Bursa
Parçalı Bulutlu
7.6°
Lifebursa.com - Bursa ve Türkiye'den son dakika haberleri
Ertuğrul Mat
Ertuğrul Mat
ertugrulmat@lifebursa.com

Merhaba!

06 Ağustos 2020 Perşembe, 15:19

Bursa’da yazılı basında ilk yazım, Hâkimiyet gazetesinde, 15 Haziran 1962’de neşredildi. Yaşayan en eski Bursalı gazeteciyim.

1969’da milletvekili seçildim.

Yaşayan en eski Bursa milletvekiliyim.

Bursa Barosundaki sicil kaydım 251, sanıyorum ve kendilerine ömür diliyorum, birkaç gün evvel ebediyete tevdi ettiğimiz Turgut Bulut’tan sonra en eski Baro üyesi Av. Necmettin Emre’dir.. Ben en eskiden bir sonraki.

Anlayacağınız, sevgili kardeşim Osman Gürçay , beni “Bat Pazarından” alarak değil; ama, arkeoloji müzesindeki lâhit kabartmalarından sökerek,” Life Bursa profiline” monte etti.
Düşündüm ki, her şeyin eskisi var. Yalnız hakiki sevginin eskisi yok. Bu sebeple size, bizim dönemin aşkını anlatmak istedim:

SEVGİ BİTER Mİ?

Bu hususta gençlerle aramızda ihtilâf var.

Onlar “eski sevgilim” diyor, biz “sevgilim”

Onlar birkaç ayda bir, yeni aşklara yelken açıyorlar; bizler ise uçsuz bucaksız sevda okyanuslarında sığındığımız kalbe, bir ömür boyu demir atıyoruz.

Onlar bir ömürde, ”Yüz kere, bin kere sevebileceklerini sanıyorlar, bizler ise, bir kere sevmeyi bile, bir ömre sığdıramıyoruz.

Ömür sona ererse de, Aşık Veysel gibi, “Benim sadık yârim kara topraktır.” deyip, toprağa sımsıkı sarılıyoruz.

Onlar için sevgili, dünde kalıyor, buza yazılan yazı gibi silinip kaybolup gidiyor.

Bizim sevgimiz buza yazılmaz, silinip gitmez.

Biz, sevgilinin güzelliğini sadece, o veya biz yaşarken dillere destan etmekle kalmayız, öldükten sonra da, Cahit Sıtkı gibi ”Kabir’de böceklere ezberletiriz.”

Bizimki, öyle bir sevdadır ki, mahşer günü bile, hesap vermenin korkusunu unutur, Sefa ile Merve arasında say yaparcasına,” ortalığa düşer”, bir o yana, bir bu yana koşar ve   O’nu arar, dururuz.” Cahit Sıtkı gibi.

Bu sevdanın gücüyle buluruz birbirimizi , sonra ele ele tutuşur Allah’ın huzuruna dururuz.

Çılgınlık değil, sevdanın gücüdür bu..

Her ne kadar,Aşk, el ele tutuşmaktır” desek te, el ele tutuşanların, ellerinden, kalplerine doğru sevginin sıcaklığı yol almıyorsa eğer, o beraberlik, bizimki gibi değil; bugünün gençlerininki gibi bir aşk olur.

Bunun için, onlar, ne giden sevgilinin ardından gözyaşı döker, ne toprakta yârin kokusunu duyar, ne kabirdeki böceklerle konuşurlar, ne mahşer günü birbirlerini arar, ne de orada kavuşmayı arzular.

Ne yazık ki, “tarihe karıştı eski sevdalar.” (F.N.Çamlıbel)