Mitolojisi'nde; Zeus, bebekliğinde balarıları tarafından beslenmiş ve baş tanrı Zeus'un sıfatlarından bir "Arılar Kralı" olmuş. Hipokrat'ın reçetelerinde, yüksek

Ruha Şifa Likya

12.11.2020 11:57
Yayla yolundan, uzaktan Seki Yaylası'nı selamlayarak kıvrıla kıvrıla hayallerimin başladığı yere doğru giderken, gün aydınlanmaya başlamıştı. Yanından gelip geçerken, bacası tüten evler her zaman içimi ısıtır benim. Evin yaşanmışlıkları kendi hayatım oluverir bir anda... Derken Karabeli'de aştık v

Salkım Söğüt

10.11.2020 13:53
99 depreminde ailemizin kayıplarından sonra duyduğum, Ağlamalardan, feryatlardan olsa gerek; Her depremden sonra sessizleşiyorum. Eğer çok yakınınızı kaybetmişseniz; Ve depremin değil de bir ihmalin, yani bir vebalin gerçekliği içinize işlemişse, İsyan boyutunu aşıyorsunuz. Bugün bir bilim ins