SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Oğlumun kokusu damarlarımda saklı...

Yazının Giriş Tarihi: 09.05.2022 12:02

Selam tüm okuyuculara ve anne şefkatinin değerini bilen tüm güzel yüreklere...

Dün anneler günüydü...

Victor Hugo ”Kadınlar zayıftır; ama analar kuvvetlidir” der.

Kuvveti evladına duyduğu sonsuz sevgisinden gelir çünkü...

Sevgisi koşulsuzdur

Hayattaki beklentisi ise yine evladının mutluluğudur…

Bu kadar…

Senin için canımı veririm lafını öylesine söylemeyen tek varlık da hatta “canımı verdikten sonra ona can olur mu” diyen de yine annedir...

Ve her annenin ağzına bile almaya korktuğu en büyük korkusudur  “evladının ondan önce hayata veda etmesi…”

Yıllardır hiç unutamadığım ve her aklıma geldiğinde duygulandığım bir anımı paylaşmak istiyorum...

Sanırım 10 yıl kadar olmuştur… Güzel, komşuluk ilişkilerinin yaşandığı bir apartmanda yaşıyorum o dönem. Ama vardır ya hani, bazı insanlar sizin için daha özeldir, daha bir yakın görürsünüz kendinize…

Benim de karşı dairemde emekli öğretmen bir ablamız vardı. Nasıl iyi anlaşıyoruz ama anlatamam. Ne çok şeyi öğrenmişimdir ondan…

Çok naif, kibar, yüzüne her daim oturan tatlı bir gülümseme ve derdinle kederlenen, sevincine ise senin kadar mutlu olduğunu hissettiren nadir insanlardan...

İki çocuğunu büyütmüş, yıllar sonra dünyaya getirdiği “tekne kazıntım” dediği bir de küçük oğlu vardı. Tanıştığımızda lise son sınıfa gittiği halde hala bebeğiydi sanki...

Okul basketbol takımının gözde oyuncusuydu. Hatta ünlü bir meşrubat reklamında bile oynamıştı. Kızlar da peşinde pervane… Bazen takılırdım ”kapacak bu kızlar oğlunu ablacım” diye.

”Yapma Çağla, o çok küçük daha” derdi. O yıl gecesini gündüzüne kattı bizim delikanlı. Eh hatırı sayılır da bir puan alınca İTÜ’de güzel bir bölüme girmeye hak kazandı. 

Ama annesinin içi huzursuzdu

“Ben bu yıl kazanmaz diye umut ediyordum, hani biraz daha büyür aklım kalmaz” diye söyleniyordu habire...

Ben de her defasında, “yapma artık aslan gibi çocuk” diye gülüp teselli veriyordum, anne hisleriyle yüreği daralmış bu kadına… 

Nihayet üniversiteye beraber yerleştirip geldiler eşiyle… Neyse ki iyi haberleri geldikçe biraz ferahlıyordu. 

Evet nihayet şubat tatili geldi çattı. Nasıl seviniyor ama… Sevdiği yemekler günler önce sıraya koyuldu. ilk gün şunu, ikinci gün şunu yaparım diye… Fakat oğlu iki gün gecikmeli geleceğini söyleyince, ablamızın sabırsızlığı da arttıkça artmıştı...

Neyse ki, yarın artık gelecekti…

Sabah erkenden kapımın çalınmasıyla yataktan fırladım. Üst kat komşum;

-Çağla duydun mu?

-Neyi ?

-Ayşe ablanın oğlu dün İstanbul’da kalp krizi geçirmiş.

Sadece gözlerine bakıyorum, konuşamuyorum sonraki gelecek cümleyi bekliyorum…

-Eeee, dedim

-Vefat etmiş. Ama Ayşe abla henüz bilmiyor. Cenazeyi köylerine götürecekler. Ayşe ablayı da bir bahaneyle köye götürmüş eşi…

-Nasıl ya… Bu olamaz…

Dumura uğramıştım. İnanamamıştım… 

Ertesi gün Ayşe ablamızın yanına gittik. 

Teselli edecek tek kelime yoktu. Sözün bittiği yer buymuş meğer...

Beni görünce boynuma sarıldı.

“Boyu çok uzundu ya, tabut kısa geldi biliyor musun? Kızdım onlara ben de, ayakları buz gibi olmuş oğlumun dedim” diyordu...

