Bursa
Parçalı Bulutlu
7.9°
Lifebursa.com - Bursa ve Türkiye'den son dakika haberleri
Ertuğrul Mat
Ertuğrul Mat
ertugrulmat@lifebursa.com

"Hatıralar ihtiyarların bastonudur; ama siyasetçilere yol da gösterir"

03 Şubat 2021 Çarşamba, 12:41

ÜNİVERSİTE'DE BİR YEMEK BOYKOTU.

1957 yılında, Türkiye Millî Gençlik Teşkilâtı Genel Sekreterliğinden istifa ederek Demokrat Parti İstanbul Gençlik Teşkilâtını yeni bir ruhla yeniden yapılandırmıştık.'

O yıllarda, üniversitelerin kantinlerinde talebelere Kızılay'ın desteğiyle ucuz yemek veriliyordu. İstanbul Teknik Üniversitesi Talebe Cemiyeti Başkanı Ayhan Toker ile Sekreter Üye Sırrı İnceler, Meclis Başkanı'na, Başbakan'a ve Milli Eğitim Bakanı'na telgraf çekerek, Teknik Üniversite kantinindeki yemeklerden şikâyet edip, konuyu basına da intikal ettirmişlerdi. Akis dergisini çıkaran Metin Toker ile Ayhan'ın aynı soyadını taşımaları, Milli Eğitim Bakanı Celâl Yardımcı'nın soluğu İstanbul'da almasına kâfi gelmişti. Hemen, Tünel'deki Demokrat Parti İstanbul İl Merkezi'ne karargâh kurmuş, Ayhan Toker'i telefonla arayıp, "-Talebelik hayatını sona erdiririm" diye tehdit etmiş, tabii ki cevabını da almıştı.

Celâl Bey odada sinirli sinirli dolaşırken, İl Başkanı Cemil Bey, "Bizim gençlik kolumuzda aklı başında gençler var, onların fikrini almamız doğru olur" deyip, bizi İl Başkanlığına çağırınca, Celâl Yardımcıyla bir kere daha karşılaşmıştık. Olayı dinleyip, "Sayın Bakanım, bizim yaşımızdakilere 'delikanlı' diyorlar. O telefonu bana açsaydınız, bana da aynı şekilde hitap etseydiniz, muhtemelen benden de aynı cevabı alırdınız" dedikten sonra, telefona uzanıp, Teknik Üniversite Talebe Cemiyeti'ni aramış ve:

-Ayhan, bu yemek meselesiyle ilgili bütün evrakları alıp Sırrı ile Demokrat Parti İl Merkezi'ne gel. Dedikten sonra Celâl Bey'e:

Ayhan Denizlili, ailesi Demokrat Partili, kendisi de bizim Teknik Üniversite'deki en sağlam arkadaşımız. Sırrı İnceler, Doğan Kasaroğlu'nun kayınbiraderidir, CHP'lidir; ama Teknik Üniversite Talebe Cemiyeti'nde Ayhan'la uyum içinde çalışır, diye izahat verdim.

Biraz sonra, Ayhan ile Sırrı Tüneldeki D.P. İstanbul İl Merkezine geldiler, Bakan'la aralarında hiçbir şey geçmemiş gibi izahat verdiler. Dertlerini anlattılar. Telgrafların orijinal metinlerini Bakan'a gösterdiler.

Biraz sonra, Ayhan ile Sırrı'yı başka bir odaya aldım ve onlara plânımı anlattım:

-Ben yarın Bakanı Teknik Üniversite'ye yemeğe getireceğim, eline tepsiyi verip sıraya sokacağım. Siz de, aşçıyı ayarlayınız, yarın daha da berbat bir yemek çıkarsın! Dedim.

Celâl Bey, olayın birdenbire bu şekle dönüşmesiyle neşelenmiş ve "Söyle bakalım Ertuğrul, şimdi ne yapmak lazım? "Diye bana fikrimi sormuştu:

-Sayın Bakanım, yarın öğleyin beraber Teknik Üniversite kantinine gideceğiz. Talebelerle sıraya girip yemek alacağız, sonra sıralara oturup, onlarla beraber yemek yiyeceğiz. Gazetecilere ve yanımıza gelen gençlere, uygun görürseniz, 'Cemiyet Başkanı arkadaşımız, şikâyetlerini bize intikal ettirdi. Şikâyet, demokratik bir hakkın kullanılmasıdır. Durumu yerinde görmeye geldim; gençlerin haklı olduklarını tespit ettim. Gerekli tedbirleri alacağız' mealinde bir şeyler söylerseniz, çok iyi olur, dedim

Celâl Bey arkadaki odaya geçip, Menderes'i aradı, durumu arz edince, O da, "Gençlere müjde verin. Derhal Kızılay'a tahsisatı artırmaları için gerekli talimatı vereceğim. Gençler daha kaliteli yemek yiyecekler" demişti.

Böylece Celâl Bey'in, Teknik Üniversite'ye gitmesine ihtiyaç kalmadan olay çözüldü. Ayhan da "Hükümete sesimizi duyurduk" diyerek ve talebe lideri olarak Teknik Üniversitedeki gücünü arttırdı.