Benimse boğazım düğüm düğüm...

Beklenmedik bir acının ardından düşünceleri allar bullak olmuştu belli ki!

Aradan aylar geçiyordu, Ayşe ablamız artık toparlamıştı kendini, kabullenmişti acısını. Hatta ummadığımız kadar iyiydi. Yine o naif insan, yüzünden hiç eksik olmayan gülümser bakışlar… 

Ama biz bu süreçte hiç baş başa kalamamıştık. Belki de kalmak istememiştik; ne ben, ne de o… 

Çünkü bizim konuşmalarımızın baş kahramanı hep maceraları bitmeyen, annesinin heyecanla yaptıklarını anlattığı, Sertaç’tı… 

Şimdi ne konuşacaktık ki…

Bir akşam kapım çalındı. Ayşe ablaydı gelen.

Bir kahve içelim mi dedi? 

Ne zordur böyle durumlarda havadan sudan konuşmaya çalışmak...

Sözleri dünyaya yedi kez turlatırsın ama söz yine gideceği yerde mutlaka durur. 

Bir ara çocuklardan söz açılınca; ”Ah Sertaç da hiç sevmezdi kimyayı” dedi. Ve bir sürü şeyler anlattı bu konuyla alakalı. Sanki hiç ölmemişti… 

Aslında bu güçlü duruşu hayranlık uyandırırken, birazda tuhaf geliyordu, üstelik bu kadar düşkünken ona… 

Bir an sessizlik oldu. Sonra sanki içimden geçenleri okur gibi; 

“Geçen gün kitaplığı temizliyordum. Bir not düştü biliyor musun? 

Küçük bir kağıt parçasıydı.                            

Oğlumun el yazısıyla yazılmış. O hiç sevmediği kimya formüllerinden...

Sonra nereye koysam diye düşündüm. Sandığa mı saklasam, yoksa daha mı emniyetli bir yere…

Çok düşündüm ona layık bir yer bulamadım. 

Üstelik onun eli değmişti, kokusu sinmişti. Sonra ne yapacağımı buldum. Kağıdı ağzıma aldım iyice eritene kadar çiğnedim ve yuttum… Düşündüm ki, böylelikle kanıma karışır ve damarlarımda olur Sertaçım’ın kokusu...

Ta ki ben ölene kadar diyordu yaşlı gözleriyle...

O toparlandı dediğimiz annenin hala içindeki ateş nasıl da harlıymış meğer…

”Çocuğunu kaybeden bir anne için her gün ilk gündür; bu ıstırap ihtiyarlamaz” der Victor  Hugo… Ve hep ona kavuşmayı diler rüyalarında, hayallerinde en çokta ebediyen…

Dini, dili, ırkı, mezhebi, inançları,  ne olursa olsun,aynı yürek acısıyla ağlayan ve evladının mutluluğuyla gülen tek evrensel duygudur annelik...

Hiçbir anne ağlamasın dileklerimle...Tüm annelerin günü kutlu olsun...

"Anne ölünce çocuk 

Bahçenin en yalnız köşesinde 

Elinde bir siyah çubuk 

Ağzında küçük bir leke 

Çocuk öldü mü güneş 

Simsiyah görünür gözüne 

Elinde bir ip nereye 

Bilmez bağlayacağını anne 

Kaçar herkesten 

Durmaz bir yerde 

Anne ölünce çocuk 

Çocuk ölünce anne…"

(Sezai Karakoç)

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar

Ülkemin gül yüzlü gençlerine...

19.05.2022 14:56
Selam tüm okuyuculara, selam olsun 19 Mayıs ruhunu yüreğinden eksik etmeyenlere ve ülkemin güzel yüzlü gençlerine... 19 Mayıs 1919, Türk milletinin tam bağımsızlık ve özgürlük umutlarını inanca dönüştürecek kurtuluş ateşinin yakılıp Milli Mücadele’nin başlatıldığı gün... Gazi Mustafa Kemal Atatürk

Sınav mı? Sınanmak mı?

16.05.2022 09:09
Selam tüm okuyuculara... Selam olsun, habire sınanmak zorunda kalan sınav öğrencilerimize... Yıllardır kangrene dönüşen eğitim sistemi ve bu yüzden komaya giren aile ilişkileri, maddi kaygılar vs... sınav mı yapıyoruz sınıyor muyuz çocukları belli değil... Öncelikle ilkokula başlayan çocuklarımız

Üç fidan ve Hıdırellez 

06.05.2022 13:30
Selam tüm okuyuculara selam olsun bağımsızlık uğruna ölümü göze alan özgür yüreklere... 5 Mayıs 1972... Ankara’da sokağa çıkma yasağı var. Şehrin her yerine devriyeler yerleştirilmiş. Ankara kapalı cezaevinde gece yarısı ayak sesleri ve zincirli adımlar aylardır beklenen kabusla mahkumla

Vatandaşı gören var mı?

29.04.2022 16:40
Selam olsun tüm okuyuculara, selam olsun bitmeyen umutlarıyla bayramı bekleyen yüreklere... Evet bir ramazan ayına daha veda ederken, tuttuğumuz oruçlarla nefsimizi sabrımızı terbiye etmeye çalıştık. Peki ruhumuzu kalbimizi de bu nispette terbiye edebildik mi? İşin doğrusu bu Ramazan en çok

Uludağ elektrik iftarı ve semazenler...

25.04.2022 16:26
Selam tüm okuyuculara, selam olsun olduğu gibi görünüp göründüğü gibi olmayı başarabilen tüm güçlü yüreklere... İçinde bulunduğumuz Ramazan ayı sebebiyle yazılarımız da yine bu ayda gerçekleşen iftar davetleriyle ilgili oluyor çoğunlukla. Bu programlarda kim ne ikram etmiş, etmemiş; kim ne yemiş,

BESOB ve Ahilik

22.04.2022 15:06
Selam olsun tüm okuyuculara ve selam olsun mağdurun yanında olabilen vicdanı bol yüreklere... Ramazan ayı fakiri fukarayı gözetmek için fırsatlar ayı olarak bilinir. Çünkü bu ayda oruç dışında islamın şartlarından zekat da devreye girer. Zekât, dinen zenginlik ölçüsü kabul edilen miktarda mala sa

Siyasette iftar günlükleri

20.04.2022 09:42
Selam tüm okuyuculara, selam olsun kişisel hırslarını geride bırakabilecek kadar memleketini seven tüm erdemli yüreklere... Bayrama sayılı günler kala öncelikle şu bilgiyi sizinle paylaşmak istedim. Ramazan insan hayatında aynı ayın aynı gününe ancak 3 kez denk gelebilirmiş. 4. kez bu döngüyü ya

Akşener Bursa’da hem gürledi hem yağdı!

15.04.2022 09:41
Selam tüm okuyuculara, selam olsun birlik ve beraberliğe vesile olan bu kutsal ayın kutsiyetini samimiyetle yaşayan tüm güzel yüreklere... Ramazan bereketi bu kez belki cebimize yansımasa da birlik beraberlik adına bereketli bir ay oldu diyebiliriz. Üst üste organize edilen iftar programları, bir

Biraz seçim biraz geçim...

14.04.2022 09:25
Selam tüm okuyuculara selam olsun vatanı için en iyisini en güzelini hak gören vatanperver yüreklere... Siyasi gündemin hiç olmadığı kadar hareketli olduğu bu süreçte; vatandaş nasıl geçineceğiz, bu ayı nasıl atlatacağız umutsuzluğunu yaşarken siyasi partilerin de gündeme kim daha iyi oturur çaba

Sınanıyoruz…

09.04.2022 13:33
Selam olsun tüm okuyuculara ve selam olsun hayatın tüm sınamalarına rağmen ümidini kaybetmeyen yüreklere...    Evet, hayat sınanmalar, sınavlar, başarılar hatta başarısızlıklar ve yine de yılmadan denemeler bütünüdür...  Kimi eşinden, kimi işinden, kimi evladından, komşudan, faki

Güç kimde? 

05.04.2022 15:32
Selam olsun tüm okuyuculara...  Selam olsun tüm güçlü yüreklere... Ekonominin gidişatıyla zihnimizde ve ruhumuzda yaşadığımız tüm çöküşlere rağmen büyük bir güce sahip olduğumuzun farkında mıyız acaba? Yok yok şaka yapmıyorum.  Teselli, motivasyon falan da değil.  Gücüm